• It has been years since I've read a book by such a descriptive writer. He is rapidly becoming a favorite of mine. This book was recommended to me by one of friends from Russia “Dinara”
    First of all, this book is over 800 pages, so I found it a little challenging to start because I didn't want to carry it around with me to read on the bus (too bulky) and I was so tired each night that I couldn't read more than a page or two. But I finally got a chance to read a small chunk of it in one sitting and that was it for me. I loved it and couldn't put it down.
    Secondly, the books plot, twists, and pace would make a great book in itself. What caught me is without trying to shove it down your throat is the Author's love of people. Good, bad, ugly, beautiful, extremely poor, extremely rich, strange, and even straight out hell types of people. The author and main character who portrays himself as no pillar of society seems to have an intense love of humans and human nature. Not only are the characters and what they do complex but no matter how deep or shallow they are in crime ranging from petty scammers to murderers and even torturers, in by far most cases he pulls the good out of them and demonstrates that even though people get themselves in these situations regularly, that we consider heinous crimes, there is actually good in them that may be hidden deep but is in every human being.
    As the novel opens, the reader is introduced to Lin, a man who has escaped his Australian jail and arrives in Bombay, hoping to hide in India's vast populace. Early on, Lin is forced to realise that India is a beast unlike any other; culturally, racially, and economically. It is, however, home to many who have the same idea, hiding from their criminal pasts elsewhere. These include Karla Saarinen, a woman who occupies Lin's mind and dreams from the moment he lays eyes on her. As Lin befriends others who have recently arrive in country, seeking to blend into the billions around him with vague and beige back stories, he meets a tour guide, Prabaker (Prabu). Their connection is almost instantaneous, soon becoming an entertaining pair throughout the narrative. Prabu is able to help Lin make numerous connections in and around the city. While they venture out to better explore Bombay and eventually other parts of the state, Lin learns the cultural differences between India and his Australian upbringing. As Prabu and Lin continue their adventures, the latter finds himself living in the city's slums and opens a medical clinic to cater to the poorest population, where Lin becomes involved with the shady underworld and black market living.
    Throughout the book, Lin crosses paths with those whose simple conversations turn philosophical and force him to digest complex analyses to the universe's most basic concepts. When offered a position working in forged passports by the Bombay Mafia, Lin accepts, if only to explore new pathways to survival. His living in the slums of Bombay prove not only eye opening, but life changing in ways that the reader can only understand by being enveloped in the larger narrative. Even as Lin is able to build himself up in his new homeland, he is broken by the cruelest and most sadistic Indians, especially when his identity is learned and extradition considered. Roberts offers so much in this narrative that it is hard to summarise or believe that this is the life of a single man on the run. However, where truth ends and fiction commences, the reader is permitted a front seat for everything and the chance to change alongside Lin throughout. A must read by any and all who want to offer up all they feel they know, only to finish the book and question everything.

    On the upside, the descriptions of India and its people are fantastic. Life in the city and in the small village is graphically portrayed and I really felt I was living these sections. Some of the characters were exceptional – I particularly loved Prabhaker, Didier, Vicram and the scarily insane Habib. I don't want to give anything away but I will say there are scenes that left me variously laughing out loud, desperately sad and/or pretty much revolted and scared witless – the latter particularly coming to the fore when our hero was temporarily incarcerated in Bombay’s Arthur Road Jail. It's a book that really does stretch the emotions. I also enjoyed the way the underlying themes of freedom, loyalty, love (lots of love) and betrayal played out through the narrative.
    Read it because it is an expansive story in so many ways. Read it for the vivid descriptions of Bombay, war-torn Afghanistan and many other places. For the range of the human condition that is explored, the very believable portrayal of the life of an escape prisoner at the edges of society and the multitude of characters he encounters. All these are bright and believable. There are lessons hard learned that are painful and powerful in their retelling.
    Finally, I was captivated by Shantaram. While the book is not strictly autobiographical, the storytelling is convincing enough that it feels like it could be. You can tell that Roberts is, in a montaignesque* way, really trying to know and represent himself as faithfully as possible. It's impressive how he is able to return to his past self's state of mind--it reminds me of Proust in that sense, the realization that who he is now isn't who he was, but at the same time, trying to accurately identify with that past self.
    * Michel de Montaigne (1533-1592), French humanist and philosopher
  • Sevecek Biri (Someone to Love Serisi 1)
    Addison Moore
    Aşka inanmayan iki kişi hayal edebileceklerinin ötesinde mükemmel bir ilişkiyle delicesine âşık olursa ne olur? Tren enkazı. Yirmi yaşındaki Kendall Jordan, ülkenin bir ucundan Garrison Üniversitesine nakil olduğunda, aradığı son şey, tek gecelik bir ilişkidir. Maalesef muhteşem Cruise Elton'ın istediği de tam budur.
    Konu böyle başlıyor ilk başta güzel eğlenceli bir şey bekledim ama ne bileyim garip bir havası vardı. Bir anne düşünün kendinden başka kimseyi düşünmeyen biri ve kız bekareti herkes tarafından bilinen ve bir adam aldatılmis ve etrafta fahişe olarak bilinen
    İkisinin karşılaşması ve aralarında ki tutku. Basit ama okunabilir. Sona kadar beklendik sonunda birazcık saçmalık ve sonuç
    Neyse beğenmedim sanırım.
  • Sanırım başka bir manga ile bağlantılı olduğu için anlayamadım. Değişik bir havası vardı. Fena değildi. Yazara şans tanımamı sağlayabilecek bir one-shot'dı.
  • Kendisini Uyuyan Adam 'la tanıdığım, daha sonra merak edip araştırdığımda üç yaşında babasını kaybeden, annesini ise Auschwitz cehenneminde (toplama kampı) kaybettiğini öğrendiğim yazar.. Bundan sonra yine şunu düşünmeden edemiyorum.kaliteli bir şeylerin oluşması için sanatçıların o ağır acılarla beslenip, hayatın çıkmazlarına mı sürüklenmeleri gerekiyor?

