Sûc û Ceza

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Uzun bir incelemeden merhabalar
10/10
·687 syf.·
2021 41. kitabı
KARAKTER REHBERİ: • Rodion Romanoviç Raskolnikov (Rodya): Başkarakter • Alyona İvanovna: Tefeci kadın • Lizaveta: Tefecinin kız kardeşi • Bay Marmeladov: Meyhanedeki sarhoş, Sonya'nın babası • Katerina İvanovna: Marmeladov'un eşi, Sonya'nın analığı • Lippevehzel: Katerina Ivanovna'nın ev sahibesi • Sonya: Fahişe, Rodya'nın sevdiği kadın • Amalya Feodorovna: Raskolnikov'un ev sahibesi • Nastasya: Hizmetçi • Pulheriya Aleksandrovna: Rodya'nın annesi • Avdotya Romanovna (Dunya, Duneçka): Rodya'nın kız kardeşi • Pyotr Petroviç Lujin: Dunya'nın nişanlısı • Andrey Semyoniç Lebezyatnikov: Petroviç'in ev arkadaşı • Razumihin: Rodya'nın üniversiteden arkadaşı • Nikodim Fomiç: Karakol komiseri •İlya Petroviç: Komiser yardımcısı • Zamyatov: Karakol sekreteri • Zosimov: Hekim • Arkadiy İvanoviç Svidrigaylov: Dunya'nın işvereni • Marfa Petrovna: Svidrigaylov'un karısı Rodion Romanoviç, annesi ve kız kardeşinden ayrı, başka bir şehirde tek başına yaşamakta olan bir hukuk fakültesi öğrencisidir. Düştüğü maddi sıkıntılar sebebiyle öğrenimine ara verir, annesinden gelecek paraya kavuşana kadar değerli eşyalarını rehin vererek hayatını idame ettirir. Cinayet işlemeye karar verdiği gün, eşyalarını rehin verdiği tefeci kadını öldürmesiyle birlikte hayatının dönüm noktasını yaşar ve hayatı bir daha hiç eskisi gibi olmaz... Kurgu, her ayrıntısı bizi başka bir sorgulamaya iten, üzerine düşünülmüş bir kurgudur. Örneğin başkarakterin hukuk öğrenimi görüyor olması, planlanan ve istenen bir cinayetin yanı sıra planlanmayan ve istenmeyen bir cinayetin daha gerçekleşmesi, tek tanık olan Svidrigaylov'un intihar etmesi, birinin çıkıp suçu üstlenmesi ve cinayetin onun üzerine kalması, çalınan değerli eşyaların bir yere gömülmesi ve bir daha yüzüne bakılmaması, Rodya'nın yoksulluk çektiği halde
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Hakkım var mı?
Puan vermedi·687 syf.··
2023 51. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2023 22:54
Öncelikle buraya bir inceleme yazmadan önce ne kadar düşündüğümü bilemezsiniz. Öylesine bir kitap okudum ve kafamda öylesine sesler belirdi ki anlatamam. Kitabın her detayını anlayabilecek bilgiye sahip olduğumu maalesef düşünemiyorum, bir inceleme yazmaya da hakkım var mı emin de değilim açıkçası. Ancak kitaptan öylesine etkilenmiş bir haldeyim ki fikirlerimi yazarak hiç değilse biraz somutlaştırmam gerektiğini fark ettim. Şunu belirtmeliyim ki bu inceleme okuduğum başka bir inceleme ve kitap üstünden gidecek. Bir kaç sayfalık fikir alma araştırmamda okuduğum en iyi inceleme buydu. sizlerin de mutlaka okuması gerek diye düşündüğüm için ve bazı fikirlerimin kaynağını belirtmek adına buraya bağlantısını bırakıyorum : hukukpolitik.com.tr/2016/11/01/dost... Raskolnikov babasının ölümünden sonra fakir kalmış annesinin arqada gönderdiği parayla okumaya çalışan bir üniversite öğrencisi aslında. Ancak yoksulluk ona büyük bir utanç vermeye başlıyor, bu durumdan dolayı okulunu dondurmak zorunda kalması bir yana, tanıdığı insanlara gözükmek bile istemiyor. Bir gün bir kadının rehin eşya aldığını ve karşılığında para verdiğini öğrenince babasından kalma bilezik kardeşinden kalma bir yüzüğü götürüyor. Ancak bu kadının insanları kullandığını, ederinden az para verdiğini zamanında para getirilmezse eşyayı hiç vermediğini, fark edince aslında bu kadından hem iğreniyor hem de nefret ediyor. Bu kadını düşünürken gittiği meyhanede iki gencin konuşmasına şahit oluyor ve aralarından birinin "Ben bu kocakarıyı kolayca öldürebilirim..." dediğine şahit olunca irkiliyor. Ancak genç bunun söylemesinde kendinde nasıl bir haklılık payı olduğuyla devam edince aslında Raskolnikov'un da ilgisini çekiyor ve eve giderek işleyeceği cinayeti
