Ata AKACA, Ulusların Düşüşü'ü inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

son senlerde okudugum en iyi kitaplardan biri,eger neden: ingilterede, fransada, isvecte kisaca avrupada, amerikada, canada da vs. modern, medeni, hukuk sistemi oturmus, insan haklari var, basin ozgurlugu var vs. diyorsaniz ve neden;turkiyede, afrikada iranda ortadoguda yok diyorsaniz kitabi okumalisiniz

Tuba, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

... yaz başından beri balkonumuzun sabit bir misafiri var : Cüssesinden beklenmeyecek kadar yüksek ve tiz bir sesle durmadan öten arsız bir cırcırböceği! Popstar olmaya hevesli, yeteneksiz ama medeni cesaretin harika bir şey olduğunu bir yerden duymuş bir çocuk gibi!

Velev Ki Ciddiyim!, Gülse Birsel (Sayfa 196)Velev Ki Ciddiyim!, Gülse Birsel (Sayfa 196)

Okumaya zaman ayırıp değersiz bir yazıya bakmak istersiniz belki..
Yine her zaman sonunda buruşturup atacağım, yırtacağım yok etmek istediğim bir sayfayı dolduruyor olmamın ilk saniyeleri. Fakat bugün bir başlangıcın ilk denemesi olacak. Ne için, neden yazıyorum sorunsalını bir kenara bırakıp edebi bir kaygı gütmeden yazmak.

  

 İnsan, çevresini oluşturan kişilerin bir parçası olarak hayatını sürdürür. Kendi içinde yaşayan ,fakat diğer kişilerle etkileşiminden kaynaklı soyutlanamayan bir yaşam.

 Ben burada insan-toplum, insanın toplum içindeki yeri vs. gibi envai çeşit denemelerden kaçınarak insanın toplumdan saklamak istediği o öz yaşamına değinmek istiyorum. Kişi her şeyini, her düşüncesini paylaşmak istemez. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Kendi açımdan kimseyi küçük görme ya da hor görme eğilimim olmadan söylemeliyim ki basit, sıradan, bayağı bir sohbete bürünmesinden doğan korkularım yüzünden kendime saklıyorum düşüncelerimi. Bunu son zamanlarda dikkatlice gözlemlediğim kişilerden elde edilen bir veri olarak sunuyorum. Durmadan, sıkılmadan aynı konuları insan hayatının gündelik işleri üzerine saatlerce nasıl konuşabiliyorlar? Eksikliğini, yokluğunu çektikleri şeyler bunlar mıydı? Belki de şu soruyu sormalıyız merak ettikleri konular gündelik hayatlarına dair konular mı? Bunu bir ortamdayken kendinizi on dakikalığına bir gözlemci olarak geri çekin ve ne demek istediğimi anlayacağınızı umuyorum.

  

 Diğer insanların o medeni sohbetlerini bir kenara bırakalım. O değişik diye adlandırılan, sürünün hastalıklı düşünen varlıklarına dönelim. Düşüncelerini saklayanlar. Peki bu insanlar düşüncelerini neden saklıyorlar? Bunun sebebini her kişi kendine has bir şekilde açıklayacaktır.


Şimdi o anı düşünün yalnız başınıza vaktin gece yarısına doğru evrildiği zaman dilimi. İçinizdeki yaşamak isteyip de yaşayamadığınız, yapmak isteyip yapamadığınız hatta en önemlisi saygı çerçevesinde tartışmak, yorumlamak isteyip de bir türlü o ortamı bulamadığınız düşünceleriniz. O anı yaşadınız değil mi? Peki buna çare olarak ne yaptınız? Bu içinden çıkılması güç duruma nasıl bir tepki vermemiz gerekir. Okuyarak, yazarak kendi monologlarımızı yaparak. Bir çok akımın, fikrin, eserin bu yalnız kalınıp kimseyle paylaşılamayan düşünceler olduğunu varsayıyorum. Kendi içinde tartışıp konuyu en olgun hale getirdikten sonra bir dışa vurum.


Daha fazla uzatmadan toparlarsak 21.yy robotlar vs. Monotonlaşan insan hayatının kendisi bir robota dönüşürken o içimizde kalan insani olan düşünme, bunu dile getirme ve yeni fikirler üretebilmeyi bırakmayalım.


