-Spoiler İçermez-
*Oscar Wilde’ı övme seansımız başlamıştır.*
Yılın ilk 10 puanlık kitabı elbette Oscar Wilde’ın olacaktı… Eserlerini okudukça hayranlığım artıyor bu yazara. O sivri zekası, kural tanımazlığı, cesur kalemi, sıra dışı zihni, edebi yeteneği, farklı yaklaşımı, yazılmayanları yazıyor olması bitiriyor beni. Bir yazarı tanıma fırsatım olsa bu kesinlikle Wilde olurdu. Bir zaman makinem olsa onun yaşadığı devre giderdim. Görünmez olabilsem onun kuyruğunda dolaşırdım. Uçma yeteneğim olsa odasından içeri süzülürdüm. Rüyalarımı yönetebilsem her gün onu görürdüm…
*Oscar Wilde’ı övme seansımız son bulmuştur.* Şimdilik…
Kitabı Hasan Ali Yücel klasiklerinden okudum, aynı isimle modern klasiklerde de basıldı fakat içindeki hikayeler farklı bildiğim kadarıyla. Bu baskısından okumanızı öneririm. Kitap Wilde’ın öykü ve masallarının derlendiği bir kitap. Hatırlar mısınız geçen yıl masalcıları kapıştırdığım bir seri vardı ve kazananı La Fontaine olmuştu. Hah, o yarışmada bu kitap da olsaydı birinciyi seçmekte epey zorlanırdım…
Öyle eğlenceli öyküler vardı ki, bunlardan en beğendiklerim şunlar oldu;
-Kendini beğenmişlikte çığır açmış bir havai fişeğin anlatıldığı Harika Fişek
-Arthur'un el falına bakan bir falcıya fal baktırdıktan sonra ortalığı karıştığı Lord Arthur Savile'in Suçu
- Daha komik bir hortlak hikayesi okuyamayacağıma kanaat getirdiğim Canterville Hortlağı
Kurguların ve ana fikirlerin yanı sıra öyle güzel aforizmalar vardı ki alıntı paylaşa paylaşa bitiremedim. Bir yandan bütün kitaplarını okumak istediğim, diğer yandan da yazdığı her satırı okuyup bitirmekten korktuğum yazardır Wilde. O yüzden tasarruflu okumakta fayda görüyorum. Bir sonraki Wilde kitabında buluşmak üzere veda ediyorum. Kitaplarla kalın, hoşça kalın.
Oscar Wilde ne yazsa okunur, hatta tekrar tekrar okunur.
Zannediyorum öykü okumayı tercih etmeyişim; kısa metinlerin içine girmekte zorlanıyor olmamdan veya tam o bağlama adapte oldum dediğim anda sona ermelerinden kaynaklanıyor. Ama dedim ya, öykülerin, masalların yazarı Wilde olunca işler değişiyor, giriveriyorum o dünyanın içine.
Aslında bu inceleme aracılığıyla hem zihnimdekileri toparlayıp kendime bir hatıra bırakmak hem de Wilde okumak isteyenlere nacizane birkaç öneride bulunmak istiyorum.
Öncelikle incelemesini yaptığım mevcut kitap, Wilde’ın masal, öykü ve mensur şiirlerinin tümünü içeriyor. Pek çok yayınevi iki, belki üç öyküyü birleştirip kitap haline getirmiş, İş Bankası Kültür Yayınları ise tamamını tek bir kitapta toplamış. Ayrı ayrı satın alıp okumaları bölmektense böylesi çok daha makul görünüyor: #k:364. Yani aslında Wilde’ın bir kitabını satın alırken öykü veya masal kitabı mı yoksa oyun mu diye dikkat etmek gerekiyor. (Eğer öykü veya masal ise almayın, bu kitapta tümü var çünkü. Oyunlarını ayrıca satın alabilirsiniz). Bu arada, söylemeden geçmeyeyim, mensur şiirleri bana Halil Cibran’ı anımsattı.
