Salkım Hanımın Taneleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,6bin
Gösterim
Adı:
Salkım Hanımın Taneleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755840000
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Baskılar:
Salkım Hanımın Taneleri
Salkım Hanımın Taneleri
Salkım Hanım
Yılmaz Karakoyunlu, İkinci Dünya Savaşı'nın önemli olaylarından birini bir edebiyat yapıtına konu edindi. Salkım Hanımın Taneleri romanında savaş yıllarında Türkiye'de iş çevrelerindeki gelişmeleri, batan ve yeni gelişen ekonomik kesimleri, Musevi kökenli tüccar ailelerini, sermayenin sınıf değiştirmesini ve bu süreçteki ahlak/ kültür değişimlerini, Varlık Vergisi faciasını, Saracoğlu hükümetinin bununla ilgili uygulamalarını anlattı
211 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Cumhuriyetimizin 20 li yaşlarındaki dönemde ortaya çıkan Varlık vergisini konu almış yazarımız. Kısmet olursa bir gün filmini de izlemek isterim. Dil olarak o dönemin dilinin ağırlığı görülse de anlatımını güzel buldum. Tabi tarih tekerrür etmiş demeden geçemeyeceğim. Günümüzde uygulanan vergiler - anlamsız vergiler- o günlerde de varmış buna çok şaşırmadım aslında. Ara sıra sıkıldığım bölümler de oldu elbette. Buhranlı dönemi , alçak kesimlerde ki insanların yükselmesini seviyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
211 syf.
·7 günde·8/10 puan
"
Varlık Vergisi, yakın tarihimizden mutlaka bilmemiz gereken bir konu. Evet, çok iyi bir konu seçilmiş; belki de bukadar karmaşık anlatılmamalıydı. Her şeye rağmen bu kitabın insana katacağı birşeyler var."



Kitap ŞuuruİnsanlıkŞuurudur!
211 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
İkinci Dünya Savaşı'nın buhranlı günlerini yaşayan dünya ve bunun İstanbul'daki yankılarıyla birlikte zenginlere getirilen "Varlık Vergisi"ni anlatan kitap. Özellikle gayrimüslimlere uygulanan ve tüm varlıklarını, geçmişlerini, köklerini kaybeden, ödeyemediği için Aşkale'ye sürgüne yollanan insanları anlatıyor.
İlk olarak filmini izlemiştim çok etkilenmiştim ve sonra kitabını okumaya karar verdim. Film kadar duyguyu aktaramamış fakat yine de o dönemi iyi aktardığını düşünüyorum.
211 syf.
·7 günde
Eskişehir sokaklarında çok geç keşfettiğim bir sahafın raflarında rastladım Salkım Hanımın Taneleri’ne. Filminin aldığı ödüllerden dolayı kitabın ismine kulak aşinalığım vardı, merak edip aldım. Kalın kapaklı mavi bir kitap... Okumak bugünlere kısmetmiş.


Salkım Hanım’ın Taneleri... Kitabı okuduktan sonra bu kadar güzel bir kitap ismi ancak böyle vasat bir öyküyle hiç edilebilirdi dedim. Kalabalık karakter kadrosu ve kopuk kopuk bir sürü olaylar zinciri. Yazarın büyük ihtimalle ‘’burayı da okur hayal gücüyle tamamlasın’’ dediği bu olaylar biraz daha ayrıntılı anlatılsa kitap en fazla elli sayfa daha uzar ama daha sağlam bir kurguya sahip olurdu. Tabi filmini izledikten sonra kitaba haksızlık etmemek gerektiğine karar verdim. Çünkü senaryo çoğunlukla kitaba sadık kalmamış, seyircinin ilgisini çeksin diye işin içine biraz entrika katılmış, oyuncuların konuşturulmaları beklediğim gibi olmamıştı.


Karakter kadrosu hayli kalabalık olan ve birbiri ile bağlantılı birçok olayın yer aldığı bir kitap. Karakterlerin yolları bir şekilde birbirleriyle keşisiyor, bir olayın kitabın ilerleyen bölümlerindeki başka bir olayla mutlaka bir alakası bulunuyor.


Kitapta Varlık Vergisi yıllarının İstanbul’u anlatılıyor.


