Giriş Yap
590 syf.
·
10 günde
"Sallallahu alâ Muhammed / Sallallahu aleyke Ahmed"
~ "Kendime baktım. Dünyalıktan güzel tüylerim nadide yakışıklılığım, güzellerden güzel sesim vardı ama bunlarla övünülmezdi ki!.. Hepsi geçiciydi. Belki gülüme adanmış kırk şarkı! Kalıcı olan, bütün bülbüllere miras bırakacağım kırk şarkı. Falanca yerde mamur bir yuvam yoksa ne çıkardı; gülümün aşkıyla şeydalanırken yuva da neydi? Bir yuva yerine onun kalbine girmek yetmez miydi? Gülümün kalbinden güzel yuva mı bulunabilir?..." Allah'ın Selâmı yaratılmışların en hayırlısı ve en güzeline; onun vesilesiyle de tüm ümmetine yani siz güzel insanlara olsun... Evet bu güzide eseri de tekrar okumanın verdiği huzur ve mutlulukla bu incelemeyi yazıyorum, Rabbim hakkını verebilmeyi nasip eylesin, bizleri yaratılmış en güzel insana mahcup etmesin ve şefaatlerine nail eylesin inşÂllah... Evet öyle bir insan düşünün ki kendinden önce ümmetini düşünüyor, miraca çıkıp Sevgili'ye vardıktan sonra bile geri dönüp bizim için mücadele etmeyi seçiyor... Kim böyle bir fedakarlıkta bulunabilir ki işte onu diğer peygamberlerden ve yaratılmış tüm insanlardan üstün kılan buydu. O yaratılmışların en merhametlisiydi herkese karşı şefkatliydi, düşmanına bile onu öldürmeye gelenlere bile ondan nefret edenlere bile sonsuz bir şefkat ve merhamet taşıyordu içinde. Onu öldürmeye gelen onda diriliyordu işte asıl mucize buydu... Temiz bir vicdan en büyük mucizeydi, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, kendi elleriyle yaptıkları putlara tapan ve dinin ticarete döndüğü, köleliğin, faizin, tefeciliğin, fuhuşun ve her tür kötülüğün yaygın olduğu bir cahiliye toplumundan herkesin eşit olduğu medeni bir toplum oluşturmak işte asıl mucize buydu. Medeni hukukun kökleri burda atılıyordu Medine'de, savaşmaktansa barışı tercih ederek yine bize ders vermişti Hudeybiye'de. O güzeller güzelinin mucizesi kirlenmemiş tertemiz vicdanıydı, güzel ahlâkıyla inanan inanmayan herkesin sevgisini ve güvenini kazanmıştı. Peygamberliğinden önce yaşadığı toplumda Muhammed'ül Emîn olarak çağrılırdı. Herkes güvenirdi ona hiç yalan söylememişti. Kimse ondan iyilik dışında birşey görmemişti. Onun tek istediği toplumda herkesin eşit muamele görmesiydi kız çocuklarına cennetin anahtarı diyordu, kadınlara haklarını tekrar kazandırdı, o sadece Kâbe'deki putları değil kalplerdeki mal-mülk, makam, şöhret, şehvet gibi putları da yıktı bunun yerine kalplere sevgi ve merhameti sonsuz olan Allah'ın sevgisini ve dolayısıyla insanlığın sevgisini koydu yaşayarak ve yaşatarak adım adım... Yaşayan Kur'ân oldu ve insanlara kendi yapmadığı hiçbir şeyi telkin etmedi işte en iyi örnek olması bundandı, en iyi nasihat iyi örnek olarak verilirdi o da bunu yaptı 23 yıl boyunca... Tüm yakınlarını kaybetti türlü çileler çekti ama o yılmadı ve içindeki güçle, Allah'a sığındı ve yalnız O'ndan aldığı güçle başta küçük bir azınlık olan Müslüman topluluğunu büyük bir İslâm Devleti haline getirdi ve işte asıl mucize buydu. Yazacak o kadar çok şey var ki o güzeller güzeli insana dair... Onu örnek alarak yaşanacak bir yaşam en güzel yaşamdır ve bizi dünyada da ahirette de rahat ettirecektir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) hayatını bir de bu zarif ve ince üslupla bir bülbülün dilinden her bölümde güzeller güzeline övgü dolu beyitlerle okumak isteyenlere sevgiyle tavsiye ediyorum bu gül tadında romanı... Sevgiyle, muhabbetle ve güzelliklerin yolunda kalınız. "Senin derdinle yanmak bir saâdet yâ Resûlullah Şu âlemde hemân sensin hakîkat yâ Resûlullah * Gönüllerin senin derdinle yanması bir saadettir ey Allah'ın elçisi; çünkü şu âlemde yegâne hakikat sensin..." ~
·
40 yorumun tümünü gör
Reklam
344 syf.
