Victor HugoSefiller , sadece bir adalet mücadelesi değil; hukuk (Javert) ile merhametin (Valjean) karşı karşıya geldiği ve sonunda adaletin gerçek kaynağı olan vicdanın galip geldiği bir düellodur. Valjean’ın bir somun ekmek yüzünden başlayan ve kürek cezasından özgürlüğe uzanan yolu, yalnızca bir adamın manevi dönüşümünü değil; toplumun bastırılmış vicdanının da arınma ve yeniden doğma ihtimalini açığa çıkarır.
Ve;
Gerçek adalet ancak merhametle birleştiğinde insanlaşır; merhametsiz adalet zulme, adaletsiz merhamet ise körlüğe dönüşür.
Bu kitabı okumak için neden bu kadar geç kalmışım? Benim gibi siz de sorgulayacaksınız.
SefillerVictor Hugo · Karaca Yayınları · 0105,2bin okunma
Otuz yaşına kadar hayatın anlamını aramış biri olarak söylüyorum; eğer on beş yaşındayken odağımı toplayıp bu kitabı bir kere okusaydım, sadece hayatımı dolu dolu yaşar ve hiçbir şeyi kafama takmazdım. Ayrıca benden mutlu kişi bulamazdınız dünyada. Çünkü hiçbir pişmanlığım olmaz, yaşadığım hiçbir şeyden şikayet etmez ve tatminsiz davranmazdım. Sadece dünya adlı pencereyi zevkle seyrediyor ve vakti geldiğinde göçüp gidiyor olurdum. Aslında şu an böyle düşünüyor oluşum da çok değerli çünkü artık pişmanlıklarımı birer deneyim ve kişisel yolculuğumun bir parçası olarak görüyorum. Bu kitap size kişisel yolculuğunuz hakkında büyük umutlar aşılayacak. Kaç yaşında olursanız olun bu kitabı okuduğunuz için musmutlu bir kişi olacaksınız. Şimdilik iyi okumalar ve kişisel yolculuğunuzda başarılar diliyorum.
SefillerVictor Hugo · Karaca Yayınları · 0105,2bin okunma
Bilemezsiniz! Bir hikayede birisi bir iyilik yapar etkisi romanın seyrini değiştirir. Gerçek anlamdaki hayatımızın özeti de böyle görünebilir. Ama gerçek Yaşam alanımızda ise tek bir kitap okunmuyor o kadar dramatik,romantik hatta trajikomik bile değil. Peki nedir diye soru sorarsanız kendinize cevap yine içimizde bulunacaktır. Bulunmayan hint kumaşı aslında deneyimlerimiz olarak en hızlı okunabilen kitapta... Victor Hugo
SefillerVictor Hugo · Karaca Yayınları · 0105,2bin okunma
Victor Hugo'nun bu kitabı kesinlikle hayatta 1 defa da olsa okunulması gereken 1 kitap.Modern zamanda manevi ve vicdani duyguların öneminede dikkat çekiyor.
SefillerVictor Hugo · Karaca Yayınları · 0105,2bin okunma
Sefiller benim için sadece bir roman değil, resmen bir hayat dersi gibi oldu. Okurken bazen yoruldum, bazen duygulandım ama en çok da etkilendim. Hani bazı kitaplar vardır ya, bittiğinde sen aynı kişi olmazsın… bu kesinlikle onlardan biri.
Victor Hugo öyle bir dünya kurmuş ki, sadece karakterleri değil, dönemin tamamını yaşıyorsun. Fakirlik, adaletsizlik, merhamet, vicdan… hepsi iç içe geçmiş. Kitap uzun, evet. Hatta bazı yerlerde “bu kadar detaya gerek var mıydı?” dediğim oldu ama garip şekilde o detaylar bile sonunda anlam kazanıyor.
Jean Valjean karakteri… açık söyleyeyim, beni en çok etkileyen karakterlerden biri oldu. Bir insanın değişebileceğini, geçmişinden sıyrılıp bambaşka biri olabileceğini o kadar iyi anlatıyor ki. Onun yaşadığı iç çatışmaları okurken bazen durup düşündüm: “Ben olsam ne yapardım?” diye.
