Satranç

Stefan Zweig
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·67 syf.··
2021 3. kitabı
Çok az sayfada çok şey anlatan nadir kitaplardan biri bence. Yani ben okurken gerçekten kendimi olayların içinde buldum, iliklerime kadar hissettim diyebilirim. Kişilerin fiziksel ve psikolojik olarak anlatımı çok başarılı. Yani olabildiğince kısa ama yolda görsem tanırım diyebileceğiniz kadar. Tüm olay bir yolcu vapurunda geçiyor. Dünyaca ünlü satranç ustası Czentovic’le aynı vapura düşüyor yazarımız. Czentovic’in insanlar tarafından önceleri anlaması kıt olduğu düşünülürken sonra satranca özel yeteneği olduğu görülmüş. İnsanlarla fazla konuşmayan, onlara tepeden bakan, belki iki kelimeyi bir araya getiremeyen ve tek yeteneği satrançta yenilmemek olan bu insan yazarımızın dikkatini çekiyor ve onunla konuşmak istiyor. Ancak ne yaparsa yapsın Czentovic’le konuşamıyor. Yazarımızın onun dikkatini çekmek için oynadığı satranç oyunundaki rakibi ve çok hırslı olan McConnor, vapurda dünyaca ünlü satranç ustası oluğunu öğrenince Czentovic’e para karşılığında satranç oynamayı kabul ettiriyor. Şimdilik bu kadar yazmak istedim, kitabı tereddüt etmeden okursanız inceleme yazımı da anlayacaksınız. Şimdiden okuyan herkese keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Artı Ofset · 0279,1bin okunma
Puan vermedi·67 syf.··
2021 3. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2021 23:10
Derin psikolojik tahlilleri ,olay örgüsünün de basit anlatılışı ve kitabın da kısa olmasıyla tadı damakta kalan bir hikaye sunmuş Zweig. Okumaya kendinizi kaptırınca sizi sürekliyici bir olaya dahil etmesini beklerken aslında karakterlerin karmaşık zihin yapısının nedenlerine odaklanmaktan,belkilerine odaklanmaktan kaçırıyorum galiba olayı diyorsunuz bende böyle bir durum söz konusuydu fakat kitabı bitirmeye yakın( 77 sayfadan bahsediyorum ) merkeze kesinlikle insan psikolojisinin konulduğunu açık ara fark ediyorsunuz. Kitapta küçük yaşlarda ebeveynlerini kaybeden bir çocuğu evlatlık edinen Papaz’ın bu çocuğun hayatının dönüm noktası gibi görünen bir şeye hizmet ederek onun ünlü bir santranç ustası olmasının yolunu açmıştır buraya kadar hikaye normal seyrinde devam ederken şimdi bu çocuğun değişimlerini konu edinecek diye sandığım olay örgüsü daha da farklılaşarak başka bir kola ayrılıyordu: Dr.B’nin,kısa sunulan ama çarpıcı bir şekilde insanı etkileyen hayatının bir kısmına… Özetlemek gerekirse içerikten çok insan ruhunun hayatta rastlaştığı değişik hadiselerle nasıl bir değişime uğradığı,nelerle meşgul olduğu ya da kendini kaybetmemek için neleri yaptığı hatta bu yapılanlar sonucunda nasıl bir hale geldiği verilmiş kitapta. Öyle ki zihni uyanık tutmak için verilen uğraşların bir işe yaradığını düşünüp bu uğraşlar tarafından ele geçirilen birinin kitaptaki tabiri ile santranç zehirlenmesi yaşadığını görebiliriz. Beyin aptal bir organdır,neyle uğraşırsan ya da onu neye inandırmak istersen bir süre sonra onu gerçek sanar ve dışında oluşan her şeyi sanrı sanar yahut sanrıları gerçek… Her şey insanın kendi zihninin bir yanıltmacasıdır dersek de tam tersi bir durum çıkar ki o zaman aptalın ne olduğu ya da kazandığı anlam nedir işte orası karışır. Bu yüzden Dr.B’nin hamle
Psikoloji
SatrançStefan Zweig · Artı Ofset · 0279,1bin okunma
10/10
·67 syf.··
Beğendi
·
2021 32. kitabı
Stefan zweig zaten her kitabını okutuyor ama bu apayrı bir şeydi. Kahramanın tutsak olduğu sırada satranç kitabını elde etmeye çalışışı..O stresi öyle güzel aktarmıştı ki ben terlemiştim olduğum yerde. Aklımda en net kalan kısım o. Sahip olduğu tek şeyle hayata tutunuşu, o hafıza,insan beyninin neler yapabileceği. Bu arada satranç hakkında bir fikrinizin olup olmaması da önemli değil ama satranca özel ilgi duyanlarin okurken çok daha keyif alacağını düşünüyorum.
