Adı:
Yevgeniy Onegin
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
228
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752890770
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Yevgeniy Onegin
Yevgeni Onegin
Yevgeniy Onegin
Yevgeniy Onegin
Yevgeniy Onegin
Yevgeni Onegin
Rus edebiyatının kurucularından dahi yazar Puşkin'in başyapıtı'dır. Puşkin'in, "Bir Roman Değil, Şiir-Roman yazıyorum. Cehennemi bir fark var aralarında" sözleriyle anlattığı bir aşk öyküsüdür bu. Usta eleştirmen V. Belinskiy'in de, "Rus Şiirinin Başyapıtı, hatta Rus hayatının bir ansiklopedisi," diye nitelendirdiği, 7 yıl, 4 ay ve 17 günde tamamlanıp, 8 bölüm, 366 kıta ve yaklaşık 5200 dizeden oluşan, çeşitli kereler beyaz perdeye aktarılıp operaya da uyarlanan bu dev yapıt, Kanşabiy Miziev ve Ahmet Necdet'in türkçe'siyle huzurunuzda...
384 syf.
·4 günde·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Puşkin'in hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/nljKaOPQcBI

Hepiniz Gogol'ün paltosundan çıkmış olabilirsiniz beyler fakat Puşkin'in o paltoları diktiği dükkan olmasaydı kusura bakmayın ama hiçbir yerden çıkamazdınız!

Şu incelemede 19. yy ortası ve sonlarındaki geç Rusya sosyopolitik tarihinden bahsetmiştim : #35245702

O zaman hadi biraz da 19. yy başlarındaki Rusya tarihi, Rusların bitmek bilmeyen sıcak denizlere inme politikası, köylülerin toprak ağalarına olan bağlılığını anlatan serflik sistemi, Rusya köy-sosyete hayatı, zamanın Rus liderleri, Dekabristler ve Slav kadınlarını Puşkin'in Yevgeni Onegin eseri üzerinden konuşalım!

Nasıl ki Kürt milliyetçiliğinde ve Kürt kimliğinin oluşturulmasında dengbêj ve mıtırbların bir hatırlama kültürü ve kültürel bellek amacıyla yazmış ve çalmış oldukları şer, lawık, dîlok ve stran türleri varsa, Yevgeni Onegin şiirsel romanında da özellikle şer ve stran türlerinin bir karışımına benzeyen, Rus milliyetçiliğinde ve Rus kimliğinin oluşturulmasında başat nitelik taşıyan, Rus yazınının kurucusu kabul edilen ve bu kitabı yazdığı sırada da Dekabrist İsyanı gibi isyanları görmüş geçirmiş bir Aleksandr Puşkin gerçeği vardır!

Yevgeni Onegin kitabı 1823-1831 yılları arasında yazılmış. 1814 yılında Napolyon'u yenen bir Rusya'dan sonra, liberal görüşlere ve Avrupa ilişkilerine daha çok ilgi duyan I. Aleksandr'ın hükümdarlığının 1825 yılında sonlanmasıyla birlikte, bu liberalizm fikirlerini bir neden olarak kabul edecek olursak I. Aleksandr'dan sonra tahta geçen I. Nikolay'ın çarlığının yetkilerinin azaltılması için ortaya çıkan bir Dekabrist İsyanı zamanının tam ortasında yazılmıştır Yevgeni Onegin.

Yahu peki bu Rusların sorunu ne?
Niye devrim istiyor bu adamlar?
Niye sıcak denizlere inmek istiyorlar? Coğrafi kaderden dolayı çok üşüdükleri için mi?
Niye sıcak evlerinde salt oturup matruşka bebekleriyle oynamıyorlar, kamarinskaya dansı izlemiyorlar, mujiklerle dalga geçmeye devam etmiyorlar?
Hadi bu soruları cevaplayalım.

Sıcak denizlere inme politikası I. Petro'dan ibaret olacak şekilde bir devlet politikası haline getirildi desek yalan olmaz. Ben Yevgeni Onegin kitabındaki mitolojik göndermeleri, aynı Rusların sıcak denizlere inme istemindeki saklı olan güneyin madensel ve jeopolitik zenginliği istemi gibi güneyin edebi zenginliğine bir istek olarak gördüm.

Rusya'da o zamanlarda toprak ağası adına çalışan köylünün oluşturduğu serflik kurumu var arkadaşlar, özgür düşünce hor görülüyor. Bunu Dostoyevski'nin ilk eserlerinde de görebilirsiniz. Özgür düşünceye karşı savaş açılmış, baskıcı bir politika sergileniyor. Fakat halk bastırıldığı yerden patlar! I. Nikolay tahta geçtikten sonra özgür düşünce ortamını ne kadar sağlamaya çalışsa da esas reform 1861'de olacak şekilde ve 1837'de ölen Puşkin'in göremeyeceği bir şekilde Rusya milletine serfliğin kaldırılarak armağan edilmesiyle gerçekleşiyor! Yani Yevgeni Onegin'deki özgürlük ve devrim temalı satırlar Rus köylüleri ve genel olarak özgür düşünce ortamı için çok büyük bir yenilik getiriyor!

Budala'daki Prens Mışkin sosyete hayatına tanıtılmaya çalışılıyordu, hatırladınız mı? İşte bu kitapta da Onegin ve Tatyana karakterleri arasındaki cereyanlar köy-burjuva kısmı arasındaki Rus sınıfı katmanlarına ışık tutar. Nasıl ki Atsız, Ruh Adam kitabında büyük ülküler dururken boş heveslerin peşinden giden Türk gençliğini yansıtmaya çalışmışsa Puşkin de Yevgeni Onegin kitabında büyük ülküler, devrimci idealler dururken boş ve geçici heveslerin peşinden koşan ve özgürlük bağlamında bir sonucu Puşkin'e göre yanlış bir şekilde elde etmeye çalışan Rus gençliğinden bahseder. Hepsi bu.

Nasıl ki genel olarak geç Rus Edebiyatı'nda ve özellikle Dostoyevski'nin İnsancıklar, Beyaz Geceler kitaplarında Slav kadınları bırakıp giden ve vefasız karakterler olarak yansıtılmışsa, Polonya ve Slav dünyasında 1 yıl yaşamamın sonucunda ben de Slav kadınlarının sosyeteye girmek, esas refahı sosyetede aramak uğruna içlerindeki gerçek sevgilerini hiç ettiğine şahit olmuştum.

Pek çok eserini okuduğumuz Gogol, Dostoyevski, Tolstoy, Çehov vb. gibi yazarlara esin kaynağı olan Puşkin olay örgüsü, karakterler, zaman ve mekan kullanımı, yazım tekniği gibi konularda bu edebiyat türünün liderlerindendir desek yalan olmaz.
228 syf.
Puşkin'den bahsedebilmek için kaseti geri sarıyorum; ... Puşkin (Rus edebiyatı), Fransa Burjuva Devrimi (Avrupa tarihi ve edebiyatı), Büyük Petro (Rus tarihi), Rönesans (Her şey). İsminin önüne "Deli" yazdığımız I Petro'yu özellikle konuşmamız lazım. Öyle "deli" ki, gidip Avrupa'dan rönesans tohumlarını getirerek Rusya topraklarına serpecek ve Puşkinler, Tolstoylar, Dostoyevskiler, Çehovlar, Lomonosovlar vb. yetişecekler. Rus topraklarında yetiştikleri için "ruslaşacaklar". Bu, Rönesans'ın "ruslaşması"dır. Deli'nin şerefine!.. Puşkin bu sürecin en bariz ve ilk büyük örneklerinden biridir. Rönesans Rusya'ya biraz geç getirildiği için kısa zaman sonra Fransa Burjuva Devrimi de buna eklenmiş oldu. İki kat güç birden..bir arada.. Şimdi kim tutabilir rus ilminin ve edebiyatının gelişme hızını?!

Bahsettiğim gibi bu sürece en bariz örnek Puşkin'dir. Onun eserleri içinde de bu açıdan en dikkat çekeni ve incelenmesi gerektiğini düşündüğüm eseri "Yevgeni Onegin"dir. Sekiz bölümlük manzum romandır (Roman v stihah/Роман в стихах). Ayrıca Puşkin, rus şiirinin (poetry/поэзия) güneşi olarak kabul edilir. Biz çevirilerden okuduğumuz için bunu anlamayacak olmamız ayrı bir konudur. Demek ki, Puşkin manzumesi ve şiirleri ile ön plandadır. Doğal olarak da "Yevgeni Onegin". Çevirmenler kitaba yazdıkları önsözlerinde şiir çevirisinin özellikle Rusça'dan -Puşkin'den- çeviri yapmanın zorluğundan bahsetmişlerdir. Sözlerine kuvvet olarak Nabokov'un çabasını örnek vermişler: << Ünlü yazar [Nabokov] bu romanın İngilizce'ye çevirisi ve yorumu için hayatının 15 yılını vermiştir ve sonunda şiir-romanı düzyazıyla çevirerek, buna 1100 sayfalık bir yorum eklemiştir. >> Ben de Ayrıntı Yayınları'ndan okurken aynı zamanda internetten Rusça okumaya özendim. Bazı mısraları çevirmeye çalıştığımda Nabokov'un da Türkçe'ye tercüme edenlerin de çilesini anlamış oldum. O kadar ki, çoğu mısralar 4-5 satır sonrasına kaydırılmış. Böyle durumda içeriğe yönelik nasıl inceleme ve eleştiri yazabilirim?! Tarih ve edebiyat bilgilerimi kullanarak izlenimlerimi yazmaya gayret ettim.

