Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Özet gibi bir şey içerir :)
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2024 43. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2024 13:06
Klasik okumayı sıkıcı bulan bana, klasik okunurken sabırlı davranılması gerektiğini ve aslında klasik okumanın sıkıcı olmadığını öğreten kitaplardan diyebilirim. 12 yaşında babasını kaybetmesi üzerine bir papaz tarafından büyütülen Mirko, yaşıtlarına göre ahmak (yazarın tabiriyle) tavırlar sergiliyordu. Herkes onun zeka geriliği yaşadığını düşünüyordu. Ama ileride, kendisini bir dünya şampiyonu yapacak olan yeteneğinin farkına varması çok uzun sürmedi. Harika bir şekilde satranç oynayabiliyordu. Turnuvadan turnuvaya katılıyor, ülkeden ülkeye gidiyor ve şampiyonluk listesine sürekli bir yenisini ekliyordu. Ancak bu şampiyonlukları kendisini kibirli bir insana dönüştürüyordu. Yenilmez olduğunu düşünüp duruyordu. New York'tan Buenos Aires'e gitmek üzere olan bir yolcu gemisindeyken Milyoner bir adam Mirko'ya bir oyun teklif eder. Oyunun sonucu zaten tahmin edildiği gibi Mirko'nun zaferi ile sonuçlanır. Milyoner adam bir oyun daha ister. Oyuna bir yabancının dahil olması sonucu oyunun seyri değişir. Sonradan Dr.B diye isimlendirilen bu yabancının hikayesine gelecek olursak : Dr B,sadece yatak, lavabo, masa gibi temel ihtiyaçlardan oluşan; penceresi korkuluklu ve yangın merdivenine bakan bir otel odasına hapsedilir. 4 ay boyunca sorgular dışında konuşulmasına izin verilmez ve kafayı yemek üzeredir.Bir gün sorgudan önce 2 saat bekletilirken bir kitap bulur ve kitabı gizlice odasına koymayı başarır. Şiir kitabı olmasını umduğu kitabın bir satranç şampiyonluğu kitabı olduğunu öğrenince gereksiz yere riske girdiğini düşünür. Ama yapacak bir şey olmadığından kitabı okumaya başlar. Ekmek kırıntılarından satranç taşları, kareli yorganından satranç tahtası yaparak taktikler geliştirmeye başlar. Her iki tarafı da kendi oynadığı için zihnini ikiye bölmüş gibi hissetmeye başlayınca
1000k
SatrançStefan Zweig · Dokuz Yayınları · 2021279,2bin okunma
10/10
·80 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2021 23:25
Satranç; Stefan Zweig'ın kendini şah-mat olduğunu hissettiği bir dönemde kaleme almış ve ölmeden önce tamamlamış olduğu bir veda kitabıdır. Kendisiyle ve dünyayla son bir defa satranç masasına oturan Zweig içinde bulunduğu buhrana karşı verdiği psikolojik savaşı kaybedip Nazilerin baskılarına daha fazla dayanamayıp 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'nun Petropolis kentindeki evinde aşırı doz Veronal alarak eşi Lotte ile birlikte hayata veda etmiştir. Avusturyalı Yahudi bir yazar olan Stefan Zweig, Nazi rejiminin kurbanları arasında yer aldı. Vatandaşlığı elinden alınıp sürgün edildi, barış yanlısı tüm eserleri Naziler tarafından dönemin birçok eseri gibi yakılarak yok edildi. Satranç'ı da son sürgün yeri olan Brezilya'da kaleme aldı. Hikaye New York'tan Buenos Aires'e gitmekte olanc bir gemide geçiyor. Mirko Czentovic adındaki bir satranç şampiyonu ile Dr. B. adındaki Avusturyalı eski bir avukatın satranç düellosunu anlatan bu eserin anlatmış olduğu hikaye aslında dağın görünen kısmıdır. Zweig, psikanalizin babası ve kendisinin dostu olan Sigmund Freud'un etkisinde kalarak kendisi de karakterlerinin tinsel karşıtlıklarını mükemmel bir şekilde eserine ilmek ilmek işlemiş, okurlarına da muhteşem bir zihinsel yolculuk imkanı tanımıştır. Satranç, psikolojik mesajlarla dolu bir eserdir. Zulme ve diktatörlüğe karşı verdiği omurgalı, şahsiyetli duruşuyla muhteşem bir eser olsa da öte yandan İslâmiyet'e ve Hz.Muhammet'e karşı da ciddi bir saygısızlık yapılmıştır. Edebi yönüyle ele alındığında başarılı bir yapıt olabilir fakat insanların kutsalının, hümanist ve barışçıl bir yazar tarafından böyle aşağılanmasını yazarın kendi karakteriyle çelişkili buluyor ve kınıyorum. Kitabın karakterlerini inceleyecek olursak; son derece entelektüel, hümanist, aydınlanmış bir zihne
