Sergüzeşt (Tam Metin)

·
Okunma
·
Beğeni
·
56,4bin
Gösterim
Adı:
Sergüzeşt
Alt başlık:
Tam Metin
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753381918
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akçağ Yayınları
128 syf.
·7 günde·8/10
Sergüzeşt, Türk romanında gerçekçilik akımının ilk örneği sayılır. Sergüzeşt macera serüven anlamına gelmektedir. Türk klasiklerinin efsane 100 temel eserinden biridir. İçerisinde aşk konusu çok hassas işlenmiş. Her zaman nostalji diyen biri olarak bu eseri çok seveceğinizi umuyorum.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
128 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Türk Edebiyatının Klasiklerinde en beğendiğim kitap olan Sergüzeşt aslında aşk konusu işlemektedir ancak bunun yanında esaret,kölelik,hürriyet gibi kavramlarda işlenmiştir.Konu olarak Dilber isminde küçük bir kızın köle olarak esirlerin eline düşmesiyle başlamaktadır.Birden fazla yere satılır önce bir memura daha sonra paşakonağına orada konağın oğluyla arasında yakınlaşma olunca evin hanımı başka yere satar ve böyle derken artık tükenmiş olan Dilber bir gün kendini suyun derinliklerine bırakmasıyla biter.Kitabın büyük bölümü esaret üzerinde durmuştur konu o kadar muhteşem anlatılmış ki sanki gerçek hayattan bir keşifmiş gibi.
Kesinlikle Okumasını Tavsiye Ederim
  • Eylül
    7.6/10 (2.772 Oy)2.649 beğeni15,5bin okunma6,2bin alıntı133,1bin gösterim
  • Fatih Harbiye
    7.9/10 (3.640 Oy)3.283 beğeni18,9bin okunma2.334 alıntı52,6bin gösterim
  • İntibah
    7.7/10 (2.760 Oy)2.320 beğeni14bin okunma4.356 alıntı51,2bin gösterim
  • Yaban
    8.3/10 (3.739 Oy)3.487 beğeni18,4bin okunma3.296 alıntı52,6bin gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.1/10 (2.239 Oy)2.153 beğeni13,9bin okunma1.129 alıntı37,7bin gösterim
  • Acımak
    8.7/10 (3.489 Oy)3.404 beğeni14,7bin okunma2.366 alıntı52,5bin gösterim
  • Kaşağı
    8.2/10 (1.334 Oy)1.194 beğeni10,5bin okunma349 alıntı27,1bin gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (4.753 Oy)4.813 beğeni17,5bin okunma8bin alıntı134,7bin gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (4.438 Oy)4.694 beğeni18bin okunma5bin alıntı85,4bin gösterim
  • Denemeler
    8.6/10 (5bin Oy)5,4bin beğeni21bin okunma23,7bin alıntı92,5bin gösterim
127 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Kitabın başındaki Sami Paşazade Sezai'nin hayatında Sergüzeşt romanı ile gözaltına alındığı (Hiç şaşırmadım...) ve bu romanın Türk edebiyatında romantizimden gerçekçiliğe geçiş akımının ilk örneği sayılmakta olduğu yazıyor.

Sergüzeşt: Baştan gelen haller, macera.

Dilber, 9 yaşlarında Rusya kumpanyasının Batum'dan gelen vapurunda Kafkasya’dan iki kız ile birlikte İstanbul'a getirilmiş Çerkez bir esir.

Celal Bey: Paris'te resim öğrenimi görmüş konak sahibinin oğlu bir genç.

Oradan oraya satılarak esirlik hayatında cehennemi yaşayan Dilber son olarak Asaf Paşa'nın konağına satılır. Konak sahibinin oğlu Celal Bey ile birbirlerine aşık olurlar.

Biri esir, diğeri Avrupa'da eğitim görmüş bir ressam olan varlıklı bir ailenin oğlu.