İncelemenin bundan sonrası içeriğe yönelik SPOİLER içerir:

Romanın olay örgüsü genel hatlarıyla trajik aşk hikayesi üzerine kurgulanmıştır. Yevgeni Onegin şehirli, geçimi iyi olan, sosyetik ailenin mensubu şımarık bir gençtir. Gençliği sosyetik ortamlarda, balolarda, partilerde geçiyordur. Ne var ki Onegin'in iç dünyasında bu yaşam tarzına isyan eden bir şair ruhu vardır. Puşkin, karakterinin samimiyetsiz ortamlardan sıkıldığını ve böyle hayat tarzının onu tatmin etmediğini fazlasıyla dile getirmiş ve betimlemiştir. Onegin'in köyde yaşayan yaşlı ve hasta amcası vardır. Kısa zaman içinde amcası vefat eder ve bu haber üzerine amcasının mirasına sahip çıkmak için köye gider. Böylece, zaten sosyete hayatından bunalmış Onegin için köy hayatıyla tanışma olanağı ortaya çıkmış olur. Tatyana, Olga ve alman asıllı olan rus tabiatlı şair Lenskiy de bu köyde yaşar. Kurgu(kader) bu dört karakteri bir araya getirdiğinde zirve (kulminasya) yapar. Lenskiy Olga'ya aşıktır. Onegin de ondan hoşlanır. Tatyana ise Onegin'e sevdalanır. Mektup yazıp ona saf duygularını itiraf eder. Dur hele Tatyana, ne acele?! Sosyetik, samimiyetsiz ortamdan gelmiş zengin oğlu daha köy hayatından, köylü Rus'un safiyetinden, samimiyetinden, sadeliğinden ne anlar?! Onegin, Tatyana'ın mektubunu küçümser, yalın bulur, karşılık vermez. Al işte sana Tatyana! (Puşkin, zaten ana karakterini islah etmek, iç sesine karşılık bulmak, vicdanını tetiklemek için getirdi sizlerle karşılaştırdı Tatyana! Biliyorum ki, yazarımız özür dilemiştir senden ama maalesef olaylar böyle ilerletilmeli, acı da olsa.) Bundan sonrası, keşke böyle olmasaydı diyeceğiniz olaylar dizisine dönüşecektir. Nedeni belki bundandır diyerek ve ayrıca da inanıyorum ki, "Yevgeni Onegin", trajik bir aşk hikayesi adına okunacak en etkileyici (manzum) roman özelliğini taşıyordur.

Duyguların ifadesi ve karakter canlandırma konusunda Shakespeare kadar olmasa da (zaten kimse Shakespeare kadar olamaz) çeviriden anladığım kadarıyla Puşkin "büyük" kalem
sahibidir.

Hepsi bunlar mı? Tabii ki hayır. Yazarın değindiği ve eleştirdiği bir çok konu var. Örneğin Fransa Burjuva Devrimi'nin etkisi ve Fransızca modası. Bunun gibi konuları eserden bulup çıkarmak ve eleştirisini yapmak ehli (icazeti) olanların işidir. Bu şiir romanı çevirisiyle yanaşı orijinaline de göz gezdirmek şartıyla tavsiye ederim.

Puşkin kendini yazmış. Bunu iddia aşamasına taşıyamasam da, "içindeki Puşkin"i yazdığını eminlikle iddia ederim.
283 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bu kitap benim için iki türlü önem taşıyor. Biri Puşkin'in, modern Rus edebiyatının kurucusunun, “ulusal şair”inin kaleminden çıkmış olması bir diğeri de elbette Aralık'tan beri yürüttüğümüz etkinlik ("Sabahattin Ali'nin Kayıp Kitaplarının İzinde" #34700268 ) yani kitabın Sabahattin Ali‘nin ölmeden önce yanında taşıdığı iki kitaptan biri olmasıydı.

Öncelikle Sabahattin Ali'nin edebiyatımızda muhteşem bir yerinin olmasının yanı sıra onu anlamak, ona yaklaşmak adına hem kamp ekibi olarak hem de kendi şahsi araştırmalarımla her geçen gün farklı şeyler okuyor ve öğreniyorum. Bu etkinlik sonunda da kendimce bazı fikirler geldi aklıma. Mesela neden bu iki kitap vardı Sabahattin Ali’nin çantasında: Yevgeniy Onegin ve Modeste Mignon .

İki kitabı da okumuş biri olarak, biri edebiyatın tanrısı Balzac diğeri Rus edebiyatının kurucusu Puşkin. İkisi de aynı yıl hatta neredeyse aynı gün doğmuşlar. Yani o zamanın şartlarında birbirlerinden haberlerinin olması çok da mümkün değil gibi. Ama ikisinin de bu kitapta o kadar çok ortaklıkları var ki. İkisinde de toplumsal sınıflara eleştiriler, kadınların eline, tercihine, aşkına, insafına bırakılmış şairler, okumuş güçlü kadınlar, toplumsal yapıyı değiştirmeye çalışanlar... Sonra düşünüyorum Sabahattin Ali bu iki kitabı boşuna seçmiş, öylesine seçmiş olabilir mi? Bence kesinlikle hayır. Bu benzerlikleri göz ardı etmeyecek zekada bir adamdı. Belki de çıkış noktası olarak bu iki kitabı kullanacak ve enfes bir roman daha yazacaktı.
Ama işte ülkemiz...

Etkinliğimiz sürerken kitabı okuma listesine alan 1000Kitap İstanbul Okuma Grubu 'na ayrı teşekkür etmem lazım bence. Çünkü benim bu etkinliği yapma amacım zaten bu okunmayan kitapları konuşma ihtiyacıydı. İhtiyacım fazlasıyla karşılandı tekrar teşekkürler. Öyle güzel oldu ki hem Sabahattin Ali'nin hem de Puşkin'in ruhuna değsin.

Yevgeni Onegin'i daha önce okuduğum yine bir Puşkin kitabından, Bakır Atlı 'dan öğrenmiştim. Orda da muhteşem Puşkin şiirleri var, ama bu kitap dünyada şiirsel romanın ilk örneği. Peki bu kitap bir aşk romanı mı? Kusura bakmayın aptallar için öyle olabilir ama Anna Karenina ne kadar aşk romanıysa Yevgeni Onegin de o kadar aşk romanı.
Puşkin sürgünde iken yazıyor bu şiir - romanı. Yani onu tam da toplumsal meselelerden uzak tutmaya çalışanlara dahiyane bir karşılık değil mi? O kadar çok şey söylemiş o kadar çok şey ima etmiş ki... Ama büyük başlar o kadar küçük beyinli oluyor ki içindekini anlayabilene rastlanmadı.

Kitapta en etkilendiğim yerlerden biri coğrafya değişse de kadınların kaderinin yüzyıllarca değişmediğini görmemdi. Fikri alınmadan küçük yaşta kızların evlendirilmesi, tercihine bir şey bırakılmaması, evden çıkarılmaması, ikinci sınıf insan muamelesi görmesi... Puşkin bu algıyı bu kitapta yıkıyor, o döneme göre öylesine büyük bir adım ki bu, o yüzden de büyük işte. Kadın okuyor, düşünüyor, sağlam duruşla, cesaretle konuşuyor hareket ediyor ve reddediyor. O yüzden şu noktada Dostoyevski'ye katılmamak olanaksız:
"Puşkin bize gelecekten haber getiren peygamberimizdir."
Hatta Yevgeni Onegin kitabının ismi "Tatyana" olmalıydı, diyebiliriz ki o zamandan beri edebiyatımızda Rus kadınını böylesine olumlu, böylesine güzel görmedik de diyor, kesinlikle haklı.