Okudukça cahilliğinize sevinin, yazdıkça denemekten vazgeçmeyin.

rmzn

Ramazan Aydın, bir alıntı ekledi.
16 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yapıtaşı aile olan, aile yapısı karı-koca arasındaki iş bölümüne dayanan ve bu ailenin en önemli vazifesinin yeni nesli muhafaza etmek olan toplum, medeni toplumdur. Zira insanî ahlâk ve değer yargıları, ancak bu tür bir aile ortamında doğup gelişir ve bir sonraki kuşağa aktarılır. Söz konusu insanî ahlâk ve değer yargıları, aile dışında başka bir sosyal kurum veya kuruluşta asla doğup gelişemez. Diğer taraftan toplumun esasının -kendi deyimleriyle- cinsel özgürlük ve gayr-i meşru kuşak olması ve aile içi ilişkilerin vazife taksimi ve karşılıklı iş bölümü yerine heva ve heveste, arzulara ve dürtülere dayanması, kadının işlevinin süslenip püslenmek, tahrik etmek, baştan çıkarmak hâline gelmesi, -etkilenerek veya toplumu etkileyerek- asli vazifesi olan bir sonraki kuşağı yetiştirme işinden elçektirilerek otellerde, gemi ve uçaklarda işçi-memur yapılması, maddî üretime katkıda bulunmak insan yetiştirmekten daha kârlı, daha şerefli ve saygın sayıldığından kadın enerjisinin insan yetiştirmede değil, maddî üretim ve araç imali alanlarında istihdam edilmesi... insani değerlere vurulduğunda ilkellik, medeniyetten uzaklık veya İslâmî tabirle cahiliye demektir.

Karşı cinsler arasındaki ilişki ve aile yapısı, bir toplumun ilkel mi, medeni mi, cahilî mi, İslâmî mi olduğuna dair karekter tespitinde başvurulacak kesin bir kriterdir. Bu ilişkilerin temelinde hayvani dürtüler, hayvani ahlâk ve değer yargıları yaratan toplumlar teknolojide, sanayide, iktisat ve bilimde ne dereceye ulaşmış olursa olsun kesinlikle medeni olamazlar. Cinsler arası ilişkinin niteliği, insanî olgunluk derecesinin tespitinde asla yanılmayan bir kriterdir.

Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 132 - Beka Yayıncılık)Yoldaki İşaretler, Seyyid Kutub (Sayfa 132 - Beka Yayıncılık)
ÖMER CAN KOÇ, bir alıntı ekledi.
17 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Büyük hakikatlerin sadeliği
Hatırlama gelişmiş ve medeni halklarla, geri kalmış ve ilkel halkları birbirinden ayıran bir şeydir. Medeni halklarin anıları vardır. Önemli şeyleri hatırlayan halklar, tarih dediğimiz şeye sahip olurlar.

Konuşmalar, Aliya İzzetbegoviç (Sayfa 88)Konuşmalar, Aliya İzzetbegoviç (Sayfa 88)
Özlem, Romantika'yı inceledi.
21 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde

AŞK; ''Bir insanın yalnız güzelliklerini değil,çirkinliklerini ,kusurlarını , yanlışlarını da sevmek demektir.''
.
.
#yorum#yorum

.
Üslûp olarak harika son derece akıcı bir dille yazılmış su gibi akıp giden bir eser. Fakat kitabın konusu her ne kadar saf aşk olsa da kitaptaki kahramanların medeni durumlarından dolayı ben saf aşk olarak nitelendiremedim. Açıkçası saf aşktan bir hayli uzak bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitap pek bana hitap etmedi ama yine de siz bir inceleyin derim.
Mutlu akşamlar.