·
8 günde
·
9/10 puan
Bir kitap bir antidepresan olabilir mi? Okuyup hep birlikte görelim!
21. yüzyıl! İnsan psikolojilerinin alt üst olduğu, antidepresanların aspirinlerden fazla sattığı, intihar olaylarının arttığı, adeta "Dünyaya gelecek en yanlış zamanı bulmuşuz." denen bir dönemde yaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde İlber Ortaylı'nın bir kitabını okumuştum. Her insanın kendi dönemi için dünyanın en zor dönemi benzetmesini yaptığını oysa her dönemin kendine özgü zorluklarının olduğunu ifade ediyordu İlber Hoca. Haklılık payı yok mu sizce de. Peki, dönem zor bir dönem olsun. Onu düşünce ve davranışlarımızla daha zor kılan da yine bizler değil miyiz? Dervişin Teselli Koleksiyonu... Çeşit çeşit yaraları var değil mi insanın? Kabuk bağladıkça dokunulan, dokundukça kanayan, kanayıp kabuk bağlayan ve sonra yine aynı döngüden geçen... Manevi yaralar... İşte bu kitap kendi tabiriyle "manevi yaralara merhem" niteliğinde. Diğer yaralar geçiyor çünkü. Yürektekiler baki... "Tedavi edildikçe büyüyen yaraları da vardır insanın." (s. 319) Bir kitap yaralarınıza iyi gelebilir mi? Evet, tedavi edemez belki. Geçti, diyemezsiniz. Ama o yarayla yaşamayı, o yaraya farklı gözle bakmayı öğrenebilirsiniz. Asıl değişim de burada başlamıyor mu? Hani bir yaranız vardır, kolonya sürersiniz yakar. Sonra üfleyince iyi geldiğini hissedersiniz. Artık ister kolonya gözüyle bakın ister o üfleme gözüyle. Ama bir şekilde o yaraya iyi gelen merhem tadında bir eserle geldim size. Yeri geliyor umut etmeyi, yeri geliyor sabretmeyi öğreniyorsunuz. Hepsinin ayrı bir güzelliği olduğunu. Bunları öğrenirken verilen örnekler o kadar zengin ki... Kuran'ı Kerim'den ayetler, örnek olaylar, Türk ve dünya edebiyatından yazarların dize ve satırları... Her anlatının örneği o kadar güzel oturmuş ki, yeri geliyor yaranızla eğleniyor, yeri geliyor çok sevdiğiniz bir şairin dizeleriyle mest oluyorsunuz. "Neyse ki yarın var, Umutların en sevdiği gün." (Sezai Karakoç) Her teselliye uygun bir bölüm var eserde. İster başucu kitabı isterseniz düzenli olarak okuyup bitireceğiz bir kitap olarak görebilirsiniz. Ben an an bakmak için başladım ama yaralarıma öyle iyi geldi ki ilk boş günümde kitabın sonunda buldum kendimi. Hani bazı kitaplar biter, onlardan derin bir boşluk kalır geriye. Bu kitap bitti, arkasında derin bir huzur bıraktı. Uzun zaman oluyor bir kitapla dudağımda hafif tebessümle vedalaşmayalı. Ha, yaralarım geçti mi? Geçmedi. Onlara güzel bakmayı öğrendim. Yaralarımın beni nelerden koruduğunu, belki de onların bana bir lütuf olduğunu öğrendim. Yarına umutla bakmayı, dünle güzel vedalaşmayalı öğrendim. Bir kitap aynı anda hem hayata hem ölüme ısındırabilir mi insanı? Ben ısındım. İçinizdeki inancın mümkün kıldığınca yaşayarak okursanız kitabı, her kitap bir şeyler katıyor aslında insana. Kimi az kimi çok. Sanırım bu "çok" diyebileceğim bir eserdi. Her şey pozitif değil belki ama yazarın dediği gibi: "Hüzün ruhun gıdasıdır." Aklıma yine Erdal Tosun gelmedi değil. "Hüzünlü değilim, mizacım böyle." Hüzünlüyüz aslında. Belli etmeyi istemesek de. "Bu kitapla erken tanışmayı isterdim." Henüz tanışmadıysanız tanışın derim. Donanımlı, tahminimce yılların emeğinin ürünü bir eser. Sevdikleriniz de o cümleyi bir gün kurmasın istiyorsanız bu incelemeyi onlara gönderin, onlar da erken tanışsınlar. Hatta "paylaşalım" kitleler halinde okuyalım. Mutlu, huzurlu, bol kitaplı günler dileklerimle... Son cümlem, eserin de son cümlesi olsun: "Bizden hüznü gideren Allah'a hamdolsun."