Biliyor musunuz Rusya'da kadınlar Tatyana'nın Yevgeni'ye mektubunu "güçlü kadınlar" ın cesaretini anlatma amacıyla kullanırlarmış, bir örneğini de koyayım;
https://www.youtube.com/...7rr69E7pu9s&t=5s

Onegin'in kişisel özellikleri, insanlarla olan ilişkileri, hayat tarzı üzerinden müthiş bir aristokrasi eleştirisi var. Onegin aslında her şeyden parça parça bilen ama aslında içi bomboş, kendini iyi satabilen, her şeyi tüketen,insanlara küçümseyerek bakan sevgisiz bir adam, o dönemde işaret ettiği bu adamlar kim ola ki... Bir yapıtı yazarından bağımsız düşünmek mümkün mü? Bence kesinlikle değil. Onegin'in iyi arkadaşı şair, duygusal, iyi niyetli, alçakgönüllü Lenskiy de aslında Puşkin'in ta kendisi işte. Belki bilerek bilmeyerek kendi sonunu bile Lenskiy'de yazmış Puşkin. Anlamsız bir gelenek "düello" da cabası.
Lenskiy'in ölmesi de bence kitaptaki "iyi"nin ölmesi demek. Yani bu toplumsal şartlarla, baskılarla "iyi" olan yaşayamaz, içindeki iyi de böylece ölüyor. Yani dünya iyilerin yaşayacağı bir yer değil.

Yevgeni Onegin üzerine yıllarca bir çok film, opera, bale, tiyatro yazılmış, nasıl yazılmasın. Bunlardan en etkileyici olanlardan biri ünlü besteci Çaykovski'nin çok etkilenerek -ki kendini Yevgeni Onegin ile eşleştirmiş buna benzer bir hayatı var- yazdığı senfonisidir. Dinlemek isteyen olursa küçük bir parça;
https://www.youtube.com/watch?v=Cz7JREul22g

Not: Ben hayıflanırken bu kitaplarla ilgili hiçbir bilgi yok diye, "etkinliğini yap da okuyak" diyerek beynimi açan canıms arkadaşım Li-3 ' e sevgiler, teşekkürler.
384 syf.
·7 günde
Şiirsel-Roman türünün dünya edebiyatındaki başyapıtı Yevgeni Onegin.

Rus edebiyatı'nın kurucusu ve en önemli şairlerinden biri olan Puşkin, sürgün yıllarında edebi doygunluk anlamında hayatının en verimli çağını yaşadığı dönemde 8 yıl süren bir zaman içerisinde yazmış Yevgeni Onegin'i.
Eser, toplam "Onegin kıtası" olarak da adlandırılan 366 şiir kıtasından oluşmakta, 14 dizeden oluşan her bir Onegin Kıtası'nın kendine özgü "abab cc dd effe gg"biçiminde bir uyak düzeni var.

Kitap kurgusal olarak ise 4 ana karakter üzerinde işleniyor.
Eski bir serseri yeni bir asilzade olan yüksek toplumdan ve onun getirmiş olduğu buhranlıktan sıkılarak şehri terkeden, amcasından kalan bir miras ile şehir dışında bir konağa yerleşen kitaba da adını veren Yevgeni Onegin.
Onegin'in şair arkadaşı Lenski,
Lenski'nin sözlüsü Olga,
Ve Olga'nın kız kardeşi Tatyana.

Bu 4 ana karakterin birbirleriyle olan ilişkileri,içerisinde bulundukları aşk çemberi kitabın genel portresini çiziyor. Okuduğu Kitaplarda ki karakterleri gerçek hayatta bulabileceğini sanan saf ve tertemiz biri olan Tatyana'nın Onegin'e olan aşkı ve Onegin'in bu aşka karşılıksız kalması ve daha üstüne de Lenski'nin sözlüsü Olga'ya ilgi duyması Lenski'yi aşağılaması ve bunun sonucu ikili arasında(Onegin-Lenski) bir düello yapılması ve sonrasında gelişen olaylar kitabın olaylar desenini oluşturuyor.

Kitabın genel teması aşk üzerine olmasına karşın Puşkin dönemin Rusyasınıda olabildiğince güzel bir şekilde betimliyor. Moskava'nın yüksek sosyete toplumunu topa tutması,taşra ve kent yaşamı arasındaki farkları,köylü ve şehir insan tiplemelerini katarak dev bir ayna eşliğinde okuyucuya aktarıyor.
Ayrica Puşkin Yevgeni Onegin için Dönemin Rusya'sı hakkında bir "Rus Ansiklopedisi" niteliği taşıdığını da ifade ediyor.

Genel olarak şiir türünün başka bir dile çevirisinin zor olması, Yevgeni Onegin'de çeviri bakımından(manzum olması, uyak düzeni) epey zahmetli bir eser olmasından dolayı kitap içerisinde bazı yerlerde duygu yükünü ister istemez alamıyorsunuz. Ana dilinde okuyabilseydim eminim ki duygusal anlamda kitapta kendimi çok daha fazla bulabilirdim.
Ama yine de kesinlikle okunması gereken bir başyapıt olduğunu düşünüyorum, özellikle de Şiirsel-Roman türü eserleri okumayı seviyorsanız başucu kitabınız dahi olabilir.

Kitabı okuduktan sonra 1999 yapımı "Onegin" filmini de izlemenizi tavsiye ederim,okuduğunuz sayfaları görsel olarak kafanızda daha net yerleştirebilirsiniz.

Sabahattin Ali'nin kayıp kitaplarının izinde etkinliği kapsamında okuduğum Yevgeni Onegini'yi tüm kitapseverlere tavsiye ederim,En kısa sürede okumanız dileğiyle.

Son olarak kitap da en çok benimsediğim ve kendimden bir parça gördüğüm Tatyana'nın Onegin'e yazmış olduğu mektubun bir kısmını paylaşmadan edemeyeceğim, keyifli okumalar...

Bir başkası mı? Hayır, hiç kimseye dünyada
Adanmayacak hiçbir zaman yüreğim!
Ya verilmiştir hüküm en yüksek bir kurulda...
Ya da istemi göklerin: ben seninim;
Tüm yaşamım benim seninle tam zamanında
Bir karşılaşmanın güvencesi oldu;
Biliyorum, sen gönderildin bana Tanrı tarafından,
Ölünceye dek sen benim koruyucumsun...
(Sayfa:141, Tatyana'nın Onegin'e Mektubu)
384 syf.
Virginia Woolf’un “Şiir olmayan bir şey edebiyata niçin girsin. “ sözleriyle başlamak istiyorum bu şiirsel romanı anlatmaya .
Şiirsel roman demişken sahi nedir bu şiirsellik? Bizi böylesine büyüleyen , gerçekleri açıklamak yerine imâ eden , sezdiren düşsel bir duygu denizi mi?
Bir edebi eseri okurken beni en çok etkileyen şey işte bu duygu denizinin dalgalarına kapılıp gitmek oluyor.
Bu yüzden: “Hikâyede konuşurum ,şiirde susarım “ diyen Tanpınar’ı , “Her hakikat yaşamak için bir maskeye ihtiyaç duyar, hakikatin yüzüne takacağı maske de şiirden başkası değildir .” diyen Joseph Conrad’ı ve tabii ki “ Hikâye dediğiniz şey kelime kusarak değil , kelime yutarak yazılır.” diyen Hasan Ali Toptaş’ı fazlasıyla seviyorum.
“Kelime kusmak” yerine “kelime yutmak“ın tercih edilmesi şiirselliğin tercihiyle alakalı gibi görünüyor .
Bu noktada Haşim’in “Şiir bir hikâye değil, sessiz bir şarkıdır .” ifadesini de hatırlatmak gerekiyor. Tüm bu ifadelerden ,şirin sadece kendi başınayken değil bir düzyazı metninin içindeyken de sezgi yoluyla - susarak- duygularımızı bir şekilde harekete geçirdiğini anlıyoruz.
Her ne kadar edebiyatın diğer yazınsal türlerinde eser vermiş olsa da Puşkin’in şairlik yönü her zaman daha ön planda olmuş ve modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilmiştir.
Puşkin’in yaşamı, onun gözüpek tavırları ve asla baskıya boyun eğmeyişi neticesinde sürgünlerle geçmiştir. “Yevgeni Onegin “i de yazmaya zaten Güney Rusya sürgünü esnasında 1823’te başlamıştır . Bu şiirsel romanı sekiz yılda tamamlayan şair , kendi romanındaki genç şair Lenskiy ile aynı trajik yazgıyı paylaşacağını hissetmiş midir acaba?
Puşkin, “Yevgeni Onegin”de daha önce denenmemiş bir tarz ortaya koyarak pek çok yazara ilham kaynağı olmuştur diyebiliriz .Hatta Dostoyevski’nin, “Rus Ruhu” kavramının çıkış metni olarak bu romanı gördüğü söyleniyor. Gerçi Dostoyevski’nin Tatyana’nın Rus ruhunu daha fazla yansıttığını bu yüzden romanın adının da Tatyana olması gerektiğini söylediği de biliniyor .
Puşkin ise romanın asıl kahramanının Tatyana olduğunu söylese de romanına “gereksiz insan” prototipi de diyebileceğimiz Yevgeni Onegin‘in ismini vermeyi uygun görmüş. Eser boyunca yazar anlatıcı ,pek de alışık olmadığımız bir biçimde kahraman anlatıcının edasıyla sürekli olarak araya giriyor okuyucuyla sohbet ediyor hatta kahramanları arasında taraf tutuyor .
Bu eser her ne kadar Puşkin’in romantizmden realizme geçiş eseri olarak bilinse de şairin bu taraflı tutumu romantizm etkisinden tam olarak çıkamadığını gösteriyor. Bahsettiğim tutuma örnek olarak : Sayfa 18’de “ İşte benim Onegin’im erdi özgürlüğe .” ifadesi, Sayfa 123’te “ Tatyana, güzelim Tatyana’m benim ! Seninle şimdi ben döküyorum gözyaşlarımı.” ifadesini gösterebiliriz . Tüm bunlar , Puşkin’in kendi oluşturduğu kahramanlarla bir nevi özdeşlik kurmuş olduğunu gösteriyor.

