Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·127 syf.··
Beğendi
·
2019 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2019 23:56
Kitabın başındaki Sami Paşazade Sezai'nin hayatında Sergüzeşt romanı ile gözaltına alındığı (Hiç şaşırmadım...) ve bu romanın Türk edebiyatında romantizimden gerçekçiliğe geçiş akımının ilk örneği sayılmakta olduğu yazıyor. Sergüzeşt: Baştan gelen haller, macera. Dilber, 9 yaşlarında Rusya kumpanyasının Batum'dan gelen vapurunda Kafkasya’dan iki kız ile birlikte İstanbul'a getirilmiş Çerkez bir esir. Celal Bey: Paris'te resim öğrenimi görmüş konak sahibinin oğlu bir genç. Oradan oraya satılarak esirlik hayatında cehennemi yaşayan Dilber son olarak Asaf Paşa'nın konağına satılır. Konak sahibinin oğlu Celal Bey ile birbirlerine aşık olurlar. Biri esir, diğeri Avrupa'da eğitim görmüş bir ressam olan varlıklı bir ailenin oğlu. "Batı'nın verdiği bir gösteriş ve asalet sevdası, hırs ve emelin doğurduğu bir ikbal ve servet düşkünlüğü ve Mısır aileleri arasında yaygın olan bedbaht esirleri hakir görme duygusuyla... " (diyor kitapta bence duygusuzluğuyla) annesi bu aşkı duyar duymaz Dilber'i evden gönderir. Ve Dilber için daha da zor olacak bir hayat başlar. Celal Bey ile Dilber aynı acıyı başka şekillerde, başka başka yerlerde çekerler. Batılılaşmış burjuva sınıfının esirlere karşı davranış ve düşüncelerini ve bu sınıfın öncelikle evlilik ile ilgili genç kuşakla çatışmasını #41475853 ve #41497846 görüyoruz.. Sonucunda ise meydana gelen üzücü bir son. Celal Bey'in arayışlarında, Dilber'in eline geçen fırsatta bekledim kavuşacakları anı. İnsanın kendi isteği ile herhangi bir sınıf veya sınır fark etmeden birbirini sevip, aşık olmasını çok güzel bir şekilde anlatılışı. Ah keşke kavuşsalardı da, çok mutlu olsalardı da bu ayrımı yapanların gözüne girseydi bu durum. Dilber en sonunda şu güzel anlatımla gidiyor
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
9/10
·128 syf.··
2021 25. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2021 00:25
Acıklı bir aşk hikayesini iliklerime kadar hissettim. Ama en sıkan kısımları süslü betimlemeleri ve ayrıntılı çevre tavsirleriydi. Bir esir olan kızın yaşamında çektiği sıkıntıları onun için bir cehennem olmuş. Hayatının aşkını esir olarak geldiği evde buldu ancak aşklarına Celal Bey' in ailesi engel olup Dilber' i başka yere esir verdi. Ama kitapta Celal Bey'in aşkı o kadar güzelki gıpta etmemek elde değil. Dilerdim ki Celal Bey' in ve Dilber' in aşkı mutlu bitsin.