SatrançStefan Zweig · Artı Ofset · 0279,1bin okunma
10/10
·67 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
Bu kitap yalnızca 67 sayfa. Sanırım Zweig'in en büyük üç ustalığından birisi de bu. Çok fazla uzatmadan hatta mümkün olduğunca kısa bir şekilde bitiriyor kitabı. Zweig'in hemen hemen tüm kitaplarında hisseder okuyucu dimağında kalan tadı. Üç ustalıktan biri deyince diğer ikisini de (kendimce tabii) söyleme gereği doğurmuş oldum. İlki az önce bahsettiğim az yazıyla çok şey hissettirebilme, ikincisi kadınların duygularını muhteşem aktarabilme ve üçüncüsü de okuyucuyu kitaba girdiği anda kendi dünyasından koparıp kitabın içine hapsedebilme. Bu üçüncüsü özellikle satrançta çok yoğundur. Zira okuyalı kaç sene olduğunu hatırlayamasam da hâlâ kitabın üzerimdeki etkisinin tamamen kaybolmadığını söyleyebilirim.
SatrançStefan Zweig · Artı Ofset · 0279,1bin okunma
9/10
·87 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2021 17:47
_- Spoiler içerir -_ Stefan Zweig'in Brezilya'da sürgünde yazdığı ve 1942' de yayımlanan satranç kitabını okurken, yanınıza ayraç almanıza gerek yok. Zira kuşkusuz bir solukta okuyup bitireceksiniz. Bu kısa okuyuşun üzerine ise sanki günlerdir elinizdeymiş gibi bir his duyacaksınız. Yazarımız, bir çok kitabında olduğu gibi satranç kitabında da bizleri zihnimizin hiç bilinmedik odalarına sürgün ediyor. Bu zihin yolculuğunda, o da bize eşlik ederek bazen eğlendirirken bazen de acı çektiriyor. Biraz içeriğe girecek olursak: Kitapta genel olarak iki karakter ele alınıyor. Biri: Entelektüel, hümanist, aydın bir zihni olan ve güzel bir ruha sahip olan Dr.B adlı kişi. Diğeri ise hiçbir estetik kaygısı olmayan, bencil, yobaz, yüksek idealler olmayan, bir şekilde satrançta kendini geliştirmiş olan czentovic. Kitapta bu iki kişinin satranç öğrenme süreçleri iki farklı hikaye şeklinde okuyucuya anlatılıyor. Stefan, Brezilya sürgünündeki çile dolu yaşamını, bize Dr.B aracılığıyla anlatıyor şu sözlerle : "Bize hiçbir şey yapmadılar, ilk iş mutlak bir hiçliğin içine yerleştirildik, zira bilindiği üzere dünyada başka hiçbir şey, insan ruhuna hiçlik ka dar etkili bir baskı uygulayamaz. Her birimizi mutlak bir boşluğa, dış dünyadan tamamen yalıtılmış bir odaya hapsederek dilimizi çözecek baskıyı dayak ve soğukla dışarıdan değil, içeriden uygulayacaklardı..." Genel olarak o dönemin yapımlarına baktığımız zaman, Nazilerin Avrupada yaptığı zulümleri konu alan film ve kitaplar, Daha çok insanların bedenlerinin uğradığı soykrımları anlatırken, Stefan bize ruhların ve zihinlerin soykrımını en acı şekilde anlattı.. Ve bunu yaparken hücresinde bir oyun uğruna beynini ikiye bölen Dr.b nin aslında içimizdeki sürekli var olan ikinci kişiyle olan içsel çatışmasına da oldukça dikkat
1000Kitap Gerçek Okurlar
SatrançStefan Zweig · Artı Ofset · 0279,1bin okunma
Puan vermedi·67 syf.··
2021 3. kitabı
Öncelikle satranç oyununu oldukça sevdigim için ilgiyle bu kitabı okumaya başladım ve bizim hobi olarak oynadıgımız bu oyunun bir insan için hayata tutunma çabası olarak karşımıza çıkmasını hiç beklemiyordum ve bu kısım oldukça etkileyiciydi.Kitaptan biraz bahsetmek gerekirse, Nazilerin işkence etmek için boş bir odaya hapsettigi bir yazar ve o yazarın bir şeyler okumak için adeta çılgına döndügü bir anda sorgu sırasında nazi polislerinden çaldığı basit bir satranç kitabının yazarın hayatında nasıl büyük bir önem,etki ve yıkıma sahip olduğunu net olarak görebileceğiniz, kendiside nazi zülmüne magruz kalmış stegan zweig'in baş yapıtlarından biri olan satranç,bir çırpıda okuyabileceğiniz oldukça sansasyonel bir kitap
