• Einstein' ın Evreni, yıllar önce Sci Fi Science ( Bilim Kurgudaki Bilim) programı ile tanıdığım Michio Kaku'nun yazmış olduğu kitap..
    Konu olarak Einstein’ın biyografik bir derlemesi gibi görünse de aslında Einstein’ın çağdaşı olan bilimadamlarından hangi özellikleri ile ayrıldığı, onu günümüzde bile bu kadar popüler yapanın ne olduğu üzerine vurgular yapan bir kitap olmuş,
    Kaku, tüm spotları bu kitapta Einstein üzerine çevirmiş, kitap bana objektif yazıldığı izlenimi vermedi çünkü daha önce kaku’yu izlediğim bir programda Kaku’nun Fizikçi olmasına ilham olan kişinin Einstein olduğunu biliyorum..
    Peki einstein ‘ı bu kadar özel kılan neydi? 20.yy’da – kelimenin tam anlamıyla- tüm spotları ona doğrultan? Times’a manşet olan? Gazetecilerin, kapısının önünde kuyruk oluşturmasına neden olan? Yazdığı fizik kuramları camlara yapıştırılan? Sadece bilim dünyasının değil halkın da ilgisini çeken ve merak duymasını sağlayan?
    Kauku’nun ve Einstein hakkında belgeseli yapılmış ve kitabı yazılmış her içeriğin de dediği gibi, Einstein öncelikle en karmaşık fizik postulatlarını küçük bir çocuğa kolaylıkla anlatabilecek kadar fizik bilgisine hakim ve yetenekliydi ki zaten özel görelilik problemini kafasında küçük bir çocukken resim olarak çizerek somutlaştırmıştı. (Eğer bir ışığın üzerine binebilseydim ve onun üzerinde hareket edebilseydim ne olurdu?)
    İkinci olarak da newton mekaniğinden bambaşka bir kulvarda olan ve o güne kadar herkesin artık fizikte keşfedilecek bir şeyin kalmadığını düşünen bilim dünyasına, özel ve genel görelilik adında iki adet bomba atmasıydı.
    Bununların dışında Einstein bazılarının sezgi, Kaku’nun ise öngörü olarak nitelendirdiği ve kafasında problemleri basit bir netlikle resmedebildiği bir yaratıcılığa sahip olmasıydı,
    Tabi ki kitap bu basit soru ve cevaplardan ibaret değil,
    sokratın idamıyla başladığını bildiğimiz ve Galileo, Kopernik ve benzerleri ile her defasında tanık olduğumuz, her bilim alanında ve her çağda yaşanan, yeniliğe dirençle karşılık verme refleksinde bulunan İNSANın, evrilme sürecinde ne kadar yavaş hatta milim milim ilerlediğine tanık olmamızı sağlayan sahneleriyle dolu bu kitap,
    Benim en çok merak ettiğim konulardan biri de eğer Almanya (Birkaç zengin Yahudi tarafından!) Nazizm etkisinde bırakılmasaydı ve Fizik bilim literatürüne en çarpıcı katkıları sağlayan Alman Fizikçiler ülkelerini terk etmek zorunda kalmasaydı Dünyaki güç dengeleri şuan nasıl olurdu?...
    Kaku’nun yazmış olduğu bu kitap ile edinmiş olduğum diğer bir fayda ise Lisans eğitimim boyunca çözmüş olduğum ya da ispatını yapmış olduğum sayfalar dolusu Fizik ve Matematik problemlerinin hangi amaçla ve niye yapmış olduğum konusunda bana yaşatmış olduğu aydınlanmadır :)
    Ayrıca Kaku, yine Einstein’ı rol model alarak karmaşık fizik argümanlarını kolay anlaşılabilir hale getirmiş,
    Kitabı soluksuz okudum dersem abartmış olmam,
    Öncelikle Fizikçi meslektaşlarıma ve bunun yanında popüler fizikle ilgilenen, SicimTeorisini, M-Kuramını vb takip eden herkese bu kitabı şiddetle tavsiye eder, İyiOkumalarDilerim.
  • Tüm doğa yasaları bilinirse ilkesel olarak Evrendeki her cismin gelecekteki durumunun bilinmesinin mümkün olacağı görüşü yaklaşık iki yüz yıl boyunca kabul gördü. Demek ki Evrenimiz içindeki her şeyin, her hareketin, her değişimin önceden belirlendiği bir evrendi. Özgür seçim diye bir şey yoktu, belirsizlik de, şans da yoktu. Bu modele "Newton'un kurmalı evreni" adı verildi. İlk bakışta, Einstein’ınki gibi cansız bir blok evrene benzemiyor; ondaki gibi geçmişte olanlar ve gelecekte olacaklar donmuş bir şekilde gözler önüne serili durmuyor. Ama kurmali evren de pek farkli değil aslında. Onda da bütün gelecek belirlenmiş ve sabit durumda.
    Paradoks, Jim Al-Khalili
  • Galileo bize hep "düşüncelerinden vazgeçmiş" bir insan olarak anlatılırdı. Hatta Levent Ülgen adlı tiyatrocu TEDx konuşmasında "Galileo gibi olacağıma Bruno gibi olurum" diyerek Galileo'yu yerin dibine sokmaya bile çalışmıştır. Galileo'nun yaşamı ve yargılanması aşamasında (bence Levent Ülgen'in de bilmediği) çok ilginç ayrıntılara bu kitapta rastlayacaksınız.

