Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet Çok başarılı bir derleme. Yazarın kaleme aldığı ana başlıkları şöyle bir sıralarsak;
Gotik edebiyat ve bunun içinde Fransız İhtilali Dönemi giyotin edebiyatı, hayaletler, Hugo ve Dumas;
Hayal kurucu ile rüyagören arasındaki temel farklar ve bunun sanata yansıyışı, fantastik, Goya;
Maupassant ve korku edebiyatına bıraktığı miras;
Frankenstein, ölümsüzlük, Dracula, evsiz yabancı, Mary Shelley, Jane Austen;
Gotik mekan, mimari, Vathek, X, The Invisible Man, Lovecraft, De Quincey;
Ev, The X-Files, Poe;
Kurtadam, Underworld, Van Helsing, Moonlight, Twilight;
Maskeler, Jekyll ve Hyde, Jung, Avrupa (Batı) ve Türkiye (Doğu).
Bu başlıklarda Polidori'nin Vampir'inden Dr. Moreau'nun Adası'na yine pek çok eser ve sanatçı satır aralarında geziniyor, bin katırla koşturduğu okuru bin satıra bölerek nihai uyuşukluğundan kurtarıyor. "Benim" diyen pek çok araştırma kitabından daha doyurucu, faydalı bir kitap yaratmış yazılarıyla Enki.
Gotik olsun, korku olsun, bilimkurgu olsun, fantastik olsun, kitaplığınızda ayrıksı bir "tür" rafı barındırıyorsanız, kesinlikle yer vermeniz gereken bir kitap, kaynak olacaktır "Maskenin Düştüğü Yer." Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Alexandre DumasBinbir HayaletVictor HugoBir İdam Mahkumunun Son GünüMary ShelleyFrankenstein ya da Modern PrometheusDr. Jekyll ile Bay HydeRobert Louis StevensonH. P. Lovecraft13 Kurt Adam ÖyküsüEdgar Allan PoeGuy de MaupassantH. G. WellsGörünmez Adam
Okurken devam etmek istemediğim bir kitap oldu ama ona rağmen yarısını okudum. Fakat ne konuyu anlayabildim, ne de akışını. Belki bir süre sonra devam edebilirim, belki o zaman daha iyi anlarım konusunu.
Biraz kızgınım aslında. Herkesin herşeyi çok çabuk unutabilir olmasına kızgınım. Bir kaç ömrü sırtlayıp, bakmayı görev edinip, herşey rutininde akarken -rutin nefret edilecek düzeyde ve hatta eziyet gibi geliyor olsa da kimsenin umurunda değilsin- seviliyordun. Yani işe yaradığın kadar mısın? kimse seni anlamaya çalışmadı, iyileştirmek için yol aramadı, hatta senin sen olduğuna bile ihtimal vermedi. Çarpıcı çünkü dramatik. Sen vaadettiğin işlevi yerine getirmiyorsan eğer, artık bir sen yoktur. Artıklar ile besleniyor olsan bile fazlalıksın, yüksün, ölmesi umud edilen bir varlıksın. Bir evlat, bir abi, bir adam değilsin. Varlığın ve yokluğun birdi fakat yokluğun herkesi sevindirdi. Bugün her şeyken yarın hiçbir şeysin. Ölmek beni hüzünlendirmedi dedin ama bence yalan söyledin. Bana ağır geldi böyle yalnız oluşun. Yarın biz de başka biri olabiliriz..