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Dokuz Yayınları · 2021279,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
Satranç; Stefan Zweig'ın kendini şah-mat olduğunu hissettiği bir dönemde kaleme almış ve ölmeden önce tamamlamış olduğu bir veda kitabıdır. Kendisiyle ve dünyayla son bir defa satranç masasına oturan Zweig içinde bulunduğu buhrana karşı verdiği psikolojik savaşı kaybedip Nazilerin baskılarına daha fazla dayanamayıp 22 Şubat 1942'de Rio de Janeiro'nun Petropolis kentindeki evinde aşırı doz Veronal alarak eşi Lotte ile birlikte hayata veda etmiştir. Avusturyalı Yahudi bir yazar olan Stefan Zweig, Nazi rejiminin kurbanları arasında yer aldı. Vatandaşlığı elinden alınıp sürgün edildi, barış yanlısı tüm eserleri Naziler tarafından dönemin birçok eseri gibi yakılarak yok edildi. Satranç'ı da son sürgün yeri olan Brezilya'da kaleme aldı. Hikaye New York'tan Buenos Aires'e gitmekte olanc bir gemide geçiyor. Mirko Czentovic adındaki bir satranç şampiyonu ile Dr. B. adındaki Avusturyalı eski bir avukatın satranç düellosunu anlatan bu eserin anlatmış olduğu hikaye aslında dağın görünen kısmıdır. Zweig, psikanalizin babası ve kendisinin dostu olan Sigmund Freud'un etkisinde kalarak kendisi de karakterlerinin tinsel karşıtlıklarını mükemmel bir şekilde eserine ilmek ilmek işlemiş, okurlarına da muhteşem bir zihinsel yolculuk imkanı tanımıştır. Satranç, psikolojik mesajlarla dolu bir eserdir. Zulme ve diktatörlüğe karşı verdiği omurgalı, şahsiyetli duruşuyla muhteşem bir eser olsa da öte yandan İslâmiyet'e ve Hz.Muhammet'e karşı da ciddi bir saygısızlık yapılmıştır. Edebi yönüyle ele alındığında başarılı bir yapıt olabilir fakat insanların kutsalının, hümanist ve barışçıl bir yazar tarafından böyle aşağılanmasını yazarın kendi karakteriyle çelişkili buluyor ve kınıyorum. Kitabın karakterlerini inceleyecek olursak; son derece entelektüel, hümanist, aydınlanmış bir zihne
SatrançStefan Zweig · Dokuz Yayınları · 2021279,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2022 3. kitabı
Entelektüel bir aileden gelmeyen ya da geçinmek için sürekli çalışkmak zorunda olan, bu yüzden de kişisel gelişimine katkıda bulunamayan veya bunlar gibi bir çok sebeple karşılaşan tüm insanlar birer Czentoviç'tir. Hayatında belki bir şeyi iyi yapmayı başarmış bu insanlara yeterince iyi olmadığını söyledikçe elindekini kaybetmemek için bu tür kibir benzeri duygulara kapılırlar. Yani Czentovic'e küçük yaşta adabı muaşeret öğretilseydi, piyano dersleri verilseydi , sevgi ile büyütülseydi de aynı olur muydu? Tabi bana göre kitabın konusu burası değil Hitler'in yahudi soykırımıdır. Ama beni düşündüren yanı bu oldu.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Dokuz Yayınları · 2021279,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 99. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2025 21:15