"Batı'nın verdiği bir gösteriş ve asalet sevdası, hırs ve emelin doğurduğu bir ikbal ve servet düşkünlüğü ve Mısır aileleri arasında yaygın olan bedbaht esirleri hakir görme duygusuyla... " (diyor kitapta bence duygusuzluğuyla) annesi bu aşkı duyar duymaz Dilber'i evden gönderir.

Ve Dilber için daha da zor olacak bir hayat başlar. Celal Bey ile Dilber aynı acıyı başka şekillerde, başka başka yerlerde çekerler.

Batılılaşmış burjuva sınıfının esirlere karşı davranış ve düşüncelerini ve bu sınıfın öncelikle evlilik ile ilgili genç kuşakla çatışmasını #41475853 ve #41497846
görüyoruz..
Sonucunda ise meydana gelen üzücü bir son.

Celal Bey'in arayışlarında, Dilber'in eline geçen fırsatta bekledim kavuşacakları anı.

İnsanın kendi isteği ile herhangi bir sınıf veya sınır fark etmeden birbirini sevip, aşık olmasını çok güzel bir şekilde anlatılışı. Ah keşke kavuşsalardı da, çok mutlu olsalardı da bu ayrımı yapanların gözüne girseydi bu durum.

Dilber en sonunda şu güzel anlatımla gidiyor özgürken özgürlüğe;

#41527916

Esaret nedir? Esir kimdir?
Sabit bir düşünce ile hayatı sürdürmek mi?
İnsanları sınıflandırmak, bu sınıflara göre aşağılamak, eziyet etmek kişinin kendisini esir etmesi değil midir?
İnsanı insan olarak sevmek, değer vermek, ötekeleştirmemek bizi kendimizde değerli kılan en önemli özelliktir.

Arada güldüğüm yerler oldu. Celal Bey'in önüne gelene özellikle mutlu olanlara "Dilber sende, bu yüzden mutlusun" demesi :)

Eski bir Türk filmi tadında bir kitaptı. Ve baktım filmi de varmış. İzlemeli.

Ve son olarak

Aşk bir resme bakıp "Bu oda karanlık, soğuk... Belki üşürsün!" diye düşünebilmektir.
119 syf.
·9/10
Tasvirler şahaneydi. Film gibi seyrediyorsunuz kitabı yaşayarak, görerek, hissederek. Artık böyle güzel aşk kitapları yazılamıyor.
Aşk bile GDO (genetiği değiştirilmiş organizma) olduğu şu günlerde gerçek, tutkulu, duygulu bir aşk romanı isteyenler 1960tan 1970ten önce yazılanları okumalılar.
Kitabın konusu küçük bir kızın vatanından ayrılıp köle olarak satıldığı evde çektigi eziyetleri ve satıldığı diğer evde büyüyerek düştüğü aşk anlatılıyor. Betimlemeler çok güzeldi. Sanki dilberi sizde tanıyorsunuz. Köle oluşunuzu hayal edip acılar cekiyorsunuz sonra imkansız bir aşka düşüyorsunuz.
Türk klasiklerinin baş sıralarında olmayı hak etmiş hakkını vermiş şahane bir eser.
96 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
"Dilber’in başından geçenlerin işlendiği Sergüzeşt, Tanzimat edebiyatının romantizmden gerçekçiliğe yöneldiği dönemde yazılmıştır."
Sami Paşazade Sezai, Sergüzeşt'te ele aldığı kölelik ve özgürlük temaları nedeniyle hükümet tarafından 1908 yılına kadar göz hapsine alınmıştır..
Kitap hakkındaki düşüncelerime gelirsek kelime dağarcığım yettiğince açıklamak isterim fakat kelimeler kifayetsiz kalır. Çok beğendim. Yazarımız esareti, hürriyeti, aşkı o kadar güzel anlatmış ki bir solukta okudum. Dilber ve Celâl, sevip de kavuşamamak adlı eski Türk geleneğine misafir olmuş. Cevher'im ise misafir bile olamamıştır. İçim parçalandı. "Sergüzeştin ne pusulası vardır ne haritası..." Dilber bir nehrin üzerinde "Nehir merhametsiz, ağaçlar hissiz, ay kayıtsız..."
112 syf.
·4 günde·Puan vermedi
NOT : Dram severleri buraya alalım. :)

Öncelikle eski dönemde insan ticaretinin olması kesinlikle çok can sıkıcı bir durum. Kitapta geçen Dilber karakteri ise 9 yaşında bir esir hayatı sürmüştür. O kadar çok işkence görüyor ki fiziki ve psikolojik yönden okurken o üzüntüyü , çaresizliği yaşıyorsunuz. Bu yönüyle bile kitaptan ; esaretin her türlüsü her yaşı etkiler mesajını alabilirsiniz.

