Tragedyanın DoğuşuFriedrich Nietzsche

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.633
Gösterim
Adı:
Tragedyanın Doğuşu
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944888325
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Birth of Tragedy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gün Yayıncılık
Baskılar:
Tragedyanın Doğuşu
Tragedyanın Doğuşu
Modern zamanların en etkili filozoflarından olan Nietzche bu çalışmasında Apolloncu unsurların kendini geri çekme etkisi, tutkunun Dyonisoscu elemanlarının kontrol gücü ve mantık dışı olanın içiçe geçmesiyle Yunan tragedyasının, büyüklüğüne ulaştığını açıklıyor.
Nietzsche bibliyografyasının başlarında yer alan bu kitap mercek altına alacağı konuyu cımbızla çekip ayırma konusunda çok başarısız. Bir ondan bir bundan bahsediliyor; sanki ortada bir tez yokmuş da bir yakınma varmış gibi. Dilinin ağır olmasının yanı sıra, gereksiz derecede gönderme var. Yunan mitolojisine, Kant’a, Schopenhauer’a, Wagner’a aşina olmadan incelendiğinde çoğu okur fazla bir şey anlamayacaktır. Üstüne Nietzsche’nin gizemli ve ateşli üslubu da eklendiği zaman, kitap okunması çok zor hale gelmiş.

Bunu geçersek anlattığı şeyler şöyle. Sanatta ve hayatta iki itici gücün olduğundan bahsediliyor. Bunları da Yunan tanrıları Apollon ve Dionysos ile özdeşleştiriyor. Apollon öncelikle güneşin, ışığın, düzenin ve aynı zamanda müzik ile şiirin tanrısı. Saflığı, sadeliği, nesnelliği, mantığı, düzeni ve bilgeliği temsil ediyor. Bunun yanında Dionysos şarabın, tiyatronun, dansın, mantıksızlığın, kaosun ve şehvetin tanrısı. Duyguları ve içgüdüleri temsil ediyor. İkisi de Zeus’un çocukları ve her ne kadar doğaları gereği zıt düşmeleri gibi bir durum beklense bile Yunanlılar bu iki tanrıyı rakip olarak görmemişler.

Nietzsche bu ikisinin ve temsil ettiklerinin bir araya gelerek dram sanatlarını (tiyatroyu, müziği vs.) doğurduğunu söylüyor. Buna örnek olarak da Yunan trajedilerini gösteriyor. Onlardan beri de bu iki gücün bir araya gelmediğini anlatıyor. Sokrates mantıksal diyalektiği ile geldi ve hayatın özünü hiçe sayarak Dionysos’u tasfiye etti, diyor. Aynı zamanda Apollon’un düzenci fikirlerinin insanı duygularından ve Dionysoscu, tecrübeye yakınlık anlayışından uzaklaştırdığını ve kendi özüne yabancı kıldığını anlatıyor. Oysa insan özünün Dionysoscu kaos ile ilişkisi olan bölümünde de bir armoni var, diyor, yani Apolloncu yaklaşımla da bağlantılı. Bu bağlamda Apolloncu anlayışın esasını yitirmemek için, Dionysoscu anlayışın da kaosta kendini bertaraf etmemesi için birbirlerine ihtiyacı var. Sanat boyutunda ise Dionysos’a bir öz dersek, kendini piyes vs. olarak sunabilmesi, ifade edebilmesi için Apollon’un düzenine gereksinim duyuyor.

