Tragedyanın Doğuşu

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.023
Gösterim
Adı:
Tragedyanın Doğuşu
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944888325
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Birth of Tragedy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gün Yayıncılık
Baskılar:
Tragedyanın Doğuşu
Tragedyanın Doğuşu
Modern zamanların en etkili filozoflarından olan Nietzche bu çalışmasında Apolloncu unsurların kendini geri çekme etkisi, tutkunun Dyonisoscu elemanlarının kontrol gücü ve mantık dışı olanın içiçe geçmesiyle Yunan tragedyasının, büyüklüğüne ulaştığını açıklıyor.
185 syf.
Zor bir eser olmasına karşın, sabırlı olunursa çok zevk alabileceğiniz bir eser. Özellikle Nietzsche'yi anlamak istiyorsanız, ona neyin ilham verdiğini anlamak istiyorsanız, Tragedya'nin Doğuşu okunacak en doğru eserlerdendir.

Eğer Eski Yunan kültürüne, mitolojisine aşina iseniz okumanız kolaylasacaktir; degilseniz ki ben değildim ziyani yok, Apollon, Dionysos gibi birkaç kavramı araştırarak okumaniza devam edebilirsiniz. Eskiden önyargılı yaklasmama karşın bu Eski Yunan mitolojisine, şimdi bu on yargım kırıldı diyebilirim.

Esere gelecek olursak, 'yüceltilmiş şözlerle yazılan, bir kahramanın iyi bir durumdan kötü bir duruma düşmesiyle, duygusal arınmayı sağlayacak acıma ve korku duygularına yönelen tiyatro türü' olan Tragedya'nin eski Yunanlılar için ne anlama geldiğini irdeleyen Nietzsche, aslında bu kadim sanatta, kendi bengi dönüş felsefesinin izlerini görmektedir.

“Biz bengi yaşama inanıyoruz” diye haykırır tragedya ..."

Nietzsche, Yunanlıların varoluşun bu gerçek yüzünü gördüklerini ve buna dayanabilmek için, bu acımasız ve korku dolu varoluşu görsel ve işitsel sanat şeklinde ortaya koyarak bir duygu boşalması sağlayarak hayatlarına devam etme yolunu bu şekilde bulduklarını söylemektedir.

"İnsan bir kez görmüş bulunduğu hakikatin bilinciyle, şimdi her yerde yalnızca varlığın korkunçluğunu ya da saçmalığını görür."

Bireysellesmeyi, kendini bilmeyi, ölçüyü temel alan, görüntülere dikkat çeken Apolloncu anlayış ile görüntüleri bir perde gibi görüp, bu perdeyi acı ve korku, şarap ve eğlence ile harmanlayip fırlatıp atarak bireylesme şeklinde ayrılan şeyin aslında bir ilkten doğan suretler olduğunu gösteren Dionysosçu anlayışın hem bir çarpışması hem de birleşmesi ile şekillenen ve hayatın ta kendisi olan Tragedya'nin, Euripides'in "Her şeyin güzel olması için, akla uygun olması gerekir”; bu ilke de Sokrates’in “yalnızca bilen kişi erdemlidir” ilkesiyle paralellik içinde olduğu için; Sokratesci anlayış ile nasıl etkisinin zamanla azaltildigi ve yok edildiği etkileyici bir uslupla anlatılmaktadır. Tragedyanın bu sonu insan doğasında büyük bir boşluk yaratmıştır ve insan bu boşluğu asırlardır Sokratesci anlayışla doldurmaya çalışmaktadır ancak yeterli olmamaktadır.

"“Benim gibi olun! Görünüşlerin aralıksız değişiminde bengi yaratıcı, bengi var olmaya zorlayan, bu görünüş değişiminden sürekli tatmin olan ilk-anne!”

Tragedya'nin özünü müzik oluşturmakta ve her şey müzikten sonra gelmektedir. Bu noktada satir korosu (satir: altı keçi, üstü insan) ve onun söylediği şarkılar, seyircileri, kendilerini her şeyin merkezine koydukları anlayışından kurtarıp, varoluşun gerçek yüzünü göstermeye başlar. Keza devamında tragedya öykülerinin kahramanın iyi giden durumunun kötüye dönmesi ve nihayetinde sahnede Zeus ile bir insandan olma tek tanrı (bu ozellikteki) olan Dionysos'un sahnede belirmesi ile insan, Tanrıların boyundurugundan kurtulmayacagini ancak onun iltifatiyla yaşadıklarını hissederek hem acı ve korku hem de bir rahatlama yaşar. Aslında bengi yaşamın farkına varan Yunanlıların, bu acı ve korkuya dayanabilmek için Olimpus tanrıların icat etmeleri ve bunun yeterli gelmemesi üzerine bir sanatsal gösteri ile acı ve korkularini sahnedeki gösteri ile yaşayarak üzerlerinden bosaltarak rahatlamalari söz konusudur.