Kitaptaki dilden bahsedeyim ; çok severek okuduğum uzun cümle yapıları vardı. Ayrıca akıcı ve yalın bir anlatımla yazılmış olması da kitabın çekici yönlerindendi.

Aslında okumaya başlarken ben bu kısmı biliyorum hatta ondan sonraki kısmı da biliyorum diyorsunuz. Ancak kitabın sonunu tahmin etmek bir kısma kadar zor. Kitabın tek parça da yazılmış olması okurun bu kitabı hızlı bir şekilde bitirmesi gerektiğine işaret ediyor gibi. Duygu yoğunluğu fazla olan ama insanı yormayan bir kitaptı , denemek isteyenler için tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)
128 syf.
·4 günde·8/10
Birisine derinden duyulan sevgi neler yaptırabilir bir insana? Sorusunun cevabını gayet güzel vermiş Sami Paşazade Sezai bey.
- Spoiler olan bir inceleme olacak baştan uyarayım -
Kitabın temel konusu esaret olsada imkansız bir aşkın yaşatacağı tüm sorunları da çok güzel işlemiş olaylara yazar.
Hayatı boyunca satılan, eziyet edilen, bir insan olarak duygu ve düşünlerine önem verilmeyen bir esirin dramı anlatılıyor.
Yazar, insanın hayvan gibi alınıp satılamayacağını, esir dahi olsa her insanın duygu ve düşüncelerinin olduğunu en önemlisi bir kalbe sahip olduğunu vurguluyor.
Kafkasya'da yaşayan ve çok güzel bir kız olan Dilber'in esircilerin eline düşüp İstanbul'a getirilmesi ve bir aileye satılması ile başlıyor her şey. Dilber'in gördüğü eziyet ve aşağılanma karşısında daha fazla dayanamayıp kaçması, daha sonra başka bir aileye satılması ve o ailenin oğluna aşık olması ile bambaşka bir hal alarak gelişiyor olaylar. Ve malesef ki kötü bir şekilde son buluyor her şey...
Kitabın son cümlesini paylaşarak incelemeyi bitiriyor, sonrasını ise size bırakıyor ve keyifli okumalar diliyorum (:

" Üzerinde, hüzün saçan ayın donuk ışığından başka bir renk olmayan o yüzde, bütün elem ve acıların dindiği, bütün sevda ve emellerinin söndüğü görünüyordu.
Acaba Nil'in bu ürkütücü, bu öldürücü girdap ve taşkın suları zavallı Dilber'i, bu talihsiz esiri nereye götürüyor?
Nihayet Hürriyetine! "
116 syf.
·7/10
Konusu için 9 yaşında İstanbul'a getirilen Çerkez esirin büyürken yaşadığı ötekileştirilme ve aşk hikayesi denilebilir. Okurken Dilber için üzülürken, "Böyle seven bulunur mu, Celal Bey?" diyeceksiniz. Bir çırpıda biten harika bir eserdi.
Okurken bir filmin içindeymişçesine sahneler gözünüzün önünden akıp gidecek. Sergüzeşt, Türk Edebiyatının aynı zamanda ilk gerçekçi eseri olarak kabul edilir. Keyifli okumalar dilerim.
128 syf.
·Beğendi·9/10
Bu eserin konusu esarettir .Evinden ,yurdundan,annesinini sevgi dolu sevkatli kollarından ,acımasızca koparılarak esir pazarında satılan ve hayatı adeta bir zindana dönen ,küçük Çerkez kızı Dilber in acı dolu hayatını konu alır
120 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bir aşk romanı olan Sergüzeşt (macera demek) 19. yüzyılın sonlarından kesitler sunuyor. Esaret ve hürriyet kavramlarını da gözler önüne seriyor. Çerkez kızı Dilber ile zengin konağın oğlu Celâl arasında hüzünle sonuçlanan bir aşk.. Beni en çok etkileyen biçare esir kızların katlanmak zorunda kaldıkları küçümseyici, ezici muameleler.. içlenmemek elde değil.. o dönemlerde yaşasaydık ve bir tanecik dahi olsa bir esir kızı özgürleştirebilseydik.. belki de insanlık şimdiki halinden daha merhametli, daha güzel, daha yaşanılası bir halde olurdu..
120 syf.
·2 günde·9/10
BÖYLE BİR KARASEVDA KARA TOPRAKTA BİTER