Nietzsche aynı zamanda Dionysos etkisinden önce Yunan sanatının basit olduğunu söylüyor. Sadece görünüşlerle ilgilenen bir sanattan bahsediyor. Çünkü Apollon sanatı dünyanın sıkıntı dolu yaşam atmosferine karşı insanın çevresinde bir zırh oluşturuyordu, diyor. Durum böyle olunca sanatı izleyenler de asla sanatın içine giremiyor, onu yaşayamıyorlardı. Sadece onu değerlendiriyorlar ve üzerine düşünüyorlardı. Oysa Dionysos etkisi sanata nüfuz ettiğinde, bu, insanlara kendi tecrübeleriyle sınırlı olmadıklarını gösterdi ve Hıristiyanlığın öbür yaşam anlayışına karşın onlara hayata kendini “şimdi”nin içinde dahil etme anlayışını sundu. Ayrıca Nietzsche, Dionysos’un dilini kelimelere dökmesi gibi bir durumun imkansızlığından ötürü, Dionysos lisanı olarak müziği belirliyor.

İthaki Yayınlarından okudum.
Tanrısal Platon bile
ozanın yaratıcı yetisinden söz etmesine karşın, iyice anlaşılmayan bir görüş
ortaya atmıştır, bu görüşte ince bir alay vardır, bu ancak bir bilicinin, bir
düş yorucunun yeteneğine uygun gelebilir.
Gördüğünüz bu kitap düş yorucular içindir.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.120 Oy)17.513 beğeni39.558 okunma2.120 alıntı165.643 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.872 Oy)8.156 beğeni26.060 okunma628 alıntı126.917 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.069 Oy)7.333 beğeni19.863 okunma3.233 alıntı116.811 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.029 Oy)3.087 beğeni9.447 okunma4.074 alıntı85.459 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.489 Oy)8.434 beğeni22.891 okunma1.456 alıntı105.854 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.019 Oy)12.494 beğeni31.798 okunma2.797 alıntı132.762 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.097 Oy)4.811 beğeni16.031 okunma2.810 alıntı102.723 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (3.983 Oy)3.504 beğeni11.728 okunma1.021 alıntı47.819 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.260 Oy)5.368 beğeni18.171 okunma689 alıntı92.443 gösterim
  • Genç Werther'in Acıları
    8.3/10 (2.438 Oy)2.173 beğeni7.899 okunma3.301 alıntı51.172 gösterim
Ağır çok ağır bir kitap, belki yıllık izinde sakin kafayla, elimin altında internet anlamını bilmediğim kelimelere bakarak sindire sindire okurum :)
Apolloncu ve Dionysoscu yaklaşım eşliğinde katharsis kavramına değinerek, bu iki karşıt gücün çatışmasından tragedyanın doğduğunu dile getiren yazar, Aristotales'in tragedya kavramını daha da derinleştiriyor.
Edilgenliğin zaferinin karşısına şimdi, Aiskhylos'un Prometheus'unun çevresini aydınlatan etkinlik zaferini koyuyorum. Burada bize düşünür Aiskhylos'un söylemek isteyip de, şair Aiskhylos'un benzetme tarzı bir imgeyle yalnızca sezdirdiği şeyi, genç Goethe, kendi Prometheus'unun cüretkâr sözlerinde ortaya koyabilmiştir:
"Burada oturuyorum, insanları biçimlendiriyorum
Kendi suretime göre,
Bana eşit olacak bir soy,
Acı çekecek, ağlayacak,
Haz duyacak ve sevinecek,
Ve seni dikkate almayacak,
Benim gibi!"