"Gerçekten de kısa anlarda ilk-varlığın kendisiyizdir ve onun dizginsiz var olma hırsını ve var olma zevkini hissederiz; görünüşlerin savaşımı, ıstırabı, yok edilişi şimdi zorunluymuş gibi gelir bize..."

"Korku ve merhamete karşın mutlu-canlılarızdır, bireyler olarak değil, onun dölleme hazzıyla kaynaştığımız bir canlı olarak."

Nietzsche'nin eski Yunanlılardan ve onların sanatları olan Tragedya'dan etkilenmesinin en önemli sebebi de bu olsa gerek. Acı ve korkuyu yadsimayip, onunla yaşamayı öğrenen Yunanlılara sonsuz saygı duyar filozof.

“Görün! İyice görün! Budur sizin yaşamınız! Budur akrebi varoluş saatinizin!”

Keyifli okumalar
144 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Nietzsche bibliyografyasının başlarında yer alan bu kitap mercek altına alacağı konuyu cımbızla çekip ayırma konusunda çok başarısız. Bir ondan bir bundan bahsediliyor; sanki ortada bir tez yokmuş da bir yakınma varmış gibi. Dilinin ağır olmasının yanı sıra, gereksiz derecede gönderme var. Yunan mitolojisine, Kant’a, Schopenhauer’a, Wagner’a aşina olmadan incelendiğinde çoğu okur fazla bir şey anlamayacaktır. Üstüne Nietzsche’nin gizemli ve ateşli üslubu da eklendiği zaman, kitap okunması çok zor hale gelmiş.

Bunu geçersek anlattığı şeyler şöyle. Sanatta ve hayatta iki itici gücün olduğundan bahsediliyor. Bunları da Yunan tanrıları Apollon ve Dionysos ile özdeşleştiriyor. Apollon öncelikle güneşin, ışığın, düzenin ve aynı zamanda müzik ile şiirin tanrısı. Saflığı, sadeliği, nesnelliği, mantığı, düzeni ve bilgeliği temsil ediyor. Bunun yanında Dionysos şarabın, tiyatronun, dansın, mantıksızlığın, kaosun ve şehvetin tanrısı. Duyguları ve içgüdüleri temsil ediyor. İkisi de Zeus’un çocukları ve her ne kadar doğaları gereği zıt düşmeleri gibi bir durum beklense bile Yunanlılar bu iki tanrıyı rakip olarak görmemişler.

Nietzsche bu ikisinin ve temsil ettiklerinin bir araya gelerek dram sanatlarını (tiyatroyu, müziği vs.) doğurduğunu söylüyor. Buna örnek olarak da Yunan trajedilerini gösteriyor. Onlardan beri de bu iki gücün bir araya gelmediğini anlatıyor. Sokrates mantıksal diyalektiği ile geldi ve hayatın özünü hiçe sayarak Dionysos’u tasfiye etti, diyor. Aynı zamanda Apollon’un düzenci fikirlerinin insanı duygularından ve Dionysoscu, tecrübeye yakınlık anlayışından uzaklaştırdığını ve kendi özüne yabancı kıldığını anlatıyor. Oysa insan özünün Dionysoscu kaos ile ilişkisi olan bölümünde de bir armoni var, diyor, yani Apolloncu yaklaşımla da bağlantılı. Bu bağlamda Apolloncu anlayışın esasını yitirmemek için, Dionysoscu anlayışın da kaosta kendini bertaraf etmemesi için birbirlerine ihtiyacı var. Sanat boyutunda ise Dionysos’a bir öz dersek, kendini piyes vs. olarak sunabilmesi, ifade edebilmesi için Apollon’un düzenine gereksinim duyuyor.

Nietzsche aynı zamanda Dionysos etkisinden önce Yunan sanatının basit olduğunu söylüyor. Sadece görünüşlerle ilgilenen bir sanattan bahsediyor. Çünkü Apollon sanatı dünyanın sıkıntı dolu yaşam atmosferine karşı insanın çevresinde bir zırh oluşturuyordu, diyor. Durum böyle olunca sanatı izleyenler de asla sanatın içine giremiyor, onu yaşayamıyorlardı. Sadece onu değerlendiriyorlar ve üzerine düşünüyorlardı. Oysa Dionysos etkisi sanata nüfuz ettiğinde, bu, insanlara kendi tecrübeleriyle sınırlı olmadıklarını gösterdi ve Hıristiyanlığın öbür yaşam anlayışına karşın onlara hayata kendini “şimdi”nin içinde dahil etme anlayışını sundu. Ayrıca Nietzsche, Dionysos’un dilini kelimelere dökmesi gibi bir durumun imkansızlığından ötürü, Dionysos lisanı olarak müziği belirliyor.

