The Dervish Gate

Ahmet Ümit
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yanmak, Aramak, Bulmak
Puan vermedi·408 syf.·
2025 40. kitabı
Kitabın başında Londra’dan gelen sigorta müfettişi Karen Kimya Greenwood’la tanışıyoruz. Karen, Konya’daki büyük bir otel yangınını araştırmak için Türkiye’ye geliyor. Ama bu yolculuk kısa sürede sıradan bir iş gezisinden çıkıp kendi iç dünyasının kapılarını araladığı bir manevi arayışa dönüşüyor. Karen’in babası yıllar önce Mevlevi bir derviş olmuş, annesi ise bu mistik yola tahammül edememiş. Karen o yüzden maneviyatla arasına kalın bir duvar örmüş biri. Konya’ya geldiğinde bu duvarın taş taş yıkılışını izliyoruz. Romanın adı “Bab-ı Esrar”, yani “Sır Kapısı”. Aslında hem Mevlânâ ile Şems-i Tebrîzî’nin dostluğunun gizemine hem de Karen’in kendi geçmişinde saklı kalmış sırlarına işaret ediyor. Ahmet Ümit bu iki hikâyeyi modern zamanların sigorta dolandırıcılığına dair gizemini ve yüzyıllar öncesinin tasavvuf dolu dünyasını o kadar ustaca iç içe geçiriyor ki, bazen nerede bittiğini, nerede başladığını ayırt etmek zor oluyor. Okurken bir yandan yangının ardındaki karanlık gerçeği çözmeye çalışıyorsunuz, diğer yandan Şems’in ateşli sözleriyle Karen’in kalbindeki buzların nasıl eridiğine tanık oluyorsunuz. Şems ve Mevlânâ’nın sahneleri, romanın kalbini oluşturuyor. O bölümlerde dil neredeyse şiire dönüşüyor; her cümlede bir nefes, bir sükûnet, bir çağrı var. Ahmet Ümit’in dili akıcı ama bu romanda bir “derinlik” hissi var. Bazı sayfalarda durup düşünmeden geçemiyorsunuz. “Gerçekten inanç nedir? Tanrı’ya ulaşmak için illa bir dine mi gerek var, yoksa içimizdeki sesi duymak yeter mi?” gibi sorular ister istemez zihninize doluşuyor. Polisiye gerilimiyle mistik atmosfer öyle güzel dengelenmiş ki, kitap hem merak ettiriyor hem de düşündürüyor. Benim için Bab-ı Esrar, Mevlânâ ve Şems’in hikayesini modern bir kadının gözünden yeniden anlamak demekti. Karen’in kuşkuculuğu,
1000Kitap
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
Allah, Kendisine Âşık Olun Diye Yaratmadı Sizi!!!
7/10
·396 syf.··
2017 65. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2017 15:19
Yukarıdaki geçen ifadede ne demek istediğimi birazdan dile getireceğim. Fakat öncesinde kitabın kendisiyle ilgili iki üç kelam etmek isterim. Kitap tamamen “Ahmet Ümit” üslubunda kitap olmuş. Diğer romanlarından farklı olarak şehir bu sefer İstanbul değil, Konya olarak seçilmiş. Yine her kitabında bildiğimiz Baş komiser Nevzat yok bu romanda. Kitabın konusuysa bu sefer “Mevlana ve Şems” arasındaki ilişki. Son yıllarda bu konunun sürekli işlenmesi artık can sıkmaya başladı. Yani daha kaç romancı kitabında Mevlana ile Şems’in hikâyesinden söz edecek merak ediyorum doğrusu. Kitap son derece güzeldi. Kurgu sağlam, merak ögesi çok iyi ayarlanmış ve hafif bir aksiyonda vardı. Fakat Mevlana ile Şems ilişkisinin anlatıldığı bölümler çok fazlaydı. Bu bölümler benim kitaptan kopmama sebep oldu. Bu bölümleri çıkarırsak kitap gayet güzeldi. Tavsiye ederim. Kitabın eleştireceğim noktaları ise din konusunun işlendiği bölümler. Son dönemde iki üç yazarda sürekli din konusunu işlendiğine şahit oldum. Bunlardan biri Ahmet ümit… Bir diğeri