STEFAN ZWEİGSATRANÇ #okudumbitti Stefan zweig diğer kitaplar gibi sayfa sayısı az olmasina rağmen içine sığdırdığı kavramların derinliği kitabı popüler yapan en önemli özelliği bence . Ayrica sayfası az olmasina bize çok şey anlatan bizi duygudan duyguya sürükleyen bir kitap yazmış yine... Yazarımızın ve eşiyle birlikte hayatına son vermeden önce yazdığı son eser olduğunu öğrendim. Bence yazar kendi yaşadığı olayları karaktere yansıtmiş. Kitabın konusuna gelecek olursak bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar . Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic ... Genel olarak ukala birisi ,kendini beğenmiş tepeden bakan biri bu adama ise 25 yıl önce tek bir kere satranç oynamış bir rakip çıkıyor Dr. B. Naziler tarafından tutsak edilerek boş bir odada hapis tutulan Dr. B. Ilk fırsat satranç adli bir kitap çalıyor. Kafasını yediği hücrede bunu okumaya başlıyor. Satrancı bu kitaptan öğreniyor. Büyük şampiyonumuz bu amatör satranç oyuncusuna yeniliyor. Soğuk kanlığıni koruyarak yeniden teklif ediyor ve tekrar oynuyorlar . Her hamlede süre için bekliyorlar ve rakibin sabrı sınırını zorluyor. Zaten kitabın konusundaki can alıcı noktası burası insanlar bekletip , vakit kazanıp ,onları oyalayıp ,aklımdaki ne ise onu yapmak .Bir Nazi kurbanı olan Dr. B. O kara günleri sadece satranç sayesinde ayakta kalmış... #alintilar " Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaş başlatığı gibi..." "Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz ,benim buna gücüm kalmadı. " "Herkese yürümüşsün caddeler boyu , bana gelince yorulmuşsun . " "Savaşacağım tek şey, içimdeki diğer bendi."
SatrançStefan Zweig · Dokuz Yayınları · 2021279,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2022 7. kitabı
Kitabın okuma keyfini kaçırmadan özetlemek gerekirse kitap Zweig'in kendisi olduğundan şüphelendiğim anlatıcı konumunda bulunan karakterle dünya satranç şampiyonunun bir gemi seyahatinde yollarının kesişmesiyle başlıyor. Satranç şampiyonu para almadan maç yapmayan ve sosyal olarak kendisine ulaşılması kolay olmayan birisi olduğu için ana karakterimiz yavaş yavaş onun dikkatini çekmeye çalışıyor. McConor isminde zengin ve megaloman bir karakteri gözüne kestirip onun yenilgiyi kabullenmeme ve kibir özelliklerini kullanıp şampiyonla para karşılığı maça çıkması için gizli yönlendirmeler yapıyor. Şampiyon para karşılığı çıktığı maçta tek bir rakibe karşı değil orada bulunan herkesin ortak aklına karşı oynayıp kolayca rakiplerini yener. Mc Conor bu yenilgiyi kabullenemeyip ikinci bir maç ister. İkinci maçta da yenilmek üzerelerken Dr. B. adlı bir karakter gelip birkaç hamle göstererek maçın berabere bitmesini sağlar. Mc Conor şampiyonun yenilmesini çok istediği için üçüncü maça Dr. B. 'nin çıkmasını ister. O ise bunu yapamayacağını söyler ve oradan uzaklaşır. Onu ikna etmek için anlatıcı karakterimiz yanına gönderilir ve ona neden maça çıkamayacağını anlatmaya başlar. Esas hikaye burada başlıyor. Kendisi esir tutulmuş ve esir tutulduğu yere girmeden önce bir satranç kılavuzu bulur. Bütün esaret zamanlarında satranç oyununu öğrenmekten başka yapacak bir işi yoktur. Bir süre erzaklarından yaptığı taşlarla oyunu oynar. Kitapçıkta yazan önemli maçların hamlelerinin hepsini ezbere yapacak hale gelir. Bir süre sonra tahta ve taşlara ihtiyacı kalmadan zihninde oyunu oynamaya başlar. Artık oyunlardan sıkılmaya başladığında ise kendiyle satranç oynar. Bu kendini ikiye bölme durumu zihinsel problemlere ve en sonunda hastanelik olmaya yol açar. Doktoru tedavisinden sonra satranç
SatrançStefan Zweig · Dokuz Yayınları · 2021279,2bin okunma
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2021 00:00
Su gibi aktı okurken zaten çok ince ama olay örgüsü yazarın anlatımı insanı bağlıyor bence beş yüz sayfada olsa da bir çırpıda okunuverirdi,yılın son kitabıyla elveda 2021
SatrançStefan Zweig · Dokuz Yayınları · 2021279,2bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.