• 1439 syf.
    ·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Iyi yürekli bir rahibin bir kürek mahkûmu Jean Valjean'a dokunuşu ile başlıyor hikaye. İyilikten iyilik doğuyor, yüce bir vicdanın yaptığı bir serüven. Ama o hep bir kürek mahkûmu kaldı. Aç kaldığı için çaldığı ekmeğin çilesini 19 yıl kürek mahkûmu olarak ödemesi yetmezmiş gibi bütün ömrünce kendi kendinin yakasını bırakmadı.
    Evet baş karekter Jean Valjean... Kitabın sonunda bütün karekterler ona bağlanıyor. Kitap zaman zaman Fransa tarihi, Fransız ihtilali, Napoléon Bonaparte, Voltaire, Molaire gibi tarihi konuları da araya serpmiş olsada tam sıkıldım dediğinizde yeniden sizi bağlamayı başarıyor.
    Bir elma çalan veya bir ekmek çalanın ne kötü mahkum edildiğini anlatıyor.
    Sahtekar, düzenbaz ve yoksul birinin ne kadar kötü olduğunu Hancı olarak karşımıza çıkarıyor.
    Bu kitabın ismini çok duydum ama bir türlü okumadım. İşte şimdi bitti...
    Sefiller hacmi büyük bir eser. Okuma yolculuğu bu büyük hacimden nasibini alıyor haliyle. Eseri okurken kurgunun kesilip Hugo’nun şahsi fikirlerini ateşli bir şekilde dile getirdiğini görebiliyoruz. Bu kesintiler için Hugo’ya kızma hakkımız var elbette. Gel gelelim Hugo’nun yalnızca Sefiller’i anlatmakla kalmayıp onların kurtuluşuna dair bir fikir de sunması açısından bakıldığında Hugo’nun yaptığı kesintileri daha anlamlı kılmak mümkün. Toplumsal, tarihsel, siyasi… Neredeyse her konuda bir şeyler söylüyor Hugo. Kaldı ki romanda bizzat yaşamı anlatıyor. “Sefiller”in yaşamını. 19. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olan Sefiller her okurun okudukları arasına girmeyi mutlaka hak ediyor.
    Keyifli okumalar
  • 288 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    Koca Reis 12 yaşında bir domuzdur. Beylik çiftliğinde onun haricinde, Bluebull, Jessie ve Pincher adlı 3 köpek, Boxer, Clover adlı iki araba atı, beyaz keçi Muriel, eşek Benjamin, beyaz kısrak Mollie ve bir sürü hayvan yaşıyor.
    Koca Reis gördüğü rüyayı tüm hayvanlara anlatıyor, rüyada aklına gelen İngiltere’nin hayvanları şarkısını tüm hayvanlara ezberletiyor.Ardından bir gün çiftliğin sahibi bay ve bayan Jonesi kavuyorlar çiflikten. Evini müzeye çeviriyorlar.Çifliğin adını Hayvan çiftliği, olarak değiştiryorlar ve 7 madde yazıyorlar. Ardından Koca Reis ölüyor. Onu bahçede bir yere gömüyorlar.
    Onları diğer hayvanlardan daha zeki olduğuna inanılan Snowball ve Napoleon geliyor. Bunlar çalışmıyor sadece yönetimle ilgileniyorlar.
    Bu arada köpeklerden biri 9 doğuruyor. Napoleon eğitimini üstlenmek için çatı katına götürüyor ve kimseye göstermiyor. Sürekli toplantı yapılıyor.
    Snowball hayvanların yedi maddeyi ezberleyemediğini görünce onu “DÖRT AYAK İYİ, İKİ AYAK KÖTÜ! “ şeklinde değiştiriyor.
    Bay Jones çiftliği almak için gelince başarısız oluyor.
    Snawball, diğer çiftlikteki hayvanları örgütleyerek, Mapoleon ise silahlanarak yeni saldırılardan kurtulacaklarını savunuyor.
    Ayrıca Snowball yel değirmeni projesini savunurken, Mapoleon yarasız olduğunu savunuyor.
    Bu arada Mollie kesme şeker karşılığında kaçıyor çiftlikten.
    Mapoleon yetiştirdiği köpekleri Snowball’ın üzerine salıp çiftlikten uzaklaştırıyor.
    Ardından Mapoleon Koca Reis’in kafatasını çıkarıp simge yapıyor ve yel değirmeni fikrinide savunuyor.
    Ayrıca toplantıları daha az yapmaya başlıyorlar.
    Domuzlar yasak olan evde kalıp yine yasak olan yatakta yattıyorlar.Günlük bir saat geç kalkmayıda diğer hayvanlara kabullendiriyorlar.
    Çiftlikte olmayan şeyleri alabilmek için bir avukat aracı oluyor.
    Taş ocağından çıkan taşları taşımak için canla başla çalışıyorlar özellikle Boxer.
    Bir gece rüzgar geliyor. Yer yerinden oynuyor, yel değirmeni yıkılıyor. Sonradan belirledikleri ayak izlerininden Snowball olduğunu ve başına ödül koyuyor Mapolean. Ve değirmenin yeniden inşaatına başlayacağını söylüyor.
    Ve inşaat yeniden başlıyor.
    Çiftlikteki eksikleri karşılamak için yumurtaları satıyorlar.
    Ardından Snowball’ı Jones’in ajanı ilan ediyor Mapolean.Domuzları ve bazı hayvanları Snowball ile işbirliği yaptıkları için idam cezasına çarptırıyorlar. Ve ardından İngiltere’nin Hayvanları şarkısını kaldırıyor Mapolean.
    Daha sonra keresteleri Frederick satıyor karşılığında aldığı kağıt banknotlar sahte çıkıyor. Frederick ve adamları çifliği basıyor ve yeldeğirmenini havaya uçuruyorlar.Hayvanlar bunu görünce hepsi onlara saldırıyor ve çiflikten kovuyorlar. Sonra Mapolean adına bir şiir yazılıyor.
    Zamanla domuzlar çiflik içerisinde farklı imtiyazlara kavuşmuşlar.
    Frederick baskında yaralanan Boxer ayağı iyileşiyor ama duşüp daha kalkmıyor. Sonra onu kasap gelip alıyor. Mapolean onlara hastanede öldüğünü söylüyor.
    Zamanla domuzlar radyo,telefon bağlatıp elbise giymeye başlamışlar.
    Duvarda BÜTÜN HAYVANLAR EŞİTTİR AMA BAZI HAYVANLAR ÖBÜRLERİNDEN DAHA EŞİTTİR yazıyormuş artık.
    Domuzlar diğer çiftlik sahipleriyle ziyafet verip eğlenmişler. Bunları kimse ayıpsamamış.
    Ziyafetten sonra yoldaş kelimesi ve Koca Reis’in kafatası kaldırılmış. Toynak ve boynuz olan simge de kaldırılmış. Artık diğer hayvanlar için domuz ve insan arasında fark yokmuş.
  • Lev Tolstoy ise tamamen bunun tersini ileri sürerek şunları söylüyor:
    "Hayatı yaratan, olayların akışını belirleyen ve bunların özellik ve biçimini veren tek başina kişiler, Napoleon'lar değil, halk kitlesinin kendisidir."
    Öte yandan Thomas Carlyle de:
    "Halk kütlesi, yerde hareketsiz yatan ve çurüyen bir saman çöpü gibidir. Büyük adamlar ve kahramanlar ise samanları tutuşturan, kitleleri canlandıran ve harekete geçiren, gökten düsen bir yıldırım gibidir." diyor.
  • 152 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10·
    *SPOİLER*