Yevgeni Onegin’in içeriğinden biraz bahsedecek olursak : Arzu- reddediş, karşı arzu ve karşı reddediş de diyebileceğimiz bir formda olduğunu görürüz .
Bu noktadan sonra yazacaklarım henüz romanı okumayanların okuma zevklerini etkileyecek birtakım “merakkaçıran “ bilgi içerebilir.

Yevgeni Onegin; ömrünü aşk, gezi , eğlence üçgeninde geçirmiş üretmekten çok tüketen tipik bir burjuvadır. Çiftlik arazilerinin olduğu köye gittiğinde kendisinin tam tersi karakterde olan Tatyana ile tanışır. Tatyana fakir ve onurlu bir kızdır . Yevgeni’nin aksine ömrünü tüketmek yerine üreterek geçirmiştir. Rus kültürüne ve geleneklerine bağlığının temsili de diyebileceğimiz Tatyana tüm dünyayı çok sevdiği romanlardaki gibi iyi olarak algılar . Aşkın pençesi, Yevgeni’yi gördüğü ilk andan itibaren Tatyana’yı içine alır. Tatyana , aşkını bir mektupla Yevgeni’ye iletir ancak karşısında katı bir kalp bulur. Mektup hadisesinden sonra Yevgeni şair arkadaşı Lenskiy’in ısrarıyla katıldığı bir baloda Tatyana’yı görür ve kendince sıkıntılı bir duruma düşer .Bunun intikamını almak için de Lenskiy’in sevdiği kızı yani Olga’yı dansa kaldırır. Olga Tatyana’nın kendinden küçük kız kardeşidir. Bu olay hem Tatyana’yı hem de Lensky’i derinden yaralar.
Balodan günler sonra Lenskiy, Yevgeni’yi bir düelloya davet eder . Bu düello gerçekleştiğinde ise yazık ki genç şair Lenskiy kaybeden taraf olur ve dostunun ellerinden ölüme mahkûm olur. Bu olay duyulduğunda Yevgeni köyü terkederek şehre geri döner.
Bir süre sonra bir generalle evlenen Tatyana kocasının görevi gereği şehre yerleşir . Tatyana artık sınıf atlamış ve şehirli olmuştur . Yine bir balo etkinliğinde Yevgeni ile Tatyana karşılaşır . Bu kez Yevgeni Tatyana’ya aşık olur ve derin bir ızdırap çeker . Bu kez mektup yazma sırası ondadır ve tüm duygularını açık eden içli bir mektup yazar .
Yevgeni mektubuna cevap alamaz ve Tatyana’nın önünde diz çökmüş bir vaziyette ağlarken
“Hani şu bahçede ağaçlı yolda bizi,
Yazgı karşılaştırmıştı ve usul başlıca
Dersinizi sizin ben dinlemiştim öyle
Bügün ders vermek sırası bende .” diyen Tatyana, tüm duygularını hâlâ muhafaza ettiğini ancak bir başkasına teslim olduğunu ve ona sadık kalacağını söyleyerek Yevgeni’yi kesin bir dille reddeder.
Tatyana ,duygusal lirik bir karakterdir ve aynı zamanda da onurunu her şeyin üstünde tutar . Zaten onun bu lirizmini ancak böylesine şiirsel bir söyleyiş ifade edebilirdi.
Son olarak ; Yevgeni Onegin’in gerek lirik karakterleri, gerek Puşkin ‘in romantik diyebileceğimiz kahramanlarına karşı taraflı tutumu , romanın başından sonuna dek şiirsel bir tavır içinde olmasını sağlamıştır diyebiliriz .
Duygu denizinin içine girmek isteyen herkese kucak açabilecek bu derinlikli roman mutlaka okunmalı.
289 syf.
Hayatımda tek bir satır bile şiir yazamamış biri olarak onu incelemek belki benim çok haddime değil fakat hayranlığım her okuduğum şiirle daha çok artan, hem yalın dili, hem anlaşılır ruhuma dokunan şiirlerin sahibi, Kurumuş bir çiçeğe bile şiir yazan ince ruhtan bahsedeceğim... Aleksandr Puşkin
#50763932
Bir kez daha anladım ki şair olmak insanın bir yeteneğiymiş meğer. Ama bu kadar güzel olabiliceğini ilk kez düşündüğüm tek insan.

Beni en çok şaşırtan,

— Dostoyevski’nin dediği gibi “ Avrupa şairlerinin en büyükleri bile bir yabancı milletin yaratıcı damarını böylesine doğrulukla bulamazdı. Tam tersi. Avrupa şairleri başka milletlere gözlerini çevirdiklerinde onları çoğunlukla kendilerine benzetmişler, kendilerince anlatmışlardır. Shakespeare’in İtalyanları bile birer ingilizdir. Dünyanın bütün şairleri arasında bir Puşkin’de var bu güç, başka bir milletin düşüncelerini, sezgilerini bu kadar kendinin kılabilme gücü yalnızca onda var.”

#50380361

İnceleyebilirsiniz. Bir Türk gibi yazdığı bir şiir.

•Puşkin, Yevgeni Onegin için;
“Ben şimdi bir roman değil, şiir-roman yazıyorum; cehennemi bir fark var arada.”
demiştir. Ona duyduğum hayranlığın tam olarak zirvesinde bulunduğum kitap. Hayatım boyunca şiiri bana bu kadar sevdiren tek insan kendisi belki de çünkü şiir yazmak benim açımdan dünyadaki en zor şey olduğunu düşünüyorum.

• İlham ile ilgili söylediği bir söz vardı;
<“Esin aramak'' sözü her zaman gülünç, ahmakça gelmiştir bana. Şair esin peşinde dolaşmaz; esin gelip onu bulur. >

•Kendinin çok farkında;

“Ben insanüstü bir anıt diktim kendime,
Halkın yolu geçecek ordan,
Boyun eğmez başıyla daha da yükseklere
Çıkacak Aleksandr sütünundan.
.
Hayır büsbütün ölmem ben-ruhum kutsal lirdedir
Yaşayacak bedenim ve kaçacak çürüme
Şu yeryüzünde yaşadıkça tek şair
Duyulacak ünüm her yerde
.
Ve halk gönlünde taşıyacak beni uzun zaman,
İyi duygular uyandırdığım için lirimle.
Özgürlüğü övdüğüm için acımasız çağda
Ve merhamet uyandırdığım için düşlere.”

Belki de ondan bu kadar etkilenmemin sebebi dilindeki sadeliktir. O bir halk şairi olmayı seçmiş. Anlattığı hikayelerde olsun gezi yazısında olsun siz onun yanınızdaymışsınız gibi, beraber yolculuk yapıyormuş gibi hissedersiniz.

Puşkin burjuva devrimciliğinin, liberalizmin ve özgürlükçülüğün Rusya’daki en seçkin temsilcisi ve yazarı bu akımın o dönem Rusya’sındaki gizli önderidir. Fakat Puşkin büyük bir yazar olduğu için bir yerde burjuva devrimciliğini aşmış, yapıtlarında gerçek bir halk devrimciliği tohumlarını atmıştır. büyük devrimci yazarların en önemli özellikleri , kendi dönemlerinin en devrimci çizgisinde bulunmakla kalmayıp geleceğin devrim yönsemesini de sezebilmeleridir.

Etkisinde kaldığım başka bir detay ölüm zamanı;
“”Puşkin can çekişirken d’Athes (düello yaptığı kişi) de yaralı olarak yatmaktaydı. Hollanda elçiliği d’Athes’e geçmiş olsun demeye gelen seçkinlerle dolup taşıyordu. Puşkin’in başucunda sadece dostları vardı. Sonra tuhaf bir şey oldu << Atkılı kadınlar, nişanlarını takmış ihtiyarlar, şaşalamış çocuklar, yarı aç üniversiteliler, kürk ceketli halktan adamlar, sakallı arabacılar, şişko tüccarlar ve yaslı genç kızlar>> dan oluşan binlerce kişilik bir kalabalık Puşkin’in evinin önünde birikmeye başladı. Şairlerinin yanında bulunmak, şiirlerinde, hikayelerinde, romanlarında,yazdığı her şeyde onları anlatan , onların anlayabileceği bir dille hayatlarını ve hayallerini yazan adamı görmek ve acılarını paylaşmak istiyorlardı.””