Javert karakteri de ayrı bir olay. Onun katı adalet anlayışıyla Valjean’ın vicdanı arasında kalan o çatışma… kitap boyunca hissediliyor. İyilik ve kötülük o kadar net çizgilerle ayrılmıyor aslında, bunu fark ediyorsun.
Fantine’nin yaşadıkları… orası baya ağırdı. Gerçekten insanın içini sıkıyor. O bölümleri okurken biraz durup nefes aldım diyebilirim. Çünkü sadece bir karakterin hikâyesi değil, aslında birçok insanın yaşadığı gerçeklerin bir yansıması gibi.
Kitapta en çok hoşuma giden şey, sadece bireysel hikâyeler anlatmaması. Aynı zamanda toplumun nasıl işlediğini, adaletin nasıl dağıldığını ve insanların hangi şartlarda neye dönüştüğünü de gösteriyor. Okurken sürekli gerçek hayata bağladım.
Açık konuşayım, bazı yerlerde tempo düşüyor. Uzun uzun anlatımlar var, özellikle tarihsel kısımlar biraz zorlayabiliyor. Ama buna rağmen bıraktığı etki o kadar güçlü ki, o zorluklar gözünde büyümüyor.
Bu kitapta beni en çok etkileyen şey şu oldu: İnsan kötü doğmaz,
#yorum
Dil, din, ırk farketmeksizin toplumun sorunlarını okuyoruz. Ne kadar da adı ile uyumlu bir kitap aslında. İçimin acıdığı yerler çok oldu. Nerde adalet dedirten cinsten. 19. yy'ın ve Avrupa Edebiyatı'nın en uzun romanlarından olan ve karakterlerin de çok fazlası olmasından dolayı, okunması evet zor olan bir kitap aslında. Toplumsal baskı ve cahillik üst düzeyde bu kitapta. Victor Hugo, şehirleri, yolları, mimarileri, anlattığı her yeri gözünüzde canlandıracak kadar en ince ayrıntısıyla anlatan bir yazar. Her karakterin kişiliğini dibine kadar hissediyorsunuz. Hele Jean Veljean Böyle bir karakter olamaz Kesinlikle okuyun.
SefillerVictor Hugo · Karaca Yayınları · 0105,2bin okunma
Eser için söylenecek o kadar çok söz var ki incelememi yazarken yazılarımı toparlamak için günlerimi vermem gerekti.
Bu eseri uzun bir tren yolcuğu gibi düşünün, koltuğunuza oturmuş pencerenize yansıyan manzarayı izliyorsunuz. Yolculuğunuz içerisinde birçok durak olacak, her durağınızda ayrı bir yer görecek ayrı bir duygu yaşayacak ayrı birşeyler öğreneceksiniz. Kimi zaman tarihe tanıklık ederken kimi zaman yaşamın en acımasız noktalarını soluyacaksınız. Yeri gelecek toplum denen olguların en kötümser yargılarını hissedecek yeri gelecek insanlığın manasını arayacaksınız. Hepsi bu kadarla bitmeyecek uzun düşüncelere dalacak ve birçok şeyi sorgulayacaksınız...
O halde lokomotifi çalıştırıp bu elzem yolculuğa çıkmak için incelememize geçelim.
Hugo eserinde birçok konuya değinsede özellikle altını çizdiği meselelere eser içerisinde ayrı bir yer tutmuştur.
Bu sebep ile öncelikle ilk duraklarımızı eserin ana konuları üzerinde yapacağız
1. Durağımız: Dönemin Mevcut Kilisesi (Ruhban sınıfı) ve Aristokrasi içerisindeki Nepotizm olgusu, seküler bir bakış açısıyla eleştirilmiş. Eleştirinin hikaye içerisindeki entegrasyonu ise eleştirilecek olguya istinaden yaratılan anti karakterler ile yapılmıştır. Merak etmeyin incelememizin ilerleyen kısımlarında tüm karakterlere değineceğiz.