    Okuduğunuz kitabın hayvanlarla ve çiftlikle ilgili olmadığını aksine bir sistem eleştirisi olduğunu daha ilk sayfalarda hissediyorsunuz.

    Kitap hakkında çok şey söylenebilir yazılabilir ancak kanımca kitabın özü 6. Bölümün başındaki paragrafta yatıyor. O da şöyle;

    "Koca bir yıl köle gibi çalıştılar. Ama böyle çalışmaktan mutluydular; ne yapıyorlarsa bir avuç ve soyguncu insanın çıkarı için değil, kendi çıkarları uğruna ve gelecek kuşaklar için yaptıklarının bilincinde olduklarından, var güçleri ile çabalıyorlar her türlü özveriye sessizce katlanıyorlardı."

    Çiftlikteki hayvanların kafalarında bu düşünce varlığını hep sürdürdüğü için ya da sürdürüldüğü için açlıktan kıvransalarda, soğuktan donsalarda bu düşünce onları hep canlı tuttu.

    Kitaptaki diğer bir çarpıcı gerçekte kanımca şu; hayvanlar geçmişlerini unuttukları için geleceklerine yön veremiyorlar. Çünkü geçmiş değiştirilip onlara öyle inanmaları sağlanıyordu. Belki geçmişlerini hatırlıyor olsalardı komünist sistemden diktatörlüğe evrilen düzene tekrar baş kaldırabilirlerdi.

    Kitaptaki hayvanların her birini yaşamış biriyle bağdaştırılabilir bence ki Orwell da Napoleon isimli domuzun Stalin olduğunu kendisi söylüyor zaten. Snowball'u da Troçki'ye benzediğini söylemde sakınca yoktur umarım.

    Kitabın son sahnesi en çarpıcı, en vurucu sahnelerden biri.