SatrançStefan Zweig · Artı Ofset · 0279,1bin okunma
10/10
·
Beğendi
Nasıl anlatmalıyım? Okumayı duru bir su kenarında, tahta bir masanın başında yazarlarla buluşmaya benzetirim derim ya hep; işte Stefan Sweig o masanın başına geldi, tuttu omuzlarımdan beni sarstıkça sarstı, sarstıkça sarstı. Bir heyecan, bir sabırsızlanma; kitabın sonuna yaklaştıkça içim içime sığmadı. Acaba neler olacaktı? İyi ki dedim yalnızca 85 sayfa. Ya 500 sayfa olsaydı? Olay örgüsünün verdiği heyecan bir yana, beni asıl evrenine çeken şey Dr. B. Ve Nazi döneminde yaşadıkları. Kaba, kültürsüz, yalnızca paraya önem veren Satranç ustası Czentoviç’e hiç mi hiç değinmeye niyetim yok. Karakterlerin simgeledikleri şeylere, Nazi rejiminin temellerine, yazılanların yazarın hayatı ile ilişkisine girmeye de niyetim yok. Avukat Dr. B nazi rejimi tarafından tutuklanır ve sorgulanmak üzere aylarca alıkoyulur. Diğer tutuklular gibi nazi kampına gönderilmez fakat kendisininde deyimiyle, kendini daha büyük bir işkence bekler: hiçliğe mahkum edilmek. Kalemin, kağıdın, kitabın, yatağı dışında hiçbir şeyin olmadığı bir otel odasında düşünceleri ile baş başa bırakılır Dr. B. İşte şimdi düşüncelerinin hapishanesindedir ve belki de işkencelerin en ağırı sayılabilecek psikolojik şiddet başlar onun için. Düşüncelerinizin içine hapsolmak esaretlerin en büyüğüdür, özgür gökyüzünün altında alabildiğine koşabilseniz bile. Hele yazamamak, hele suskunluğun esiri olmak… Kimisi bunu kalabalığın içinde yaşar, kimisi bir hapishanede, kimisi bir ilişkinin içinde. Dr. B.ninki dışardan gayet iyi görünen bir otel odasında olmuştu. Hatta muhtemelen nazi kampından birileri onu görse; haline şükret bak biz neler çekiyoruz derdi. İşte tam da bu noktada çok farklı bir bakış açısı getiriyor olaya Dr. B. Esaretin belki en çetinini; dokunamadığımız, söküp atamadığımız, elimizle alıp görmeyeceğimiz başka
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Satran(k)
6/10
·83 syf.··
2026 2. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2026 15:56
Kitap, anlatıcının dünyaca ünlü bir satranç şampiyonunun hikayesini anlatması ile başlıyor. “Yolcu gemisinde satranç şampiyonu Mirko Czentovic var!” Aslında olay örgüsünün bu karakter üzerine kurgulanacağı düşünülse de asıl kurgu, Czentovic’e karşı satranç oynayan yarım düzine adama dahil olup, inanılmaz taktikler vererek beraberlik duygusunu tattıran Dr. B ile şekilleniyor. Bu beraberliği kendine yediremeyen Czentovic aniden çıkan bu Bey’e bir rövanş teklif ediyor. Hikayenin bundan sonraki kısmında anlatıcının Dr. B’ yi ikna çabaları sonucunda Dr. B hikayesini anlatmaya koyuluyor. Açıkçası kitapta basit bir anlatım var ve pek ilgi çekici değil ama bir solukta okunabilecek 62 sayfalık(bendeki basım 62 sayfa) bir kitap için yeterli sayılabilecek bir olay örgüsü mevcut. Kitap üzerine anlatılacak pek bir şey yok ama kitapta geçen “Ben satrancı sadece oynuyordum.” Cümlesine benzer bir cümle kurup “Ben kitabı sadece okudum.” dememek adına kitaptan birkaç alıntı çıkardım ve en azından karakterin bu cümleler üzerine ne düşündüğünü kendi açımdan sizlere aktaracağım. Dr. B, bu cümleleri bir hücrede tutuklu (tam anlamıyla hücre sayılamaz) kaldığı süreci anlatırken kullanıyor. Not: tam olarak hücre sayılmaz çünkü psikolojik bir etki yaratmak adına Dr. B diğer tutuklular gibi bir hücreye değilde daha temiz şahsi bir odaya kapatılıyor burada amaç kimseyle ve hiçbir şeyle etkileşim kurmayıp tutukluyu yalnız bırakmak ve bir süre sonra bu “kendi ile baş başa kalma” hâline dayanamayacak boyuta getirip itirafı sağlamak. Dr. B tutukluluk sürecinde devamlı sorguya götürülüyor ve bilinçli olarak sorguya alınmadan önce saatlerce bekletiliyor. Ve bu bekleyişi şöyle ifade ediyor; “Beklemek korkunçtu. Anlamsızca, bir saat, iki saat, üç saat bekletiyorlardı.” Normal bir insan için
