Victor Hugo'nun Sefiller'in önsözünde gayesini belirttiği kısım açıklama için yeterli olacaktır kanaatindeyim.
“ Yeryüzünde yasalar, gelenekler aracılığıyla uygarlık içinde yapay cehennemler yaratan, ilahi yazgıyı uğursuz insanlar aracılığıyla karıştıran bir toplum lanetlemesi oldukça; çağımızın üç temel sorunu, erkeğin yoksulluk yüzünden alçalması, kadının açlık yüzünden düşkünleşmesi, çocuğun cehalet yüzünden yeteneklerini geliştirememesi sorunları çözümlenmedikçe; bazı bölgelerde toplumun insanları boğması mümkün oldukça; başka bir deyişle ve daha geniş bir açıdan yeryüzünde cehalet, sefalet bulundukça bu gibi kitaplar faydasız olmayacaktır. ”
Hugo romanın sonlarına doğru eserin geniş kapsamlı yapısına açıklama getirir ve şöyle özetler aslında:
“ Şu anda okuyucunun eli altında bulunan kitap, eksikleri, üstün veya zayıf tarafları ne olursa olsun, bir baştan bir başa bütünü de, teferruatlarında kötülükten iyiliğe, adaletsizlikten adalete, sahtelikten hakikate, geceden gündüze, ihtirastan vicdana, çürümüşlükten hayata, canavarlıktan vazifeye, cehennemden cennete, hiçlikten Tanrıya doğru bir yürüyüştür. Çıkış noktası madde, vardığı nokta ruhtur. Başlangıçta canavar, neticede melektir. ”
Roman birçok altkonuya yer verir ama ana konu dünyada iyilik yapma gücü bulan ama sabıkalı geç
mişinden kaçamayan eski mahkûm Jean Valjean'ın hikâyesidir.
SefillerVictor Hugo · Mavi Çatı Yayınları · 2016105,2bin okunma
Söyleyecek bir şey bulamaycak kadar güzel bir kitap. Harika. Başladığınızla bitirmeniz bir oluyor. Ben kısa versiyonunu okudum,aradan biraz zaman geçsin uzun versionunuda okuyacağım 2000 sayfa olsa yine okurum yine.^_^ Victor HugoSefiller
SefillerVictor Hugo · Mavi Çatı Yayınları · 2016105,2bin okunma
Kitapda bir mahkumun hayatını anlatıyor,çok detaya girmeden mahkumun ilerideki hayatı yaptıkları ve yaşamı insanlara olan yaklaşmışı iyilikleri beni cidden çok etkiledi ve açıkçası bu denli akıcı bir kitap beklemiyordum.
Muhteşem bir kitap, akıcı, sürükleyici, elinizden bırakmayacağınız gibi tüm iltifatları hak eden bir roman.
Roman kahramanı Jan deyim yerindeyse çağının süpermeni.
Jan iyilikle kötülük arasına sıkışmış bir kahraman bana göre o dönem içinde gerçek kahraman.
Filmi var mı bilmiyorum ama mutlaka olması gerekir.
Şunu tüm samimiyetimle söylüyorum Roman gerçekten efsane.
Herkese tavsiye ederim.
Jan Valjan ailesi için bir ekmek çalmıştır onlar ise Jan Valjan'ın on dokuz yılını. Bunca yılın ardından sefil bir şekilde sokakta kalan Jan Valjan'ın hayatını bir piskopos değiştirir. Sefaletten kurtulur ve diğerlerini kurtarmak için de çok çalışır zengin olur. Ancak insanlar bu adamın nereden geldiğini merak eder ve polis şefi Jarvert bu sorunun cevabını bulur.
.
Hakkında binlerce tez ve makale yazılmış; Namık Kemal'in elinden düşürmediği bu klasik hakkında daha ne denir bilmem. Okuyun, okutturun.
SefillerVictor Hugo · Mavi Çatı Yayınları · 2016105,2bin okunma
Ben Jean Valjean’ın hikayesini okurken, 19. yüzyıl Fransa’sının o soğuk ve adaletsiz sokaklarında toplumun ezdiği insanlarla birlikte yürüdüm. Victor Hugo’nun, kanunların kör katılığı ile evrensel merhametin gücünü karşı karşıya getirişini büyük bir hayranlıkla izledim. Benim gözümde müfettiş Javert sistemin acımasız dişlilerini, Valjean ise o dişliler arasında insan kalmayı başaran saf vicdanı temsil ediyordu. Yoksulluğun insanı nasıl suça sürüklediğini okurken, yazarın dönemin toplumsal düzenine ne kadar öfkeli olduğunu her satırda hissettim. Bu koca romanı bitirdiğimde bence Hugo bize, dünyayı değiştirecek asıl gücün cezalandırmak değil, bir insana gösterilen karşılıksız sevgi olduğunu anlatıyordu.
SefillerVictor Hugo · Mavi Çatı Yayınları · 2016105,2bin okunma
Bu kitabı daha satın alma aşamasında verdiğim paradan dolayı daha okumadan sefilliği hissettim. Sefilleri anlamak için aslında sayfalarca okumaya gerek yok; günümüz şartlarında market alışverişine çıkan 9-6 işçisinin hissettiği o çaresizlik kitabın özeti gibi. Beni çok derinden etkilemese de anlatımı güzeldi.
