Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hiçliğin derin vurgusu ve düşünsel çıkarımlar
10/10
·70 syf.··
2024 96. kitabı
Entelektüel bilgiden yoksun bir satranç şampiyonu ve satranç konusunda tüm bilgisini Nazi kampında çaldığı bir kitaptan öğrenen Dr.B. arasında geçen çekişmeli rekabet konu ediliyor. Hiçliğin derin vurgusu ve düşünsel çıkarımlar bir arada, kahramanların yer yer saplantılı ruh hallerinin yansıtılması muazzam keyifli.. Bazı satırlarda istemsiz gülebilirsiniz ben güldüm. Ders çıkartılacak bir solukta okunacak harika bir Stefan Zweig eseri, intihar etmeden önce yazdığı son eser olması da biraz iç burkucu.
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
Satranç İnceleme
Puan vermedi·70 syf.··
2025 44. kitabı
Aklıma takılan bir şey var . Yani neden bir edebi eser yarattıktan ya da sinemaya uyarlarken sürekli bir ikinci dünya savaşı ve naziler üzerinden yazılıyor oynanıyor çekiliyor ? Yani sadece bir savaşı soykırımı saplantı haline getirip bunun üzerinden prim kasmak ve para kazanmak cidden yetersizlik değil mi? Mesela john Steinbeck miss gibi fareler ve insanlarda Amerikan rüyasını, büyük buhranı ve inanılmaz etik değerler işlemiş. Sürekli edebiyatta,sinemada,ikinci dünya savaşı ve naziler üzerinde eser verme daha doğrusu pazarlama yapma sıktı artık. Bu satranç kitabını ben açıkçası okuyunca wavvvv demedim beni uzun süre etkisinde bırakacak bir kitap değildi. Benim için bir Fareler ve İnsanlar değil. Bir yıl önce okudum ve sonrasında filmini izledim. Ben hala etkisini üstümden atamıyorum. Satranç'ta bence öyle abartılacak bişey yok. Fareler ve insanlar'ı yere göğe sığdıramam tabi orası ayrı. Benim en sevdiğim dünya klasiği gerçekçi, duygusal,farklı perspektif sunuyor. Amacı duyguları sömürmek değil, ahhh ne muhteşem bir kitaptı öyle... Ben duygusal biri değilimdir genelde izlediğim okuduğum şeylerde mantık çerçevesi içinde eleştiri,analiz ya da değerlendirme yaparım. Ama bence Satranç o kadar da edebi bir eser değil 20 yaşında bende yazardım bunu. Okurken çok küçük yaşlarda satranç oynama bağımlılığım aklıma geldi dr. B gibi bende siyah ve beyaz kareler gördükce daha ilk okul zamanlarımda bile zihnimde satranç oynardım, zihinimi durduramazdım, evde oynardım okulda oynardım sürekli zihnimde satranç döner dururdu. Şimdi de hatrı sayılır bir rakip sayılırım bence. Ama bunu edebi bir hale sokmak tabi biraz ustalık gerektirir ama kralların oyunuda olsa bence biraz gereksiz abartılmış en azından benim görüşüm de dünya klasiği değil. Onun için çok daha derin katmanli olmalıydı.
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
10/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2020 02:55
“Satranç”Zweıg’ın eşiyle birlikte intihar etmeden önce yazdığı son kitabı...Okurken satır aralarında içinde bulunduğu ruh haline şahit oldum.”Hiçlik”hissini ve kendisine verdiği tahribatı o kadar gerilim dolu bir dille tasvir etmiş ki...Yine hacmine tezat olan dolu dolu bir kitapla karşı karşıya kaldım... Olay New York’tan kalkan büyük bir yolcu vapurunda geçiyor.Aynı vapura binen dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic de turnuvalara katılmak için Arjantin’e gidiyor. Mirko’nun tesadüf eseri satrançla tanışması ve kısa sürede dünya şampiyonluğuna giden süreci ile ilgili bölümlerde sıkıldım...Belki de bu karaktere ısınamadığımdan,bilmiyorum.Mirko;geç okuyan,geç anlayan,akademik olarak başarısız,öldürücü yavaşlıkta,hayal dünyası da diplerde