Çocuğun kuyruksokumundaki sızı dişetlerini kamaştırırken, "Keşke herkesin sırtında şaklatabileceğim kırbaç gibi bir kuyruğum olsaydı," dediğini ne babası duyuyor ne de ustası
Geçenlerde ruhuma sıkışmış bir ödevi kustum masamın üstüne. Yapılmamış bir ödev; bir soru. Uzun uzun düşündüm ve cevabı buldum geç de olsa: Hafızadan silinen her anı, biraz daha özgürleştiriyor insanı...
Kendime döndüm.
Yo, yanlış anlama. Bilirim kötücül sonuçlar çıkarırsın böylesi bir sözden. Kaçış değil oysa bu; sadece bir kendine dönüş. Çağırılmadan. İçine misafir olmak. İstenip istenmediğini sorgulamadan. Ne o? Gülmeye mi başladın? Haklısın, hep bunu yapmak istediğini söylerdin bana ve ben önce davrandım. Sen her şeyi yeniden yazacak kadar cesursun, yine başarırsın nasıl olsa... Oysa ben... Beni bilirsin: monolog, ada, çöl...