Varlık Vergisi ne peki? Varlık Vergisi İkinci Dünya Savaşı’nın devam ettiği yıllarda karaborsacılığı önlemek amacıyla savaş tedbiri olarak getirilmiş bir vergi. Görünüşte tüm halkı kapsıyor ama aslında İstanbul’daki gayrimüslim halka daha ağır yaptırımları olacak şekilde uygulanıyor. Verginin mimarı dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu. Vergi ile amaçlanan savaş şartlarında devlet gelirlerin ek kaynak sağlamak. Bu kısım kitapta şöyle ifade ediliyor:


Başvekil, İstanbul'dan on beş günde üç yüz milyon lira istiyordu. Cumhuriyet'in on yılda topladığı verginin yarısını on beş günde almayı kafasına koymuştu. (#33113800)


Vergi tahakkuk ettirilmeden önce birtakım cetveller hazırlanıyor, bu cetvellerde mükellefler belli harflerle ifade ediliyor; Müslimler M, Gayrimüslimler G, Dönmeler D, Ecnebiler E harfiyle gösteriliyor. Vergi Kanununun ise ne itirazı ne de temyizi var. Kimin ne kadar vergi vereceğini belirleyen Servet Tespit Komisyonları var ve mükelleflerin akıbeti bu komisyonların elinde. Hatta bununla ilgili olarak kitapta şöyle bir kısım yer alıyor:


Kırk yıllık maliye profesörü İbrahim Fazıl Bey hayretler içindeydi. Nasıl olur da, itirazı, temyizi olmayan bir vergi salınırdı. Beyanı olmayan bir serveti üç beş devşirme komisyon azasının keyfine bırakmak, sonra hasetlerin, tamahların hesabına devleti alet etmek Cumhuriyet'e yakışır mıydı?(#33113930)


Vergi Komisyonları’nın vatandaşlara tahakkuk ettirdikleri vergilerin açıklanmasının ardından gayrimüslimler kendilerine yüklenen bu ağır vergileri ödeyemedikleri için ellerindeki malları yok pahasına satmaya başladılar. Böylelikle hem İstanbul’daki malvarlıkları el değiştirmeye başladı hem de ekonomik sınıflar arasında bir değişiklik meydana geldi. Yok pahasına satılan bu malları alan kişiler İstanbul’un yeni zengin kesimi oldu.


Ancak satılan mallar birçok mükellefin vergi borcunu ödemeye yetmedi. Borcunu ödeyemeyenler Erzurum Aşkale’ye sürgün edilerek burda çeşitli işlerde çalıştılar. Kitapta anlatıldığına göre buraya gelen Kafiledeki herkese iki lira yevmiye ödeniyor, bunun bir lirası Varlık Vergisi borcuna mahsup ediliyordu. Bu hesaba göre sürgün edilenlerin vergi borcunu ödeyecekleri süre yüzyıllara denk geliyordu.


Kitabın bir bölümü Varlık Vergisi’nin bu sürecinden ve vergisini ödeyemeyen gayrimüslimlerin sürgündeki yaşamından bahsederken bir bölümü de kırsal kesimden İstanbul’a gelerek zamanla ticarete atılmış ve gayrimüslimlerin yok pahasına sattıkları malları alarak İstanbul’un zenginleri arasına karışmış kişilerden bahsediyor.


Peki ya kitabın adı nerden geliyor. Salkım Hanım, kitabın ana karakteri diyebileceğimiz Halit Bey’in annesi. Kitapta isminin geçtiği sayfa sayısı ya bir ya da iki. Salkım Hanım’ın salkım seklinde değerli taşlardan(tanelerden) oluşan bir kolyesi var, eşi Sabit Paşa’nın hediyesi. Bu kolye Salkım Hanım’dan gelini Nora’ya geçiyor. Ve bu kolye roman boyunca birkaç kez karşımıza çıkıyor. Olaylar içerisinde bu kolyeye türlü türlü anlamlar atfediliyor, okuyucuya gizemli bir halde yansıtılıyor. Son olarak da kitabın final sahnesinde karşımıza çıkıyor.


