Her Söz acıda sınanır; Ama parıldamaz acı, kuyuların dibindedir, incirin sızan balında: kaç yağmur, kaç kar gerekti; lodos ve poyraz nasıl da sarstı gecenin ve tanın uykusunu: Ey iğvanın ve ölümün siyah afyonu "kulağıma bu zehri akıtan kim?"
diye sordun, ben de sabahın serinliğinden doğdum ey borayı andıran Hayalet!
Nerdesin alacakaranlığın Nemesis'i?
"Ne şefkatli bir anneymiş be," dedim.
"En azından verdiği sözü tutar. O, Olimposlular gibi değil. Nemesis iyi ya da kötü borcunu öder."
"Evet," dedim. "Senin hayatını kurtarmıştım, sen de buna karşılık olarak Kronos'u dirilttin. Amma iş yahu."
Nemesis, arzuyu sorgular; fıçısı deliktir Danaidlerin, suçları onları atar yeraltına, kocalarının ruhları sonsuz bir kovalamacada devindirir kolları hiç dolmayacak fıçının biçimini hangi ve ne kadar suyla ölçmeye.
Hürriyet Çılgın Bir Vehim
Determinizm çelik bir korse. Daha girift, daha esrarlı, daha cihanşümul bir gerçeğe sözde aydınların taktığı ad. Bu meçhul ve korkunç güce, Eski Yunan, "Ananke", "fatum" "nemesis" demiş; Hint "karma"; semavi dinler "kader".
Halk, ihtiyar Zerdüşt`ün ikiye ayrdığı Kadir-i Mutlak mefhumuna sâdık kalmış. Ahuramazda, Rab; Angromenyu, Felek. Felek, bir parça "Nemesis", bir parça şeytan. İlahi irade'yi lekelememek için uydurulmuş bir vur abalıya. Kahpe, kambur, kıskanç ve şuursuz. İslamiyet için fazla kurcalanmaması gereken bir sır, kader. İnsan zekâsı, bu içinden çıkılmaz muamma karşısında apışıp kalmış Hiç kimse bir zerre aydınlık getirememiş. Hayyam, Efsane söylediler ve uykuya daldılar" diyor; Neyzen, "Çözemez kimse bu dunya denilen kördüğümü."
Efsane veya şarkı Herkesin başka başka anladığı bir avuç kelime. Bu meçhuller ummanında tek pusula: İman. Ama iman da bir hidayet-i ilahiye. Yani inanmakta da hür değiliz.
Tom King böyle düşüncelere dalmış giderken vurdumduymaz gözlerinin önünde, harcanan kuvvete yönelik her türlü kısıtlamaya gülüp geçen, çevik kaslarla ipeksi bir cilde, asla yorulmayan ve hiçbir zaman tükenmeyen bir kalple ciğerlere sahip olan; kabına sığmaz, yenilmez, boyun eğmez; şan ve şöhret dolu Gençliğin görüntüsü belirdi. Evet, Gençlik, Nemesis'ti, cezalandırıcıydı. Yaşlıları yok eder ama burada kalmaz, bunu yaparken kendini de imhâ ederdi. Kendi atardamarlarını şişirir, kendi parmak eklemlerini parçalar ve sonunda sıra, kendisinin de Gençlik tarafından yok edilmesine gelirdi. Çünkü Gençlik her zaman gençtir. Sadece Yaşlılık yaşlanır.