İkinci olarak, belki de en ünlü eseri Dorian Gray'in Portresi’nden başlamanın; Wilde gibi güzelliğe, estetiğe vurgun bir yazarı tanımak ve onun dünyasına dair heyecan duymak için uygun bir seçim olduğuna inanıyorum. Ben de bu eserle başlayıp hayran kalmıştım kendisine. Yine İş Bankası Kültür Yayınları’ndan okumuştum ancak ilerleyen zamanlarda Everest Yayınları’nın sansürsüz olarak bastığı halini (Dorian Gray'in Portresi) okumayı planlıyorum. Esasında tek romanı olduğu vurgulanıyor ama sanki Teleny gözden kaçıyor, buna da göz atabilirsiniz.
Üçüncü olarak, eğer ben tiyatro oyunu okumayı arzuluyorum diyorsanız size Wilde’ın ustası olduğu bu alana dair iki harika oyununu
Gerçekliğin masal gibi anlatıldığı yerde insan ancakokuyunca uyanır
Okuma alışkanlığımın sekteye uğradığı, kitaplarla arama soğukluğun girdiği bir dönemde Mutlu Prens ile tamamen tesadüf eseri tanıştım. Açıkçası başlarken beklentim oldukça düşüktü kitabın sadece tek bir masaldan ibaret olduğunu sanıyordum. Ancak içine girdiğimde beni karşılayan o çok katmanlı hikayeler dizisi, fikrimi kökten değiştirdi. Daha ilk satırlarda kendimi akışa kaptırdım ve uzun zamandır bir kitabı hiç ara vermeden, böylesine soluksuz okumamıştım. Hatta o kadar keyif aldım ki, çabuk bitmesin diye tempomu düşürüp her bölümü sindire sindire okumaya gayret ettim.
İnsanlar masalları genellikle uyumak için okur; oysa Wilde bu satırları bizi en derin uykumuzdan uyandırmak için yazmış gibi. Karşılaştığım şey sıradan bir iyilik anlatısı değil, zekanın nezaketle bilenmiş en keskin haliydi.
Bakın şu Mutlu Prens’e halkı için güzelliğinden vazgeçiyor. Dünyadaki en büyük trajedilerden biri, bir sanat eserinin sadece bir faydaya dönüşmesidir. Safirlerini dağıtan bir heykel, artık bir prens değil; paslı bir kurşun yığınıdır. Ama dünya böyledir işte; önce mücevherlerinize hayran kalır, sonra o iyilik denen asil sızıya kapılıp çıplak kaldığınızda sizi bir kenara bırakıverir.
Bir bülbülün kanıyla beyaz bir gülü boyaması ise bir hata değil, trajik bir sanat eseridir. Çünkü aşk uğruna can verilecek kadar büyüktür; ancak bazen insanlar bu fedakarlığın derinliğini anlamayacak kadar sığ kalabilir. Güzelliğini başkaları için harcadığında dünya genellikle kalbindeki asaletle değil, dışarıda bıraktığın görüntüyle ilgilenir. Wilde, bize iyiliğin ve estetiğin kurban edildiği o hüzünlü gerçeği tüm zarafetiyle hatırlatıyor.
Her hikaye ayrı bir duygu içeriyor. Kısa ama derin bir kitap. En çok da duygusallığı, bencilliği ve insanların bütün duygularını harika yansıtmış. Mutlaka okuyun ve okurun diyorum.
Kitap, duyguların derinine hitap eden, yer yer ironik, nükteli anlatım ve konulara sahip olan kısa kısa masal tadında hikâyelerden oluşuyor. İnsanlardan çok cansız nesne ya da hayvanların kişileştirildigi hikâyelerden oluşan Oscar Wilde hikayeleri, duyguları daha net olarak, eleştirilen düşünceleri de daha nesnel olarak görebilmeyi sağlıyor. Mecazlı anlatımın bu kadar önemli ve güzel olduğunu fark etmek, kitabın bana kattığı değerlerden biri oldu.