Film hakkında da birkaç şey söyleyecek olursak birincisi karakterlerin konuşturmaları hiç iyi yapılmamış, yabancı olan insanların en azından aksanlı konuşturulması gerekirdi, böylece izleyenler onların gayrimüslim olduğunu anlayacak ve kitabın vermek istediği mesaj filme de yansıyacaktı. İkincisi kitapta yer alan bazı çarpıcı kısımlar filmde hiç gösterilmemiş, oysa okurken dahi insan bu kısım filminde nasıl canlandırıldı acaba diye düşünüyor.


Bütün bunlara rağmen kitabın da filmin de onlarca ödül almış olması düşündürücü tabi :))
215 syf.
·1 günde·Beğendi·4/10 puan
Merhaba,

Storytel uygulamasından ilk defa bir kitap dinledim. Az önce bitti ve bende bittim. :)

Yazar güzel bir konu bulmuş ancak o konuyu o kadar karışık aktarmış ki bir çok yerde kitaptan koptum... Kalabalık bir karakter ağı var ama herkesin hikayesi bölük pörçük ve tam anlamıyla sona ermeden nihayete eriyor... Bazı karakterler vardı ki ne için vardı hala kendimi sorguluyorum...

Kitap genel hatları ile kırsal kesimden kente göçen zamanla ticarete atılıp gayrimüslümlerin yok pahasına sattığı malları alıp İstanbul'un zenginleri arasına katılması ve değişimleri işleniyor. Diğer yandan Varlık Vergisi uygulama süreci ve insanların yaşamına nasıl etkilediğini okuyoruz...

Kitabın Adına İlham Veren Kolye ve Salkım Hanım kitapta bir kaç yerde geçiyor ve hikayelerle bağdaştırılma durumu zerrece tatmin etmedi beni. Filmini izler miyim bilemiyorum...