Evet bu büyük şairin 7 yıl, 4 ay, 17 gününün emeği olan bu kitaba geçelim biraz da;


Puşkin Yevgeni Onegin’i yazarken yepyeni bir şiir kıtası yaratmıştır. Edebiyatçılar bütünüyle bu kendine özgü formata “Onegin kıtası” diye adlandırılır.
Belinski tarafından “Rus hayatının bir ansiklopedisi, tam anlamıyla tarihsel ve olağanüstü bir yapıt” olarak tanımlanmıştır.

• Puşkinin bütün şiirleri gibi buradaki şiirlerde herkesin anlayabileceği üsluptadır.
* Puşkin bütün eserlerinde olduğu gibi bu eserinde de okurla konuşuyor gibi yazmıştır. Bazı hikaye sonlarında size sorular soruyor gibi :)
•Roman gevezelik gerektiriyor” diye söylemi var :))) Puşkin de roman karakterinden biridir.
•Melodramda, ümitsiz ve kırık bir aşk hikayesidir.
•Ben açıkçası daha çok şöyle düşündüm; “Aşk acısı insanı nasıl olgunlaştırabilir? “ Tatyana’da bunun cevabını buldum.
• Onegin, kimseyi sevmeye yetecek gücü yok; ne kadar acı çekerse çeksin, kimseyi sevmeye gücü yok. Sevdiği bir heves sadece; zaten kendisi bir heves Onegin’in!

Yevgeni Onegin Şiir Romanı, dünya edebiyatınca da en önemli yapıtlardan biridir. Rus müziği ustası Pötr İlyiç Çaykovski tarafından 3 perdelik operası bestelenmiştir. Yevgeni Onegin, hem rus hemde ingiliz yönetmenlerce sinemaya taşınmıştır.

Şiir, uzun bir yazının anlatamadığını 2 3 cümleyle anlatabilir. Bunun içindir belki de “ Roman gevezelik ister” demiştir büyük şair. Anlatmak istediğini hem daha öz, hem daha vurgulu anlatmış. Onun özünde aslında Romantik ve zamanla gerçekçiliğe döner şiirleri... Ruslan ve Ludmila’dan yola çıkıp Yevgeni Onegine geldiğinde fark ediyorsunuz ki Romantizmden,gerçekçi ve ulusalcı romana dönmüştür.

Onun şiirleri benim ruhuma huzur verdi ...
384 syf.
Peki kim sevmeli? Peki kime inanmalı?
Kim bize ihanet etmeyecektir tek?
Kim ölçer bütün işleri, bütün konuşmaları
Hizmet severce bizim arşınımıza göre?
Kim bizim hakkımızda kara çalmalar ekmez?
Kim bizim özenlice titrer üzerimize?
Kim için felaket değildir bizim ayıbımız?
Kim hiç bir zaman bıkmaz usanmaz?
Bir görüntünün, ey,telaşlı arayıcısı,
Harcamadan boş yere emeklerinizi,
Seviniz siz kendi kendinizi,
Şiirlerimin benim saygıdeğer okuyucusu!

İncelemeye kitapta en beğendiğim alıntıyla başlamak istedim. Seviniz siz kendinizi diyor yazar okurlarına, kendimizi sevmekle başlayalım hayattaki sayısızca duygu karmaşasına. Niye böyle başladım niye böyle yazıyorum aslında kitabın da tam da bana hissettirdiği karmaşık bir sürü duygunun kafamda bir yere oturtmam dan dolayı olabilir hem etkilendiğimi biliyorum hemde bazen okurken ne oluyor dediğim yerler oldu yine de karmaşık olsa da Yevgeni Onegin anlatılmaya değer çok iyi bir eser.

Toplumsal sorunlar hayatımızın her an anında var hem de sanki gittikçe daha acımasız bir tablo haline geliyor. işte Puşkin de kendi Rus toplumun her kesimine ama özellikle yüksek toplumun soylularıyla büyük çekişmede olduğu bazen özellikle sağlam eleştirileri olan eser koymuş ortaya.Okuyunca anlıyorsun kibrin, kendini beğenmişliğin, paranın tükettiği bütün insanın duyguların önüne nasıl geçtiğini görüyor insan. Mesela modanın insana kendi orjinalliğini kaybettirdiği yani herkesin her şeyi aynı oluyor ve dönemin, zamanın ya da toplumun kurbanı olması işte tam da bu noktada kahramanımız Onegin de tüm bu sahtelikten kurtulmak isterken başlıyor kitap.

Kitabın genel kurgusuna bakacak olursak Onegin-Tatyana Lenski-Olga etrafından gelişen hayatın içinde aşkın ve duygularının çatışması şeklinde dönüyor kitap. tabiki olaylar daha çok baş kahramanımız Onegin etfafında gelişiyor. Başta Tatyana nın kendisini olan aşkını özgürlüğüne ve huzuruna engel olduğunu düşünüyor. Çünkü herkesten bu sahte yemeklerden, davetlerden, zenginliklerden uzaklaşıp yani kısacası toplumun yüksek kesiminde kendini uzak tutmuştu tabi istediği gibi olmuyor hiç bir şey ve kitabın sonlarında küçümsediği Tatyana ya aşık olması gibi gibi bir sürü durumlar gelişiyor bunların hepsi girmek istemiyorum okuyuncan daha çok keyfine varmanız için:)

Kim için felaket değildir bizim ayıbımız? İşte gerçekten çok güzel bir soru var mı hayatımızda bütün kusurlarımızla bizi alabilecek bizim yanımızda olacak, eleştirdiklerimizi biz ne kadar yapmıyoruz hayattın içinde o kadar çok karakterimiz var ki artık şaşkınlık bile bu zaman için kavramını yetirmiş durumda o kadar çok tükettik ki iki yüzlülüğe doymayan bir devrin karamanlarıyız hepimiz....

Yevgeni Onegin de yazarın şiir-roman şeklinde yazdığı kendi dönemin toplumsal ve halkın her kesimden eleştiriler gördüğümüz çok güzek bir kitap. Başta da dediğim gibi bazen anlamadığım anlar oldu bence ama özellikle sonlara doğru çok keyif aldığım bir kitap oldu herkese tavsiye ederim:)

Keyifli okumalar
384 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Bu kitap Puşkin’in 8 yılda yazdığı, dönemin Rus halkını anlatan, karakterlere farklı duygular yükleyip onları unutulmaz bir kişi olarak belleğimize kazıyan o zamanın en önemli çalışmalarından birisidir. Bu eser hakkında söylenecek, konuşulacak çok şey var. Nerden başlasam bilemiyorum.

Puşkin karakterlerini, duyguların ulaşılmaz doruklarına çıkarmış. Okurken kendimi dönemin Rusya’sında hissetmedim değil. Bu kadar gerçekçi anlatımı yakalamak Puşkin’e yakışır zaten. Dediğim gibi romandaki karakterler Rus halkı. Biraz kendisini biraz arkadaşlarını,çevresindeki insanları çok başarılı bir şekilde özümsemiştir. Kitapta 4 karakter var. Onegin, Tatyana, Lenski ve Olga. Ama genelde Onegin ve Tatyana karakterleri üzerinden anlatılan bir serüven. Onegin amcaasından kalan miras için şehir hayatını bırakıp köye yerleşmesiyle etkileyici olaylar başlar. Onegin şehir hayatından sıkılmış balo, eğlence, parti gibi aktivitelerden biraz sıkılmış olacak ki köye yerleşmeye karar verir. Yerleşir yerleşmesine ama hayatın acı bir gerçeği bu dört insanın ortak acıları olur. Bu acı gerçek aşktır. Aşk niye acı olsun diyeceksiniz tabi ki. Burada ölen, kavuşamayan, hayal kırıklığına uğrayan, acı çeken, zarar gören bir aşk serüveni anlatılıyor. Bu yüzden aşka acı diyorum. Hayat bu sen birini seversin, o biri de bir başkasını, bir başkası da bir başkasını. Tatyana Onegin’i seviyor, Onegin Olga’yı, Olga Lenski’yi (Olga şiirlerini seviyor)
Tatyana Onegin’i gördüğü andan beri unutamaz ve Onegin’e sevdiğini anlatan bir mektup yazar. Tatyana’ya bak bee ruhunun bütün itiraflarını, masum bir sevmenin iç dökmelerini anlattı, en içten duygularıyla.
O mektubu Onegine değil de bir başkasına yazsaydı kendine belki çok iyi bir yoldaş, hayat arkadaşı bulabilirdi. (Bana böyle birisi mektup yazsa kaçırmam yani :) )
Onegin’in mektuba cevabı;
Ben mutluluk için yaratılmadım
Mutluluğa yalancı ruhun benim
Bensizi ne kadar seversem seveyim
Evlilik ıstırap olacaktır bizim için