Her gün kaç tane cinayet taciz tecavüz hırsızlık haberleri duyuyoruz
Düşünüyorum da en son ne zaman iyi birşey duydum maalesef zihnimde canlanamadı
İşte böyle bir zaman da insan okuduğu kitaplarda belki mutlu bir şeyler okumak istiyor gerçek hayatta bulamadığı mutluluğu orda arıyor ama farkettim ki nerede ciğer söken kitap var onu okuyorum:))))
Ve ne hikmettir ki her okuduğum kitapla yüreğim yine dağlanıyor yüreğimde kalan minik mutluluk parçacıklarını da böyle sıyırıp atıyorum
Ah Dilber Ah!
Ne üzüldüm sana
Ne dağladın kalbimi
Küçücük yaşınla bir mal gibi satılmanamı
Sana yapılan şiddete mi gerek sözlü gerek fiziki
Esirliğine mi
Bir şeker yüzünden bile yediğin dayağamı
Bu kısımda artık o kadar etkilendim ki sokağa çıkıp bütün çocuklara şeker dağıtma isteği uyandı içimde
Ya aşk
Belki de yüzünü güldüren tek şey
Belki klişe zengin kız fakir oğlan diyenler olabilir ama hayatta tek mutluluğu hatta sevdiği tek insan olan bir kadın için bu kadar basit ilerlemedi herşey

Cengiz Aytmatov'un Beyaz Gemi sinin sonu mutlu bitseydi vb. yorumlar alan Aytmatov hayat keşke o kadar güzel mutlu olsa ama maalesef gerçek hayat bu kadar mutlu ilerlemiyor bunun için kitabın gerçekliği hissinin daha iyi geçmesi için en iyi son bu şekilde olmalıydı şeklinde açıklamış bunlar aklımda kalanlar okuduğum bir yerden

Aynı şekilde bu kitapta aynı hissi verdi bana mutlu sonla bitse Dilber bu kadar yer eder miydi kalbimde?
128 syf.
·Beğendi·7/10
“Hürriyet, insan zekâsının bir kazancıdır, tabiattan gelen bir şey değildir.”