Puanım : 4 :/
211 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Şükrü Saraçoğlu hükümeti döneminde 1942 Aralık ayında uygulanan Varlık Vergisi ni anlatıyor kitap. Bu vergi çok tartışmalı olduğu için o tartışma kısımlarına girmek istemiyorum. Ama şunu söylemeliyim. Ne yazıkki ülkemizde bazı şeyler hiç değişmiyor. Varlık Vergisi yygulandığında insanlar çok ama çok yüksek tutarları ödemeye mecbur bırakılmış, ellerindeki avuçlarındakileri vermiş, gayrimenkullerini satmışlar. Bu dönemde gayrimüslimlere ait pek çok taşınmaz el değiltirmiş. Yine de vergi borcunu ödeyemeyenler ise Erzurum Aşkale ye sürgün e gönderilmişler. Peki bilin bakalım Eylül 1943 te ne olmuş. Yapılan uygulamanın hata oldugu anlaşılarak vergi yürürlükten kaldırılmış, ödenmeyen borçlar affedilmiş, kanuna uyup ödeyenler ve hatta sürgün de ceza çekenler ise ödedikleriyle ve çektikleri cezalar ile kalmışlar. Aynı durumu bizler de defalarca yaşamadık mı... Ancak edebi yönüyle baktığımızda kurgu birbirinden kopuk mekan ve kişiler arasında oluşturulduğundan, romanın akıcılığı olmadığını söyleyebilirim. Sonunda tüm karakterler bir şekilde birbirleriyle bağlanıyorlar ama genel olarak zor okunuyor. Bu arada belirtmeliyim ki roman pek çok ödül almış. Ben kıymetini anlayamadım demekki diyor geçiyorum...
Yılmaz Karakoyunlu’nun okuduğum ilk romanı. Son olacağı da kesin... Salkım Hanımın Taneleri Yılmaz Karakoyunlu Madalyonun İçi
211 syf.
·Puan vermedi
‘’Adalet, vergiyi az ya da çok almak değildir, insana bütün haklarını teslim etmek sanatıdır.’’
Kitap da oldukça dikkatimi çeken bir sözdü. Kitap İkinci Dünya Savaşı döneminde alınan Varlık Vergisinin alındığı dönemden getirdiklerini ve götürdüklerinden bahsediyor. İstanbul’a göç eden ailelerin yaşamlarından başlayarak zamanın İstanbul beyefendilerinin yaşamlarına da değiniyor. İkinci Dünya Savaşı sıralarında Türkiye her ne kadar savaşa girmemiş dahi olsa da büyük ölçüde savaşın sonuçlarından etkileniyor. Dönemin cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü her ihtimale karşı koruma amaçlı sınırda bir milyon asker bekletme gibi bir önleme gidiyor. Bu da ülkede azalan iş gücünün yanında bu askerlerin ihtiyaçlarını karşılamak gibi bir zorluğun yaşanılmasına sebep oluyor. Tabi bu müthiş ihtiyaç sahibi bir dönemde fırsatçılık da alıp başını gitmiş oluyor. Ayrıca bu sıralarda Türkiye’nin savaşa katılmamış olması da savaştan kaçmak isteyenler için bir göç alternatifi doğuruyor. Ülkede karaborsacılık artıyor, büyük ölçüde zeytinyağı stoğu bulunmasına karşın zeytinyağının kilosu çok yüksek fiyatlarda ancak bulunuyor. Dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğlu da ekonomiyi rahatlatmak adına böyle bir vergiye gidiyor. Kitap da bu konuyu ve zamanın yoksul kesimini, üst kesimini salkım hanımın taneleri adlı kolye üzerinden güç ve serveti konu alıyor. Kitap 1999 yılında filme de çekilmiş, bir çok ödül almış ve bu sayede varlık vergisi tekrardan gündeme gelmiş. O dönemde çiftçilerden de alınmış bir vergi de bulunuyor Toprak Mahsulleri Vergisi. Bu vergi Yokluk vergisi olarak da anılmakta çünkü zaten ekonomik olarak güçsüz bir durumda olan çiftçiden itiraz yolu olmadan vergi alınıyor bunun çok gündeme gelmemesinin yanında Varlık Vergisi facia olarak anılmış, bir çok yazar tarafından hatta yurtdışından da eleştiriler almış. Kitabı bir kenara koyarak filmin yalnızca yahudilerin üzerinden alınıyormuş ve yalnızca onlar acı çekmiş, kaybedenler yalnızca onlarmış gibi gösterilmesi bana biraz tuhaf geldi açıkçası. Ne kadar yerinde olduğunu elbette ki bilemeyiz fakat o dönem bir çok ülkede İsviçre başta olmak üzere Bulgaristan ve Yunanistan’ da da Servet Vergisi alındığını belirtmek isterim. Hikaye güzel fakat anlatım oldukça dağınık. Olay geçişleri yapılırken bağlantı sağlanmamış o yüzden ‘’ kimden bahsediyor şuan? ‘’ ‘’neredeyiz?’’ gibi sorular sormanız doğal olacaktır. Okuyacak olan herkese önce o dönemi araştırmalarını ve Varlık Vergisi kanunun şartlarını okumalarını tavsiye ederim.
211 syf.
·4 günde·5/10 puan
Şükrü Saraçoğlu’na ‘Haraçoğlu’ lakabını getiren Varlık Vergisi’ni konu edinen kitap. Film ve kitap birçok ödül almış. Filmi izlememiştim, açıkçası kitabı beğenmedim.

1942’de gayrimüslim, iş adamı ve tüccar kesimi ilgilendiren servet vergisi ülkede ekonomik dengeyi altüst eder. Zenginler vergiyi ödeyebilmek için varını yoğunu satmak zorunda kalır. Köyden kente göç edenler de bu durumu fırsata çevirerek ekonomik sınıf atlar. Vergiyi süresinde ödeyemeyenler ise Erzurum Aşkale’ye sürgün edilir. Nihayetinde tek seferlik olan bu vergi uluslararası itibarın zedelenmesinden sonra kaldırılır.

Kitapta çok sayıda karakter var, hepsi bir yerde kesişiyor fakat; olaylar çok çabuk değişiyor. Sayfadan sayfaya bile değil paragraftan paragrafa farklı konulara geçiliyor. Haliyle insan takip etmekte zorlanıyor. Bu yüzden kitabı beğenemedim ve bitirmek için sürekli kaç sayfa kaldı diye bakmaktan alamadım kendimi. Konu güzel ancak anlatım için aynı şeyi söyleyemem. Bir de dönemin siyasileri çokça yerilmiş, hakarete varan cümleler var bu da beni itti. Daha objektif olabilirdi. Yine de bu sadece benim görüşüm. Belki siz çok seversiniz, iyi okumalar ️