Basit gibi görünen ama şiirsel bir dile sahip olan kitap, okurken satırlardan keyif almanızı sağlıyor. Yine basit gibi görünen hikâyelerin hepsinde gerçekliğin tam ortasından verilen bir mesaj mevcut.
Hikâye kitabı severlerin zevkle okuyacağı bir kitap olabilir. Herkese tavsiye ederim.
Kitabı almadan önce sadece Mutlu Prens almak istemiştim. Sonrasında bütün öykü ve masalları içeren bu eseri( Mutlu Prens - Bütün Masallar, Bütün Öyküler ) görünce almak daha makul geldi. İş bankası kültür yayınları bu yüzden klasiklerde her zaman ilk tercihim oluyor.
Mutlu prensten başlayarak 19 tane masal ve öykü içeren kitapta benim için en dikkat çeken Oscar Wilde gerçekten güçlü bir kalemi var ve bunu olayların örgüsüne ve kelimelerin estetiğine verdiği önemde anlayabiliyorsunuz. Özellikle nesneleri betimleme yetisine ve tasvirlerine bayıldım...
Ben " Dorian Gray'in Portresi " romanı öncesinde Oscar Wilde eseri okumak için almıştım kitabı iyi ki almışım ve okumuşum..
Herkese tavsiye ederim
Keyifli okumalar..
Oscar Wilde bende “Dorian Gray'in Portresi” eseriyle ve bir zamanlar tüm ülkemizde dillerde dolaşan Tuncel Kurtiz’in seslendirdiği “Herkes Öldürür Sevdiğini” şiiriyle büyük bir yer edinmiştir.Gerek sanat ve estetik anlayışı gerek ortaya koyduğu aforizmalar ve James Joyce gibi etkiledikleri büyük yazarlar bakımından her zaman okunmaya değer bulduğum bir yazar olmuştur.Dorian Gray’in Portresi romanından sonra Oscar Wilde’in başka bir romanı olmadığını görmek ve 46 yaş gibi aslında bir yazarın aslında en verimli olacağı bir çağda ölmüş olduğunu öğrenmem beni çok üzmüştü.Yine de her ne kadar masalları romanlar kadar sevmiyor olsam da İş Bankası Yayınları’nın derlediği bütün romanlar bütün öyküleri okumaya karar verdim ve Oscar Wilde okumanın romanında olduğu kadar olmasa da hazzını yaşadım.
Oscar Wilde yazarlığı ve sanata kattığı estetik anlayışla beraber yaşamındaki fantastik yapı yapıtlarına da yansımış.Yaşamı boyunca biseksüel olduğu için gerek sanat camiası gerekse halk tarfından yoğun eleştirilere ve kamusal linçlere maruz kalan Wilde,”Dorian Gray Gray’in Portresi “romanında açık açık yaptığı eşcinsel vurgular masalların kendine özgü yapısında gizliden gizliye kendini göstermiştir.Bildiğimiz üzere fazlaca masum görünen masalların alt yapısında alttan alta ideolojiler vardır.Yazarlar bazen bizlere zehirli elmalar verir Pamuk Prensesteki gibi.Biz masallardan iyi anlam çıkarmaya çalışırken alttan alta bilincimize farklı anlamlar yüklenir.Burda eşcinselliği eleştirmiyorum kimse yanlış anlamasın(Yine de eşcinsellik psikoloji literatüründe patolojik durum olarak gösterilir,bkz:DSM-5) lakin iş bununla da sınırlı kalmıyor.Değişik parafilik bozukluklar da gözümden kaçmadı mesela Mutlu Prens’in Erkek Kırlangıcı dudağından öpmesi hem zoofilik bir davranış bozukluğu olarak hem
Hakkında inceleme yazmayı çok istediğim ama bir o kadar da gözümde büyüttüğüm o kitap, Oscar Wilde'ın #k:410848i . Sonuç olarak masanın başındayım.