Şu mektuba cevaben verdiğin sözler beni sinirlendirmedi değil. Sorun burada Onegin’in içindeki kendiyle ilgili sorunudur.
Tatyana bu arada sararıyor, günler geçtikçe soluyor. Bu durumu Tatyananın belli oluyor. Onegin ve Lenski OLGA mevzusu için düello eder. Onegin lenski’yi vurur ve yakalanmamak için şehire kaçar. (Olaylar olaylar). Burdan sonra kitap biraz rutin ilerler. Aradan bir zaman geçer Tatyana evlenmiştir. Oneginle tekrar yolları kesişir. Bu sefer Onegin Tatyanaya aşık olur. Ama bu aşk biraz kalben değilde mevkiye duyulan bir aşktır. Hem Tatyana biliyor Oneginin içinde sevme gücünün olmadığını bu yüzden peşinden gitse hayal kırıklığı yaşayacağını biliyor. Bu sefer aşkına karşılık alamayan Onegin olur. Tatyana sevmesine karşın evli olduğu için kocasının hayatını mahvetmek istemez. Kadın diye Tatyanaya derler. Tebrik ettim. Burada Tatyananın kişiliğini anladım. Kitabın sonunada geldik. Puşkin bu eseriyle bir çok Rus yazara öncülük etmiştir. Aşk, metanet, hırs vs. farklı duyguları tattım kitapta. Genel olarak Oneginin aşka karşı tutumunu anlatsada kitap ben Tatyananın iradeli yaşantısını daha baskın gördüm. Etkinlik sayesinde okuduğum bir kitaptı. Herkese keyifli okumalar.
388 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
“Yapmış olduğum bu inceleme de spoiler vardır. Okumadan önce lütfen bunu göz önünde bulundurunuz.”

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin 19.yy Rus edebiyatının öncülüğünü yapan isimdir.
Şair kısa yaşamının ardında müthiş eserler bırakmıştır..
Bir roman değil, şiir-roman yazıyorum; cehennemi bir fark aralarında!” diyerek yazmaya başladığı “Yevgeni Onegin” işte onlardan biridir..

Puşkin, 1823’de Sürgün hayatında yazmaya başladığı bu eserini 1830’da tamamladı.
Sekiz bölümlü şiir-roman 366 kıta ve yaklaşık 5200 dize’den meydana geliyor..Kıtaların her biri, şairin bu romanda yaratmış olduğu ve edebiyat dünyasında ilk kez rastlanan bir kafiye düzeniyle yazılmış.Bazı Edebiyat tarihçileri tarafından bu “Onegın Kıtası” olarak adlandırılıyor..

Yalın bir Rusça ile yazılan eseri başka bir dile çevirmek neredeyse imkânsız.Bu düşünceye Rus asıllı yazar Vladimir Nabokov da kısmen katılmaktadır. Nabokov’un çeviri-şiir konusunda özet olarak söylediği şudur:

“Yevgeniy Onegin romanında mevcut olan uyaklı şiir, gerçekten de bu uyaklar korunarak çevrilebilir mi? Sorunun cevabı, tabii ki hayır’dır. Kafiyeyi yeniden üretmek ve aynı zamanda tüm şiiri kelimesi kelimesine çevirmek matematiksel olarak mümkün değildir.”

Kendisi bu eserin İngilizce’ye çevirisinin altından ancak 15 yıllık bir çalışma ve 1100 sayfalık bir yorumla ancak düzyazıya dönüştürerek başa çıkabilmiş..

Şairin biyografisine baktığınız zaman hayatının da en az yazdığı şiir-roman kadar trajik olduğunu görüyorsunuz.
Yasakçı zihniyete karşı koymaya çalışması ,(Tanıdık geliyor değil mi?)Düşüncelerinden dolayı sürgün edilmesi, sürekli polis baskınlarına maruz kalarak, yazdıklarına sansür uygulanması inanılır gibi değil..Hele ki Şiir’den anlamayan sığ bir kadına aşık olması ve bu kadın uğruna komplo olduğu düşünülen bir düello da hayatını kaybetmesi trajedi değil de, nedir?

Eserin konusuna gelecek olursam, genel hatlarıyla bir aşk hikayesini konu alsada Puşkin, o dönemin Rusya’sına kent ve taşra insanına da ışık tutuyor.Olaylar 4 ana karakter olan Yevgeni Onegin, Tatyana, Vladimir Lenski ve Olga çevresinde gelişir ve geçer..

Yapıta adını da veren baş kişilerden Yevgeni Onegin gelmiş geçmiş dünya yapıtları, kahramanlarının en çetrefil, en karmaşık, en çelişkili olanlarından biridir.Küstah ve sevimsiz biridir Onegin, romantik okurlara hitap etmez, edemez..
Puşkin’in bu iflah olmaz, küstah karakteri aynı zamanda iç özgürlüğünü kaybetmiş acınası biridir de..
Bunu şu şekilde açıklaya’yım; Bir sürgündür Onegin.Önce kendi benliğinden sürgün olur, sonra ana yurdundan sürgün edilir..
Yaban çevrelerde bir yabancı olarak özgürlük arayışı içinde gezinip durur..Peki arayıp durduğu bu iç özgürlük tam olarak neydi?
Bunun tanımı ise en iyi şu şekilde yapılabilir;

“İç özgürlük, tutsak edilmiş olmaktan ve kuşatıcı sahip olmaktan kurtulmak yani hoşumuza gitmeyen her şeyle iç çatışmaya giren ve göz diktiği her şeyi umutsuzca sahiplenmeye girişen ben’den kurtulmaktır. Öz olanı yakalamayı bilmek ve ayrıntıyla artık ilgilenmemek insanın derin bir hoşnutluk duygusuna erişmesini sağlar ve ben’in fantazileri! o duyguyu hiçbir şekilde etkileyemez. Dolayısıyla “özgür olmak” zihne egemen olan ve onu karanlıkta bırakan çatışmaların baskısından kurtulmaktır. Yaşamı, alışkanlıkların ve zihin karışıklığının zorladığı eğilimlere teslim etmek yerine kendi eline / kontrolüne almaktır. Dümeni elden bırakmamak, yelkenlerin rüzgarda çırpınmasına izin vermemek, teknenin akıntıya kapıntısını engellemek, teknenin burnunu belirlediğimiz rotada tutmaktır.”

İşte Onegin karakterinin eksikliğini hissettiği şey tam olarak buydu.Ama karakter evrensel acıyla o kadar meşguldü ki, gerçeğin tam olarak farkına varamıyordu..
Karakterimiz yükse k toplumun gösterişine ve sahteliğinede her fırsatta isyan eder..Yazar zaten onegin’in bu duruma olan isyanını çeşitli betimler ile dile getirir.Ancak gel gör ki;Bu duruma isyan eden çelişkili karakterimiz o toplumun bir parçası olduğunu da kabullenmekten geri durmaz.Bu düşünceyi şu alıntı ile destekleyeyim;

“Terketti benim Yevgeni’m.
Fırtınalı zevklerden artık vazgeçip,
Onegin evine kapandı,
Esneyerek kaleme sarıldı,
Yazmak istiyordu- ama sabırlı çalışma
Tiksindirici geldi ona;hiçbir şey
Çıkmadı kendisinin kaleminden,
Ve giremedi ateşse loncasına,
Haklarında bir yargıda bulunamayacağım,
Zira içlerinden biri olduğum insanların.”s.51

Romanın seyri Onegin’in amcasının hayatını kaybetmesi ve kalan mirasa sahip çıkması için köyde’ki yurtluğa yerleşmesiyle yavaş yavaş değişmeye başlar.
Zaten Onegin, şair ruhlu genç lenski ile burada tanışır ve arkadaş olur.Bir birinin tam zıttı olan bu iki dostun arasında ki farkı Puşkin, şu sözler ile açıklar: “Dalga ve Kaya, şiir ve düzyazı, buz ve yalaz .”

