Kütüphane kedisi, Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens'i inceledi.
18 May 13:55 · Kitabı okudu · 19 günde · Beğendi · 9/10 puan

HAYVANLARDAN TANRILARA
13,5 milyar yıl önce Bigbang le birlikte madde, enerji ve uzay ortaya çıktı. 300 bin yıl sonra atom ve moleküller, 3.8 milyar yıl önce ilk basit organizmalar oluştu. 70 bin yıl önce Homo sapiensin evrendeki yolculuğu başladı.12 bin önce ki tarım devrimi ve 5 bin yıl önceki Bilimsel devrim Sapiensin yolculuğundaki önemli dönemeçlerdi.
Homo cinsinin evrim öncesi farklı türleri de vardı.Yaklaşık 2.5 milyar yıl öncesi Afrika da bir maymundan evrimleşmeye başlayan Homo cinsi, Neanderthallere evrildi. Homo erectus, denisova vs. arasında seçilim savaşını Homo Sapiens kazandı.
Ateşin bulunması, alet yapımı ve nihayetinde iletişim kurmayı sağlayacak basit bir dil bulunması önemli aşamalardı.Tarım devrimiyle birlikte komünler halinde yaşamaya başlayan Sapiens sosyal düzenin en ilkel halini yaşıyordu.Sosyal düzen güçlü-güçsüz, zengin- fakir kavramlarını getirdi. Ve bu noktadan itibaren sömürü başladı. Ataerk gücünü garanti edebilmek adına Hukuk, Din gibi olguları devreye soktu.
M.Ö. 3000 yıllarında Mısır krallığı, 1000-500 arası Asur, Babil, Pers 220 de Çin ve Roma imparoturlukları o dönemin büyük güçleriydi. Yahudiliğin ortaya çıkışı bu döneme rastlar. Çok Tanrılı dinlerden, tek tanrılı dinlere geçiş Hiyerarşinin oturmasında etkili oldu. Sömürü düzeni, savaşlar diğer dinleri doğurdu.Ve İnsan uzunca bir zaman Din hakimiyetinde Tanrı ile korkutularak sömürülmeye devam edildi.
Sapiensi DİN-İmparatorluklar- Ticaret birleştirerek küresel dünyaya götüedü. !500-1600 yılları bilimsel devrimin başlangıcıdır.Macellan, Kolomb, kaptan cook, Vasco de gama gibi kaşifler yepyeni keşifler yaptılar. Kopernik le başlayan evreni anlama serüveni Kepler kanunları ile devam etti ve !687 de Newton modern tarhin en önemli kitabını yazdı.'' Doğal felsefenin matematiksel ilkeleri'' Bir taraftan da büyük filozoflar metafiziki olguları tartışıyor. Dinin altını eşeliyorlardı.1800 yıllarda endüstriyel devrim başladı.Avrupa'nın ekonomik ve bilimsel anlamda güçlenmesi daha cahil ve güçsüz halkın sömürgelere dönüşmesi demekti.
!900 lü yıllar Einstein,Darwin, Freud gibi bilim adamlarının o ana kadar öğrendiğimiz ne varsa sorgulamamıza neden olan kuramlarıyla sarsıldı. Ve 1945 de modern çağın en acımasız olaylarından biri yaşandı.Atom bombası Hiroşima da denendi.
Bu süreçte ilahi dinler ideolojilere dönüştü. Sapiensin anlam arayışı çağdaş dinler Nazizm, Komünizm ,Kapitalizm ve liberal hümanizm le devam etti.Bu ideolojiler Avrupa da şiddetli bir kasırga estirdiler......

Yusuf K, bir alıntı ekledi.
16 May 17:09

Bilgelik, kendisine sahip olana mutluluk ve kurtuluş sağlayacağı, hayatına anlam ve değer katacağı varsayılan anlamlı ve değerli bilgidir, örneğin gök cisimlerinin kütleleri ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı olarak birbirlerini ittikleri veya çektiklerine ilişkin Newton’un evrensel çekim yasası, fizik biliminin veya astronominin alanı içinde ele alınması gereken, olguya ilişkin bir bilgidir; ama bu bilgi, bizzat Newton veya bir başkası tarafından, evreni matematiksel bir biçimde ve belli bir plana göre düzenli ve uyumlu olarak yaratan akıllı bir Tanrı’nın varlık üzerindeki damgasından haber veren, onun bir işareti, bir ayeti olan şey olarak yorumlandığında artık bilgi olmaktan daha fazla bir şey, bir bilgelik olur.

Felsefeye Giriş, Ahmet ArslanFelsefeye Giriş, Ahmet Arslan
Korhan Arslan, bir alıntı ekledi.
14 Nis 19:00 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Tüm doğa yasaları bilinirse ilkesel olarak Evrendeki her cismin gelecekteki durumunun bilinmesinin mümkün olacağı görüşü yaklaşık iki yüz yıl boyunca kabul gördü. Demek ki Evrenimiz içindeki her şeyin, her hareketin, her değişimin önceden belirlendiği bir evrendi. Özgür seçim diye bir şey yoktu, belirsizlik de, şans da yoktu. Bu modele "Newton'un kurmalı evreni" adı verildi. İlk bakışta, Einstein’ınki gibi cansız bir blok evrene benzemiyor; ondaki gibi geçmişte olanlar ve gelecekte olacaklar donmuş bir şekilde gözler önüne serili durmuyor. Ama kurmali evren de pek farkli değil aslında. Onda da bütün gelecek belirlenmiş ve sabit durumda.