ise Elif Şafak… İki yazarında din konusuna neden bu aralar yoğunlaştığını merak ediyorum. Biri yurt dışında yaşayan daha Türkiye’yi bile doğru düzgün tanımayan bir yazar. Ama ülkemizde her şey için ahkâm kesme hakkını kendinde bulabiliyor. ( Ahkâm kesiyor dediğime bakmayın. Tarihi yerden yere vuruyor. Halkı küçümsüyor. Halkın her yaptığına hor bakıyor.) Ahmet Ümit ise yıllarca komünizm için Rusya’da eğitim görmüş bir yazar. Hali hazırda kendini bir komünist olarak görüyor. Fakat gel gör ki bir İslam âlimi gibi Müslümanlara din anlatıyor. ( Yanlış anlaşılma olmasın. Ümit’in komünist olması beni ilgilendirmiyor. Bunu biliyorum ve severek kitaplarını okuyorum. Ama bir komünist olarak gelip bana dini ders verme ya. Evet, bu dini anlatırken bazı
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
9/10
·396 syf.··
2025 47. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2025 22:09
Ahmet Ümit ile devam ediyorum. Bu okuduğum galiba 4. eseri oldu. Bu, sefer de en etkilendiğim 2. Kalem olan Mevlânâ yı konu alıyor...Tabi eser daha çok Şems Tebrizi üzerinden ilerliyor... Eseri anatmicam ama yazacaklarım aynı zamanda eseri anlatacak. (İkisi farklı, çünkü yazdıklarımda duygularım da olacak) Bu nasıl bir inanç ya...Bir baba Allah aşkı başlığı altında bir çocuğunu mu terk edecek, eşinden vazgeçecek. Baba, babalık yapmıyorsa, neden kızı var, eğer kocalık yapmıyorsa neden eşi var? Beni nasıl inandıracaksınız? İnanç böyle bir şey mi? Öyleyse bu çok korkunç!!! Hangi ağız hangi kitap beni buna inandıracak? Oysa anne olacağım, çocuğum için aşkımdan eşimden vazgeçeceğim belki, çocuğu istemediği için... çocuğum için her şeyi yaparım. Onun iyiliği için ondan vazgeçerim gerekirse... İhtiyacı varsa kalbimi de her şeyimi veririm...ben çocuğum için kendimden vazgeçerim. Ama babam ne yaptı bizi terk etti...bu mu sevmek? Oysa ben çocuğum için her şeyden vazgeçmeyi göze almışken, Allah için her şeyden vazgeçen babamı anlamamışım, hangisi daha üstün? Ama yine de yediremiyorum, neden Allah a ulaşmak için beni eksik bıraktı, acaba o eksiklik, kötü diye nitelendirdiğim durum, beni Allah a götürecek yol mu? Ben evladım için diğer sevdiklerimden vazgeçiyorsam, Babam da Allah için diğer sevdiklerinden vazgeçiyorsa, onu nasıl anlamam ki? Nasıl eleştirebilirdim ki? İşte dedim ya, yaşadığım o kıyamet olmasaydı belki de Allah'ı, ona olan inanca yabancı kalacaktım. Yanmam gerekiyordu anlamak için. Babamın da yandığı gibi... Bazen bazı şeyleri kaldıramayız, tahammül edemeyiz, öfkeleniriz ya hani, işte bu bile en büyük ibadete, inanca sebeb olabilir... Galiba Allah'a olan inancın, aşkın ne olduğunu anladım...anlamadıklarımda anladım... Özür dilerim baba.... .....Herkese Keyifli
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200842,7bin okunma
8/10
·440 syf.·
Beğendi
·
2024 111. kitabı