    Son olarak; kitap hangi yılda okunursa okunsun zamanıyla bağdaştırılabilir. O yüzden zamansız bir kitap. Kesinlikle okunmasını gereken sonuna kadar elinizden bırakmayacağız sürükleyici bir kitap.
  • 152 syf.
    ·Puan vermedi
    Olaylar İngiltere’de bir çiftlikte cereyan eder. Hayvanlar, çiftlik sahibi zalim Bay Jones’un boyunduruğu altında köle gibi yaşamaktadırlar. Yaşlı domuz Koca Reis, buna karşı çıkmak için bir devrim planlar ve hayvanları gizli bir toplantıya çağırır. Toplantıda tüm hayvanlara artık köle gibi yaşamalarının sonunun gelmesi gerektiğinden ve gördüğü bir rüyadan bahseder. Üç gün sonra da öldürülür. Kendisinden geriye konuşma esnasında söylediği İngiltere Hayvanları adlı şiiri kalmıştır. Fakat konuşması da çoktan diğer hayvanlarda ufuklar açmaya başlamıştır.
    Sahipleri Bay Jones’un yem saatlerini unttuğu bir günde önceden planlanmış olmamasına karşın aniden ,syaan patlak verir ve bu devrim umduklarından da kısa bir süre iççerisinde tamamlanır. Çiftliğin sahibi Bay Jones çiftlikten uzaklaaştırılır. Artık en zeki olarak tanımlanan domuzlar diğerlerine önderlik yapmaya başlarlar. İlk iş çiftliğin adını değiştirmektir. İsim kolayca bulunur. Bu sahibi sadecde kendileri olan çifttliğin adı bundan sonra “HAYVAN ÇİFTLİĞİ” dir.
    Süreç içerisinde iki domuz öne çıkar: Nopolyon ve Snowball. Napolyon iri yarı, iyi konuşamayan ancak otorite sahibi; Snowball ise etkili konuşan, parlak zekaya sahip biridir. İkisi birlikte koca Reis’in fikirlerinden yola çıkarak “animalizm” adında bir öğreti ortaya koyarlar. Ardından da kamçıları, gemleri, burun halkalarını, zincirleri yok ederler ve aynı gün “yedi Emir”i yazıp ahırın kapısına asarlar. Yedi Emir şöyledir:

    1. İki ayak üzerinde yürüyen herkesi düşmanın bileceksin;
    2. Dört ayak üstünde yürüyen ya da kanatları olan herkesi dostun bileceksin;
    3. Hiç bir hayvan giysi giymeyecek;
    4. Yatakta yatmayacak;
    5. İçki içmeyecek;
    6. Hiç bir hayvan bir diğerini öldürmeyecek;
    7. Bütün hayvanlar eşittir.