Bilgi ve kavrayışa, böyle yeni ve benzersiz bir biçimde yüksek bir değer verilişinin en keskin sözünü, kendini hiçbir şey bilmediğini itiraf eden biricik kişi olarak bulan Sokrates söylemişti; öte yandan Sokrates, Atina'da yaptığı eleştirici gezintide, en büyük devlet adamları, hatipler, şairler ve sanatçılarla yaptığı konuşmalarda, bilginin kibriyle karşılaşmıştı. Tüm bu ünlü kişilerin, kendi meslekleri hakkında bile, doğru ve kesin bir kavrayıştan yoksun olduklarını, işlerini yalnızca içgüdüsel olarak yürüttüklerini görerek şaşırmıştı. "Yalnızca içgüdüsel olarak": bu sözle, Sokratesçi eğilimin yüreğine ve odak noktasına dokunmuş oluyoruz. Sokratesçilik bu sözle, mevcut sanat kadar, mevcut etiği de yargılıyor: sınayan bakışlarını nereye yöneltirse yönelişin, kavrayış eksikliğini ve kuruntunun gücünü görüyor ve bu eksiklikten, mevcut olanın en derininde çarpık ve aşağılık olduğu sonucunu çıkartıyor. Sokrates, bir tek bu nokta açısından varoluşu düzeltmek gerektiğine inanıyordu: kendisi, birey olarak, kaale almama ve üstünlük ifadesiyle, tamamen başka türden bir kültürün, sanatın ve ahlakın öncüsü olarak girdi, doruk noktasını huşu içinde yakalamayı en büyük mutluluk sayacağımız bir dünyanın içine.
Platon, Sokrates'in öğrencisi olabilmek için, ilk iş olarak yazdığı şiirleri yakmıştır.
Friedrich Nietzsche
Sayfa 85 - Türkiye iş bankası kültür yayınları
Bengi bir fenomendir. Bu açgözlü istenç, şeyler üzerine yayılmış bir yanılsama yoluyla yaratıklarını yaşamda tutmanın ve yaşamı sürdürmeye zorlamanın hep bir yolunu bulur. Biri, Sokratesçi bilgi hazzına ve var olmanın bengi yarasını, bilgiyle iyileştirebilme kuruntusuna kapılır; bir başkası, sanatın gözlerinin önünde dalgalanan baştan çıkarıcı güzellik örtüsüne sarılır sıkı sıkıya; yine bir başkası da görünüşlerin anaforu altında bengi yaşamın engelsizce akmaya devam ettiği metafizik avuntusuna sarılır. İstencin her an hazırda bulundurduğu o daha sıradan ve handiyse daha güçlü yanılsamalardan hiç söz etmiyorum bile. Bu üç yanılsama aşaması, var olmanın yükünü ve ağırlığını genel olarak derin bir isteksizlikle duyumsayan ve seçilmiş uyarıcılarla bu isteksizlik yokmuş gibi kendilerini aldatan, incelikle donatılmış karakterler içindir yalnızca. Kültür dediğimiz her ne varsa, bu uyarıcılardan oluşur. Karışımların orantılarına göre özellikle Sokratesçi, ya sanatsal, ya da trajik bir kültür vardır; ya da tarihsel örneklemeler yapmamıza izin verilecek olursa: ya İskenderci ya Helenik ya da Budist bir kültür vardır.
Kötümserlik zorunlu olarak çöküşün, yıkılışın, başarısızlığın, yorgun ve zayıf düşmüş içgüdülerin işareti midir?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tragedyanın Doğuşu
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944888325
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Birth of Tragedy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gün Yayıncılık
Baskılar:
Tragedyanın Doğuşu
Tragedyanın Doğuşu
Modern zamanların en etkili filozoflarından olan Nietzche bu çalışmasında Apolloncu unsurların kendini geri çekme etkisi, tutkunun Dyonisoscu elemanlarının kontrol gücü ve mantık dışı olanın içiçe geçmesiyle Yunan tragedyasının, büyüklüğüne ulaştığını açıklıyor.

Kitabı okuyanlar 95 okur

  • Büşra Aslan
  • Sefkan Kaplan
  • Babeyn
  • Furkan
  • B. Bulut Sağlam
  • Servet KURTAY
  • İlkay Şal
  • Ersin ERDOĞAN
  • Ömer MEMOĞLU
  • Serhat Ortaç

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%4.7
18-24 Yaş
%20.9
25-34 Yaş
%32.6
35-44 Yaş
%30.2
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40.3
Erkek
%59.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.8 (5)
9
%16.7 (3)
8
%11.1 (2)
7
%22.2 (4)
6
%5.6 (1)
5
%5.6 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0