Not: Son sayfalarına moonlight sonata hüznü çok yakışıyor
Evet yine bir gün evde otururken can sıkıntısıyla birlikte gelen yeni bir seriye başlama isteğim beni ayağa kaldırdı. Arkadaşımdan kitabı ödünç alıp okumaya başladım. Fakat kitap hakkında o kadar çok spoiler almıştım ki bana zerre tat vermedi. İlk bir kaç bölümü "Ben bunları zaten biliyorum..." diye söylenerek okudum. Sonra hooop Onur bir şeyleri unutmaya başladı, dedim moonlight burdan sonra sarar kitap. Peki sardı mı? Hayır. Belki Zeynep sürekli ağlamasa sarardı ama sarmadı. Kitabı yarım bırakmamak adına devam ettim ta ki Mahşerin Dört Atlısı'nın üçü gidip Onur'u kaçırana dek. Evet kitap son yedi sayfa kala sarmaya başladı. Beyza'yı çok seviyorum dili, tarzı, kalbi her şeyiyle harika birisi ama sanırım hem üçüncü romanı olması hem de serinin ilk kitabı olmasının etkisi bu kitabı biraz amatör yaptı. "OMEN TONREM" diyeceğim bir kitap değil, ama "Lanet olsun bunun gibi kitaba" diyeceğim bir kitap ta değil. Tavsiye eder miyim? Kesinlikle. Özellikle benim yaş grubum için çok uygun. +18 sahneler yok, ahım şahım bir şiddet içeriği de yok, daha ne olsun? Yazara teşekkürlerimi sunuyorum. Hayırlı Ramazanlar herkese!●◦♪☽Verónica Del Luna☾♪◦●Karantina: Mahşerin Dört Atlısının HikayesiBeyza Alkoç
Nabokov once described 'The Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde as having an almost winey quality to it and I think that sums up the unique atmosphere Stevenson is able to conjure up really well; the book transcends the conventionalities of the Gothic genre which inspired it to become something far greater and grander, as it becomes a kind of treatise on the duality of good and evil in people. Dr. Jekyll's experiments lead to him concocting a drug that creates an inverse of his supposedly benign essence. In contrast, Hyde is outwardly kind and gregarious, the dwarfish Hyde causes an instant sense of disgust in those who meet and is cruel and capricious. Yet, as Nabokov states, the characters aren't as binary as you would think, neither character is wholly good or evil, instead, they are entwined with one another, Jekyll being able to let go of the sense of unfettered freedom which Hyde is able to realize and Hyde is unable to let off the sense of responsibility and respectability which keep his vices in check.
The London in which the book is set comes alive during the night; macabre and ghost-like, its empty streets, shimmering under the pale glow of a diaphanous moonlight act as the center stage for Hyde's monstrosities. That the novel is told mainly from the perspective of the conventional Utterson only adds to the strange beauty which Stevenson is able to interweave in the novel, it is as if the creation of Hyde creates a sense of poetry in Utterson's prosaic life, the ripples of Dr. Jekyll's experiments impacting on the wider world around him. 'The Strange Case of Dr. Jekyll and Mr. Hyde is one of the greatest Victorian novels, a novel which transcends the conventions of the area and creates something ineffably majestic.
Yarısına kadar çok tatlı yarısından sonra ise tam bir hayal kırıklığı oldu bu kitap ya. Neden böyle yapmış yazar anlamadım?
İlk kısımlarda Tristian ve Jecca'nın masal gibi tatlı ve okurken şapşal şapşal gülümseten buluşmaları çok güzeldi. Kesin favorim oldu, demiştim oraları okurken hatta. Ama anında olaylar asla anlamadığım ve açıkçası bana saçma gelen şekilde ilerledi. Jecca ve Tristian olmaktan çıkıp, Jecca&Nell'e döndü. Bir de o kadar hızlandı ki olaylar Savannah gökten düşmüş gibiydi.
Son kısımda Jecca'nın tavrı da es keza beni sinir etmekten başka işe yaramadı. Bir anda patladı sonra da saçma triplere girdi bence.
Edilean Serisi mükemmel değil ama kendi içinde tatlı bir seriydi. Daha önceki 5 kitapta mutlaka önceki kitaptan karakterleri de görürdük, kasaba dahil olurdu ve aşk, dostluk, aile kavramlarının içinde okurduk kitabı. Hadi hepsini olmasa da en azından Colin & Gemma çiftininin kurguya dahil olmasını beklerdim ben. Hepsini geçtim kitap yol geçen hanı gibiydi. Birkaç sayda adı geçiyor sonra puff yok oluyor karakter. Reede, Kim, Roan gölge gibiydiler. Hele Reede zavallım bir girişte bir de ara bölümlerden birinde vardı. Lucy zaten kocaman gizem oldu bende. Tris bile bir ara geri plana atılmıştı. Kitabın 2/3'ünü yazar kalan kısmını da başka biri yazmış gibiydi.
Sırf ilk kısımlardaki o masalsı buluşmalarının hatrına 3 puan veriyorum bu kitaba yoksa valla gideri yoktu.