Dervişin Teselli Koleksiyonu
9.2/10 · 3.318 okunma
·
15 yorumun tümünü gör
112 syf.
·
16 günde
Sevgisi ve Merhameti Sonsuz ALLAH'ın Adıyla...
~ "İçlerinde (yalnız) kendi ismi anılsın diye Allah'ın yükseltilmelerine izin verdiği evlerde O'nun kudret ve yüceliğini sabah akşam dile getiren öyle kimseler vardır ki, bunları ne ticaret ne de kazanma hırsı Allah'ı anmaktan, namazda devamlı ve duyarlı olmaktan, arınmak için verilmesi gerekeni vermekten alıkoyabilir!" (Nûr, 24/36-37) Allah'ın Selâmı üzerinize olsun güzel insanlar, hiç bitmesin istediğim, bu yüzden ikinci okuyuşumu sizlerle ağır ağır ve sindire sindire yaptığım ve adı gibi nefsime ilaç gibi gelen bu güzide eserin incelemesiyle karşınızdayım... Öncelikle eserin yazarı Ataullah İskenderi tasavvufa sonradan giren bir üstad olması hasebiyle yeni başlayanlar için son derece ideal. Tespitleri ve nefisle mücadelede yol gösterici önerileri insanı sarsan ve kendine getiren türden. Eser başlıklar hâlinde, her başlığın içinde ayrı bir konu üzerinde durulmuş ve âyetler ışığında izlenmesi gereken yol ve bu yolda yapılması gerekenler üstâdın çarpıcı ifadeleriyle verilmiş. Okuyucuyu uykusundan uyandıran ve sarsarak kendine getiren ve nefsinin tuzaklarına karşı uyaran ve âdeta elinden tutup Rabbine götüren yolda eşlik eden bir hazine... Her birimiz yaşadığımız hayatta bazen düşüyoruz ve bize doğru yolu gösterecek birilerini arıyoruz ya işte yazar da onlardan biri, bizden biri yani çoğu zaman kendi nefsine hitap ederek bizleri uyarıyor, bu yollardan gitmeyin sonu pişmanlık diyor... Ömrümüzü gelip geçici heveslerle, başı zevk sonu hüsran olan işlerle geçirmek yerine, hem bu dünyada hem de Edebi Âlemde huzur ve saadete ermenin yolunun nefsine hâkim olmaktan geçtiğini bunun için nelere dikkat etmemiz ve hangi yollardan gitmemiz gerektiğini âyetler, hadisler ve misâllerle açıklayarak anlatıyor yazar hem de bazen bir arkadaş, bir dost bazen de bir öğretmen bir mürşid gibi... Sufi Kitap yayınlarının bu tasavvuf klasiklerinin her biri çok özel ve güzel hazırlanmış kısa ve öz, yol gösterici nitelikte eserler... Bu dünyanın acılarından bezenler ve hem bu dünyada hem âhirette ebedî huzur ve mutluluğu arayanlar için ilaç gibiler, ben tekrar okumaları yapıyorum sizlerle birlikte hem kendi nefsime hem de sizlerin nefislerine hitâben paylaşıyorum... Rabbim bu yolda nefsini arındıranlardan, dünyada da âhirette daimî huzur ve mutluluğu yakalayan kullarından olmayı bizlere nasip eylesin... Sevgiyle, muhabbetle ve Hakikât yolunda size ışık tutan eserlerle kalınız... "O'nun aşkına harcar, O'nun aşkına biriktirirler. Sadece ve sadece O'nun rızasını ararlar. Onlar güvenilir hazine bekçileridir, değerli âdil ve âlîcenap kullardır. Allah onları insanlara kulluktan kurtarmıştır." ~
·
11 yorumun tümünü gör
Reklam
368 syf.
·
52 günde
Sevgisi ve Merhameti Sonsuz ALLAH'ın Adıyla...