bir çocuk...Satrançla yanındakiler oynarken bilinçsizce seyrederek tanışıyor...Kendisinden kimsenin başarı beklemediği bu çocuk gizil öğrendiği satrançta,kısa sürede en iyiler arasına giriyor.Hayattaki tek başarısı olan satrançta bir yerlere geldikçe de egosu tavan yapıyor ve herkese tepeden bakmaya başlıyor.Bu asosyal adamın artık hayattaki tek amacı,oynadığı oyunu kazanmak ve karşılığında çok para kazanmak oluyor...Kitabın anlatıcısı olan karakter ve arkadaşları vapurda Mirko’ya bir satranç turnuvası teklif ediyorlar.Mirko da para karşılığında kabul ediyor.Tabi ki “yenilen pehlivan güreşe doymazmış”misali tekrar tekrar satranç oynuyorlar.Bu sırada onları izlemek için yine tesadüfen yanlarına yaklaşan gizemli bir adamla tanışıyorlar,yapacakları hamle ile ilgili tüyo veriyor bu gizemli adam... Dr.B.;Nazi Almanya’sında bir hücrede tutulmuş,sessizliğe ve hiçliğe terk edilmiş,yaşadığı bu buhranlı dönemleri sorgucularının cebinden çaldığı bir kitapla aşan bir adam...Kitapta benim en sevdiğim karakter ayrıca ...:) Dr.B.’nin;dünyadaki
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
Kitap mı Bitap mı (Bölüm 1)Satranç
8/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2019 15:00
Selam uzun zamandır buralarda yoktum.Biraz hatalarımı keşfedip revizyon ile yoluma bakmaya karar verdim. Kitabımıza geçersek Stefan Zweig ve Alman Edebiyatı için zirve olan bu kitap (Üzgünüm Mefistofeles :( )ta anlatılan olay basittir.Okurken kendinize 'Şerefsizim benim aklıma gelmişti' diyebilirsiniz. Naziler tarafından işkence gören bir karakterin (ki naziler tuhaf bir yöntem benimsemiş insanlık suçu işlendi denmesin diyedir;insanları her cismin beyaz olduğu bir odaya koyuyorlar.Bizim adam da kafayı yemek üzereyken ne oldu.Tak Yavşak bir subayın ortada unuttuğu satranç kitabını alır .Ve yapacak hiç bir eylem olmamasından mütevellit okumaya başlar.İlk başta ne diyor la bu samimiyetinde okurken oyunu öğrendikçe oynama ihtiyacı hisseder.En sonunda kafayı kırarak kendisiyle satranç oynamaya başlar.Bu durum doktoru tarafından fark edilir,Ve subaylara -Amirim bu adam kafayı kırmış.Salmazsak ölecek Ölsün Tabi hikaye bitmiyor .Bizim reisi salıyorlar Bu reisi gemiye bindiriyorlar.Ama bağımlılık yapmış bir kere.Gemide de o sırada aptal mı aptal mükemmel satranç oynayan 50 vs 1 yenen bir adam(!) var. Böyle herkesle TAŞŞAK geçerken bizim Reis meydana çıkıyor.Adam ilk başlarda elini bile sıkmazken sonunda kaybettiğini anlıyor.Ama bizim reisin gene krizi başlıyor.Güç bela oynayıp sonra ...Sonrası yok işte ,Sadece öbür insanlar oley be biri yendi şu malı sonunda vb. konuşmalar yapıyorlar. Burdan Alman Edebiyatına teşekkür ediyoruz.Eğer bu konu fransız edebiyatı olsaydı ,Reis gemide bir kadına aşık olur.Satranç oynayan adamın karısı olur:500 sayfa ahlak konuşması olur.Reis adamı yenince kadının kollarına yığılır ve can verirdi Özetle :Bizim için Satranç KİTAPTIR
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
9/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2020 23:06
Akıcı ve sürükleyici,sonu merakla beklenen,acaba ne olacak? sorusunu sorduran bir kitaptı. Hitler döneminde insanların yaşadığı psikolojik çöküntü gayet iyi betimlenmiş ve okuyucuya aktarılmış. Zaten Stefan Zweig'in intiharından önceki son kitabı olması sebebiyle konusu itibariyle yazarın psikolojisini anlamayı da sağlıyor. Su ana kadar okuduğum Zweig kitaplarından favorim olmasada ilk 5'te mutlaka yerini aldi satranç öyküsü.
