10/10
·651 syf.··
2026 66. kitabı
Haruki Murakami’nin 2002 yılında yayımlanan romanı Sahilde Kafka, yazarın en çok konuşulan ve en çok yorumlanan eserlerinden biridir. Gerçekçilik ile düşsel öğeleri, bilinçaltı ile gündelik hayatı ve kader ile özgür iradeyi iç içe geçirir. Roman iki ana hikâyeyi paralel olarak anlatır: * 15 yaşındaki Kafka Tamura, babasının uğursuz bir kehanetinden kaçmak için evden ayrılır. * Yaşlı ve sıra dışı bir adam olan Nakata ise çocukluğunda yaşadığı gizemli bir olaydan sonra normal insanların sahip olmadığı bazı yetenekler kazanmıştır. Metafor Olarak Dünya Kitaptaki en meşhur alıntılardan birinde dendiği gibi: "Dünyadaki her şey bir metafordur." Komura Kütüphanesi sadece kitapların durduğu bir yer değil; hafızanın, geçmişin ve kayıp ruhların sığınağıdır. Karakterlerin girdiği orman, insan zihninin en karanlık, ilkel ve bilinçaltı bölgelerini temsil eder. Kaderden Kaçış ve Trajedi Kafka Tamura’nın hikayesi, doğrudan Yunan mitolojisindeki Oedipus trajedisine dayanır. Babasının kehanetinden kaçmaya çalıştıkça, attığı her adım onu o kehanetin tam kalbine götürür. Murakami burada şu soruyu sorar: Kaderimizden kaçabilir miyiz, yoksa kaçış çabamız kaderimizin ta kendisi midir? Sahilde Kafka, içinden geçtikten sonra aynı insan olarak çıkamayacağınız o meşhur "kum fırtınası" gibidir. Gerçekliğin sınırlarını esnetmek, sembollerle dolu felsefi bir rüyanın içinde kaybolmak isteyen her okurun mutlaka deneyimlemesi gereken modern bir klasiktir.
Modern Klasikler
Sahilde KafkaHaruki Murakami · Doğan Kitap · 202012,1bin okunma
Tekrar Tekrar Okumaktan Bıkmayacağım
10/10
·240 syf.··
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Mahvolmuş bir vaziyetteyim ve sanırım bu kitabı sindirmem için epey bir zaman gerekecek. Kitap kulübümüzün haziran ayı kitabı Onur Ayı'na özel bir konseptle Adınla Çağır Beni seçilmişti. Bu beni epey bir mutlu etti çünkü yıllar önce filmini seyrettiğimden beri kitabı delicesine merak ediyordum ve hiç vakit kaybetmeden kitabı okumaya başladım. Fazlasıyla etkileyici, tutku ve şehvetle donatılmış, tüm çıplaklığı ve ilkel duyguları ile okuduğum bir aşk hikayesiydi bu. Oliver ve Elio, Elio ve Oliver... Bizim ülkemizden pek çok okurun tanımladığı "sapkınlık" veya "rezillik" yorumlarına hiç katılmadığımı söylemek istiyorum. Çünkü aşk biraz da böyledir, sevgili dostlar. Aşk; arzu ve şehvetten bedeninizin yanıp kavrulduğu ve "o kişinin" her şeyini bütünüyle istediğiniz bir duygudur. Sonsuz bir çekim vardır aranızda ve o kişinin her bir zerresine muhtaçsınızdır. İşte Elio da böyle duygularla görüyor Oliver'ı. Kitabı okurken elimden kalemi düşürmedim, altını çizdiğim bir sürü satır oldu. Yorumumda bu alıntılara da yer vereceğim. "Dostluk sözcüğü geldi aklıma. Ama herkes tarafından bilindiği şekliyle dostluk hiç ilgimi çekmeyen, yabancı, ekilmemiş toprak gibi bir şeydi. Oysa benim, onun taksiden inmesinden Roma'da vedalaşmamıza dek hep istediğim şey belki de bütün insanların birbirinden istediği, yaşamı yaşanabilir kılan şeydi." Elio'nun ne istediğini anlatan en güzel pasaj buydu belki de. Utangaç, içine kapanık, pek arkadaşı olmayan ve dostluk tanımından bihaber olan Elio, Oliver'dan bunu hiç talep etmemişti. "Onun ölmesini de istiyordum, çünkü onu düşünmekten ve bir daha ne zaman göreceğim konusunda endişelenmekten kendimi alamadığıma göre, ölümü hiç olmazsa bu işe bir son verirdi bari." Elio'nun sevdiğine duyduğu merak bedenini öyle ele geçiriyor ki onun ölmesini bile
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,325 okunma
Reklam
*spoiler içerebilir*
7/10
·352 syf.··
2025 20. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 11:10
Kitabımız başlarda tam bir romantik komedi filmi gibi başlamıştı. Ama sonra esas oğlan öldü? Merak etmeyin sürpriz bozan bir olay değil çünkü zaten ilk sayfalarda yaşanıyor. Kitap bir hayalet yazar olan Florence'in çevresinde dönüyor. Bu kızımız bir "hayalet yazar" olmasının üzerine bir de gerçekten "hayalet"leri görüyor. Küçükken bu kızımızın hayaletleri görmesi kasabada alay konusu olmuş. O da doğduğu yeri, ailesini terk etmekle çözüm bulmuş. Memleketinden uzakta hayalet yazar olarak geçimini sağlamaya çalışıyor. Yeni editörünün baskılarıyla son kitabını yetiştirmeye çalışırken ailesinden bir telefon geliyor ve babasının öldüğünü öğreniyoruz. Apar topar memleketine dönünce hikayenin burada ilerleyeceğini anlıyoruz. Bence tatlı başlayan kitap babanın ölüm haberiyle depresif bir tarafa gitti. Bundan şikayetçi değilim, hatta hiç tahmin ettiğim şekilde gelişmediği için de sevdim. Yalnız çok tekrar eden kısımları da vardı. Alay muhabbetinde de küçücük aklıyla bilemem tabii ki ama sırf bu nedenden ötürü doğduğu yere, bir daha göremeyeceği babasıyla arasına mesafe koymaya değer miydi? Zaman her şeyin ilacı değil midir? Bir de sonlarda anlıyoruz ki esas oğlanımız ölmemiş. Çocuk hayaletken bana aşkları daha çok geçmişti yemin ederim, canlandıktan sonra puf diye söndü gitti bence.