    Kitabına gelirsek,kitap boyunca akıcılığı zedelemeyen bol betimlemeler var. Sylvie ile jeröme ‘nin önce Paris’te, sonra Tunus’ta geçen biraz aylak, biraz tüketime dayalı, belki biraz sıradan hayatını anlatıyor.. Bu kitabında da yaşamımızın sıradanlığını tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor..

    Şöyle sıradanlığının farkına varmaya çalışanlar için çok güzel bir kitap ve yazar.. I love you Georges Perec!
  • Kitabın asıl ismi Flat-Out Love ve oldukça kötü bir isim çevirisi olmuş çünkü asıl çeviri Yassı Aşk kitabın içeriğiyle o kadar anlamlı oluyor ki, okuyanlar eminim ki bana katılacaklardır bana.
    Garip tişörtleriyle ünlü Matt, onun seyahatteki kardeşi Finn ve esas kızımız Julie...
    Ve kitabın tüm sıradanlığını götüren karakter: Celeste
    Çok özel bir hikayeleri var hepsinin. Celeste, seyahatteki abisinin kartondan kopyasıyla(Yassı Finn) gezen bir kız, Matt ailenin tüm yükünü omuzlarında taşımakta olan,oldukça zeki bir genç, Julie ise üniversiteye başladığı şehirde emlakçılar tarafından dolandırıldığından annesinin arkadaşı Erin'in yanında kalmaya başlayan bir genç kız. Böylelikle Matt, Finn, Celeste; Julie'nin hayatına girer.
    Anlatılanlar sımsıcak bir aşk hikayesi değil, oldukça farklı bir hikayeye sahip ve özellikle de sonunda ortaya çıkacak olan durumu başlarda tahmin etmediğinizde üzerinizdeki etkisi daha güzel olacağına eminim. Ben maalesef ki olayları çok başında çözdüğüm için bir miktar üzüldüm. Ancak sonuçtan daha önemli aktarımlara sahip bir eserdi. Özellikle insan psikolojisini irdelediği, çözümler üretildiği kısımlar çok güzeldi. Celeste ve Julie'nin arkadaşlıkları, Julie'nin tüm gariplikleri görmezden gelerek ona sevgiyle yaklaşması mükemmeldi. Ancak merakına yenik düştüğü kısımlar, gösterdiği çabalar da çok eğlendirdi. Zaman zaman çok güldüm, zaman zaman ise hüzünlendim. Ama ben bu kitabı çok sevdim. Aile, fedakarlık duyguları o kadar güzel satırlara dökülmüş ki içim ısındı. Ayrıyetten sosyal medyada paylaştıkları durumları bölümlerin başında yazmaları kitabı oldukça eğlendirici hale getiren detaylardandı.
    Kitabı zamanında okuoku indirimden 5 TL'ye aldım ve denk gelirseniz ve bu tür kitapları seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
  • Senna ve Isaac hiç bilmedikleri soğuk bir evin farklı odalarında uyanırlar. Neden orada birlikte olduklarına dair en ufak fikirleri dahi yoktur. Bulundukları odanın dolaplarında kendi bedenlerine uygun kıyafetler bulurlar. Böylece birinin onları buraya kapattığını anlarlar...

    Tarryn Fisher'dan daha önce Beni Yalanlarımla Sev serisini okumuş ve çok keyif almıştım. Onun dışında Coollen Hoover ile ortak yazmış olduğu "Asla Asla" isimli kitabı okumuş ve yine sevmiştim. Bu kitabı bitirdikten sonra da şunu fark ettim: bu yazar ne yazsa beni çok etkilemeyi başarıyor. Bu da yazarın başarılı olduğu anlamına gelir. Siyah Damar okunması çok kolay bir kitap değil bence, oldukça karışık ve zaman kavramı belirtilmiyor. Ama bu kitabı daha çekici ve etkileyici bir hale sokuyor. Ben okurken sevdim, etkilendim, üzüldüm...

    Tarryn Fisher'a başlamak istiyorsanız çok tavsiye etmem ama. Eğer bu yazarın kitaplarını okumak istiyorsanız "Love Me With Lies" serisi ile başlamanızı tavsiye ederim. Ardından bu kitaba geçebilirsiniz. Keyifli okumalar:)
  • Aşık Olma Hakkına Sahipsiniz (Accidentally in Love Serisi 3)
    Cindi Madsen
    Günün bu saatini seviyorum. SevdiğiM bir kitap bitmiş öylece uzanmak
    Kitap çok iyiydi yine cindi nin kalemi olduğu belliydi. Kahramanları sevmeyen istemeyen bir kızın hikayesi
    Babası bir kahraman ama onu kaybetmesinin ardından hayatı tamamen değişmiş bir kadın
    Onun istemediği tek şey de kardeşini de böyle kaybetmek ama kardeşi de babasının izinde. Onu vazgeçirmek için gittiği anda onun yakın arkadaşı ile karşılaşıyor ve asla Asla dediği şeyle baş başa kalıyor
    Hikaye güzel ve akıcı
    Kolay anlaşılır ve minik dokunuşu olan bir kitap
    Ben sevdim özelikle ella ve o pembe elbisesini