Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihiİsmail Cem

·
Okunma
·
Beğeni
·
891
Gösterim
Adı:
Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
476
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944882088
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Türkiye, öteki geri kalmış ülkelerle kıyaslanmayacak kadar köklü bir kültüre, tarihe, devlet geleneğine sahiptir; stratejik öneminden folklor çeşitliliğine uzanan ayrıcalıkları, bölgesel bir liderliğin potansiyel gücü, kalkınmanın insan ve kaynak şeklindeki hammaddeleri vardır. Ve bütün bu özelliklerine,
200 yıllık çabalarına rağmen Türkiye, geri kalmışlığı aşamamış bir ülkedir.

Temeldeki bozukluğun, 600 yıllık tarihin ve günümüzdeki genel durumun incelenmesi sonucunda ortaya şöyle bir gerçek çıkmaktadır: Türkiye'nin asıl meselesi kalkınmayı sağlayacak birikimlerin yokluğu değil, yanlış yönde ve biçimde, kalkınmaya önder olamayacak sınıf ve zümrelerin önderliğinde kullanılmış olmasıdır. Birikimleri harekete geçirecek dinamiklerin yeterli olmayışıdır...

Türkiye'de bin yıllık bir kültürün süzgecinden geçmiş insan birikimi de vardır, hatta sermaye de. Mesele bunların yanlış kullanılmasından, ya da hiç kullanılmamasından doğuyor. Yani un da vardır, yağ da vardır, şeker de. Ancak, helvanın yapılması için uygulanan tarif hatalıdır...

Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği en değerli siyasetçilerden biri ve en uzun süre görev yapmış dışişleri bakanlarından olan İsmail Cem, aynı zamanda bir düşün adamıydı. Türkiye'nin yakıcı sorunlarını iyi kavramış, sahip olduğu geniş birikim sayesinde bu sorunları geçmişten bugüne, tarihten şimdiki zamana uzanan bir süreçte, neden-sonuç ilişkileri içinde ve bir model kapsamında açıklama yolunu seçmişti. Bu önemli düşünsel çabanın ilk ürünü sayılabilecek ve herkesin kolayca anlayacağı bir üslupla kâğıda dökülen Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi, son 35 yılın en çok okunan tarih eserlerinden biri olurken, en az bir veya iki kuşağın siyasal ve kültürel tercihlerini de şu veya bu ölçüde etkiledi. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İsmail Cem'in bütün eserlerinin basımına yayıncılık tarihimizin "kült kitapları"ndan biriyle başlamaktan mutluluk duyuyor.
(Arka Kapaktan)
ülkesini düşünen her kişinin okuması gereken bir kitap.kitap tüm dertlerimizin başlangıcı olan sanayi devriminden alıp 1980 li yıllara kadar durumu anlatıyor.bu noktadan da oltadaki balık türkiye kitabı devralıyor konuyu.çakma osmanlı torunlarının bi türlü göremediği gerileme yıllarının nedenleri teker teker açıklanıyor.uzun lafın kısası ülke teksas dönmüş.bir çırpınma cumhuriyet kurulmuş ama tam manası ile bizi kurtaramamış.aynı şekilde "büyümeye" devam ediyoruz.kitapta günümüze ışık tutacak bi çok durumda anlatılıyor.tarih tekerrürden ibarettir sözünü destekler nitelikte.eski filmelrde bakkalın çakkalın insanları kandırdığı anlatılır.bunun neden olduğu da anlatılıyor kitapta.kitabı alıp okuyun gözünüzle görüp yorumlayın.
Kitabın yeni basımları da var, benim okuduğum 1970 Cem Yayınevi basımıydı. Sarımsı sayfalardan gelen kitap kokusu harikaydı.

Kitapla ilk karşılaştığımda yazar İsmail Cem'in rahmetli bakan İsmail Cem olamayacağını yayım yılından yola çıkarak var saydım ama mahcup oldum!

428 sayfalık kitabın tekrarlı anlatımlardan kaçınarak daha kısa olabileceğini belirterek kitapla alakalı yegane eleştirimi yaparak başlayayım.

Gayet yalın bir dille her kesimden okurun anlayabileceği şekilde yazılmış, sıkmıyor, başlıklar arası geçişler yerinde.

İlk bölümde ülkemiz özeline indirgemeden geri kalmışlığın neyi ifade ettiği anlatılmış. Burada günümüz gelişmiş dünyası ile 'eski düzen' arasındaki farklılık ortaya konulmuş. İlginç biçimde, sözü edilen ilkel eski düzenin sınırlı kaynaklara sahip doğanın dengesini sürdürebilir kılan tarafları çarpıcı örneklerle verilmiş. Çok daha ilginçleri bulunmakla birlikte bu örneklerden birisi şu: İlkel yöntemlerle tarım yapan aileler bir arada yaşamaktadır. Tarla alanı açmak için kesilen ağaçların kökleri yeniden sürgün vermekte ve yetişen ağaçlar geçimini ormandan sağlayan insanların hayatlarını aile bütünlüğü içinde sürdürmesini sağlamaktadır. Ancak sabanın icadıyla ağaçların kökleri daha derinden kesildiği için sürgün yapamayan ağaçlar bu insanları başka yerlerde çalışmaya mecbur bırakmıştır.

Bu genel girişten sonra Osmanlının iyi işleyen sisteminin nasıl bozulduğu etraflıca anlatılıyor; denizcilikteki ilerleme, yeni dünyadan gelen madenlerin ekonomiye etkisi, ticaret yollarının değişmesi, maliyetsiz ve hatta getirili tımar sisteminin paralı orduya (d)evrilmesi, yeniçeri seçiminde ve işleyişindeki yozlaşma gibi birbirini tetikleyen gelişmeler zincirinden sonra cumhuriyet dönemine geçiliyor.

Cumhuriyet döneminin iktisadi geri kalmışlığı ise yanlış iktisadi politikalara bağlanmakta. Politikaların yanlışlığının yanı sıra bilinçsiz halkın geri kalmışlığı fark edemediği, etse bile tepkisini yanlış mecralara yönelttiği savunuluyor. DP'nin güdümlü Amerikan yardımlarından medet umması da eleştirilen konulardan. Son olarak ise tarafı olduğumuz NATO'dan faydalanamadığımız gibi ona kaynak sağlamamızın yanlışlığı aktarılıyor.

Kapanışta da ilginç bir öneriden(ithal ettiğimiz ekipmanları azaltarak çokça sahip olduğumuz iş gücüyle bunları ikame etmemizin mevcut ekonomik durumumuzu iyileştirmesi) sonra yazar, çizilen olumsuz tabloya rağmen yerinde politikalarla ve bunları uygulamaya ikna olmuş insanımızla iyi yerlere geleceğimize olan inancını belirtmektedir.

Her kesimi ilgilendiren ve severek okunabilecek bir eser benim adıma.
Yakın tarihte yazılan bir kitap, lakin yüzyılları kapsayan bir tarih çemberi. Cumhuriyet'in anlamına ulaşamadığı, tüm niteliklerine rağmen hâlen çırpınışların bir panoraması.
Kitap geri kalmışlık ve kalkınma perspektifinden Türkiye tarihine Osmanlı'dan itibaren inceleyerek yaklaşmakta. Araştırma yapanlar için referans olabilecek nitelikte. Kitabın sadece bazı bölümleri dahi araştırma yapanlar için önem arz edebilir. Kavramsal değil tarihsel olarak inceleme yapılması gelişme ve sonuç arasında bağlantı kurulmasını sağlamakta.
Geri kalmış Türkiye.
Tarih biraz incelendikten;kültürüyle,sanatıyla, yapısı ve düzeniyle toplum gözden geçirildikten sonra yan yana koymaya insan elinin varmadığı üç sözcük.
Batıdan aktarılan hukuk, Batı ve Türk burjuvazisi arasındaki nitelik farkından ötürü, geri kalmışlığın yenilmesini değil, kökleşmesini kolaylaştıran bir fonksiyonu yerine getirmiştir.
9) Düzenin yıkılması için, mülkiyetin hukuken el değiştirmesi şöyle dursun, kullanılış amacının değişmesi bile yetmiştir. Prof. Barkan'ın deyişiyle, "Tımarlı Sipahinin bu suretle yavaş yavaş tasfiyeye mahkûm olması Osmanlı İmparatorluğunun klasik idare ve toprak rejiminin temellerinin büsbütün sarsılarak yeni doğan iktisadi kuvvetlerin eline müdafaasız ve teşkilatsız terk edilmesi demekti."

