İnsanlara karşı kötü hisler beslemekten uzak dur! Bakış açın, koşulsuz ve daimi sevgi olsun ... Kalbindeki darlığın bir sebebi de başkalarıyla ilgili menfi duygularındır. Gönlünü zehirleyen bu hislerden kurtulmaya bak. O kişilere öfke duymak yerine, onlara yardım et ... Sürçüp düşmelerinde, ihmallerinde, senden uzaklaşmalarında bile yanlarında ol. ..
İç zenginliğe sahip insan dışarıdan kendi zihinsel yetilerini geliştirip olgunlaştırmak, yani servetinin tadını çıkarmak için menfi bir bağış: tasasız kaygısız boş zaman dışında hiçbir şey istemez; özetle o her gün ve her saat bütün hayatı boyunca kendisi olmak için izin ister.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çaresizlik ve tehlike anladı vardır ki o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Kadere teslim olmak lazımdır o anlarda. Menfi, miskin, aciz bir tevekkül değildir. Sabırdır. Müspet, enerjik, hedefli, iyimser bir sabır. Bu dünyada ölümden başka hemen her şeyin çaresi var. Mesele diye karşımıza çıkan zorlukların çoğunu kendi ruhumuzun içinde halledebiliriz.
İnsanoğlu kendi vücûdunu ısıran bir sineğe bile kızıp onu cezalandırmak istemekte, diğer taraftan da bir kahvenin hatırını kırk yıl saymaktadır. Dolayısıyla kendisinden bir ömür boyu sâdır olan müsbet ve menfî davranışların Allah indinde karşılıksız kalacağını düşünmek kadar abes bir gaflet olamaz. Zira bu dünyada zālimin zulmü, mazlumun âhı; kâfirin küfrü, mü'minin de îmânı vardır.
Cenâb-ı Hak buyurur:
"İnsanoğlu başıboş bırakılacağını mı sanır?" (el-Kıyâme, 36)
Sayfa 167 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okudu
Fahim Bey'in, şimdi ismini unutmuş olduğum babası Bursa eşrafındanmış. O kadar iyi kalpli bir adammış ki, âşar mültezimi olmak isteyen öteki berikine kefil olmayı bir nevi vazife telakki edermiş ve paranın değerli olduğu o zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalırmış. Bursa'nın o zamanki valisi bir gün kendisini çağırtmış, "Yo! Bak, bu, böyle olmaz!" diye nasihat etmiş, "Kefil olmak istediğiniz adamı evvela benden soracaksınız, hakkında tahkikat yapacağım, size kime kefil olun dersem ancak ona olursunuz!" Fahim Bey'in babası da, "Başüstüne Paşam!” demiş.
Fakat sonra kime kefil olmak isterse Vali Paşa'nın tahkikatı menfî çıkar, ve Paşa ona hep, "Olmaz!" diye cevap verirmiş. O zaman Fahim Bey'in babasının sabrı tükenmiş. Bir gün, "Aman Paşam!" demiş, "Ona kefil olma, buna kefil olma! Peki, ben kime kefil olayım?"