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.·
2022 2. kitabı
Kitap bir geminin limandan hareket etmesiyle başlar. Ünlü dünya şampiyonu Mirko Czentovic gemiye binmiştir.Öykünün kahramanı, arkadaşının uyarmasıyla şampiyonu farkeder ve O’nunla tanışmak belki de bir maç yapmak için çeşitli denemelere girişir. Bu denemelerin ortasında iş rayından çıkar. Olayların akışı ana karakter tarafından kontrol edilemez bir biçimde gelişmeye başlar. İki ana karakter etrafında yer alır kurgu: Czentovic ve Dr. B. İyi ile kötünün, siyah ile beyazın karşılaşması. Dünya satranç şampiyonu olan Czentovic, yetim kaldığı için bir papaz tarafından büyütülen, zar zor okumayı öğrenebilen, zekası yetersiz, dünyaya ilgisiz, duygusal açıdan da oldukça sığ biridir. Başka tüm alanlara kapalı olan aklının satrançta inanılmaz derecede başarılı olduğu tesadüfen ortaya çıkar. Ancak kabalığı ve kültürsüzlüğü ile sadece paraya önem verir. Dr. B. ise Avusturya’lı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, saray ve kiliseden olan müvekkilleri hakkında bilgi edinmek amacıyla tutuklanır. Toplama kamplarına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır: Hiçlik duygusu ile benliğini yok etmek. Tek başına, yanına kalem bile verilmeden, insan yüzü görmeden bir otel odasında yaşamak zorunda bırakılır. Bir gün sorgulama için beklerken bir kitap çalar. Bu kitap, bir satranç albümü, yüz elli ustanın oyunundan oluşan bir toplamadır. Dünyaya tutunacak başka bir dalı olmayan Dr. B., bu kitaptaki her oyunu kafasında defalarca oynamaya başlar. Dünyası siyah-beyaz taşlar üzerine kuruludur artık. Ancak, aklını yitirmemek için sarıldığı bu oyun onu deliliğin sınırına getirir.
1000k
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 38. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 23:25
Bu kitabı, LULU Gül ablamın incelemesini okuduktan sonra merakımdan okumaya karar verdim ve gerçekten çok beğendim. Stefan Zweig’in Satranç kitabı, bana hem insanın aklının gücünü hem de yalnızlığın ne kadar zor bir şey olduğunu hissettirdi. Kitapta Dr. B adında bir adamın hikayesi anlatılıyor. O, esaret altında kalmış bir insan ama kendini tamamen kaybetmemek için satranç oynamayı öğreniyor. Sadece bir kitapla kendi kendine satranç oynaması bana çok ilginç geldi. Kitabı okurken bazı yerlerde olaylar yavaş gidiyor ama dili sade olduğu için sıkılmadan okunuyor. Zweig, karakterlerin iç dünyasını çok güzel anlatmış. Dr. B’nin aklıyla hayatta kalmaya çalışması beni gerçekten etkiledi. Satranç oyunu sanki hayatta yaşadığımız mücadeleleri anlatıyor gibiydi. Bence Satranç, kısa ama çok anlamlı bir kitap. Okuduktan sonra insana düşünmeyi öğretiyor. Zaman zaman insanın kendi iç dünyasıyla savaşması gerektiğini hatırlatıyor. Kısacası, Stefan Zweig’in bu kitabı hem duygusal hem de düşündürücü bir eser olmuş. @Turkmnoglu6327 arkadaşımla birlikte okuduk çok beğendik
1000Kitap
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.