Roman kelimesi, alanı hayli geniş bir türün adıdır. Başka türlerle hem yakınlığı vardır hem de onlardan farklıdır. Bundan dolayı tarifi kestirilemeyen bir türdür. Aslında romanın daha önceki örnekleri uzun anlatırlardır ve bunların başında destan gelir.
Romanın batı da gelişme göstermesi Tanzimat yazarlarının da ilgisini çekmiştir. Nitekim Tanpınar da “Edebiyat Üzerine Makaleler”de bunu belirtir. “Türk romanı mütalaa edilirken göz önünde tutulması lazım gelen ilk hakikat bu romanın memlekette öteden beri mevcut hikaye şekillerinin tabi bir gelişmesiyle doğmadığı, bir ananenin olduğu yerde bırakılıp yerine yenisinin kurulması şeklinde başladığı keyfiyetidir. Roman bize dışarıdan gelir.” Ve bundan dolayı roman bizde yeni denemelere maruz kalmıştır. Yeni tekniğin kendisini ilk deneyişleri de acemice olmuştur. O denemelerin ilklerinden bir eser de Sergüzeşt’tir.
Klasik romanlarda önemli olan dış gerçeklerin anlatılması ve yansıtılmasıdır. Bir takım soyut konular etrafında kişilerin bir yığın buhran ve bunalımlarla dolu psikolojik değil de toplumsal hayatın tasviri daha önemli olunur. Sergüzeşt romanı ne kadar olaya dayalı, yazarın ara ara eleştirilerine maruz kalsa da “psikolojik tahlil” harici klasik roman özelliğine uymaz. Çünkü baş karekter olan Dilber hem hareket eden hem de düşünen bir karakterdir. Bu romandan önce Dilber gibi karakter olan Canan ve Dilaşub’da çok fazla psikolojik tahlil yapılmıştır.
Namık Kemal’le Ahmet Mithat’ın cariyeliğe bakış açısına Sezai adeta set çekmiştir. Çünkü; Ahmet Mithat’la Namık Kemal cariyeleri toplum gözüyle anlatmıştır. Yani Sezai gibi onların çektiklerine, sıkıntılarına eserde yer vermemiştir. Namık Kemal ve Ahmet Mithat’a göre cariyeler, bir eve getirilen her tür eğitimi alan ve sonunda evin oğluyla evlenip mutluluğa eren bir gurup gibi görülmüştür. Fakat Sergüzeşt’te her gittiği evde kalamayan iftiralara ya da ticari anlaşmazlıklar neticesinde evden eve dolaşan, gittikleri yerlere alışmaya çalışan bu uğurda hanımları tarafından hakir görülen hiç mutlu olamayan cariyeler anlatılmıştır.
Sezai cariyeliğin hiçbir iyi yönünün olmadığını anlatmaya çalışmıştır. Cariyeler ve böyle esirler ancak hayatına son vererek kurtulur diye bir bakış açısı da ortaya çıkmıştır. Nitekim Rauf Mutluay’a göre;” Dilber’in intiharı en gerçek sondur. Başka bir ihtimal düşünülemez onun intiharı için.”Eğer öyle olmasaydı Celal Bey’in annesini bu kadar sert bir karakter olarak oğlunun mutluluğunu görmeyecek kadar kötü biri olarak karşımıza çıkartmazdı. Onu da Ali Bey’in annesi gibi yapar oğulunu Dilber’le evlendirirdi. Fakat burda da köleler üst insan olamaz mantığı vardır. Fakat Tanpınar bu eseri cariyeliği anlatan bir eser olarak görmemiştir.
“Ne Namık Kemal, ne Midhat Efendi, ne Recaizade, ne Sami Paşazade, hülasa esir kadın tipini roman ve tiyatrolarına mevzu alanların hiçbiri, bir cariyenin satıldığı evde hanım olmak için sarfedebileceği gayretin hikayesini yazmağı düşünmediler. Halbuki bu, yaşadığı devirlerde bütün İstanbul’da her büyük konak ve evde oynanan bir dram idi. Saray düşünülürse tarih boyunca bu oyun vardır. Abdülaziz devrinin hususiyetlerini verebilecek en güzel mevzulardan biri, bu olsa gerekti. Fakat bu kadarcığını bile seçmek için hayat karşısında serbest olmamız lazımdır. Cariyeyi esir pazarından alır almaz kendi insiyatifleri ve talihi karşısında serbest bırakmak lazımdır. Bu meleke kolektif bir tecrübe ile ancak elde edilebilecek bir melekedir. “
https://youtu.be/VYCOg-yglNM

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sergüzeşt
Alt başlık:
Tam Metin
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753381918
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Akçağ Yayınları

Kitabı okuyanlar 18,1bin okur

  • Özden Ergenç
  • Mert Öncel
  • Ali Furkan Zehir
  • Hasret Şentürk
  • Sümeyye tarhan
  • Sema Nur
  • Nurhan Bozkurt
  • Nursena Tuana Gezer
  • Yaşar Okumuş
  • Büşra

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.1 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları