Wuthering Heights

Emily Brontë
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·128 syf.··
2021 55. kitabı
Gerçekten beğendiğim bir eser oldu insana duyguları güzel aşılayan bir anlatım türü ile beni etkiledi özellikle olayın içinden anlatan birinin kendi duyguları ile olaya vurum tarzı insanı etkiliyor o sondaki rüzgar arkadan vuruyordu ve mezar taşlarına bakıp ne kadar sessiz uyuyorlar böyle bir yerde deyip olayların sonunda güzel bir duygu bırakışı mükemmeldi.
Wuthering HeightsEmily Brontë · MK Publications · 202058bin okunma
Okurken Yaşlandım
8/10
·408 syf.·
2022 1. kitabı
Karakter Rehberi • Mr. Lockwood: Kiracı ve anlatıcı • Mrs. Dean (Nelly): Kahya kadın ve diğer anlatıcı • Romanın merkezinde iki aile var; 1. Lintonlar (Thruscross Çiftliğinde yaşıyorlar) 2. Earnshawlar (Wuthering Heights-Uğultulu Tepelerde yaşıyorlar) • Hindley Earnshaw: İki çocuktan erkek olanı • Catherine Earshaw: İki çocuktan kız olanı • Mr. Heathcliff: Baba Earnshaw’ın bulup getirdiği ve aileye kattığı kimsesiz çocuk • Edgar Linton: İki çocuktan erkek olanı • Isabella Linton: İki çocuktan kız olanı • Joseph: Uşak • Zillah: Hizmetçi • Robert: Uşak • Frances: Hindley’nin karısı • Hareton Earnshaw: Hindley ve Frances’in tek çocukları • Küçük Linton: Heathcliff-Isabella evliliğinden doğan çocuk • Küçük Catherine: Edgar-Catherine evliliğinden doğan çocuk -Spoiler İçermez- Karakter kalabalığından ve karmaşıklığından anlayacağınız üzere roman iki kuşak boyunca devam eden bir hikayeyi konu alır. İki kuşak boyunca devam eden karmaşık ilişkileri, nefretleri, acıları, intikamları ve bir tutam aşkı... Uğultulu Tepeler her daim 'Yazılmış en iyi AŞK kitaplarından biri' olarak reklam edildi, sunuldu bize. Fakat ben bu kitapta aşktan başka ve aşkla bir araya gelemeyecek duygular okudum. Dolayısıyla bu bir aşk kitabı değildir benim nezdimde... -Spoiler İçerir- Kitap, nereden geldiği belli olmayan Heathcliff'in uğradığı zorbalıklarla ve bu zorbalıklar neticesinde arsızlaşması, öfke dolması, sertleşmesi ve korkunçlaşmasıyla başlıyor. Fakat gelin görün ki bu yabani karakter 'manevi' kardeşi olan Catherine'e aşık(!) oluyor. Catherine de ona karşı aynı duyguları hissetmekle birlikte mantıklı olarak onu evlenmeye ve hatta duygularını açmaya uygun biri olarak görmüyor. Aslında kitapta bu bize her ne kadar, kibir, burnu havadalık, kendini üstün görme vs. olarak anlatılsa da bu
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
ÖMRÜNÜZDE HİÇ KİMSEYİ SEVMEDİNİZ Mİ ?????
10/10
·500 syf.··
2021 87. kitabı
Heathcliff‘ e yöneltilmiş can alıcı soru. Bunun cevabı çok basitti. Zaten her şeyi sevdiğinden yapmadı mı ? Hem de kendi benliğini kaybedecek kadar. Nasıl başladı ve nasıl bitti asla anlayamayacağınız inanılmaz bir baş yapıt ile karşı karşıya kalabilirsiniz ve hatta kötülüğün kokusunu bile alabilirsiniz. “Onu seviyorum çünkü o benim, benden öte bir parçam. İkimizin nasıl bir ruhu var bilmiyorum ama, onunkiyle benimki birbirinin aynı.” Dedi ve sevdiği adamı prestiji olmadığı için tercih etmedi Catherine. Bu seçiminin bedelini yalnızca çektiği acıları ve ölümü tatmin etmeyecekti. Bilebilir miydi ? Bilseydi yapar mıydı ? Küçük yaşlardan beri itilip kakılıp, size kötü davranıldığını ve asla sevilmediğinizi düşünün. İçinizdeki bütün güzel duyguların yitip gittiğini öyle ki sevdiğiniz kadının ölümü bile bu duyguları yeşertecek gücü kendinde bulamadığını hayal edin. Nasıl ? Yok artık dedirten cinsten değil mi ? Ben hep ölümün bile insanın içindeki çürümüş duyguları iyileştirme özelliği vardır diye düşünürdüm. Ama yazar sizi öyle bir karakterle yüzleştirir ki aklınız hayaliniz durur. İşte tamda burada Heathcliff’in bir eve girmesiyle her şey alt üst olur. Başlarda diğer herkese Heathcliff’e karşı yaptıkları acımasız kötülüklere karşı bir öfke besleyebilirsiniz fakat sayfalar ilerledikçe kimden daha çok nefret etmek istediğinize karar bile veremeyeceksiniz. Bana göre Heathcliff, birini sevmekle hayatını cehennemin en alt katına attı. Ve bundan asla gocunmadı, sevmenin her zaman ağır karşılığı olabilirdi fakat o gözünü bürüdüğü İNTİKAMDAN ölene kadar dönmedi. İçindeki öfke, kızgınlık, kin, nefret asla sönmedi. Belki yaşadıkları onu ruhsuz bir bedende yaşamaya zorlamıştı. Ne yazık ki bu, yaptığı bütün kötülükleri aklamaya yetmiyordu. Hayatımda görüp görebileceğim en
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma
Mr. Turgay konuşuyor: Lockwood’un sessizliğine karşılık
6/10
·480 syf.··
2025 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2025 22:04
“Tutku, sahip olmak değil; çoğu zaman kendini yok etmek demektir.” Emily Brontë ’nin tek romanı olan Uğultulu Tepeler , yalnızca bir aşk hikâyesi değildir. Bu roman, tutkuyla bağlanmanın insana neler kaybettirebileceğini, sevginin sevdiğini yok edebilecek kadar karanlık bir hâl alabileceğini gösteren, psikolojik ve duygusal anlamda bir anlatıdır. Heathcliff ile Catherine’in hikâyesi romantik değil, yıkıcıdır. Onların sevgisi, iki insanı da özgürleştirmeyen; aksine birbirine zincirleyen, nefretle büyüyen bir bağdır. Catherine’in “Ben Heathcliff’im” sözüyle tarif ettiği aşk, bir ruh ikizliğinden çok, bir lanetin fısıltısı gibidir. Bu cümleyle birlikte okur, aşkın içindeki karanlığa adım atar ve geri dönüşü olmayan bir yolculuğa çıkar. Aşkın başka hâline şahit oldum: neşesiyle değil, öfkesiyle. Heathcliff ve Catherine’in hikâyesi bir sevda değil, bir lanet gibi dolanıyor... Sevmenin değil, sahip olmanın; özlemenin değil, yakmanın hikâyesi bu. Catherine’in içinde büyük bir aşk, çelişki, ruhsal bütünlük arzusu, toplumsal baskı, pişmanlık ve içsel parçalanma yer alıyor. Bu duygular, onu hem Heathcliff’e hem de kendisine karşı yabancılaştırıyor. Sevmekle mahvolmak arasında ince bir çizgide duruyor. Aynı ruhta yanmak mı, yabancı bir kalpte sönmek mi? Sevmenin bedeli: Kendin olmak mı, kendinden vazgeçmek mi? Bu hikâyede duygular romantik değil, varoluşsal düzeyde yaşanıyor. Klasik aşkın ötesinde, “Sen yokken ben kimim?” sorusuna verilen tutkulu ve trajik bir cevap bu. Catherine’in Heathcliff’e olan sevgisi, bir ruh ikizliği değil; huzur değil, çalkantı getiren bir kader bağı. Ve tüm bu kırılganlığın temelinde, sevgisiz büyüyen çocukların sessiz feryadı var. Heathcliff’in küçüklüğünde maruz kaldığı aşağılanma, dışlanma ve sevgisizlik, onu hem kendine hem sevdiğine karşı
Uğultulu TepelerEmily Brontë · İthaki Yayınları · 201658bin okunma
5/10
·500 syf.··
2022 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2022 13:38
·
[Yorum uyarısı: bu metin kişisel değerlendirmelerden oluşan bir yorumdur. İnceleme vasfına sahip değildir.] Bu tür kitaplar sayesinde kendimden şüphe ediyorum. Arkadaşlar bu kitabın puanı nasıl 8.3 olabilir?. Ne derinlikli bir karakter yapısı, ne çok iyi bir kurgu ne de mükemmel bir dili var. Aynısını şimdi bir genç yazsa Watpadd kitabı diye aşağılanır fakat Emily Bronte yazınca dikkate değer sayılılıyor. Yazar genç yaşında yazmış kitabı. Genç yaştada da üzücü bir şekilde veremden ölmüş. Evet, yazarın yazdığı yaşına göre başarılı sayılabilir. Fakat bir kitabı değerlendirirken yazarın çektiği çileleri ve zorlukları da göz önüne almalı mı ki? Bence kesinlikle eserler yazarından bağımsız olarak ele alınmalıdır. Uğultulu Tepeler bağımsız bir kitap olarak ele alınırsa, kurgusu zayıf, dümdüz karakterler içeren, gereksiz uzatmalarla dolu, yazım dili özgün olmayan düz bir kitap çıkar karşımıza. Yazarla birlikte düşünülürse de, genç yaş+hastalık+bulunduğu coğrafyadan çıkamamış bir insanın böyle bir eser yazabilmiş olması iyi bir şey. Pek çok insan bunu başaramaz. Fakat bu kitabı iyi diye değerlendirmek için yeterli midir? Muhtemelen bu kitaptan hemen önce Budala'yı okuduğum için kitap bu kadar yavan geldi. Budala'daki karakterler kitap boyunca bize bir iyi gibi gelir, bir kötü gibi gelir. Bazılarına ön yargı ile yaklaştığımızı fark ederiz kitabın ortalarında. Sonlara doğru ise, bazılarının başta sandığımız gibi olduğunu anlarız. Tıpkı gerçek dünyada olduğu gibi. Uğultulu Tepeler'de ise karakterler nettir. Ya kötüdür, ya iyidir. Baştan sona aynı çizgide devam eder. Karakter derinliğini geçtim olay örgüsünde sürpriz bile pek azdır. 'Allah seni Madame Bovary'nin Emma'sı, Budala'nın Nastasya Filippovna'sı ve Uğultulu Tepeler'in Catherine'i gibi kadınlara aşık etsin.' Bir erkeğe yapılabilecek
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma
Uğultulu Tepeler - Emily Bronte
9/10
·408 syf.··
2021 112. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2021 15:00
Bazı kitaplar vardır, ne uzak kalabilir ne de bir türlü bitirip rafa koyabilirsin. Öyle bir eser oldu benim için Uğultulu Tepeler. Yoksa Rüzgarlı Bayır mı demeliyim? Yazarın tek romanı... Üniversite yıllarında "Dünya Edebiyatı" dersinde inceleme fırsatı bulmuş ama detaylı olarak okuyamamıştım. Kısmet bu günlereymiş. Hani bir mekana girerken "bir arkadaşa bakıp çıkacağım" dersiniz. Eseri elime alıp ilk sayfada yer alan yazarın hayatına göz atmak istedim. Şöyle bir cümle geçiyordu: "Tek romanı Uğultulu Tepeler, ruhsal yaşamının gizlerini aydınlatmak yerine daha da karanlıkta bırakır." Öyle bir kitap ki aydınlatmak yerine karanlığa boğuyor. Ben bunu okumalıyım dedim o an... Ve gerçekten okurken karanlıkta bırakan, çok kez ara vermeme neden olan, araya birçok eser sıkıştırdığım bir kitap oldu. Bu kitap için birçok tabir aynı anda kullanılabilir. Hem sürükleyici hem zor, hem başarılı hep yıpratıcı... Geniş denebilecek bir zaman diliminde yaşananları ele alıyor. Çocukluğuna şahit olduğunuz kahramanların gençliğine, sevinçlerine şahit olduğunuz kahramanların en büyük acılarına tanıklık ediyorsunuz. Eser ismini mekandan alsa da kişiler dünyası oldukça öne çıkıyor. Heathcliff özellikle üzerinde durulması gereken bir kahraman... Psikolojisi derinlemesine incelenebilir ve eminim incelenmiş, birçok teze kaynaklık etmiştir. Çocukluğundan gelen aşağılanma duygusu, aşk, intikam, acı, kötülük... Öyle bir kahraman ki "Bir insan bu kadarını da yapamaz" dediğim ne varsa çok daha fazlasını yapmayı başardı. Tabii bunda onu tüm bunlara sürükleyen çocukluk aşkı Catherine de büyük pay sahibi... Hani bazı filmlerde kötü kahramanlar vardır. Son anda değişecekleri tutar, hiç değilse yaptıklarından dolayı pişmanlık duyarlar. Ama Heathcliff bambaşka... Ne yapacağı tahmin edilecek son kişi
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
Heathcliff Belası
6/10
·408 syf.··
2024 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2024 22:11
Emily Brontë sadece 30 senecik yaşamış İngiliz bir yazardır. Öncelikle kardeşi Charlotte Brontë ile kıyasladığımızda ben net bir şekilde Charlotte Brontë ciyim ve yine aynı şekilde Uğultulu Tepeler ile kıyasla Jane Eyre ciyim. Anne Brontë ile birlikte 3 kız kardeş İngiliz edebiyatı için gerçekten önemli bir yerdedirler. Kitap basma dönemleri bu kardeşlerin çok sancılı olmuştur. Çünkü 1800 lü yılların başında Batı diye ballandıra ballandıra bitiremediğimiz İngiltere de kadının hiçbir yeri yoktu. Kendi isimleri ile değil, erkek isimleri mahlasları kullanarak kitap basmak durumunda kalmışlardır. Hepsi de kendi baş harfini erkek ismine dönüştürmüştür: Charlotte için Currer Bell, Emily için Ellis Bell ve Anne için Acton Bell. Uğultulu Tepeler kitabında başkahraman kızımız olan Catherine gibi o da erkek kardeşinin cenazesinde kaptığı tüberküloz nedeniyle ölmüştür. Kendi sonunu yazmak gibi bir durum da var. Şimdi gelelim hiç beğenmediğim kitap olan Uğultulu Tepeler kitabına. Kitabı 1847 de yazmıştır. Kitap, Earnshaw'lar, Linton'lar ve Earnshaw'ların üvey oğlu Heathcliff ile olan çalkantılı ilişkileriyle ilgilidir. Roman, romantizm ve gotik kurgudan etkilenmiştir. Öncelikle taa yıllar önce yazıldığında bile kitap insanları net bir şekilde ikiye ayırmıştır. Yani sevenler ve sevmeyenler nettir. Arada kalan hiç neredeyse olmamış yani. Klasik diyenlerde çok fazla, boş kitap diyen de hayli fazla. Ben ikinci taraftayım. Öncelikle kitap sondan başlar ama baştaki gizemi algılayamayız. Sonra çok geçmeden kitabın asıl aşk hikayesinin Catherine ve Heathcliff arasında olduğunu anlarız. Kitabında başında Catherine hayatta değildir. Evin hizmetçisinden tüm olayları dinleriz. Uğultulu Tepe aslında Top Withens adıyla bilinen gerçek bir yerdir. Bu aileler orada yaşamaktadır. Kitaptaki kötülüğün içi boş geldi bana. Nedensiz, sağlam
Bidünyakitapgrubu
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
"Ruhlarımız her neden yoğrulmuşsa, ikimizinki de aynı."