Ek bilgi:
Martin Verga Tarikatı dönemin dinsel yobazlık mevcudiyeti için önemli bir örnekleme olmuştur. Her ne kadar dönemin kilisesi eleştirilmiş olsa da ağırlıklı olarak Hristiyanlık misyonerliği de anti karakterler ile yansıtılmış.
2. Durağımız: Tarihsel Vurgular
Özellikle Fransız Devrimi Sonrası Mevcut Durum Yani Monarşi - Cumhuriyet arası mekik dokuma dönemine büyük bir yer ayrılmıştır. Bu noktada yazarımız bizlere siyasi görüşünü yansıtmıştır. Gençliğinde şiddetli bir kral yanlısı olsa
"Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç."
İncelememe kitabın özeti gibi olan bu alıntı ile başlamak istedim.1724 sayfayı bir cümlesine sığdırabilmiş bir yazar Victor Hugo.
Yaşamadan geçen sefil bir hayatın kitabı, Sefiller. Karakterler değişse de yaşanan acı ve sefaletler ortak.
Kitaba başlamadan önce çekinsem de kitabın başındaki şu cümleler beni esere çekti:
" Erkeğin cahil ve umutsuz olduğu kadının ekmek için bedenini sattığı, çocuğun kendini eğitecek bir kitabın, kendini ısıtacak bir ailenin yokluğunda acı çektiği her yerde Sefiller kitabı kapıyı çalıp şöyle diyor: Sizin için geldim, sayfalarımı çevirin."
Bu cümleleri okuduktan sonra tam zamanında geldin Sefiller hoşgeldin diyerek, eseri buyur ettim ve iyi ki de öyle yapmışım.
Sefiller (2 Cilt Takım), sadece hacmiyle değil içeriğiyle, anlatımıyla, oluşturduğu duygu yoğunluğuyla, tasvirleriyle, ruh tahlilleriyle, içerdiği bilgilerle dolu dolu olan büyük bir kitap.
Neler yok ki bu kitapta?
Yoksulluk, sefalet, bozuk hukuk sistemi, siyaset din, fedakarlık, önyargı, iyilik, kötülük, erdem, vicdan, özgürlük mücadelesi, pişmanlık, mutluluk, gözyaşı, teslimiyet...
Haliyle bu kadar duygu ve düşünce içinde kitaba hapsoluyor insan. Ve kitap bittiğinde bir dostunla vedalaşır gibi bir his oluşuyor.
Her duygu esere öyle güzel işlenmiş, her karakter birbirine o kadar muazzam bir şekilde bağlanmış ki eserin bir başyapıt olmasına şaşmamalı.
Jean Valjean sadece ekmek çaldığı için 19 yılını hapiste geçirmiş bir kürek mahkumu. Kitapta onunla yolları kesişen başka hayatlara da tanıklık ediyoruz. Kitapta sadece Jean Valjean’ın hayatı yok elbette. Jean Valjean’ın yanında, Fantine, Cosette, Marius'un da acıları duygulandırıyor, etkiliyor.
Sefiller bu hayatları anlatırken aynı zamanda Fransız Devrimi'nin, Waterloo Savaşı'nı, savaşın ve devrimin
Kitabı elime ilk aldığımda farklı bir duyguya kapıldım. Bunun sebebiyse meşhur “Vatan Şairimiz Namık Kemal”di. Hayranı olduğum bir yazardır “Namık Kemal”. Sürgün yıllarında son günlerini yaşarken elinde “Victor Hugo’nun Sefiller” kitabı varmış. Bu kitabı okurken gözlerini yummuş hayata. “Hürriyet Kasidesi” gibi devasa bir şiiri o zamanın şartlarında yazabilmiş bir yazarın, son okuduğu kitabın “Sefiller” olması benim için baya değerliydi.