1000Kitap
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2019 67. kitabı
Samipaşazade Sezai'nin "Sergüzeşt"i Romantizm'den Realizm'e geçişi sağlayan eserlerden olması sebebiyle oldukça önemli bir klasiktir. Burada asıl anlatılmak istenen aslında "Esir ticaretinin vahşeti" ve "insanların eşit olması" düşünceleridir. Dilber, dokuz yaşında iken esir tüccarları tarafından Kafkasya'dan kaçırılıp sürekli alınıp satılarak çocukluğunu yaşayamadan büyümeye çalışan güzel mi güzel bir "Halayık" tır. Evin genç oğlu Celal ile aralarında aşk filizlenmeye başlayınca ve bu durum evdekiler tarafından farkedilince hayatı bir kez daha çıkmaza girer. "Zavallı çocuklar! Sizin o minimini elleriniz, eski Asya vahşetinin kullandığı ve birkaç asırdan beri insanlığın baskı altında inlediği esarer zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çiçekleri okşamak içindir." Sf.24
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
10/10
·103 syf.··
2018 28. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2018 00:19
Bir solukta okudum. Okumadım, yaşadım sanki.. Celal Bey her şeyi bir çırpıda anlatmış zaten, "Asalet, servete; servet, asalete tapıyor. Bense sevgiye..." Servete tapanlar yerine, sevgiyi yüreklerde yaşayanlar olsaydı ziyan olmazdı bunca aşk, diyor ve okuma sırasını sizlere bırakıyorum. Bu eseri, es geçmeyin o kadar! :)
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 41. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 23:44
Eser gerçekten o kadar etkileyici ki bazı bölümlerde okurken boğazınızın düğümlendiğini hissediyorsunuz. Âdeta sizi içine çekiyor. Kendinizi sanki Dilber'in yanındaymışta olayları onunla yaşıyormuşuz gibi oluyor. Yazar bazı bölümlerde fazla betimlemede bulunmuş olsada eser benim için mükemmel.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2020 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2020 16:07
Ah Dilber,özgür olmanın ne çok mühim olduğunu seni okuyanlara göstereceksin.. Bir Sevda daha ayrılıkla bitti,bir Sevda daha ölümle bitti..............
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
8/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2021 09:28
Türk edebiyatındaki romantizm akımından gerçekçilik akımına geçen, son sayfalarında içinizde gerçekçilik akımının her zerresini hissedip hürriyet kavramının insan hayatındaki yerine muazzam derecede vurgu yapan okunası bir eser. Uzun betimlemelerin aksine dilin sadeliği, Tanzimat dönemi ile Servet-i Fünûn döneminin arasında olduğunu gösteriyor. Bolca empati yapacağınız, ‘ ya yerinde ben olsaydım?’ diyerek kendinize soracağınız; psikolojik betimlemeleri de içinde barındıran, insani duyguları sorgulatan Sami Paşazade Sezai’ nin okumaktan pişman olmayacağınız bir eseri..!
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2019 61. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 29 Eylül 2019 21:58
Esaretten Hürriyete... "Hissetmediğim şeyi yazamam" diyor yazar ve haklı. Çünkü okurken hissediyorsunuz yaşananları bu da gösteriyor ki yazan kişi de bunu sadece düşünceden ibaret kılmamış. Duyguyla harmanlamış, içine biraz acı katmış ve çokça da gözyaşı... Konusu için 9 yaşında İstanbul'a getirilen Çerkez esirin büyürken yaşadığı ötekileştirilme ve aşk hikayesi denilebilir. Okurken Dilber için üzülürken, "Böyle seven bulunur mu, Celal Bey?" diyeceksiniz. Bir çırpıda biten harika bir eserdi. Okurken bir filmin içindeymişçesine sahneler gözünüzün önünden akıp gidecek. Sergüzeşt, Türk Edebiyatının aynı zamanda ilk gerçekçi eseri olarak kabul edilir. Keyifli okumalar dilerim.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
4/10
·128 syf.··
2020 6. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2020 14:09
Çok fazla betimleme yapıldığından dolayı olay örgüsü geri planda kalmış fakat anladığım kadarıyla çağın koşulları çerçevesinde yaşanmış acı bir aşk hikayesi anlatılıyor.
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma
9/10
·128 syf.··
2022 207. kitabı
Döneme ışık tutan bir konu .Esaret konusunu ele alan ve bir paşazade ile esirin uygun görülmeyen aşkını anlatan kitabın kahramanı, Kafkasya’dan getirilip konaklarda halayık olarak çalıştırılan Dilber’dir. Roman; halkı eğitmeyi, çağın gerisinde kalmış kurumları ve düşünceleri değiştirmeyi amaçlayan Tanzimat Dönemi düşünce sisteminin kölelik kurumuna yönelttiği toplumsal bir eleştiridir. Bu romanda genel olarak esir ticareti, sosyal sınıflar arasındaki dengesizlik, terbiye meselesi, geleneklerin sosyal hayata etkileri başlıcalarıdır
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İskele Yayıncılık · 202256,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.