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
10/10
·705 syf.·
2015 5. kitabı
Suç ve Ceza, ciddi anlamda okuma alışkanlığı kazandığım kitap. Ne zaman okuduğun en iyi kitap ne ya da kitap tavsiyesi istense aklıma ilk gelen kitap. Ayrıca 10 puan verdiğim tek kitap(tı, Kayıp Zamanın İzinde yi okuyana kadar). Romanın kahramanı Rodion Romanovich Raskolnikov 'un psikolojik buhranlarına, topluma bir türlü uyum sağlamak istemeyişine, sivri diline ve parlak zekasına tanık oluyorsunuz. Dostoyevski, kahramanımızın hayata bakış açısını, teorilerini, toplumsal ahlakı sorgulanmasını, ailesini ve aile ilişkilerini, dostlarını, düşmanlarını, tüm bunlarla olan ilişkilerini inceliyor ve muhteşem betimlemelerle sizlere de yaşatıyor. Dostoyevski öyle bir karakter yaratmış ki adamın katil olmasına rağmen sempati duymayan yoktur sanırım Raskolnikov' a. Suç olgusuna farklı bir perspektiften bakabilmeyi mümkün kılıyor bu da. Hikayedeki anlatım o kadar ayrıntılı ve gerçekçi ki sanki Dostoyevski kendisi yaşayıp da yazmış. Hatta bununla ilgili bir de doğruluğundan emin olamadığımız mevzu var. Kitap yayınladıktan sonra savcı, Dostoyevski hakkında dava açmış. Gerekçesi ise: " Bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır. " olmuştur. Kitap okuyorum, diyen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir klasik. Albert Camus gibi büyük bir yazarın da takdirini almış ve ;" Suç ve Ceza'yı okuduktan sonra, ilk kez yeteneğim hakkında bir kuşku duydum. Ciddi olarak, bu işten vazgeçme ihtimalimi ölçüp tarttım " dedirtmiş bir şaheser.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
SUÇ VE CEZA - Dikkat Spoiler içerir!
10/10
·704 syf.··
2020 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2020 14:39
Suç ve Ceza, bireyin vicdanı ile kanun arasında kalışını, ahlakın ve inancın insan üzerindeki etkilerini çok derin şekilde işler. Karakterlerin psikolojik çözümlemeleri oldukça başarılıdır. Raskolnikov’un içsel dönüşümü, kitabın asıl teması olan “suçun yalnızca mahkemede değil, insanın içinde de cezalandırıldığı” fikrini gösterir. Bu kitap yalnızca bir cinayet romanı değildir; aynı zamanda bireyin ruhsal çöküşünü, iç hesaplaşmasını ve arınma sürecini derinlemesine anlatan bir psikolojik yolculuktur. Romanın başkahramanı Raskolnikov, yoksulluk içinde yaşayan bir üniversite öğrencisidir. Zekidir, fakat aynı zamanda gururlu, içe kapanık ve karamsardır. Toplumun adaletsizliğine karşı geliştirdiği felsefesi onu, insanların yararına bazı “önemsiz” kişilerin ortadan kaldırılabileceğine inandırır. Bu düşünceyle yaşlı bir tefeci kadını öldürür. Ancak cinayet, onu özgürleştirmek yerine, ruhsal çöküşe sürükler. Kitap boyunca Raskolnikov’un iç dünyası büyük bir ustalıkla işlenir. Cinayetten sonra vicdanı susmaz, çevresindekilere karşı paranoya, öfke ve korku karışımı bir ruh haliyle davranır. Özellikle Sonya ile olan ilişkisi, romanın en önemli dönüm noktalarındandır. Sonya, fahişelik yapmak zorunda kalan ama inancını ve merhametini kaybetmemiş bir genç kızdır. Raskolnikov’un vicdanıyla yüzleşmesinde ona rehberlik eder. Raskolnikov’un cinayeti işlemesinin ardından gelen sorgu süreci, hem dışsal (polis müfettişi Porfiry ile olan görüşmeler) hem de içsel sorgulamaları içerir. Porfiry, onu suçunu itiraf etmeye zorlamaz; sabırla bekler ve psikolojik baskı uygular. Bu yöntem, Raskolnikov’un suçluluk duygusunu derinleştirir. Romanın sonunda Raskolnikov suçunu itiraf eder. Sibirya’da cezasını çekerken Sonya da onunla birlikte gider. Kitap, Raskolnikov’un manevi anlamda kurtuluşa
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Kan döktün sen!!