    Ayrıca kitabın 2. bölümü Isaac Newton'un yaşamı hakkında özet bilgi niteliği içermektedir. Isaac Newton'u anlatan bir çok kitap okuduğum için 2. bölüm bana çok bir şey katmadı, hatta bayağı yüzeysel kaldı. Fakat Galileo hakkında Türkçe pek fazla kaynak olmadığı için kitabın ilk bölümü su gibi akıp gitti.

    Ayrıca kitapta, anlatılan olaylarla alakalı bir çok sanat eserine (tablo vb.) yer verilerek o günün insanlarının bilimsel gelişmelere ne gözle baktığı incelenmiştir. Eğer Galileo gibi bir dahi hakkındaki "tabularınızı yıkmak" istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
  • HAYVANLARDAN TANRILARA
    13,5 milyar yıl önce Bigbang le birlikte madde, enerji ve uzay ortaya çıktı. 300 bin yıl sonra atom ve moleküller, 3.8 milyar yıl önce ilk basit organizmalar oluştu. 70 bin yıl önce Homo sapiensin evrendeki yolculuğu başladı.12 bin önce ki tarım devrimi ve 5 bin yıl önceki Bilimsel devrim Sapiensin yolculuğundaki önemli dönemeçlerdi.
    Homo cinsinin evrim öncesi farklı türleri de vardı.Yaklaşık 2.5 milyar yıl öncesi Afrika da bir maymundan evrimleşmeye başlayan Homo cinsi, Neanderthallere evrildi. Homo erectus, denisova vs. arasında seçilim savaşını Homo Sapiens kazandı.
    Ateşin bulunması, alet yapımı ve nihayetinde iletişim kurmayı sağlayacak basit bir dil bulunması önemli aşamalardı.Tarım devrimiyle birlikte komünler halinde yaşamaya başlayan Sapiens sosyal düzenin en ilkel halini yaşıyordu.Sosyal düzen güçlü-güçsüz, zengin- fakir kavramlarını getirdi. Ve bu noktadan itibaren sömürü başladı. Ataerk gücünü garanti edebilmek adına Hukuk, Din gibi olguları devreye soktu.
    M.Ö. 3000 yıllarında Mısır krallığı, 1000-500 arası Asur, Babil, Pers 220 de Çin ve Roma imparoturlukları o dönemin büyük güçleriydi. Yahudiliğin ortaya çıkışı bu döneme rastlar. Çok Tanrılı dinlerden, tek tanrılı dinlere geçiş Hiyerarşinin oturmasında etkili oldu. Sömürü düzeni, savaşlar diğer dinleri doğurdu.Ve İnsan uzunca bir zaman Din hakimiyetinde Tanrı ile korkutularak sömürülmeye devam edildi.
    Sapiensi DİN-İmparatorluklar- Ticaret birleştirerek küresel dünyaya götüedü. !500-1600 yılları bilimsel devrimin başlangıcıdır.Macellan, Kolomb, kaptan cook, Vasco de gama gibi kaşifler yepyeni keşifler yaptılar. Kopernik le başlayan evreni anlama serüveni Kepler kanunları ile devam etti ve !687 de Newton modern tarhin en önemli kitabını yazdı.'' Doğal felsefenin matematiksel ilkeleri'' Bir taraftan da büyük filozoflar metafiziki olguları tartışıyor. Dinin altını eşeliyorlardı.1800 yıllarda endüstriyel devrim başladı.Avrupa'nın ekonomik ve bilimsel anlamda güçlenmesi daha cahil ve güçsüz halkın sömürgelere dönüşmesi demekti.
    !900 lü yıllar Einstein,Darwin, Freud gibi bilim adamlarının o ana kadar öğrendiğimiz ne varsa sorgulamamıza neden olan kuramlarıyla sarsıldı. Ve 1945 de modern çağın en acımasız olaylarından biri yaşandı.Atom bombası Hiroşima da denendi.
    Bu süreçte ilahi dinler ideolojilere dönüştü. Sapiensin anlam arayışı çağdaş dinler Nazizm, Komünizm ,Kapitalizm ve liberal hümanizm le devam etti.Bu ideolojiler Avrupa da şiddetli bir kasırga estirdiler......
  • Tüm doğa yasaları bilinirse ilkesel olarak Evrendeki her cismin gelecekteki durumunun bilinmesinin mümkün olacağı görüşü yaklaşık iki yüz yıl boyunca kabul gördü. Demek ki Evrenimiz içindeki her şeyin, her hareketin, her değişimin önceden belirlendiği bir evrendi. Özgür seçim diye bir şey yoktu, belirsizlik de, şans da yoktu. Bu modele "Newton'un kurmalı evreni" adı verildi. İlk bakışta, Einstein’ınki gibi cansız bir blok evrene benzemiyor; ondaki gibi geçmişte olanlar ve gelecekte olacaklar donmuş bir şekilde gözler önüne serili durmuyor. Ama kurmali evren de pek farkli değil aslında. Onda da bütün gelecek belirlenmiş ve sabit durumda.
  • Arayan bulur.