9/10
Uğultulu Tepeler ; kalbimi, beynimi uğultular içinde bıraktın... Ve ben bu incelemeyi o uğultular gitsin diye yazıyorum. Önce kitaptan, sonra filminden ve biraz da kitabın yazarı Emily Brontë 'den bahsedeceğim. Uğultulu Tepeler 'de çiftliğe yerleşen kiracı Lockwood ve çiftliğin eski sahiplerinin hizmetkârı olan Nelly anlatıcılarımız. İki tane anlatıcının olması başta kafa karışıklığına sebep olsa da kitap ilerledikçe kimin konuştuğu anlaşılıyor. Kitapta hastalıklı bir aşk hikayesi anlatılıyor. Heathcliff evlat edinilmiştir ancak çevresi tarafından dışlanmıştır. Üvey kardeşi tarafından işkenceye uğramıştır. Heathcliff için onu anlayan tek biri vardır; evin kızı Catherine. Catherine ile birbirlerini severler. "Ruhlarımız her neden yoğrulmuşsa, ikimizinki de aynı." diyebilecek kadar severler. Birbirlerinden ayrı kalamayacaklarını düşünürler... Aralarında birtakım engeller olsa da aslında en büyük engel kendileridir. Kendi kibirleri, gururları bu aşkı nefrete dönüştürür. "Bazen gerçek tutkunun aşk değil nefret olduğunu düşünüyorum." Filmde geçen bu söz Heathcliff'i o kadar iyi anlatır ki... Heathcliff'in ortadan kaybolup üç yıl sonra geri döndüğünde Catherine'nin başkasıyla evlendiğini öğrenmesiyle aşk hikâyesi nefret ve intikam hikayesine dönüşür. Aslında kitapta hâkim olan duygu nefret ama birbirleri için nefret duymazken bu kırılma noktasıyla kitaptaki tek güzel duygu olan aşk da nefrete dönüşmüş olur. Ancak bu nefrete rağmen Heathcliff hayatı boyunca Catherine'den başka birini sevemez. "Bence cehennem, sevememekten doğan bir acıdır." diyen Fyodor Dostoyevski haklı. Heathcliff eğer başka birini sevebilseydi, kendi acısından kurtulmak için çevresindekilere cehennem acısı çektiren bir iblise dönüşmezdi belki... Kitabı okurken Heathcliff karakterinden nefret ettim ancak filmde bu hikâyeye
Edebiyat
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Karbon Kitaplar Yayınları · 202058bin okunma
İnanılmaz bi kaç şey
10/10
·408 syf.·
2023 3. kitabı
Bronte kardeşleri okurken aklımda devamlı şu düşünce ile okuyorum; Kadın yazarların kendilerini doğurmalarının en sancılı olduğu süreçti ve 3 kız kardeşin yazıları, kitapları dönem için aynı zamanda feminist bi başkaldırı da aynı zamanda. Tüm dönem şartlarını ve kız kardeşlerin konumunu arka planda bırakarak çok sert bi eleştiri yapmak istiyorum; kitaplarda o kadar çok kadının ezikliği ile karşılaşıyorum ki, aşağılanmasıyla falan. Bi yandan da yazar penceresinden bakmaya çalışıyorum, ironik olması açısından mı bu dili kullandılar acaba diye. Çok fazla spoiler vermeden yazmaya çalıştım, kitabı henüz bitirmedim ama kendime not şeklinde ön yargılarımı yazmak istedim. Kitabı okurken oluşan bu düşüncelerim kitap bittiğinde kendi evrimini nasıl tamamlayacak ben de merakla bekliyorum. Hikaye anlatıcısı olan Nelly karakterimiz olayı anlatmaya başlarken zaten bol bol spoiler veriyor. O yüzden spoiler veririm endişesi yaşamadan yazabilirim. 16.Bölüm Nelly gerçekten tam bir yobaz kaşarsın girl. 23.Bölüm Gerçekten bazı diyaloglarda karakterlerin bencilce sarfettiği cümleleri küfürsüz okumak imkansız. Hadi cathy kurtar kendini şu gavatlardan güzelim. Kitap bitince arkadaşlarınızdan ayrılıyor gibi hissediyorsunuz. Çok lezzetli bi kitaptı gerçekten. Filmini de izlemek istedim bi yarım saat kadar izledim, kitabı okuyanlar için gerçekten betimlemelere dikkat edilmiş güzel bi film olmuş. Ama kitabı okumadan izlerseniz işkenceden başka bi şey değil. Bilgi olarak bunu da paylaşmak istedim.