`SENİN OLANI SANA GETİRDİM..` "Sabır denizinin dibinde olan saklı sırlar" Polisiye roman türünün açık ara en güçlü dillisi. Din ile aşk, inanç ile sevda arasındaki ilişkiyi bambaşka bir açıdan görmeye hazır olun. İngiltere'de yaşayan, İngiliz bir anne ve Türk Bir babanın çocuğu Karen Kimya'nın yolu bir iş seyahati sebebiyle Konya'ya düşer. Daha yeni geldiği sırada bir türbenin önünde duraksarken bilinmez bir adamın ona bir yüzük vermesi ile olaylar başlar. Ama ben o kişiyi söylemek istemiyorum :) efsunu kaçmasın di mi :) Bu yüzük ona olayların başlangıç simgesi olarak verilmiştir. Bir gün yine işinin başındayken yüzüğünün kanaması ile (evet yüzüğünün sayın seyirciler!) "acaba kimdi, neden bana bu yüzüğü verdi, benden ne istiyor?" Gibi ardı arkası gelmeyen sorularla kafasını patlatırken bir gece ansızın karşısında beliriveren birini görür. Karşısındaki işte o aradığı kişiydi. Ama bu sefer onu da almaya gelmişti. Bir ırmak gibi akan doğrusal zamandan tüm zamanların iç içe geçtiği bir okyanusa yuvarlanan diyara götürmeye gelmişti. Hem işinde hem de özel hayatında çözmesi gereken dünyevi sorunlarıyla boğuşan Karen Kimya bir daha Karen Kimya olduğunu hatırlamayacak ve kendi ruhunun kaybolan benliğini bulacaktır. Tabi ki de o kutlu ismin de eşlik etmesiyle. Ahh Karen Kimya, yerinde olmak isteyen binlerce insan var be kızım:)) Başka bir yandan da bir baba-kızın ilişkisini inceliyoruz. Yani daha doğrusu geçmiş bir ilişkiyi. Aslında burda olay aktıkça Karen Kimya'nın her Şems ile karşılaması ona babasını hatırlatır ve babasına ait her şeyin sorgulamasını yapar. Burdan yola çıkacak olursak, Şems bir nevi ona, babasını hatırlaması ve irdelemesi için dürtücü bir rehber de olmuştur. Ve başarılı da olacaktır. Ama sonunu söylemeyeceğim. Çünkü sonunu o kadar
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,7bin okunma
Aşk, ölmeden önce öldürür!
10/10
·676 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 02:00
Böyle şeyleri konuşmayı pek sevmem aslında ama bu sefer bu söyleyeceklerimi bir vazife olarak gördüğümden değerlendirmeye de eklemek istiyorum. Hayatta çok az şey ibadetlerime tat verdi benim. Bazen bir film, bazen hayatın içinde yaşadığım bir an yahut bir sohbet. Ve çok az da okuduğum kitaplar. Tüm bunlar içerisinde en etkisiz olan elbette kitaplar. Evet, kitap dediğimiz o manevi lokma; elbette duygusal temayülleri artırıyor, günlük hayata dair müthiş hayat örnekleri ile deneyim sunuyor, tekmil etmiş fikirler sunuyor ama direkt aşkın yahut içkin olana dair tecrübe sunmak kitabın boyunu aşıyor. Ya da bu kitabı okuyana dek, ben böyle düşünüyordum. Artık deneyimimden kaynaklı bu düşüncemi değiştiriyorum. “Pekala bir kitap da insana direkt kendi tecrübesi kadar yetkin ve kalıcı bir şekilde müşahede sunabilir” demek istiyorum. … Oradan bakıldığında alelade bir roman gibi duruyor olabilir bu eser, ama benim içimdeki maneviyatı delirtmeyi başaran bir yapıt bu. Üstelik eserin amacı tamamıyla farklı iken başardı bunu. Hobi gibi, ek iş gibi becerdi yani. :) Hatta ve hatta bir karakteri ile tamamıyla maneviyata muhalefet ederken başarılan bir iş bu. Bu yüzden bu eseri, amacı direkt maneviyat arttırmak olan diğer eserlerin reisi ilan ettim kitaplığımda. İktidar taşı onun bu saatten sonra. :) … Ahmet Ümit, ilk defa okuduğum bir yazar. Hatta uzun süre önyargı beslediğim de bir yazar. Zira hem popüler kültürün bir yazarı hem de okurlar tarafından çizgi roman tarzında bir polisiye yazdığı söylendiği için böyleydi benim için. Aslında anlaşılamadığını bilemezdim o zamanlar. Zira her bir tarifin altında da “edebiyattan yoksun eserleri, okuyucuya hiçbir şey katmıyor, popüler kültürün dayatması o yazar, ancak ergenlerin ve gerçek anlamda okur olmayanların sevdiği bir yazar olabilir…”