    Newton'ın içindeki yer çekimini arayıp onun var oluşunu elmaya bağlaması gibi, Edison'un içinde yanan o ışığı arayıp ampule dökmesi gibi, Graham Bell'in içindeki 'alo'yu arayıp onu uzaklara duyurması gibi, Einstein'ın içindeki aradığı evreni izafiyetle açıklaması gibi, kendisini arayan insan da elbet bulur kendini.

    Dayatılan kalıplar arasında sıkışıp kalmış bir hayat gün yüzüne nasıl çıkar? Yaşamaya dair olan isteksizlik tam olarak nerede canlanır? Aranılan o yaşam kırıntısı ne zaman bulunur? Hayat belirtileri ölmüş, üstelik bunun farkında olan insanın işlediği bir suçla birden böyle canlanacağı kimin aklına gelirdi ki? 7 Haziran 1913. 15:16. Tesadüfler silsilesinin başlangıcı, aradığı şeyin. Evet bu andan sonra, bugüne kadar ne olduğunu anlamadan 36 yıl yaşayan bedenin acısını nasıl çıkardığını görüyorsunuz. Gece olduğunda, kendini insanların akışına bıraktığında, başına gelecekler belki başkalarının günah diye adlandırdığı bir başka uçuruma, belki de yüceliklere sürükleyecek kim bilir? Peki bunu bilmek isteyen kim?

    Bakışlarında bir derinlik var şimdi, hiçbir şey sıradan değil. Sahip olduklarının farkında oluşundaki şükranlığıyla insanlara değer verişi, bumerang gibi değerin kendisine dönmesine, sıradan sohbetlerinin yerini içtenlik almasına vesile oldu.

    Kitabı bitirirken, kahramanın bu yaşadıklarını kağıda döküp yaşıyor olduğunu anlatmaya çalışmasının delilik olduğunu ancak bundan utanmadığını, çünkü bu duyguyu hissetmemiş birinin onu anlamayacağını, bütünlükten haberdar olandan da utanmadığını çünkü kendisini anlayacağını zaten biliyor.

    Zweig, kitabı o kadar güzel bir şekilde bitirmiş ki, belki de altın vuruşun vuku bulmuş şekli bu:
    Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
  • Einstein bir defasında asistanı Ernst Straus’a “Evreni yaratırken Tanrı’nın başka bir seçeneği var mıydı?” sorusunu sormuştu. 16. yüzyılın sonlarında Kepler, Tanrı’nın evreni bazı mükemmel matematik ilkelerine göre yarattığına inanmıştı. Newton, göklere uygulanan yasaların yeryüzünde de uygulandığını görmüş ve bu mükemmel yasaları ifade edebilmek için denklemler geliştirmişti; bu yasalar 18. yüzyıl bilimcileri arasında neredeyse dini bir coşku uyandırmış, bu yasaları Tanrı’nın bir matematikçi olduğunu göstermek amacıyla kullanmışlardır.