10/10
·660 syf.·
2026 56. kitabı
"Kan mı dedin? Dünyanın her köşesinde çağlayanlar gibi akmış, günümüzde de akan kandan mı söz ediyorsun sen? Şampanya gibi akıtılan, insanların döktükleri karşılığında Capitol'de taçla ödüllendirildikleri, sonra da insanlığın kurtarıcısı diye yücelttikleri kandan mı söz ediyorsun?.. Biraz daha yakından, biraz daha dikkatli bak sen olaya Dunya! İnsanlara iyilik etmek istedim ben. Bu aptallığıma karşılık (aslında aptallık falan da değildi bu, düpedüz küçük bir yanlışlıktı; bu düşünce şimdi, başarısızlığa uğradıktan sonra, göründüğü gibi hiç de aptalca bir şey değildi... Aslında başarısızlığa uğrayan her iş aptalca görünür ya...) evet, bu aptallığıma karşılık binlerce iyi şey yapacaktım. Bu aptallığımla önce ilk adımımı atacak, bağımsızlığımı kazanacak, birtakım olanaklar edinecek, sonra bu aptallığımı bağışlatmak için sayısız yararlı işler yapacaktım... Gelgelelim daha ilk adımda, ilk adımda yelkenleri suya indirdim... Bir alçaktım ben çünkü! Bütün sorun bu işte! Ama ne olursa olsun, sizin bakış açınızdan gene de bakmayacağım olaya. Başarsaydım taçla ödüllendireceklerdi beni, oysa şimdi içeri atacaklar..." ​ Evet bu dizelerin bulunduğu romanın serüven yolculuğuna çıkıp, Dostoyevski’nin hangi duraklarda, hangi karakterleri, hangi ruh halleriyle, ördüğünü görebilmek için şimdi biraz geriye, o ilk adımların atıldığı zamana gidelim... Takvimler 1866 yılının Ocak ayını gösterdiğinde, Petersburg sokaklarında henüz kimsenin tanımadığı bir karakterin, Raskolnikov’un ilk ayak sesleri Ruski Vestnik dergisinin sayfalarında duyulmaya başladı. Ancak edebiyat tarihinin en tekinsiz tesadüfü tam da o tefrika günlerinde yaşandı; Dostoyevski, bu tefrikaları kaleme aldığı dönemde borç batağındaydı; kaldığı otelde yemek bile verilmeyecek kadar zor durumdaydı ama
İnceleme
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayıncılık · 2019194,2bin okunma
Kim Demiş “Günahsızdır Tanrı” ??