Ben Everest Yayınlarından okudum. Kitabın içinde 14 öykü bulunuyor. Bu öyküler; duygulara hitap eden, ironik, nükteli bir anlatıma sahip, fantastik ögeler içeren kısa kısa masal tadında öyküler. Genel olarak okunması rahat yalnızca Bay W.H.'nin Portresi akıcılık konusunda ufak zorlayabilir.
Hikâyelerin konuları genel olarak fedakarlık, yardımseverlik, kendini bilme gibi olgular. Bu olguları hikâyelerinde işlerken sistem eleştirileri, sosyolojik ve politik eleştiriler de yapmakta Oscar Wilde. Örnek verecek olursam Mutlu Prens, ilk bakışta altın bir heykel olan prens ile minik kırlangıçın şehirdeki yoksullara yardım etmelerini konu alan romantik bir öyküdür. Ancak bakışımızı biraz daha derine çevirirsek bu öykü batılı kapitalist ideolojilere karşın çok daha etkin bir eleştirel Marxist bir tutuma sahiptir.
Uzattığı saçları, zarafeti, ipek çorapları ve ataerkilliğe olumsuz yaklaşımlarıyla toplumsal kalıplardan uzaklaşan Oscar Wilde'ın kişisel hayatının izlerini öykülerinde de görüyoruz. Ayrıca yazarın kendi çizgilerini çekmesindeki büyük etkenlerden biri annesidir. Kendisi bir başkaldırı şairi, ek bilgi olsun.
Hedef kitlesi "yediden yetmişe çocuk ruhlu olanlar, şaşırma ve sevinme gibi çocuksu yetilerini koruyanlar" olan Oscar Wilde'ın kitaptaki öykülerinden benim favorim: Bir havai fişeğin üzerinden benmerkez, kibirli ve egolu insanların kendilerinden başkasını önemsemeyip düşünmediklerini, empatiyi sadece kendileri söz konusu olduğunda yaptıkları anlatılan Harikulade Havai Fişek.
"Nereyi seversen dünyan orası olur" (Harikulade Havai Fişek - sf. 126)
İçinde bulundurduğu tüm bölümler harikaydı. Yazarın kalemi muhteşem. Dil sade ve anlaşılır. Paylaşmanın önemi, egonun getirdiği hazin son ve yalnızlık gibi durumlar beni derinden etkiledi. Nesnelerin veya bitkilerin konuşabildiğine inanıyorum artık.
Mutlu prens ve bütün masallar aslen Oscar Wilde tarafından oğulları için yazılmıştır ve çoğunlukla peri masalıdır.
Mutlu prensin hikayesi artık yüz yılı aşmış olsa da binlerce çocuk ve yetişkinler için bir ilham kaynağı olmuştur. Mutlu prensi severek okudum. Okumanızı tavsiye ediyorum.
16 Ekim 1854 yılında doğdu, Ünlü cerrah William Wilde'ın oğludur. Dublin'de Trinity College'ta okudu, 1874'te Oxford'a girdi. 1881 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti orada estetik üzerine bir dizi konferans verdi. İlk tiyatro oyunu Vera New York'ta sergilendi. Bir süre Paris'te yaşadı, orada Verlaine ve öbür sembolist şairlerle tanıştı. İngiltere'ye dönünce Mutlu Prens'i (1888) yazdı. Oscar Wilde, 1884 yılında Constance Lloyd'la evlendi. Wilde, İngiltere'de estetizmin ve 'sanat sanat içindir' hareketinin başlıca temsilcisi olmuştur. Wilde, eşcinsellikle suçlanarak iki yıl cezaevinde yatmıştır. Daha sonra Fransa'ya sürgün olarak gitmiş, 30 Kasım 1900 yılında yoksulluk içinde ölmüştür.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Oscar_Wilde