~ "Peygamberler ve veliler, sebepler perdesinin gerisinde Müsebbib'in (sebepleri var edenin) bulunduğunu söylerler. Öyleyse sen, niçin bir araştırıcı olmuyor ve Müsebbib'e erişmek için sebepler perdesini kaldırmayı denemiyorsun?... Perde gerisinde bir Dost'um var, Perdenin parıltısı, O'nun Yüzünün nûrundandır. İki cihânda da sana hoş gelen şeylerin hepsi, O'dur, perde gerisinde olandır..." Allah'ın Selâmı üzerinize olsun güzel insanlar... Rabbimin izniyle bu gece dünyaya bakış açımı değiştiren ve kafamdaki gönlümdeki birçok soru işaretine cevap olan Allah âşıklarından uyanmış, ermiş insan pîrim Mevlânâ Celâleddin-î Rumî'nin sohbetlerinden talebelerinden birinin kaleme aldığı notlardan oluşan, birçok dile çevrilen ve yol gösterici nitelikteki bu eşsiz eserini inceleyeceğim... Bizzat kendisi yazsa buna cesaret edemezdim sanırım fakat yazmazsam da olmazdı bu denli sevdiğim ve nasiplendiğim bu kıymetli eser hakkında gönlümden geçen birkaç kelâmı... Eseri daha önce de okumuştum fakat buradaki güzel insanların düzenlediği bir etkinlikle tekrar okumak ve hep birlikte istifâde etmek nasip oldu. O kadar güzeldi ki bitirmek istemedim âdeta her gün bir sayfaya kadar düşürdüm sonlara doğru fakat bu dünyaya ait her güzel şey gibi bu okumanın da bir sonu vardı ve her son yeni bir başlangıçtı... Eser başlıklar hâlinde kaleme alınmış ve her başlıkta bir konu, âyet ve hadislere pirimizin yol gösterici ve kendine has doyurucu yorumlarıyla ve bamb'aşka bir bakış açısıyla değerlendirilmiş. Sohbet dilinde ve ders notlarının kitaplaştırılması şeklinde yazıldığından, okuması da son derece keyifli sanki siz de oradaymışsınız da o talebelerden biriymişçesine dinliyorsunuz ve su gibi akıp giden bu satırların arasında dünyadan uzaklaşıyorsunuz bir süre... Gerçekten de dünya çapında da sevilen sayılan kabul gören, gerek inci gibi kısa ve öz sözleriyle gerekse her satırında ayrı bir derin mânâ taşıyan beyitleri ve rubâileriyle gönüllere taht kuran bu dünyadan uyanmış ve yaşarken ölmüş, ilâhî aşkın şarabından içmiş ve öldüğü geceyi düğün gecesi yani "Sevgiliyle kavuşma" olarak nitelendiren ulvî bir şahsiyet Mevlânâ... Geçenlerde buradaki bir ankette "ne yazsa okuyacağınız yazar" sorusuna da verdiğim yanıttır ki kendisine ait olmayan fakat onun kaleminden çıksa da olurmuş diyebileceğiniz, herkese "ne olursan ol gel!" diyebilecek kadar yüce gönüllü gönlümün en çok ısındığı yazardır kendisi... O gönül gözüyle bakmayı başarmış zirâ, Hakikât nezdinde herkesin "bir" olduğunu bizzat deneyimlemiş, hamken pişmiş, yanmış ve olmuş... Bize de onun gönül ateşinde pişen bu hikmet lokmalarından nasiplenmek düştü... Bakın insan sevdiği söz konusu olunca susmak bilmiyor sözü kısa kesmek gerek vesselam... Velhâsıl kelâm okuyun derim canlar tüm önyargılarınızı bir süre şu fani dünyanın koynuna bırakın ve elinize bu kıymetli eseri alıp dünyadan bir süre uzaklaşıp nefes alın... Dünya denen bu misafirhâne yeterince acıyla dolu değil mi, çekilmez bir hâle gelmedi mi, artık uyanmanın vakti değil midir, o hâlde uyanan birinin yardımıyla uyanalım, yaşarken ölelim, kurtulalım bu benlik maskelerinden, bu bataklıktan, o zaman yaşarken yeşermeye başlar belki kuruyan topraklarımız, güller açar gönül bahçelerimizde ve bizler sonsuzluğu kucaklarız tüm hiçliğimizle... "Sordum: Beni Dost'a götürecek kılavuz kim? Cevap verdi: İlk adımı atmak senin, götürmek bizim işimiz..." Rabbim yolumuzu açık eylesin, tüm yollarımızı O'na ulaştırsın ve dünyadayken uyananlardan eylesin bizleri... Sevgi ve muhabbetle ve her daim; Hakikât yolunda kalınız :) ~
·
19 yorumun tümünü gör
800 syf.
Milyonlarca talebe okutmak nasip olsa hepsine tavsiye edeceğim ilk siyer kitabı budur. Ne mutlu beni görüp iman edene! Ne mutlu beni görmediği halde iman edene O'nu daha çok tanımak tanıdıkça daha çok sevmek için...
Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed'in Hayatı
9.5/10 · 3.481 okunma
7 yorumun tümünü gör
Reklam
2
1000
10bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42