Bence bu kitabın en güzel yanı ismiydi.
215 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Salkım Hanımın Taneleri, 2.Dünya Savaşı yıllarındaki Türkiye'deki durumu, Varlık Vergisi karne düzenini ve bazı siyasi durumları anlatıyor... Sabit Bey ve Salkım Hanım, çocukları Halit Bey, Nefise, Gani Bey, Lui, Nora, kasabadan şehre gelip karısından ayrılan Durmuş, Durmuş'un karısı Nimet, evlenecek kızı Nahide, İclal Hanım, Recai Bey, Bekir, Destegül, Üzeyir, kafileler, milletvekilleri, belediye başkanları... Daha ismini sayamadığım insanlar... Hepsinin birbiriyle kesişen hayatları ve o hayatın getirdikleriyle imtihanları... Okumanızı öneririm... Lüks yaşanan hayatlar hiç göründüğü gibi değilmiş, şöhret aslında iyi bir şey değildir...
211 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
#KitapYorumu
#SalkımHanımınTaneleri

Anadolu'dan İstanbul'a göç eden Durmuş,ailesiyle birlikte asker arkadaşı Bekir'in yanına geçici olarak yerleşir.Zamanla Bekir'in çevresiyle ilgili bilgiye sahip olan Durmuş,Bekir'in patronunun servetine ve karısına göz koyar.Tabi o zamanlar da bir de Varlık Vergisi çıkar ve vergi nedeniyle zor günler yaşayanların sıkıntılarını,vergiyi ödeyemeyenlerin Aşkale'ye sürgüne gönderilmelerini anlatıyor.Ama ben beğenmedim kitabı.İsmiyle bence çok alakasız.Çok ağır ilerliyor kitap.Ahlaki unsurlar ve siyaset ön planda.Gerisi de sizin okumanıza kalmış.
211 syf.
·1 günde·8/10 puan
Kesinlikle okunmasi gereken bir kitap. Yıllar önce bitirdim sonra kütüphamde unutmaya bıraktım. Bu yıl yeniden okudum ve yine çok beğendim. Oldukça kısa bir günlük kitaplardan ilgi çekici güzle bir anlatım. Birbirine güzel baglanmis olaylar isminin hakkını veriyor zaten en can alıcı noktası sonunda veriliyor. Başarılı tavsiye ederim
211 syf.
·3 günde·8/10 puan
Türkiye Cumhuriyeti Saroçoğolu Döneminde,Varlık Vergisi kanunun vatandaş üzerindeki olumlu olumsuz etkilerini görüyoruz.Haklı haksız kazanımlar ve kayıplar var.
İlk kez okuduğum Yılmaz Karakoyunlu kitabında her paragrafta farklı karakterleri,olayları yazmış olmasından ötürü takip etmek başlarda zor gelmiş olsa da bir anda kendini kitaba kaptırıyorsun.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Salkım Hanımın Taneleri
Baskı tarihi:
1999
Sayfa sayısı:
215
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755840000
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Öteki Yayınevi
Baskılar:
Salkım Hanımın Taneleri
Salkım Hanımın Taneleri
Salkım Hanım
Yılmaz Karakoyunlu, İkinci Dünya Savaşı'nın önemli olaylarından birini bir edebiyat yapıtına konu edindi. Salkım Hanımın Taneleri romanında savaş yıllarında Türkiye'de iş çevrelerindeki gelişmeleri, batan ve yeni gelişen ekonomik kesimleri, Musevi kökenli tüccar ailelerini, sermayenin sınıf değiştirmesini ve bu süreçteki ahlak/ kültür değişimlerini, Varlık Vergisi faciasını, Saracoğlu hükümetinin bununla ilgili uygulamalarını anlattı

Kitabı okuyanlar 474 okur

  • Gams
  • İsmet Dağlı
  • Sultan Nur Keskin
  • ayda
  • Yücel Akçelik
  • Cavit Çilesiz
  • Arzu Aytan
  • Ahmet İnan
  • LifeİsLife
  • Rüya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.9 (1)
9
%0.9 (1)
8
%0.9 (1)
7
%1.7 (2)
6
%0.9 (1)
5
%0.9 (1)
4
%0.9 (1)
3
%0
2
%0
1
%0