Sürekli İlerleme Düşleri. Modern insan, teknolojik ve medeni gelişmeyi kesintisiz bir yukarı doğru yükseliş, bir 'ilerleme' hikayesi olarak okumaya programlanmıştır. Bu kör inanca göre, geçmiş vahşi, karanlık, yoksul ve sefildi; şimdiki zaman ise konforlu, zengin ve aydınlıktır. Ancak insanlık tarihinin en belirleyici dönüm noktası olan tarıma geçiş, bu pembe ilerleme düşlerini ampirik olarak paramparça eder. Tarımla birlikte insan nüfusu mantar gibi çoğalırken, bireysel yaşam kalitesi ve özgürlük serbest düşüşe geçti. Antropologların 'kadim yoksulluk mu, yoksa sözde bolluk mu?' diye tartıştığı bu kavşakta, avcı-toplayıcıların haftada sadece birkaç saat çalışarak muazzam bir besin çeşitliliğine, düşük strese ve yüksek cinsel özgürlüğe sahip oldukları; çiftçilerin ise şafaktan gün batımına kadar kölece çalışarak tek bir gıda rejimine (buğday/pirinç) mahkum edildikleri ve salgın hastalıklarla kırıldıkları ortaya çıkmıştır.
Kim Suçlu Olanlardan?
Seks ve şiddet! İnsanoğlunun hem en derininde, hem de en yüzeyinde yatan iki içgüdü... Ve yürüttüğüm mantık yoluna devam ediyordu. Zevkliydi seyretmesi ikisini de. (…) Ve yaratıcı da zevk alıyordu bunları seyretmekten. Bir anahtar deliğinden seyreder gibi zevk alıyordu insanların birbirini düzüp öldürmelerinden. Röntgencilikti yaratıcıyı hayatı icat etmesine iten. Seyrediyordu yaptıklarımızı. Bunları anlamak için biraz televizyon seyretmek yeter... Biz insanlar, canımız acıdığı için medenileşmiştik. İkisini de yaparken utandığımız için icat etmiştik yasaları, evlilikleri. Aslında yaratıcının hayalinde yoktu medeni bir dünya. Biz istemiştik suların durulmasını. Kanın durmasını.
Sayfa 508 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uğur Dündar'ın Tv8'de Okan Bayülgen ile yaptığı söyleşiden... "Geçmişteki tek kanallı dönemden buraya kadar gelelim, acaba o dönemlerden bir farkı var mı, yoksa bu sizin mutat işsiz kalışlarınızdan biri mi?" "Yo, bu dönem çok farklı Okan. Bu dönemde maalesef mesleğimizdeki bazı omurgasızların da iktidarın yaptığı yanlışlara çok büyük desteği oldu. Bir iktidar yüzde 50 ile işbaşına gelmişse, halkın yarısı, yani iki insandan birisi bu iktidara oy vermişse bundan daha büyük bir güç, bundan daha büyük bir destek düşünülemez. Ama aynı zamanda demokrasi için eğer iyi değerlendirilemezse bu tablo bir tehlike de yaratabilir. O da şu: 'Biz neymişiz, biz ne güçmüşüz!.. Biz ne yaparsak yapalım toplum bizi seviyor, toplum bizi destekliyor!.. İşte bu güç, sahiplerini zaman zaman yanlışlara götürebiliyor. O noktada medeni cesaretle ve iyi niyetle, özgüvenle, 'Bu yaptığınız doğru değil,' diyebilecek entelektüel birikimlere ihtiyaç vardır. Kendine güvenen insanlar doğru bulmadıkları bir durumu, karşısındaki kim olursa olsun, söyleme erdemini göstermelidirler."* TV 8, 30 Kasım 2011 364
Sayfa 364 - Sia Kitap, Birinci Basım Aralık 2019·Kitabı okuyor
Biyografi
“Kur'an-ı Kerim, Allah'a inanmayı, O'nun iradesine itaat etmeyi, iyilik ve hayırhahlığı, içkiden kaçınmayı, toleransı, din uğrunda ölenlere hususi bir hürmet beslemeyi emreder. Kur'an'ın emirleri yalnız dinî ve ahlâki vazifelere münhasır değildir... Kur'an-ı Kerim, en sarih surette ebedi olan, doğmayan, doğurmayan, bir şerik ve nazîri olmayan, her şeyi yaratan, Rahman ve Rahîm olan, kendisine bağlananları himaye eden, fenalık edip pişman olanları affeden, kıyamet gününün sahibi olan, herkesi ameline göre muhakeme eden ve emrine uyanları taltif eden, imdat eden ve ebediyet bahşeden, kötülere ceza veren Allah'ın varlığını öğretir. KUR'AN, fısk ve fücuru, her türlü ifratı, riyayı, hisseti (hasisliği), tekebbürü (gurur ve kibirli), bühtan ve iftirayı, hasedi, dünya iptilâları uğrunda hasirane koşmayı yasaklar. Sadakayı, ebeveyni sevmeyi, Allah'a şükretmeyi, ahde vefayı, sıdk-ı ihlâsı, yetimlere şefkati, fark gözetmeksizin adaleti, iffeti, hayâyı, sabrı, tahammülü; hayırhahlığı, kölelerin azat edilmesini, fenalığa karşı iyiliği, fazileti, affı, mükäfat beklemeksizin ve münhasıran Allah rızası için yapılmasını emreder. Bu itibarla Kur'an yalnız bir mecelle-i diniye (dinî kanun) değil, bir kanun-u medeni (medenî kanun)dur.” John Davenport
Sayfa 191 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
Alıntı
Galibin daha medeni olduğunu değil!!!
Mağlubun hâlinin çok kötü olması galibin ahlaksızlığını gösterir.
Alıntı
1. Haçlı Seferi sırasında medeni batı
Kutsal yolculuğun askerleri, Müslüman ölülerin yaşlılarının yenebilir kısımlarını kaynatıp çorba yapabilecekti.
Sayfa 215
Alıntı