Aşk
Ölü RomantiklerAshley Poston · Yabancı Yayınları · 2024240 okunma
7/10
·448 syf.··
2026 15. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 16:25
Selamlar. Bu kitabı sevdim mi sevemedim mi bilmiyorum. Okurken keyif aldım, kitap akıcıydı ama diğer yandan bazı şeyler önceki kitaplara nazaran çok hızlı işlenmiş gibi geldi bana. Ben önceki kitapları dark romance’ten çok psikolojik gerilim olarak nitelendirmenin daha doğru olduğunu çünkü bu kitaptaki karakterlerin de olayların da romantize edilmemesi gerektiğini düşünüyordum. Bu kitapta ise olaylar tamamen romantizme dönüyor. İki kitap arasındaki bu değişimin böyle birden olmasını ben pek sevemedim Elder ve Pim’in ilişkisinin gelen olarak ne kadar tartışmaya açık olduğu hepimizin malumu. Bir önceki kitabın sonunda yaşananlardan sonra Pim’in Elder’a bir mektup yazması ve otelden ayrılmasını okumuştuk. (Pim’in yanına hiçbir şey almadan oteli terk etmesi saçmalıktı ama bu kısmı geçeceğim.) Pim’in yaşadığı aydınlanma çok ani geldi bana. Bir önceki kitapta Pim “Yalnız başıma bu dünyada ayakta kalamam” gibi bir motivasyonla Elder’ın yanında kalmaya kararlıyken bu kitapta Elder’a inanılmaz aşık olduğunu fark ediyor ve ona bu işkenceyi çektiremeyeceğini düşünerek gitmeye karar veriyor. Hangi ara bu kadar aşık oldun ?! Hadi onu da geçtim neyine aşık oldun ? Sana sürekli ültimatom veren, benim gemimde kalacaksan benim dediğimi yapacaksın modunda takılan, düşüncelerini sanki hakkıymış gibi talep eden, sana tecavüz etmiş bir adamın neyine, hangi ara bu kadar aşık oldun ? Yani bütün bu yaşananlar düşünüldüğünde Pim’in bu aşık halleri ve ben onu iyileştirebilirim tripleri bana inanılmaz saçma geldi. Önceki kitaplarda Pim’in gücüne, kararlılığa, ayakta kalma ve adapte olabilme yeteneğine ne kadar hayran kaldıysam bu kitaptaki birbirinden manasız düşüncelerine o kadar sinir oldum. Pim zeki bir kadındı. Bu kitapta ise inanılmaz aptalca kararları var. Pim’le ilgili saçma bulduğum
ThousandsPepper Winters · Pukka Yayınları · 2025140 okunma
9/10
·485 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 01:32
Kitap, lösemi hastası ablasına donör olması için dünyaya getirilen Anna'nın kendi bedeni üzerindeki söz hakkını savunmak istemesiyle başlıyor. Yazar, olayları farklı karakterlerin gözünden anlatarak her birinin yaşadığı duygusal çatışmaları derinlemesine hissettiriyor. Bu sayede hiçbir karakter tamamen haklı ya da haksız görünmüyor; okuyucu sürekli farklı bakış açıları arasında kalıyor. Romanın en güçlü yanı, insanı zor sorularla baş başa bırakması. Bir çocuğun hayatını kurtarmak için diğer çocuğun ne kadar fedakârlık yapması beklenebilir? Anne-baba sevgisinin sınırları var mıdır? Bu sorular kitabın son sayfasına kadar etkisini sürdürüyor. Duygusal, sürükleyici ve düşündürücü bir roman olan Kız Kardeşim İçin, beni hem üzdü hem de uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye sundu. Özellikle aile ilişkilerini ve insan psikolojisini konu alan kitapları sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
Kız Kardeşim İçinJodi Picoult · April Yayıncılık · 20191,870 okunma
8/10
·248 syf.··
2026 15. kitabı
Yalnızlık insanin kendi tercihi midir yoksa insanoğlu yalnızlığa itilir mi? İnsan ömrünün en zor yalniz zamanları yaşlılık mıdır?,Amann kim sever yaşlılığı Tatli bir o kadar da dramatik ,icten ,okumasi kolay bir kitap ,Şermin in hem kulüple beraber hem de bireysel olarak, okuduğum ikinci kitabi .Yormayan bir dili ve tarzi var .Okuyayım ama bunalmadan kitaplari bitireyim diyen herkes okuyabilir
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,6bin okunma
Reklam
Reklam