Romantik ve Tutku dolu olan genç Lenski aynı köyde yaşadığı Olga ile gözlerini kör eden bir aşka yelken açar.Onun için coşkulu aşk şiirleri yazar.Ona olan sevgisini her fırsatta dile getirmekten ve bunu dışa yansıtmaktan da geri durmaz...
Onun bu halini büyük bir kayıtsızlıkla izler Onegin..”Mutlu mutlu bir atım.“diye ortalarda gezinen Lenski’nin bu durumunu okumak benim de zaman zaman göz devirmeme neden olmadı değil.Puşkin onu günün birinde bindiği o mutluluk atından yere çok sert düşürecekti haberi yok:)

Olga her ne kadar duru bir güzelliğe sahip olsa da, Onegin onu çok sığ ve sıradan bulur.
Onun asıl dikkatini çeken Olga’nın ablası Tatyana’dır...
Ahh Tatyana...Nasıl, dikkatini çekmesindi ki?O yabanıl güzelliğine tezat gözlerinde ki melankolik ifade insanı serseme çeviriyordu.Kökleri sağlam, güçlü bir kişiliğin izleri üzerine takındığı sükûttan bile belli oluyordu...
Bu noktada şüpheye düşmeden net bir ifade ile şiirin gerçek Kahraman’ın Tatyana olduğunu söyleyebiliriz.
Ne istediğini bilen, akıllı ve olumlu bir tiptir Tatyana..Daha önce hiç bir Rus kadın karakterini bu kadar güçlü ve gözü pek okumamıştım..
Onegin karakterine kendinden izler katan Puşkin belki de bu karakter ile kendi ideal kadın tipini yazmıştır.Kim bilir...

Aşk Onegin’in çok uzağın da Tatyananınsa çok yakınındadır..Onegin’e karşılıksız bir aşk’la bağlanan Tatyana yüreğinde ızdırabın dik âlâsını yaşar.En sonunda duygularını samimi ve içten bir mektupla dile getirmeye karar verir.Samimiyet ve içtenliğin izlerini taşıyan o mektup ise şu şekildedir;

“Deneyimsiz bir ruhun aldanışı bunlar!
Ve bütünüyle başka türlü verilmiştir hüküm...
Varsın öyle olsun!Ben yazgımı
Bundan böyle sana teslim ediyorum.
Önünde senin döküyorum gözyaşlarımı,
Senin koruyuculuğunu yalvarıyorum...
Bir düşün...yalnız başımayım ben burada,
Hiç kimse tarafından muradım anlaşılmıyor,
Usum benim azar azar güçten kesiliyor
Ve yokolma durumundayım ben susarak.
Bekliyorum seni; tek bir bakışınla
Umutlarını yüreğimin canlandır
Ya da ağır düşümü benim yarıda durdur,
Umarsız, hakettiğim bir azarlamayla!
Bitiriyorum! Okumak yazdıklarımı ürkütücü...
Utançtan ve korkudan donuyorum...
Fakat güvencem benim sizin onurunuz,
Ve kendimi cesaretle ona teslim ediyorum... “s.142 s.143

Aslında Onegin karakterini sevip sevmediğim konusunda bu noktaya kadar net bir cevabım yoktu.Ama Tatyana’nın karşısına geçerek dürüst bir şekilde mektubuna cevaben söyledikleri bende ki her şeyi netleştirdi.
Realist bir yaklaşımla kendi ruhunda ki kusurların farkında olması ve bunu apaçak ifade etmesi bu Puşkin karekterini daha iyi anlamama ve sevmeme olanak sağladı...Onegin’in dilinden dökülünler ise şu şekilde;

“....Ama ben mutluluk için yaratılmadım;
Mutluluğa yabancı ruhum benim;
Karşılıksız sizin yetkin artanlarınız:
Ben artamlarınıza sizin değimli değilim.
Bilin ki (buluncum buna bir inancadır),
Evlilik bizim için ızdırap olacaktır.
Ben, sizi ne kadar seversem seveyim,
Alışırım ve o anda sevmekten vazgeçerim;
Ağlamaya başlarsınız:gözyaşlarınız dökülen
İşlemez benim yüreğime kadar,
Tersine, daha kudurtur onu ancak.” S.162

Şiir de yanlış anlaşılmalara sebep olan bir sahneye de kısaca değinmek istiyorum...
Genç Lenski bir davet verir ve Onegin bu davetin küçük ve gösterişsiz bir şey olacağını zannederken birden kendini eski anılarında olduğu gibi şaşaalı ve sahte kahkahaların olduğu bir yerde bulur.Bu durum onu çıldırtır ve Lenski’ye karşı saf bir öfke duyar.Bu öfke onda intikam alma isteği doğurur..Lenski’nin zayıf noktasının Olga olduğunun bilincin de olan kurnaz karakterimiz Olgayı dansa kaldırır ve Lenski’nin gözü önünde kıza kur yapar.Olga ise bunu memnuniyetle karşılar.
Bazı incelemelere baktığım zaman bu sahneden kaynaklı olduğunu düşünüyorum Onegin’in Olgaya aşık olduğu yönünde yorumlar yapılmış bu yanlış bir düşüncedir.Eserde öyle bir durum söz konusu değildir.Bunu şu alıntı da daha iyi anlayacaksınız;

“....Öfkelenmişti artık.Ancak süzgün kızın
Farkederek çok şiddetli heyecanını ,
İncinmekten indirip aşağıya bakışlarını,
Çehresini astı ve hiddet duyarak,
Kendine söz verdi Lenski’yi çıldırtmak için.
Ve bunun öcünü çıkarmak için.”s.228

Bir zaman sonra kırların Tatyanası Evlenerek Moskova’nın en gözde asilzadeleri arasında yerini alır.Yazgı Onegin ile Tatyana’yı bir davette tekrar karşılaştırır.Eski halinden oldukça farklı görünen bu kadını tanımakta güçlük çeken Onegin ona orada derin bir aşk ile bağlanır..
Peki değişen neydi?Yıllar evvel reddettiği kızla, şimdiki kız arasında ne değişmişti?Bu sorunun en iyi yanıtını yine Puşkin şu dizelerde veriyor:

”....Ah insanlar!sizler benziyorsunuz hepiniz
Sizler kök anneniz olan Havva’ya:
Size verilmiş olan, sizi çekmiyor,
Sizi durup dinlemeden bir yılan çağırıyor
Kendisine doğru, bir gizemli ağaca;
Ki yasaklanmış meyveyi size versin:
Onsuz sizin için cennet cennet değil.”s.361

Zaten bana kalırsa Onegin, Tatyana’yı değil onun eriştiği konumu ve ulaşılmazlığını arzuluyordu..Bu durumun bilincinde olan Tatyana evlenmiş olmasa bile Onegin ile olmazdı olamazdı..Hikayenin trajik yanı da burada zaten..Zira Tatyana’nın söylediklerine bir bakınız:

“Siz beni beğenmemiştiniz… NedenŞimdi koşuyorsunuz peki ardımda?Neden ben sizin gözünüzün erimindeyim?Yüksek toplumun seçkin yerindeyim,Orada görünmek zorundayım diye mi,Kocam savaşta malul düştüğünden mi,Bu yüzden bizi sevmekte olduğundan mı saray?Şimdi benim herhangi bir yüz karamHemen herkesçe fark edilecek olduğundan mıVe getirebilecek olduğundan mı sizeGönül çekici bir onursal düzey?”s.381
Puşkin yapıtta vermek istediği fikri Tatyana’nın ağzından romanın en çok sevdiğim sahnesin de dile getirir:

“Oysa mutluluk ne kadar olası,
Ne kadar yakındaydı!Fakat yazgım benim
Artık olmuştur belli.Sakınmasız,
Belki de ben hareket ettim;
Benim için büyülü sözlerle dökerek gözyaşlarını
Yakarıyordu annem;umarsız Tanya’nın
Oysa tüm kısmetleri arasında fark yoktu...
İşte evlendim ben.Şimdi işte diliyorum,
Siz beni bırakmak zorundasınız;
Biliyorum:yüreğinizde sizin vardır
Hem gurur, hem katıksız bir onur
Ben sizi seviyorum (niye olayım içtenliksiz?)
Fakat ben teslim oldum başkasına;
Ömrüm boyunca bağlı kalacağım ona.”s.384

Altını çizmek istiyorum Tatyana “Seviyordum” değil “Seviyorum” ifadesini kullanıyor.Ama buna rağmen eşine olan bağlılığından da vazgeçmeyeceğini kesin bir dille belirtiyor.
Burada bir teslimiyet, yazgıyı kabullenme kendisine verilene razı olma, sadakatin Aşktan daha üstün olduğunu vurgulama var..Yılışık sahiplenme yok, geçmişte takılı kalmak yok. Yaşanılan kedere, yüksek farkındalık ve bilinç düzeyinin sayesinde yenilmemek var.. Eh ne diyeyim en doğru olanı yaptı:)