10/10
·701 syf.··
Beğendi
·
2021 64. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2021 02:28
"Teolojik Çözümleme" Suç ve Ceza’nın -gerek muhtevası gerekse illeti bakımından- psikolojik çözümlemelerden vücuda geldiği düşünülür. Bizce bu, sadece bir yakıştırmadır ve acele verilmiş bir hükümdür. Üstelik sığ bir kanaatten husule gelmiş basit bir düşüncedir de. Zira eser -felsefi bir problemi kaynak alması hasebiyle (bizce)- psikolojiden çok daha din felsefesi alanına dahil edilebilir bir ideye sahiptir. Nihayetinde eserin kurgusu, teolojik bir probleme verilmiş teolojik bir cevabın pratik hayata adapte edilmesiyle oluşmuştur. Bu yönüyle insandan, ciddi bir soruya verilmiş ciddi bir cevabı -vicdanına danışarak- tartmasını ister. Peki bu problem nedir ve bu probleme nasıl bir cevap verilmiştir? Gelin hep beraber en başından meseleyi tetkik edelim. ... İnsanlığın, düşünme becerisini kazandığı günden beri, düşünce ve inanç dünyalarına ısrarla hükmeden en eski olgu Tanrı’dır. Tanrı, düşüncenin ve inancının arkhesidir/ilk ilkesidir. Dolayısıyla insan, Tanrı olmaksızın ne varlığı anlamlandırabilir ne de varlığın bilgisine ulaşabilir. Ya da ilk başlarda böyle kabul ediliyordu. Hali sebepten kadim dönemdeki bütün zihni faaliyetler, -yani düşünce ve inanç- Tanrı üzerine bina edilmişti. Bu kabulün nihai sonucu olarak Tanrı, doğru ve yanlışın ölçütü, varlığın kaynağı, hukuki normların en temel normu, erk, dolayısıyla hukukun meşruiyeti, dahî devletin de varlık sebebiydi. Yani tabiri caiz ise kadim dönem için tanrı, hangi taşı kaldırsanız altından çıkan şeydi. Hatta bununla da yetinmeyip kaldırdığınız o taş da, taşı kaldıran siz de tanrı olmak zorundaydınız. Bu durumu aksi hem düşünceye hem de inanca mugayir kabul edilirdi. ... Fakat yakın dönemde insanlık -farklı ve belki de haklı gerekçelerle- Tanrı ile olan irtibatını kesmeye niyetlendi. Bu durumun doğal bir neticesi
Felsefe
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
VİCDANA SAPLANAN BALTA!!!
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:25
“Bir insanı öldürmek mi daha ağırdır, yoksa o cinayetle her gün yeniden yaşamak mı?” Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere ikinci kez okuduğum, ikinci kez olmasına rağmen heyecandan ve zevkten eriyerek okuduğum, aradan 150 yıl geçmesine rağmen hâlâ popülerliğini koruyan ve dünya klasiği denince akla ilk gelen eserlerden biri olan Suç ve Ceza ‘dan bahsedeceğim. Uzun bir inceleme olacak, baştan söyleyeyim :)) İncelemeye başlamadan önce birkaç şeye değinmek istiyorum. İlk olarak, incelemede spoiler olacak. Fakat bunun okuma kalitenizi etkileyeceğini düşünmüyorum. Çünkü bu kitabın konusunu az çok genel kültürü olan hemen herkes biliyordur. Ayrıca bu başyapıtta mühim olan şey olay örgüsü değil. Kitabın “spoiler” diyebileceğimiz vurucu kısmı ilk 70 sayfada yaşanıyor; kalan yüzlerce sayfa ise vicdanın, psikolojinin ve insan ruhunun derinliklerine iniyor. Buradan bile mevzunun olay değil, insan olduğunu anlayabiliyoruz. O yüzden naçizane tavsiyem spoilera takılmadan incelemeyi okumanız olacaktır. İkinci olarak belirtmek isterim ki bu kitabı hakkıyla değerlendirebilmek için tarihi, dini, felsefi, psikolojik ve sosyolojik pek çok konuya hâkim olmak gerekiyor. Ben bunların hepsine yeterince hâkim olduğumu düşünmüyorum. Bu yüzden bir edebiyatsever olarak kendimce değerlendireceğim. Atladığım, yanlış yorumladığım noktalar olabilir. Bu açıklamayı da kitaba duyduğum büyük saygıdan dolayı yapıyorum. Şimdi incelemeye geçelim… Her şeyden önce kitabı değerli kılan en büyük unsur, bana göre bu kadar gerçekçi yazılmış olması. Raskolnikov’un duyguları, histerileri, ikircikli zihni, tutarsızlıkları, karamsarlığı, vicdanı… Her şey o kadar sahici ki daha ilk sayfalarda diyorsunuz ki bunları yaşamayan biri böyle yazamaz. Gerçekten de öyle. Çünkü Fyodor Dostoyevski ’nin hayatına