İthaki Yayınlarından okudum.
144 syf.
·Beğendi·10/10
Tanrısal Platon bile
ozanın yaratıcı yetisinden söz etmesine karşın, iyice anlaşılmayan bir görüş
ortaya atmıştır, bu görüşte ince bir alay vardır, bu ancak bir bilicinin, bir
düş yorucunun yeteneğine uygun gelebilir.
Gördüğünüz bu kitap düş yorucular içindir.
Ağır çok ağır bir kitap, belki yıllık izinde sakin kafayla, elimin altında internet anlamını bilmediğim kelimelere bakarak sindire sindire okurum :)
144 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10
Apolloncu ve Dionysoscu yaklaşım eşliğinde katharsis kavramına değinerek, bu iki karşıt gücün çatışmasından tragedyanın doğduğunu dile getiren yazar, Aristotales'in tragedya kavramını daha da derinleştiriyor.
Ona göre anlayış, her tadışın ve yaratışın kökü olarak değer taşır. Bu nedenle, o, sormak, çevresine bakınmak gereğindeydi. Bunu da, kendisi gibi düşünüp ölçüsüzlükleri açıklamak isteyen bir kimsenin bulunup bulunmadığını anlamak için yapıyordu.
Senin için en iyi olan, tümden ulaşılmayandır: Doğamamak için, varolmamak için, yok olmak için. İkinci en iyi de senin şimdicek ölmendir.
(..) müzik dünyanın asıl idesidir, drama yalnızca bu idenin bir yansıması, onun tek başına duran bir gölgesidir.
(..) sanat yalnızca doğal gerçekliğin taklit edilişi değil, doğal gerçekliğin özellikle metafizik bir ilavesidir, onun aşılması için onun yanına konulmuştur.
Dionysos’un büyüsüyle yalnızca insanla insan arasındaki bağ yeniden kurulmuş olmaz: yabancılaşmış, düşman ya da boyunduruk altına alınmış doğa da, kaybolmuş oğluyla, insanla barışma şenliğini kutlar yeniden.
“Tragedya öldü! Şiir sanatı da onunla birlikte yitip gitti! Defolun gidin siz de, sararıp solmuş, bir deri bir kemik kalmış taklitçiler! Gidin Hades’in dibine, gidin de doya doya yiyin orada, eski ustanın kırıntılarını!”
Edilgenliğin zaferinin karşısına şimdi, Aiskhylos'un Prometheus'unun çevresini aydınlatan etkinlik zaferini koyuyorum. Burada bize düşünür Aiskhylos'un söylemek isteyip de, şair Aiskhylos'un benzetme tarzı bir imgeyle yalnızca sezdirdiği şeyi, genç Goethe, kendi Prometheus'unun cüretkâr sözlerinde ortaya koyabilmiştir:
"Burada oturuyorum, insanları biçimlendiriyorum
Kendi suretime göre,
Bana eşit olacak bir soy,
Acı çekecek, ağlayacak,
Haz duyacak ve sevinecek,
Ve seni dikkate almayacak,
Benim gibi!"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tragedyanın Doğuşu
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944888325
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Birth of Tragedy
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gün Yayıncılık
Baskılar:
Tragedyanın Doğuşu
Tragedyanın Doğuşu
Modern zamanların en etkili filozoflarından olan Nietzche bu çalışmasında Apolloncu unsurların kendini geri çekme etkisi, tutkunun Dyonisoscu elemanlarının kontrol gücü ve mantık dışı olanın içiçe geçmesiyle Yunan tragedyasının, büyüklüğüne ulaştığını açıklıyor.

Kitabı okuyanlar 141 okur

  • Ali Kaya
  • dionysos
  • ebru
  • Andrey Çetin
  • Efe SALİHOĞLU
  • Tugay Kocayiyit
  • yahya
  • alpay erdoğmuş
  • Abdullah Gure
  • Bahar Tosun

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.7
14-17 Yaş
%4.7
18-24 Yaş
%20.9
25-34 Yaş
%32.6
35-44 Yaş
%30.2
45-54 Yaş
%2.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%4.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40.3
Erkek
%59.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%37.9 (11)
9
%13.8 (4)
8
%13.8 (4)
7
%13.8 (4)
6
%3.4 (1)
5
%3.4 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0