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
7/10
·71 syf.··
2019 3. kitabı
Bu kitabı okuduktan sonra, kitap hakkındaki incelemeler sanki popüler kültürün etkisiyle yapılmış samimiyetsiz eleştiriler gibi bir izlenim bıraktı. Pozitif bir abartma söz konusu. Dr.B. ana karakter miydi, yoksa o salak çocuk mu ana karakterdi anlamış değilim. 71 sayfalık ince bir kitap için gayet zevkliydi ama sanki burada bitmemeliydi. Kitabın ana fikri bence “başarıya ulaşmanın anahtarı vakardır” olabilir.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
8/10
·70 syf.··
2019 104. kitabı
Puanım 4/5 (%72/100) “Bize hiçbir şey yapılmadı, yalnızca tam bir hiçliğin içine koyulduk, çünkü bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhunu hiçlik kadar baskı altına alamaz.” Koyduğum alıntıya da bakıldığında aslında bu hikayenin ana teması yalnızlık diyebilirim. Kitabın özetini şu şekilde kısaca anlatabilirim. Sonradan tanıştığımız ve ana karakterimiz gibi gözüken Dr. B. bir suçtan dolayı hapis yerine yalnız başına olacağı ve çok az eşya bulunan bir yere koyulur. Yapacağı ve göreceği hiçbir şey yoktur hatta zaman zaman yemek getiren gardiyan bile bir kelime etmez. İçerde yalnız kala kala B. iyice kafayı yemeye başlar. Bir gün gardiyandan bir satranç kitabı çalar ve elinde olan şeylerle oyunu yapıp oynamaya başlar. Başta beynini kullanabilecek bir şey bulduğu için çok mutludur fakat bu saplantı haline gelir ve uyurken zihninde bile oynamaya başlar. Yenilince kendini yaralar ve gönderildiği hastanede bir doktor sayesinde serbest kalır. Bu hayat hikayesini Dr.B. gemide tanıştığı McConnor ve Czentovic’e anlatıyor aslında. Bu iki adam satranç oynamaktadır ve Dr.B’nin verdiği tavsiyeler çok hoşlarına gider. Bu yüzden onu oynamaya davet ederler. B 25 yıl satranç oynamadığını söyler ve ilk başta reddetse de sonunda 1 el oynamayı kabul eder. Czentovic ilk el pes eder ve B bir el daha oynamak ister. Fakat yine çok heyecanlanır ve sinir krizi de ortaya çıkınca onları oracıkta bırakıp terk eder.
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
"Satranç" yorumum
9/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2020 00:00
Biraz korkunç bir hikaye, Satranç'ı önceden okumuştum o zaman da çok güzel gelmişti, şimdi okuduğum zaman da aynı duyguları hissettim. Bir insan hayatı boyunca aynı işi yaparsa bu durum o insanın hayatın dışına iter, gerçek Dünya'dan kopartır. Etrafında olan biteni bilmeden yaşamak, sevdiklerinle vakit geçirmek, yeni sevecek şeyler edinmemek yani tamamiyle sığ bir şekilde yaşamak kadar kötü bir durum yok sanırım. Farklı bir bakış açısıyla yaklaştım fakat Dr. B. için zor zamanda gelen bir kurtarıcı oluyor satranç, zor zamanlara düşünce ortaya çıkan zehirli bağlanma duygusu kontrol edilmezse kitaptaki gibi sonuçlara varıyor. 19/02/2020
Kurgu Roman
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
Puan vermedi·70 syf.··
2022 28. kitabı
Stefan Zweig’in okumuş olduğum Santranç eserinde bir çok karakter yer almaktadır. Hikayenin ilerleyen zamanlarında ortaya çıkan Doktor B. beni en etkileyen karakter olmuştur. Karakterimiz tutsak edildiği süre boyunca akıl sağlığını korumaya çalışmış bu gayretleri sırasında önüne bir fırsat çıkmıştır. Götürüldüğü odada gözüne çarpan bir kitap bulmuştur ve yaşamış olduğu bu tutsaklık içerisinde ona umut kaynağı olacak bu kitabı çalmıştır. Bu kitabın içindeki santranç oyunu Doktor B. için bir kurtuluş kaynağı olsa da onu tutsaklığa hapsetmiştir. Fakat karakterimiz esir edildiği bir odada tutunduğu şeyin ona zarar verdiğini nasıl bilebilir ki? Bu soruyu sormama neden olan bir eser okudum diyebilirim İnsanın kendisi ile tek kalma sürecini, yalnızlığın ve hiçliğin insanın psikolojisine nasıl etki ettiğini gösteren, okurken keyif aldıran ve bir o kadar ders çıkarmamı sağlayan bir eser oldu.
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma
9/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2019 01:25
Çok akıcı bir kitap. Kitabın tek kötü yanı kısa olması ve bitmesi. Kitabın hikayesi çok güzel, kitap sanki gözünüzün önünde canlanıyor. Sanki Czentovic ve Dr.B.'nin maçlarını canlı olarak izlemiş gibiyim :)
SatrançStefan Zweig · Aperatif Kitap Yayınları · 2018279,1bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.