10) Topraktaki değişimin kısa süreli ekonomik sonucu üretimin azalması, tarlaların meraya dönüşmesi ve görülmemiş bir kıtlığın Anadolu'da belirmesi olmuştu. Uzun süreli sonuç ise, geri kalmışlık durumudur. Ana üretim aracında mülkiyet biçiminin değişmesi toplumun öteki temellerini ve kurumlarını da sarsmış; Türkiye, günümüze dek sürecek yoksul yolculuğuna koyulmuştu.
'' Burada bir daha belirtelim ki, Türkiye'nin geri kalmışlığı bir Afrika yahut bir Latin Amerika ülkesinin geri kalmışlığı değildir. Koskoca bir geçmiş ve geleceği olan, uygarlığı olan, sağlam temelleri hala direnen ve kendini ileriye götürecek birikimi çeşitli alanlarda gerçekleştirmiş bir toplumun, geri bıraktırılmışlığıdır bu.''
İsmail Cem
İş Bankası Kültür Yayınları
Bir başka Alman generali Liman Von Sanders, 71 kişilik Alman Heyet-i Askerîye-i İslâhi-yesi'nin başında gelmiş, uzun süre yurdumuzda kalarak komutanlık yapmış, Padişahtan müşir (mareşal) rütbesi almıştır.
Darlık 1600 yıllarına doğru öyle bir biçim almıştır ki, düşük değerli akçeler yer yer ayaklanmalara yol açmış, maaşlar ödenememiştir. İlerde, kendisinden para isteyen Serdarın talebine karşılık koskoca Osmanlı Sultanına 'tez elden üç dört bin kese akçe istemişsiniz; mevcut olsa alimallah kendi harçlığımı gönderir idim.' dedirtecek kadar tehlikeli bir durumdur bu. Darlığın yoğunlaşması süresince devletin yaptığı değerlendirmeler ekonomiyi büsbütün çıkmaza sürüklemiş, sonunda devlet mali hayatın kontrolünü elinden tamamen kaçırmıştır.
Geri kalmış ülkeler konusundaki ünlü uzman Mydal'ın 'Bir ülkenin aslında kendine yardım edip başkalarına yardım vermenin manevî zevkini tatması' şeklinde tanımladığı borç-bağış ilişkileri, uluslararası sömürünün göz kamaştıran paravanasıdır. Dış ticaretten ve özel yatırımdan sağlanan çıkarların bu perdenin ardında gizlenmesine çalışılır.

Yabancı devletlerden gelen ve hatalı bir alışkanlıkla tümü 'yardım' şeklinde tanımlanan paralar, aslında, borç ve gerçek anlamdaki yardım olan bağış şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Yardım sözcüğünün sadece 'bağış' ve çok düşük faizli kredileri belirtmesi gerekirken, verilen her çeşit borç da propaganda amacıyla 'yardım'ın içinde gösterilir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi
Baskı tarihi:
2008
Sayfa sayısı:
476
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944882088
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İş Bankası Kültür Yayınları
Türkiye, öteki geri kalmış ülkelerle kıyaslanmayacak kadar köklü bir kültüre, tarihe, devlet geleneğine sahiptir; stratejik öneminden folklor çeşitliliğine uzanan ayrıcalıkları, bölgesel bir liderliğin potansiyel gücü, kalkınmanın insan ve kaynak şeklindeki hammaddeleri vardır. Ve bütün bu özelliklerine,
200 yıllık çabalarına rağmen Türkiye, geri kalmışlığı aşamamış bir ülkedir.

Temeldeki bozukluğun, 600 yıllık tarihin ve günümüzdeki genel durumun incelenmesi sonucunda ortaya şöyle bir gerçek çıkmaktadır: Türkiye'nin asıl meselesi kalkınmayı sağlayacak birikimlerin yokluğu değil, yanlış yönde ve biçimde, kalkınmaya önder olamayacak sınıf ve zümrelerin önderliğinde kullanılmış olmasıdır. Birikimleri harekete geçirecek dinamiklerin yeterli olmayışıdır...

Türkiye'de bin yıllık bir kültürün süzgecinden geçmiş insan birikimi de vardır, hatta sermaye de. Mesele bunların yanlış kullanılmasından, ya da hiç kullanılmamasından doğuyor. Yani un da vardır, yağ da vardır, şeker de. Ancak, helvanın yapılması için uygulanan tarif hatalıdır...

Türkiye Cumhuriyeti'nin yetiştirdiği en değerli siyasetçilerden biri ve en uzun süre görev yapmış dışişleri bakanlarından olan İsmail Cem, aynı zamanda bir düşün adamıydı. Türkiye'nin yakıcı sorunlarını iyi kavramış, sahip olduğu geniş birikim sayesinde bu sorunları geçmişten bugüne, tarihten şimdiki zamana uzanan bir süreçte, neden-sonuç ilişkileri içinde ve bir model kapsamında açıklama yolunu seçmişti. Bu önemli düşünsel çabanın ilk ürünü sayılabilecek ve herkesin kolayca anlayacağı bir üslupla kâğıda dökülen Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi, son 35 yılın en çok okunan tarih eserlerinden biri olurken, en az bir veya iki kuşağın siyasal ve kültürel tercihlerini de şu veya bu ölçüde etkiledi. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İsmail Cem'in bütün eserlerinin basımına yayıncılık tarihimizin "kült kitapları"ndan biriyle başlamaktan mutluluk duyuyor.
(Arka Kapaktan)

Kitabı okuyanlar 43 okur

  • Adem Fethi Çamalan
  • Fatih Selçuk
  • Alper Koç
  • Ahmet Turan AKGÜNEŞ
  • Pakize
  • Gizem
  • Naim Talu
  • Baris Oluc
  • Murat Karahan
  • Veysel Ayan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%27.8 (5)
9
%16.7 (3)
8
%33.3 (6)
7
%11.1 (2)
6
%11.1 (2)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0