Ucuz olan ne kaldı ki?Her şey ateş pahası.Ucuz olan tek şey dünyanın kahrı; dünyanın kahrını çekmek bedava!
Victor Hugo nun da dediği gibi sadece dünyanın kahrını çekmek bedava
SefillerVictor Hugo · Mavi Çatı Yayınları · 2016105,2bin okunma
Eser için söylenecek o kadar çok söz var ki incelememi yazarken yazılarımı toparlamak için günlerimi vermem gerekti.
Bu eseri uzun bir tren yolcuğu gibi düşünün, koltuğunuza oturmuş pencerenize yansıyan manzarayı izliyorsunuz. Yolculuğunuz içerisinde birçok durak olacak, her durağınızda ayrı bir yer görecek ayrı bir duygu yaşayacak ayrı birşeyler öğreneceksiniz. Kimi zaman tarihe tanıklık ederken kimi zaman yaşamın en acımasız noktalarını soluyacaksınız. Yeri gelecek toplum denen olguların en kötümser yargılarını hissedecek yeri gelecek insanlığın manasını arayacaksınız. Hepsi bu kadarla bitmeyecek uzun düşüncelere dalacak ve birçok şeyi sorgulayacaksınız...
O halde lokomotifi çalıştırıp bu elzem yolculuğa çıkmak için incelememize geçelim.
Hugo eserinde birçok konuya değinsede özellikle altını çizdiği meselelere eser içerisinde ayrı bir yer tutmuştur.
Bu sebep ile öncelikle ilk duraklarımızı eserin ana konuları üzerinde yapacağız
1. Durağımız: Dönemin Mevcut Kilisesi (Ruhban sınıfı) ve Aristokrasi içerisindeki Nepotizm olgusu, seküler bir bakış açısıyla eleştirilmiş. Eleştirinin hikaye içerisindeki entegrasyonu ise eleştirilecek olguya istinaden yaratılan anti karakterler ile yapılmıştır. Merak etmeyin incelememizin ilerleyen kısımlarında tüm karakterlere değineceğiz.
Ek bilgi:
Martin Verga Tarikatı dönemin dinsel yobazlık mevcudiyeti için önemli bir örnekleme olmuştur. Her ne kadar dönemin kilisesi eleştirilmiş olsa da ağırlıklı olarak Hristiyanlık misyonerliği de anti karakterler ile yansıtılmış.
2. Durağımız: Tarihsel Vurgular
Özellikle Fransız Devrimi Sonrası Mevcut Durum Yani Monarşi - Cumhuriyet arası mekik dokuma dönemine büyük bir yer ayrılmıştır. Bu noktada yazarımız bizlere siyasi görüşünü yansıtmıştır. Gençliğinde şiddetli bir kral yanlısı olsa
"Ölmek bir şey değil, yaşamamak korkunç."
İncelememe kitabın özeti gibi olan bu alıntı ile başlamak istedim.1724 sayfayı bir cümlesine sığdırabilmiş bir yazar Victor Hugo.
Yaşamadan geçen sefil bir hayatın kitabı, Sefiller. Karakterler değişse de yaşanan acı ve sefaletler ortak.
Kitaba başlamadan önce çekinsem de kitabın başındaki şu cümleler beni esere çekti:
" Erkeğin cahil ve umutsuz olduğu kadının ekmek için bedenini sattığı, çocuğun kendini eğitecek bir kitabın, kendini ısıtacak bir ailenin yokluğunda acı çektiği her yerde Sefiller kitabı kapıyı çalıp şöyle diyor: Sizin için geldim, sayfalarımı çevirin."
Bu cümleleri okuduktan sonra tam zamanında geldin Sefiller hoşgeldin diyerek, eseri buyur ettim ve iyi ki de öyle yapmışım.
Sefiller (2 Cilt Takım), sadece hacmiyle değil içeriğiyle, anlatımıyla, oluşturduğu duygu yoğunluğuyla, tasvirleriyle, ruh tahlilleriyle, içerdiği bilgilerle dolu dolu olan büyük bir kitap.
Neler yok ki bu kitapta?
Yoksulluk, sefalet, bozuk hukuk sistemi, siyaset din, fedakarlık, önyargı, iyilik, kötülük, erdem, vicdan, özgürlük mücadelesi, pişmanlık, mutluluk, gözyaşı, teslimiyet...
Haliyle bu kadar duygu ve düşünce içinde kitaba hapsoluyor insan. Ve kitap bittiğinde bir dostunla vedalaşır gibi bir his oluşuyor.
Her duygu esere öyle güzel işlenmiş, her karakter birbirine o kadar muazzam bir şekilde bağlanmış ki eserin bir başyapıt olmasına şaşmamalı.
Jean Valjean sadece ekmek çaldığı için 19 yılını hapiste geçirmiş bir kürek mahkumu. Kitapta onunla yolları kesişen başka hayatlara da tanıklık ediyoruz. Kitapta sadece Jean Valjean’ın hayatı yok elbette. Jean Valjean’ın yanında, Fantine, Cosette, Marius'un da acıları duygulandırıyor, etkiliyor.
Sefiller bu hayatları anlatırken aynı zamanda Fransız Devrimi'nin, Waterloo Savaşı'nı, savaşın ve devrimin
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.