KİTAPBUCH, Karatay Diyeti'yi inceledi.
Dün 12:06 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kitabın Yorumu
İç hastalıkları ve kardiyoloji dallarında ihtisas sahibi, tanınmış bilim insanı Prof.Dr.Canan Efendigil KARATAY’ın; “Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC’si: KARATAY DİYETİ” kitabı, ülkemizde çok satan bir kitaptır (İncelediğimiz 58. baskısı 335.000 adet çoğaltılmıştır).
Kitabın konusu; hem “kilo vermenin yöntemleri”ni, hem de “sağlıklı beslenme ilkeleri”ni kapsıyor.
Bu konu kapsamında en önemli başlıklar; spor yapmadan sağlıklı yaşamın mümkün olmadığı, doğal yağların zararlı olmadığı, protein almanın gerekliliği (her gün iki yumurta isimli ayrı bir bölümde), et yemenin faydaları, çerezin kan yapma özelliği, örnek diyetler, mönüler ve yemek tarifleri olarak yer almakta. Kitabın son iki bölümü; anlatılan konuların özetini ve bu diyeti uygulayanların mektuplarını, görüşlerini içermekte. Tavsiye yazılarından oluşan bu mektuplara “kitabın reklamlar bölümü” de diyebiliriz.
Bilindiği gibi, sağlıkla ilgili kitaplar; birçoğumuz için sıkıcı bir türdür. Çünkü anlatılan konular okurların tamamını ilgilendirmediğinden, kitap bir zaman sonra ders kitabı haline dönüşmeye başlar. Bu kapsamda; “Karatay Diyeti Kitabı”nın anlatım metodu gayet güzel, dili ise anlaşılır. Ayrıca; konuların soru - cevap şeklinde sunulması, cevapların basitliği, resimlerin, özlü sözlerin ve şekilli anlatımların yer alması, kitabı okutuyor. Bununla beraber, kitapta; görsel ve yazılı basında sürekli tekrarlanan ve artık ister istemez çoğumuzun aşina olduğu bazı terimler (Kolestrol, insilün ve leptin hormonları, glisemik endeks, trans yağlar, antioksidan vb.) defalarca karşımıza çıkıyor.
Sağlık konuları ihtisas alanımız olmadığından; haliyle, konuların bilimsel eleştirisine ve alternatif yaklaşımlara giremedik. Zaten, sağlıklı beslenmenin yöntemlerine, yani “nasıl beslenmeliyiz?” sorusuna yönelik olarak; uzmanların, yıllardır farklı farklı cevaplar verdiklerini hep beraber izliyoruz, okuyoruz. Hal böyleyken, bu kadar çeşitli yorumlardan nasıl bir sonuca ulaşacağı, kişinin kendi tercihine kalıyor. Tam bu noktada; hem kendimize, hem de ailemize faydalı olabilmek için “sağlıklı beslenme konusunda en az bir kitap okumanın önemli” olduğunu düşünüyoruz. İşte; Canan KARATAY’ın; “Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC’si” isimli diyet kitabı, bunlardan biri. Bu konuda ancak 2-3 kitap incelediğimizden “en iyisidir” diyemiyoruz. Yazarın; bizzat başka bir diyet kitabını (7’den 70’e Taş Devri Diyeti – Prof. Ahmet AYDIN) övgüyle tavsiye etmesi, piyasa da başka kaliteli kitapların da bulunduğuna işaret ediyor.
Kitabın, farklılık arz eden bir yönü; referans verdiği kaynak kitapların tamamının yabancı olmasına rağmen, içeriğinin bize özgün bir bakış açısıyla yazılmasıdır. Bu nedenle, kitapta; bizim geleneksel beslenme kültürümüz dikkate alınmış, yemek listeleri ve mönüler buna göre oluşturulmuş, örneğin ramazandaki doğru beslenme tavsiyelerine de yer verilmiştir.
Şahsi bir değerlendirme olarak; bilimsel ve magazinsel tartışmalar bir yana, KARATAY’ın doğru bildiğini yoğun eleştirilere rağmen ısrarla savunması, medeni cesareti ve samimiyeti, saygıyı hak ediyor. Yine; yazarın beslenme alışkanlıklarımıza getirdiği eleştiriler, buna yönelik çözüm teklifleri ve hatta medyada anlattıklarının da doğru tezler olduğunu düşünüyorum.
Yazarın temel tezi; karbonhidrat, şeker ağırlıklı beslenmenin ve özellikle işlenmiş gıdaların zararlı, buna karşın protein (kırmızı et ve yumurta dâhil), baklagiller ve sebze ağırlıklı beslenmenin ise faydalı olduğu şeklindedir. Bunun ise insülin direncinin kırılarak, karaciğer yağlanmasının önüne geçilmesiyle mümkün olabileceğini belirterek, bu doğrultuda bir beslenme sistemi tavsiye etmektedir. Kitaptaki diğer önemli hususlara “Kitaptan alıntılar” bölümünde yer verilecektir.

