Sinan'ın Darıca'da bir köprüsü var.
Bir zaman Devlet Su İşleri'nden mühendisler gelmişler, bakmışlar.
"Burası sel yatağıdır, çok su gelir bu köprü dayanmaz, eser ziyan olur, tahkim edelim" demişler. Köprünün iki başına, ikişerden dört beton direk eklemişler. Ertesi yıl su gelmiş beton direkleri götürmüş köprü duruyor...
Adamların zoruna bak...
Sanki Sinan suyun nereden, nasıl geleceğini bilmiyordu da sizden öğrenecekti...
Vah zamaneler vah...
Çağdaş (!) bir mimara sorsanız "Sinan kimdir?" diye.
"Cami mimarıdır" der. Başka bir şey bilmez.
Hâlbuki Sinan büyük ölçüde "Su mimarı"dır.
"Su mimarisi" nedir? Bilenimiz var mı?
Su mimarisi önce köprü, sonra su kemerleri, su yolları, nihayet su hazneleri ve taksimatıdır.
Motorlar olmadığı bir çağda suyu dağdan dağa götürmek... Tepelerden, vadilerden geçirmek, yukarı çıkarıp aşağı indirmek ve sonunda billur gibi çeşmeden akıtmaktır.
***
Mimariye belirli ölçüde "hidrodinamik" eklemektir.
Sinan bunun ustasıdır.
Allah aşkı, ahiret bilinci ve hayra vesile olmanın yüceliğini ilke edinen, sahip olduğu her şeyi insanlı-ğın hizmetine sunmaktan çekinmeyen,aynı zamanda bir eğitim gönüllüsü, bir büyük usta ve bir bilge kişidir.