1000Kitap
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
Dünya, rüya içinde rüyadır
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2009 20. kitabı
·
152 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2009 00:00
Ahmet Ümit'in bab- esrarı Londra da başlayan Konyaya uzanan içinde Şems ve Mevlana konularını içeren bu romanda Karen Kimyanın dünyevi sorunlarıyla boğuşmasını izlemlerken, kendimi ilahi aşkın ortasında buldum… Ruhum bu bedende oldukça kuran'ın kuluyum, seçilmiş Muhammedin yolunun toprağıyım diyor mevlana. Kitabın özeti aslında Tasavvuf 'a ilgisi olan ya da hafiften bu konuya giriş yapmak isteyenlerin hiç sıkılmadan okuyacağı bir kitap. Sürükleyici ve merak uyandırıcı bir hikayenin içine işlenmiş Mevlana ile Şems-i Tebriz 'in hikayesini okuyacaksınız okumak isteyen arkadaşlara tavsiye olunur.
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
önce okuyun, sonra okuyun :)) okuyunca anlarsınız. ;D
8/10
·361 syf.··
2021 83. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2021 19:45
¶¶Tanrı dünyadaki kötülüklere neden müdahale etmiyor. ¶¶ ¶¶Kimse saf, kimse masum değildir. Yaşayan kirlenir¶¶ Ahmet Ümit'le ilk tanışmamız oldu bu kitap. Şubat ayında yapmış olduğum bir ziyaret sonrası ;annemin eski kiracısından kalma bu kitabı okuma isteğim doğmuştu. Adının anlamı olan "sır kapısı" beni ufaktan "konusu nedir (?) “ acaba diye merakla karıştırmama sebep olmuştu. Adının Bab-ı Esrar konulmuş olması;sır kapısından daha ilgi çekici diye düşünüyorum. :)) Konusunun tasavvufi olarak ilerleyeceğini ve okudukça kurgu adı altında Mevlana ve Şems'in hayatlarına dair kesitlerin olması ve dahi benim konuya hakim olmam ; bu kitapla beraber farklı kıssadan hisselerle pekişeceğini düşünmüştüm. Bir yere kadar da bu tadı veriyordu, lakin Şems'in sanki farklı aktarıldığını, sonunda açıklamalar olmuş olsa da yeterli bulamadım. Çünkü ilk kez bu kitapla konuya hakim olacak olan okurlar için farklı izlenimler bırakabilir. İlk Elif Şafak'ın kitabı olan Aşk ile devamında ise Sinan Yağmur 'un Aşkın Gözyaşları serisinden; Mevlana, Şems, Kimya Hatun ve Mevlana' nın oğulları Alaeddin ile Sultan Veled'in yaşamlarına, din ve dünya anlayışları adına doğrucu, net bilgiler ile vakıf olmuştum. Kitabın ana karakteri olan Kimya Karen ile bir zamanlar babasının onu terk ederek madde dünyasından mana alemine gönül vermesi ;daha doğrusu zaten bu alemde var olup lakin Karen'in annesi ile tanışarak memleketi Konya'dan Londra'ya olan aşk yolculuğu ile başlamıştır tüm bu sırlar. Aslında babası Poyraz daha bebekken Konya'daki bir dergaha Antalya'dan getirilerek bırakılmış ve o gün esen poyrazdan dolayı da isminin bu olmasına karar kılınmıştır. Küçükken terk edilmiş bir kız çocuğunun bahaneler ile yapmış olduğu yolculuk... Okuduklarıma dair ipuçları ya da aslında kitabın konusunu
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200842,7bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 19:21