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
10/10
·687 syf.··
2025 5. kitabı
Suç ve Ceza.Adının hakkını özüne kadar veren bir başyapıt.Kitap incelemelerini uzun uzun kitabın her ayrıntısını verecek kadar anlatmanın saçmalığından kaçarak şunu söyleyebilirim ki ; kesinlikle sindire sindire okumanız gereken,her cümlesinde ayrı bir düşünceye kapılıp götüren bir eser.Genel olarak sisteme karşı bir çok cümlenin hakikati çıkıyor önümüze.Baş karakterimiz Raskolnikov'un psikolojik halini iliklerimize kadar yaşayıp o ruh haline bürünüyoruz.Bir suçun ve ardından cezanın içinde bulundurduğu o çıkmaz yollar , korkuyla sınanan bizlerin kendi yaşantımızdan kesitleride derinden hissetmemizi de sağlıyor.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
《 S U Ç V E C E Z A 》
9/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2026 20:23
Suç somut mudur, soyut mudur? Peki ya ceza? Dostoyevski'nin 1866 yılında yayımlanan romanı Suç ve Ceza, adından da anlaşılacağı üzere bir cinayet üzerine suç ve ceza psikolojisini anlatır. Roman, suç üzerinden cezanın türlerine değinir. Cezanın her zaman somut olmadığını, vicdan ve ahlak gibi değerlerin ağır bir mahkeme olduğunu terennüm eder. Bu hikâye kimi zaman karakterlerle, kimi zaman diyaloglarla aktarılırken büyük ölçüde baş karakterimiz Raskolnikov'un iç dünyasında yaşanan hengamelerle anlatılır. Yazar, Raskolnikov karakterini suç ve ceza temelinden ele alırken aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere karşı duran, dürüst, düşünen, aydın bir genç olarak tanıtır. Kitabın çerçevesini bir suçun psikolojik öyküsüyle, onun ahlaki sonuçları oluşturur. Raskolnikov'un kötü birisini katletmesi sadece bir cinayet değil, aynı zamanda toplumsal eşitsizliklere, ahlaki çöküşe ve adaletsizliğe bir başkaldırıdır.Aslında Raskolnikov, Napolyon gibi kahramanları örnek alarak bu suçla birlikte bireysel bir sosyolojik deneye girişir. Ezilenleri, fakirleri ve haksızlığa uğrayanları kurtarmak gibi büyük bir amaca hizmet ettiğini düşünerek ahlakı, yasayı ve adaleti çiğner. İşlediği suçtan sonra bir zebani gibi karşısına dikilen suçluluk duygusu, onu her gün kendi vicdan mahkemesinde yargılar. Adalet yasalarının beynine sürekli hücum ettiği bu mahkeme, Raskolnikov'u darmadağın eder. Onu yaralayan yakalanma korkusu değildir, bu suçla birlikte hissettiği insanlıktan kopuş duygusudur. Raskolnikov'un sürüklendiği bu ruhsal arbededeki bir diğer merakı, "Ben bir bit miyim yoksa insan mıyım?" sorusudur. Yazar, karakterin inançsızlığını vurgulayarak inancın sağlam bir dayanak noktası olduğunu belirtiyor. Eşref-i mahlukat olarak kendi değerini bilen bir insan, bundan şüphe duymadığı gibi
Dünya Klasikleri
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Suç ve Ceza
Puan vermedi·687 syf.··
2024 17. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2024 08:57
Dostoyevski ölmeden önce, bir insan ve yazar olarak en büyük hayalinin insanlığa, gerek Rusya'daki gerek tüm dünyada ki ezilenlere ve yoksullara ' insanlığın 9/10 yardım etmek, insanlığa saygınlığı öğretmek, aydınlığın ve düşüncenin krallığına gidene yolu kazanmak olduğu için yazmıştır. 19.yy edebiyatında ki gerçekçi eserler arasında, Suç ve Ceza gibi kitlelerin yoksulluk, sosyal eşitsizlik ve baskıdan kaynaklanan acılarını böylesine korkusuzca Shakespeare gibi bir ustalıkla resmeden başka bir çalışma daha yoktur. Anca Dostoyevski'nin romanı sadece sürükleyici bir trajediye harmanlanmış yoksulluk ve sosyal eşitsizlik resminden ibaret değildir. Aynı zamanda insanlığın vicdanına ve aklına da seslenir... Esere 10 üzerinden 9 veriyorum keyifli okumalar.
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.