Dünya Klasikleri
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202558bin okunma
Uğultulu Tepeler
10/10
·408 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 22:18
İnsanın çocukluk yaralarının tüm hayatını şekillendirebileceğini gösteren kitap: Uğultulu Tepeler, karanlık atmosferi, yoğun duyguları ve karmaşık karakter ilişkileriyle klasik edebiyatın en çarpıcı eserlerinden biri. Hikâye, tutkunun, öfkenin, intikamın ve insanın kendiyle savaşan yönlerinin taş gibi sert bir doğanın içinde nasıl şekillendiğini etkileyici bir dille anlatıyor. Roman boyunca esen o uğultulu rüzgâr sadece doğayı değil, karakterlerin ruh hâlini de yansıtıyor. Merkezdeki karakterlerin her biri derinlikli, sorunlu ve tutkulu. Dışarıdan güçlü görünen ama iç dünyasında fırtınalar taşıyan insanlar olarak karşımıza çıkıyorlar. Toplumun katı beklentileri, sınıf farklılıkları ve karakterlerin birbirine olan bağımlı ama yaralayıcı ilişkileri, hikâyenin tonunu daha da sertleştiriyor. Özellikle karakterlerin çocukluktan gelen yaraları, sevgiyi sahiplenme biçimleri ve zamanla birbirlerine dönüşen öfkeleri romanı ayakta tutan en önemli unsurlar. Her biri doğruyla yanlışı arasında sıkışmış, duygularının ağırlığını taşımakta zorlanan figürler. Hele ki Heathcliff karakteri bambaşka bir şey. Yoğun bir atmosferi olduğu için dikkatli okunması gereken bir roman ama hiç sıkılmadan ilerledim. Dili güçlü, duygu aktarımı çok etkileyici ve karakterler gerçekten insanın içine işliyor. Okunması gereken bir kitap mı? Kesinlikle, özellikle klasiklere ilgi duyanlar ve karakter psikolojisini sevenler için çok özel bir yerde duruyor. Kitap puanlaması 10/10
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Can Yayınları · 202158bin okunma

Yazar Hakkında

Emily BrontëYazar · 12 kitap
Emily Jane Brontë (30 Temmuz 1818 - 19 Aralık 1848), İngiliz roman yazarı ve şair. Kaleme almış olduğu tek roman, Uğultulu Tepeler (Wuthering Heights) bugün İngiliz edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak anılmaktadır. Emily Bronte 1818 yılında Thornton, Yorkshire'da doğdu. 6 çocuğun beşincisi olan Emily, Charlotte Brontë'nin küçük kız kardeşi idi. 1820'de aile Haworth'a taşındı. Çocukluk yıllarında, annelerinin ölümünün ardından, üç kız kardeş (Charlotte, Emily ve Anne) ve erkek kardeşleri Branwell Brontë hayalî yerler düşlemişlerdir ki bunların isimlerine hikâyelerinde rastlanmaktadır. Emily'nin o dönemde kaleme aldığı çalışmalarından çok azı bugüne ulaşabilmiştir. Emily 1838'de Halifax yakınlarındaki Mis Patchett'in Kızlar Akademisinde (Miss Patchett's Ladies Academy) çalıştı. Daha sonra kardeşi Charlotte ile birlikte Brüksel'deki özel bir okula devam etmiştir. Emily'nin şiirdeki yeteneğinin ailesi tarafından keşfedilmesiyle, kız kardeşleri Charlotte ve Anne ile birlikte, 1846'da ortak bir şiir kitabı yayımlamışlardır. Eseri, dönemin kadın yazarlara karşı önyargılı tavrından sıyrılabilmek amacıyla, hem erkek hem de kadın ismi olarak kullanılan mahlaslarla basmışlardır. Kullandıkları mahlaslar gerçek isimlerinin baş harfleriyle aynı baş harfe sahipti: Charlotte için Currer Bell, Emily icin Ellis Bell ve Anne için Acton Bell. 1847'de tek romanı olan Uğultulu Tepeler'i yayımlamıştır ki bu roman üç ciltlik bir setin ilk iki cildini oluşturmaktaydı. Son cilt kız kardeşi Anne tarafından yazılan Agnes Grey isimli romandır. Romanın yenilikçi yapısı eleştirmenleri bir anlamda şaşırtmıştır. Her ne kadar ilk çıktığında hem iyi hem de kötü yorumlar alsa da, roman zamanla bir İngiliz edebiyatı klasiği haline gelmiştir. 1850'de Charlotte romanı yayına hazırlayıp, düzenlemiş ve Emily'nin gerçek ismiyle, tek başına bir eser olarak Uğultulu Tepeler ismiyle yayımlamıştır. Kız kardeşleri gibi Emily'nin sağlığı da evde ve okuldaki zor şartlar sebebiyle zayıflamış, kötüleşmiştir. Erkek kardeşinin Eylül'deki cenazesi sırasında soğuk algınlığı kapmış, ve her türlü tıbbî müdahaleyi reddettikten sonra 19 Aralık 1848'de tüberküloz sebebiyle vefat etmiştir. Haworth, West Yorkshire ("Batı Yorkshire"), İngiltere'de defnedilmiştir.