Hasan Yıldırım, bir alıntı ekledi.
25 May 23:53 · Kitabı okudu

Acılar gördük
Bunun sebebi dünyanın vaziyetini anlamadığımızdır
Fikrimiz zihniyetimiz medenî olacaktır.

Ben Sana Mecburum, Attila İlhanBen Sana Mecburum, Attila İlhan

Mehmet Akif Ersoy
Medeniyet dediğin açmaksa bedeninin her yerini… Desene hayvanlar senden daha medeni.

SiYahAşKıNa.., Yol'u inceledi.
25 May 09:39 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

*Şiirlerinin her dizesinde duygusallık kokan muhteşem Birhan Keskin kitabıydı.Son zamanlarda karşıma çıkan,ayakta okuyabileceğim şiir kitaplarından bir tanesiydi.
Hasan Hüseyin Korkmazgil'in de dedigi gibi (gerçek) siir ayakta okunur. Bu bir seçim degildir. Siir sizi durdurur, (bu) dünyada oturacak yer bulamazsiniz.
*Her gün bir kez bu kitabın başına geçtim. Her gün bir kez dışarı çıktım kırık bir bulutla yürüdüm, her gün bir insana bakıp, yüzümü yere eğdim. Her gün bir gazeteye boş gözlerle baktım. Her gün birileri konuştu, onları dinliyor gibi yaptım. Her gün bir kez "neredeyim" diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın. Her gün adalet ve zalimlik üzerine düşündüm. Belki de her şey. Her gün bir barbar, bir medeni ile gezdim sokaklarda. Minareleri her gün sabaha ezan sesleriyle ben açtım. Her gün bir perdeyi aralamaya çalıştım. Her gün hiçbir şeyi anlamadığımı düşündüm, her gün her şeyi anladığımı düşündüm. Güvercinleri yolculadım. Her gün, günlere dayanamadığımı düşündüm. Kitapları alt alta dergileri kıvırarak yan yana dizdim. Ne idüğü belirsiz yerler benimle yürüdü. Gördüğüm her "cümle" bana bir bıçak gibi battı, anlamadım. Her gün bir taş parçası söktüm içimden. Her gün uyku beni koynuna alsın diye yalvardım. Her gün, gün bitiyor gece bitmiyor dedim. Her gün işlerin beni avutmadığını gördüm. Ayrılık günlerini sonradan niçin sisli bir perde gibi hatırlarız diye sordum. Öfkeni unutma dedim kendime her gün, unutursan düşersin dedim. Her gün en az bir saati ayakta durmaya, dimdik durmaya ayırdım. Her gün ömür sözcüğünü bir kez kalbimden geçirdim. Her gün ömür sözcüğü kömür gibi tınladı içimde. Her gün sana içimden bir kez "sevgilim" diye seslendim. Her gün sana bir kez "zalim" diye seslendim. Her gün, yan yana oturup birbirine rikkatle bakan iki yaşlı kadını düşündüm. Her gün o kadınların bu fotoğrafı yırtıldı dedim. Her gün "âh" ettim bir kere, bir kere o âh'ı geri aldım. Her gün "yol arkadaşım" dedim, kahırla kapladım sözlerimi. Her gün acını tattım. Her gün unutmak için değil, unutmamak için ağu kattım kalbime. Her gün insan olmak ne çok kusur içeriyor diye düşündüm. Her gün bir kilidi açmaya çalıştım. Başka bir şey vardı, başka bir şey; ben sana dünyanın değil yeryüzünün diliyle seslenmiştim. Çile nedir, günah ne? Bana ne bunlardan. Dünyanın merkezi sendin her gün ben senden uzayan uçsuz bucaksız bir kara. Karrrrrrrrrraaaaaaaaaaaaaa.