Kitabı bu duygu içinde alıp okumaya başladım. Tadını çıkara çıkara, azar azar… Neticede 23 günde kitabı bitirebildim. Kitap bittiğinde ise evet dedim. Bir esere eğer “Klasik” denilecekse böyle bir kitap olmalı. Ki çoğu klasik denen eser benim nezdimde hiçte klasik olmayı hak etmiyor. Ama “Sefiller” tam tamına bir klasikti.
Peki, neden tam tamına klasikti? Kitabın olumlu veya olumsuz özelikleri nelerdi?
Başlayalım Efendim…
1. Cesaret
Yazar kitabın yazıldığı döneme göre çok cesaret gerektiren bir iş yapmış. O zamanın karanlık Avrupa’sında sürgün ve hapis hayatı yaşayacağını bile bile “Özgürlük, Adalet, Eşitlik” gibi konuları işlemek bir cesaret işidir. Cesur yazar her zaman takdiri hak eder. Ayrıca kendinden sonraki birçok yazara da “Hugo” bu konuda örnek olmuştur. Onların açtığı çizgiden yürüyen yerli yazarlarımız “Tanzimat Dönemi” ile birlikte bu konuları işlemeye başlamıştır.
2. Evrensel Konular
Kitabı ana konusu sefillik. Fakat sefilliğin çeşitleri yok mudur? Örneğin bir hayat kadının sefilliği, bir mahkûmun yaşadığı sefillik, bir yetim kızın sefilliği, bir dilencinin sefilliği, devrik bir liderin sefilliği, bir kaçağın sefilliği, bir hırsızın sefilliği, bir devrimcinin sefilliği, bir vicdan sefilliği… Sefillik diye düşünmeye başlasak bu ve buna benzer birçok şey sıralayabiliriz. Kitabı beğenmemin bir nedeni de aklımıza
"İnsanlar aslında aydınlıktakiler ve
karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır.
Karanlıktakilerin sayısını azaltıp,
aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak, işte
hedef budur. Bu yüzden 'Bilgi!', 'Bilim!' diye
bağırıyoruz."¹
Bir kitap okurken ne zaman Victor Hugo ismini görsem ilk defa lise yıllarında okuduğum “Sefiller (2 Cilt Takım)”in özet kitabı gelir aklıma. Okuyup bitirdiğimde günlerce etkisinden kurtulamadığım bu kitabın büyüsüne bir kez daha kendimi bırakırım. Yeğenlerine bir somun ekmek götürebilmek için yaptığı hırsızlık nedeniyle on dokuz yıl kürek mahkûmu olarak cezaevinde kalan Jean Valjean’ın yaşadıklarını düşünür, onun şahsından hareketle “İyi insan olmanın ölçüsü nedir?” sorusunun cevabını tüm yönleriyle bulmaya çalışırım. Bunu yaparken bir yandan da özeti bu kadar etkili olan bir kitabın tam metni nasıldır acaba sorusunu sorarım kendi kendime.
• • •
İşte uzun süre ertelememe rağmen bu sorunun cevabını bulabilmek için “Sefiller”in tam metnini okumaya karar verdim. En sonda söylemem gerekeni en başta ifade edecek olursam, kitabı okuyup derinliklerine daldığımda “Sefiller”in insanlık tarihinde yazılmış en muhteşem eserlerden biri olduğuna yönelik düşüncemin bir kez daha pekiştiğini söyleyebilirim. Zira eserini sürgünde on yedi yılda kaleme alan Hugo², adeta bir dünyayı içerisine sığdırmış. İnsanlığa ait tüm sorunları ilmek ilmek dokuyarak gözler önüne sermiş.
• • •
Öyle ki “Elmaslar sadece toprağın karanlıklarında, düşünceler sadece düşüncelerin derinliklerinde bulunur”³ diyen Hugo, Jean Valjean’ın hikayesi üzerinden içinde yaşadığı toplumun sorunlarını kat kat açarak önümüze koymuş. Nitekim onun hayatın içindeki yoksulluğu, sefaleti, adaletsizliği, sınıflar arası mesafeyi, iyiliği, kötülüğü, suçu, suçluyu, ceza infaz sistemini, toplumsal hareketleri, dini, eğitimi, cehaleti, bir
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.