Sırlar Kapısı, Kalplerin Açıldığı Yer Romanın adı bile başlı başına bir çağrı: Bab-ı Esrar Esrarların Kapısı. Ahmet Ümit, annesi İngiliz, babası Konyalı bir sufi olan Karen'i, babasının mirasıyla, kendi iç dünyasıyla yüzleştirmek üzere Konya'ya getiriyor. Baş karakterimiz kendini Mevlana Celaleddin Rumi ile Şems-i Tebrizi’nin efsanevi buluşmasının, ayrılığının, kavuşmasının ve derin sırların ortasında buluyor. Burada modern hayatın sorgulamaları, rüyalar, tarihsel izler var. Ama asıl kalp atışı, tasavvufi damarda: İlahi aşk, benlikten sıyrılma, hakikatin aranışı. Şems, güneş gibi gelen derviş, Mevlana’yı kitap bilgeliğinden aşk ateşine çekiyor. Mevlana da Şems’te kendini, daha doğrusu kendini aşanı buluyor. Tasavvufi yaklaşımla bakınca, Şems-Mevlana ilişkisi aşık-maşuk metaforunun en güzel örneklerinden biri. Şems, Mevlana’ya der ki: “Senin olanı sana getirdim.” Bu cümle, romanın kilit anlarından. Hakikat, dışarıdan gelmez; zaten içtedir, ama bir ayna gerekir ki görülsün. Şems o ayna oluyor. Mevlana’nın ilmi, Şems’in ateşiyle yanıp, Mesnevi’nin o coşkulu ney sesine dönüşüyor. Şems’in kaba dervişliği, Mevlana’nın zarif ilmiyle buluşunca, ikisi de birbirinde eriyor. Kıskançlıklar, ayrılık acıları, hatta Şems’in kayboluşu... Bunlar hep yolda sınav. Roman cesurca giriyor bu konulara: Mevlana’nın oğlunu affetmesi, baba acısı, pişmanlık... Ama tasavvufi damarda bunlar kahır ve lütufun iki yüzü gibi. Her ayrılık, daha derin bir kavuşmaya kapı aralıyor. Karen’in yolculuğu da bu damarda anlam kazanıyor. Batılı, akılcı bir kadın, Konya’da babasının mirasıyla, sufiliğin kokusuyla karşılaşınca kendi ben'ini sorguluyor. Yüzük motifi güzel: “Senin olanı kimseye verme.” Bu, tasavvufta sırrın korunması gibi, herkesin erişemeyeceği o iç hakikat. Romanın tasavvufi kısımları
1000Kitap
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201842,7bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
Beğendi
·
2024 95. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2024 10:10
Londra da başlayan Konyaya uzanan içinde Şems ve Mevlana konularını içeren bu romanda Karen Kimyanın dünyevi sorunlarıyla boğuşmasını izlemlerken , kendimi ilahi aşkın ortasında buldum… Ruhum bu bedende oldukça kuran ın kuluyum , seçilmiş muhammedin yolunun toprağıyım diyor mevlanam . gelelim karen kimyaya karen kimya demişken ismi kimya şems i tebrizinin karısı Mevlana nın evlatlığı olan kimya… Karen kimyanın hayatında kültürler arası bir karmaşa içinde parçalanmış bir ailenin aile bağlarının sorgulamasını , özlemlerini düş ile rüya arasındaki atasını özlemle bekleyn terk edilmiş bir kız çocuğu , aslında karen kimya terk edilmemişti . rabbine olan aşkı ayrı kimyanın annesine olan aşkı , bu aşka yenik düşüp lodraya gitmiştir . işte burada yunus Emre’nin yaradılanı severim , yaradandan ötürü sözü yüreklerimize su serpiyor. İnsan sevince sevdiğine bakınca rabbini görmeli… roman boyunca karenin şemsi tebrizi ile karşılaşması ve sonrasında da metamorfozla ona dönüşmesi kendisine ait olduğu söylenen taşlı bir yüzüğe kanması bu metafizik olaylarla başlar . karen ın yakut otel araştırması için geldiği yakut otel Konya olayında biz okuyucularda şemsi tebriziyi mevlanayı konyayı yakından tanımış olduk… birazda mevlananın şemsi