Çok uzun oldu farkındayım bu yüzden zahmet edip okuyan herkese sonsuz teşekkürler.
İç’imizin özgür olduğu, o özgürlüğün bütün’ün hayrına olduğu an’lar diliyorum hepinize..
384 syf.
·6 günde
aleksandr puşkin'in sekiz yıllık sürgün hayatında yazdığı, ilahi anlatıcı bakış açısıyla yazılmış,sekiz bölümden oluşan, manzum romanıdır. puşkin'in fikirlerinden rahatsız olanlar tarafından adeta bir tezgah kurulma suretiyle puşkin'in düelloya mecbur bırakılarak hayatını kaybetmesi gibi, kendi ölüm şeklini bilmeden yaratmış olduğu yengeni onegin karakterinde de puşkin'in hayatından izler vardır.

kitap, anadilinde( rusça) okunduğunda rusların hayran kaldığı özel bir şiir formunda yazılmıştır. "onegin kıtası" olarak adlandırılan "abab cc dd effe gg" forma söz konusudur. hangi dile çevrilirse çevrilsin mutlaka budanmış bir dev ağaç misali eksikleşeceği malum. insan keşke rusça bilseydim de özgün biçiminden okuyabilseydim diyor okurken. şiirde çeviri çok zor ve asla tam karşılığı olamıyor ne yazık ki.

puşkin, eser boyunca fransız hayranlığını, rönesansın rusya'ya sıçrayıp burada da değişim yaratmasını arzuladığını hissettiriyor okura. onegin örnekleminden yola çıkarak toplumdan farklı tutkuları olan, farklı düşünen, moda ve dansı bir illet gibi gören, alışkanlıkların zorbalığına isyan eden bir puşkin söz konusu.

trajik aşk hikayesi kapsamında ölümün ne kadar onurlu da olsa ölenin öldüğüyle kalıp unutulduğunu, zamanında değeri bilinmeyenin sonrasında pişmanlık yaratacağı vurgulanıyor. rusya'nın havai kızını temsil eden, uğruna düellolar edilen olga'nın aslında buna değmeyen bir yapısının olduğu; buna karşın kitaplardaki aşkı hayatında da yaşama arzusunu tertemiz duygularla hisseden, okuyan ve düşünen, sevdiği adama aşkını ilan etme cesaretini gösterebilen bir devrimci, reddedilişinin ardından olgunlaşıp sorumluluklar alabilen, eşine sadık ama sevgisini ölene kadar asilce kalbinde taşıyan, değerinin en sonunda fazlasıyla anlaşıldığı bir ideal rus kızı tatyana ile istenen kadın motifini oluşturuyor puşkin.

rüyalar konusunda bilinçaltının gücünü hissettiğimiz, freud'a selam yollayan bir kısmı da var kitabın. akıllı bir kadının ne kadar aşık olsa da bilinçaltının tehlikenin farkında olduğunu sezebileceği vurgulanıyor.

filmi, operaları, balesi yapılan bir kitap olarak okunması keyif verici. mitolojiye göndermeler yaparken yunan miyolojisi yerine roma mitolojisini seçmesi de rusya aydınının değer yargılarını ve tarih bağını sezdirmekte.
304 syf.
·5 günde·8/10
Bir farklı kitap Yevgeni Onegin.

Öncelikle çeviriyle başlayayım söze. Nabokov'un 15 yılda İngilizce'ye Onegin kıtası formatında şiir olarak çeviremeyip en sonunda düzyazı olarak çevirdiği bu kitabı 5 senede aslına uygun olarak Türkçe'ye -akıcı bir dille- çevirmeyi başaran rahmetli Ahmet Necdet ve Kanşaubiy Miziev'e büyük bir teşekkür borcu var biz okurların.

Bu şiir-roman, 2018 yılında okuduğum son kitap oldu. Kitap, şiir-roman türünün ilk örneği. Bilenler bilir Baudelaire'in düzyazı şiirleri vardır ama şiir formatında yazılan roman acep nasıl olur diye insan okumadan önce düşünceden düşünceye sürükleniyor. Puşkin, bu kitabı 7 senede yazabilmiş. Başardığı iş son derece zor ve büyük bir saygıyı hak ediyor -önünde saygıyla eğiliyorum. Düzyazıyla kolaylıkla yazılabilecek bir romanı şiir formatıyla hem de kitaba özel Onegin kıtasıyla yazabilmiş olması bambaşka bir hüner.

Kitaba gelirsek, Rus edebiyatına biraz aşina olanlar için son derece bilindik bir hikaye. Şımarık toprak sahibimiz Yevgeniy Onegin, genç şair Lenskiy ve onların aşkları Tatyana ile Olga kardeşler. Tatyana Onegin'i sever, Onegin kibrinden Tatyana'nın aşkına cevap vermez, Lenskiy Olga'ya aşıktır, Onegin bir baloda Tatyana yerine Olga'yı dansa kaldır ve film burada kopar. Sonra Lenskiy Onegin'i düelloya davet eder ve düelloda Onegin genç rakibini öldürür.

Hikaye çok sıradan olsa da Rus halkının hem köy hem şehir yaşamını başarıyla anlatması, Puşkin'in tanrı-yazar olarak araya girip hem bulunduğu topluma hem de edebiyatçılara yer yer dokundurmalarda bulunması enfesti. Ayrıca işin acı tarafı, Puşkin'in kendi ölümünü romanda çağırdığını görebiliyoruz (Puşkin, aşkı için giriştiği bir düelloda öldü). Şiir formatında yazılmış olmasına rağmen kitap son derece akıcı ve gayet de roman tadını okura verebiliyor. Bu kitap, bizlere Puşkin'in nasıl bir dahi olduğunu, hem okurları hem de eleştirmenleri nasıl ters köşeye yatırabildiğini kanıtlayan bir şaheser.
Şöyle böyle, yarım yamalak,
Az öğrenip çok bilmişiz,
Bizde kolaydır hava atmak,
İyi ki eğitilmişiz.
Aleksandr Puşkin
Sayfa 39 - Ayrıntı
...Ben sizlerle bildim her şeyi...
Yaşamı unutmayı yeryüzünün fırtınalarında,
Dostlarla yapılan lezzetli söyleşileri.
Nice, nice günler rüzgar gibi geçti...
Bekliyordu Tatyana sabırsızlıkla,
İçinde çarpıntısı yüreğinin dinsin diye,
Geçsin diye yanaklarının yalımlanması.
Ama aynı çarpıntıyla dolu göğsü,
Ve geçmiyor bir türlü yanaklarındaki ateş de,
Daha canlı, daha canlı yanıyor sadece..
Okullu bir yumurcak tarafından tutsak edilen
Umursız bir kelebek de tıpkı böyle,
Hem ışıldar, hem çırpınır gökkuşaksal kanadıyla;
Güz ekini içinde bir tavşan böyle titrer,
Uzaktan gördüğü zamab ansızın
Çalılıklara kapanmış bir keskin nişancıyı.
Şarkısını söylerdi aşkın,
Pek yalındı şiirleri;
Saf kalpli kızın fikri gibi,
Bir yavrunun düşü gibi,
Göğün huzurlu çöllerinde,
Bir de Ay tanrıçası gibi.
Aleksandr Puşkin
Sayfa 75 - Ayrıntı
Tatyana pencerenin önünde durmaktaydı,
Soluğunu üfleyerek soğuk camlara,
Esinim benim, hafif bir duraksamayla,
Zarif parmakcağızıyla yazmaktaydı
Puslanmış olan camın üzerine
Bir rumuzu içrek O ile Y harflerinden

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yevgeniy Onegin
Baskı tarihi:
2003
Sayfa sayısı:
228
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752890770
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Yevgeniy Onegin
Yevgeni Onegin
Yevgeniy Onegin
Yevgeniy Onegin
Yevgeniy Onegin
Yevgeni Onegin
Rus edebiyatının kurucularından dahi yazar Puşkin'in başyapıtı'dır. Puşkin'in, "Bir Roman Değil, Şiir-Roman yazıyorum. Cehennemi bir fark var aralarında" sözleriyle anlattığı bir aşk öyküsüdür bu. Usta eleştirmen V. Belinskiy'in de, "Rus Şiirinin Başyapıtı, hatta Rus hayatının bir ansiklopedisi," diye nitelendirdiği, 7 yıl, 4 ay ve 17 günde tamamlanıp, 8 bölüm, 366 kıta ve yaklaşık 5200 dizeden oluşan, çeşitli kereler beyaz perdeye aktarılıp operaya da uyarlanan bu dev yapıt, Kanşabiy Miziev ve Ahmet Necdet'in türkçe'siyle huzurunuzda...

Kitabı okuyanlar 156 okur

  • Gamze
  • Ddd
  • Eq
  • ömer Sahin
  • deniz
  • Q12
  • Acetin
  • Belinski
  • Jamil Magsudlu
  • ArgunC

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%28.6
25-34 Yaş
%21.4
35-44 Yaş
%21.4
45-54 Yaş
%21.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%7.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41.9
Erkek
%58.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (12)
9
%11.7 (7)
8
%6.7 (4)
7
%6.7 (4)
6
%0
5
%1.7 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0