    Bütün bu kuralar tüm hayvanlar tarafından benimsenmiş ve beklenen devrim gerçekleşmiştir. Ancak zamanla Napoleon ve Snowball birbirini çekememeye başlayıp, ikisi de yeni düzenin tek adamı olmak istememektedir. Snowball çiftlikte elektrik üretimi için bir yeldeğirmeni yapılması gerektiğini söylediğinde Napolyon’un köpekleri tarafından çiftlikten sürülür.Ama buna rağmen yeldeğirmeni çalışmalarına başlanır. Burada Napeleon başta savunmadığı bu düşünceyi sonraları ne yapıp edip kendisinin de bunu savunduğu ancak Snowball’u çiftlikten göndermek için böyle söylediğine inandırır. Devrimin amaçlarından da hızla uzaklaşılmaktadır; başlarda vaadedilen çalışma saatlerinin azalacağı yiyeceklerin artacağı yönündeki sözler gitmiş aksine çalışma saatleri artmış, verilen yiyecekler azalmıştır. Bu arada domuzlar da hızla şişmanlamaktadırlar. Hatta yatakta yatmakta, içki içmektedirler. Hayvanların eşitliği ilkesine uymauyan bu davranışlar zamanla duvardan değiştirilerek domuzlar tarafından kendilerine uygun hale getirilir. Örneğin domuzların yatakta yatmaları ve içki içmeleri konusunda "Hiç bir hayvan yatakta yatmayacaktır" ilkesini hatırlayıp hayrete kapılıyorlar. Hep beraber duvarın yanına gidiyorlar, ancak duvarda: "Hiç bir hayvan çarşaflı yatakta yatmayacaktır" yazısını görüyorlar, hepsi, bu ilkeyi yanlış hatırladıklarını düşünüyor, bu ilkenin sonradan değiştirilmiş olduğunu anlayamıyorlar bile. Tüm hayvanların eşitliği ilkesi Koca Reisle birlikte toprağa gömülmüştür kısacası.
    Kış aylarında çiflikte kıtlık başgösteriyor. Buğday azalıyor, patatesler soğuktan donuyor ve yenile-meycek hale geliyor. Açlıktan dolayı ölümler baş-gösteriyor. Büyük domuz, bu haberlerin çiftlik dışında yayılmasını önlemek için önlemler alıyor, çifliğe gelen ziyaretçilere, erzak depolarının dolu olduğunu söylüyor ve onlara, üzerini buğday ve yiyecekle örttürdüğü kum yığınlarını erzak diye gösteriyor...
    Büyük domuz, aldığı bir kararla, tavukların yumurtalarının çiftlik dışında satılacağını, tavukların kuluçkaya yatmalarını yasakladığını ilan ediyor, buna karşı çıkan tavukları, yetiştirdiği köpeklere öldürtüyor... Bunun üzerine hayvanlar; "hiçbir hayvan diğer bir hayvanı öldürmeyecektir" ilkesini hatırlıyorlar. Hemen bu ilkelerin yazılı bulunduğu duvarın yanına gidiyorlar. Ancak duvarda: "Hiç bir hayvan diğer bir hayvanı bir sebep olmadan öldürmeyecektir" yazıldığını görüyorlar, bu ilkeyi de yanlış ezberlemiş olduklarını düşünüyorlar!.
    Büyük domuz, çiftlik içerisindeki hayvanlar arasında: "liderimiz" ,"Hayvanlar babası" , "Koyunlar hâmisi" , "Yavru hayvanların dostu" gibi üstün sıfatlarla anılıyor ve her türlü güzellikler ona atfedilmeye başlanıyor; mesala: genellikle tavuklar, "liderimiz sayesinde altı günde beş yumurta yumurtladım" , havuzdan su içen inekler: "liderimiz sayesinde bu suyun tadı ne kadar güzelmiş" diyorlar...
    Birgün çiftliğe dışarıdan saldırılar oluyor... Yabancı hayvanlar çiftliğe giriyor, iki sene gibi uzun bir zaman içerisinde bütün hayvanların büyük gayretleri sonucu yaptıkları ve büyük domuzun adının verildiği Yel Değirmenini yıkıp harap ediyorlar..çiftlikteki bütün hayvanlar yaralanıyor, bazıları ölüyor... Bir müddet sonra bir tüfek sesi duyuluyor. Ağır yaralı bir hayvan yanındaki bir domuza: "Neden tüfek atılıyor" diye soruyor. Domuz: "Zaferimizi kutlamak için"cevabını veriyor. Yaralı hayvan; "Hangi zafer" diye hayret ediyor. Domuz; "Ne demek hangi zafer, düşmanı topraklarımızdan kovmadık mı" diyor. "Ama iki yıl uğraştığımız değirmeni yok ettiler" karşılığını veriyor...Domuz: "Ne önemi var, bir değirmen daha yaparız, istersek daha fazla yaparız, yapmış
    olduğumuz muazzam işleri takdir etmiyorsun, şimdi şu bastığın topraklar düşman işgalindeydi, ama liderimiz sayesinde her karışını geri aldık" diyor...Biraz sonra Büyük Domuz, kendisine taktığı
    bir kaç madalya ve nişanla çıkıp bütün hayvanları, elde ettikleri zaferden dolayı kutluyor, tebrik ediyor...Hayvanların hepsi büyük zafer kazandıklarına böylece inanmış oluyorlar...
    Bir gece çiftlikte bir gürültü oluyor, hayvanlar ahırdan fırlayıp koşuyorlar... çiftlik ilkelerinin yazılı olduğu duvarın dibinde kırılıp parçalanmış bir merdiven görüyorlar, domuzlardan birinin orada sersem sersem dolaştığını, yanında bir fener, bir boya kutusu ve bir de fırça olduğunu farkediyorlar. Hayvanlar duvara baktıklarında, duvardaki ilkelerden birinin daha kendi ezberledikleri gibi olmadığını farkediyorlar!?..
    Büyük Domuz, aldığı son kararla; arpaların bundan sonra sadece domuzlara
    tahsis edileceğini ve gazdan tasarruf etmek için ahırlardaki fenerlerin kaldırılacağını, hiç bir domuzun çiflikteki işlerle uğraşmayıp, sadece yönetimle ilgileneceğini, domuzlardan başka, hiç
    bir hayvanın yönetim işlerine karışamayacağını, domuzların dışındaki bütün hayvanların Ağustos ayında pazar günleri dahi çalışacağını, çalışmayanın yiyeceğinin yarıya ineceğini ilan ediyor.
    Hayvanlar, "Bütün hayvanlar eşittir" ilkesini hatırlayıp, "bu nasıl eşitlik" diye kendi kendilerine söylenmeye başlıyorlar. Hemen, ilkelerin yazılı olduğu duvarın yanına gidiyorlar, duvardaki yazıların değiştirilmiş olduğunu, ilk defa, fark ediyorlar, duvardaki bütün yazılar silinmiş, sadece şöyle yazıyor:
    "Bütün hayvanlar eşittir FAKAT Bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir.”