tebriziye olan aşkından bahsedyim iki Allah dostu buluştuğu zaman Mevlana tamamıyla kemale ermiş bir şahsiyetti . sevmek bir anlamda sende olmayana ulaşmak bunun için çabalamak değilmişim mevlannanın şemse karşı olan sevgisi , Allaha olan aşkının miyarıdır.mevlana açılmak üzere olan bir güldü şems ona nesim oldu. Şems , mevlanayı ateşledi , Mevlana ise aşkından volkana döndü... Tatlı bir ömür gibi gitmeye niyetlendin ayrılık atını eğerledin inadına git yeni ülkeler gör büyülü diyarlarda gez ama benimle eğleştiğin topraklarıda unutma , hatırla e mi Gittin
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201942,7bin okunma
10/10
·396 syf.··
2024 64. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 15:36
Dinin inançların insanların hayata tutunmalarını sağlayan en önemli değer olduğunu bu maneviyatın insana huzur verdiğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz.Tavsiye üzerine alıp etkisinde kaldığım bir eser. Kitabın konusu gelecek olursak.Konya’ya sigorta araştırmacısı olarak gelen Karen Kimya’nın maddi alemde soruşturmasını yürütüp aynı zamanda manevi alemde Şems-i Tebrizi ile yaşadıklarını anlatıyor.Şemsi Tebrizinin karşısına çıkarak ona kanayan bir yüzük vermesi ile olaylar başlıyor. Kitapta çoğunlukla Şems ve Mevlana arasındaki dostluğu ve aralarında geçen olaylardan bahsediliyor. Din ile aşk arasında ilişkiyi açıklamaya çalışıyor. ...Bazı insanların gönül dağarcığı küçüktür, bir testi suyla doyar. bazılarınınki ise sonsuzdur, okyanuslar bile onların susuzluğunu gideremez. Senin olanı kimseye verme. Senin olan, başkasına haramdır.” Bana bu kitabı Oya Kaya Tavsiyesinden" dolayı. Hocama çok teşekkür ederim.
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200842,7bin okunma

Yazar Hakkında

Ahmet ÜmitYazar · 39 kitap
Ahmet Ümit, 1960’ta Gaziantep’te doğdu. 1983’te Marmara Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nü bitirdi. 1985-1986 yıllarında, Moskova’da, Sosyal Bilimler Akademisi’nde siyaset eğitimi gördü. Şiirleri, 1989 yılında Sokağın Zulası adıyla yayımlandı. 1992’de ilk öykü kitabı Çıplak Ayaklıydı Gece yayımlandı. Bunu Bir Ses Böler Geceyi, Agatha’nın Anahtarı, Şeytan Ayrıntıda Gizlidir adlı polisiye öykü kitapları izledi. Hem çocuklara hem büyüklere yönelik Masal Masal İçinde ve Olmayan Ülke kitapları ile farklı bir tarz denedi. 1996’da yazdığı ilk romanı Sis ve Gece, polisiye edebiyatta bir başyapıt olarak değerlendirildi. Bu romanın ardından Kar Kokusu, Patasana ve Kukla yayımlandı. Bu kitapları Ninatta’nın Bileziği, İnsan Ruhunun Haritası, Aşk Köpekliktir, Beyoğlu Rapsodisi, Kavim, Bab-ı Esrar, İstanbul Hatırası, Sultanı Öldürmek,Beyoğlu’nun En Güzel Abisi ve Elveda Güzel Vatanım adlı kitapları izledi. Ahmet Ümit’in, İsmail Gülgeç’le birlikte hazırladığı Başkomser Nevzat-Çiçekçinin Ölümü ve Başkomser Nevzat-Tapınak Fahişeleri, Aptülika (Abdülkadir Elçioğlu) ile birlikte hazırladığı Başkomser Nevzat-Davulcu Davut’u Kim Öldürdü? ve Bartu Bölükbaşı ile birlikte hazırladığı Elveda Güzel Vatanım-İttihatçıların Yükselişi adlı çizgi romanları da bulunmaktadır. Eserleri yirminin üzerinde yabancı dile çevrilmiştir. Yazarın tüm yapıtları Everest Yayınları tarafından yayımlanmaktadır.