Paradoks, Jim Al-KhaliliParadoks, Jim Al-Khalili
Umre, Olağanüstü Bir Gece'yi inceledi.
10 Şub 01:17 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Arayan bulur.

Newton'ın içindeki yer çekimini arayıp onun var oluşunu elmaya bağlaması gibi, Edison'un içinde yanan o ışığı arayıp ampule dökmesi gibi, Graham Bell'in içindeki 'alo'yu arayıp onu uzaklara duyurması gibi, Einstein'ın içindeki aradığı evreni izafiyetle açıklaması gibi, kendisini arayan insan da elbet bulur kendini.

Dayatılan kalıplar arasında sıkışıp kalmış bir hayat gün yüzüne nasıl çıkar? Yaşamaya dair olan isteksizlik tam olarak nerede canlanır? Aranılan o yaşam kırıntısı ne zaman bulunur? Hayat belirtileri ölmüş, üstelik bunun farkında olan insanın işlediği bir suçla birden böyle canlanacağı kimin aklına gelirdi ki? 7 Haziran 1913. 15:16. Tesadüfler silsilesinin başlangıcı, aradığı şeyin. Evet bu andan sonra, bugüne kadar ne olduğunu anlamadan 36 yıl yaşayan bedenin acısını nasıl çıkardığını görüyorsunuz. Gece olduğunda, kendini insanların akışına bıraktığında, başına gelecekler belki başkalarının günah diye adlandırdığı bir başka uçuruma, belki de yüceliklere sürükleyecek kim bilir? Peki bunu bilmek isteyen kim?

Bakışlarında bir derinlik var şimdi, hiçbir şey sıradan değil. Sahip olduklarının farkında oluşundaki şükranlığıyla insanlara değer verişi, bumerang gibi değerin kendisine dönmesine, sıradan sohbetlerinin yerini içtenlik almasına vesile oldu.

Kitabı bitirirken, kahramanın bu yaşadıklarını kağıda döküp yaşıyor olduğunu anlatmaya çalışmasının delilik olduğunu ancak bundan utanmadığını, çünkü bu duyguyu hissetmemiş birinin onu anlamayacağını, bütünlükten haberdar olandan da utanmadığını çünkü kendisini anlayacağını zaten biliyor.

Zweig, kitabı o kadar güzel bir şekilde bitirmiş ki, belki de altın vuruşun vuku bulmuş şekli bu:
Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.

Ceylan, bir alıntı ekledi.
 06 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Bu kurallar ve yasalar dahilinde gezegenlerin yörüngelerinden tut da arabaların nasıl çalıştığına kadar her şey açıklanıyordu. Özünde Newton, Tanrı'nın evreni değişmez bir takım kurallar çerçevesinde ,belirli bir planla ortaya koyduğuna inanıyordu. Bu inanış topluma yayıldı ve kapitalizm de yayıldı. Böylece dünya arz-talep kurallarına boyun eğdi adeta."

Olasılıksız, Adam Fawer (Sayfa 352 - undefined)Olasılıksız, Adam Fawer (Sayfa 352 - undefined)
Sadık Cemre Kocak, Zamanın Kısa Tarihi'yi inceledi.
27 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Dile kolay. 20 Ekim 1987. Bundan 30 yıl evvel yazılan, taslağı 1985 yılında tamamlanan, üstadımız Einstein sonrası benim gözümde modern zamanın en iyi profesörü Hawking’in kitaplarını artık okumaya karar verdim. Hatta geç bile kaldım. İmkansız denilen kelimeden uzak olarak beden değil kafa sağlığını öne çıkartan çok değerli bir yaşayan efsanenin kitaplarını okumak ve onun bilgilerinden faydalanmak bence oldukça mühim.
Kitabımız öncelikle dünyanın şekli ve eski yunan bilimcilerin, dünyanın yuvarlak olmasından ziyade yuvarlak olduğunu 3 temel sav etrafında belirttiklerin söylerken aklımıza gelen ilk isim de tabii ki Aristo oluyor.
Kepler, Galileo, Kopernik ve Newton ve en önemlisi Einstein gibi isimler kitabımızda kısa kısa da olsa yer bulmayı başarmış insanlar arasında. Bilimin onların döneminde ‘Ölüm’ anlamına gelmesi ve şimdi umursanmaması da oldukça ironik.
İnsanlığın bilgi için en derin arzusu, bu sürekli arayışımız için yeterli bir nedendir. Hedefimiz de en azından içinde yaşadığımız evreni eksiksizce betimlemektir. Aslında şu cümle bile kitabın ana fikri olabilir nitelikte. Çünkü 30 yıl öncesinden yapabilecek en iyi durum belki de geleceğe ışık tutmak adına bilimin yapabilecekleriyken aslında bilimin en büyük mucizelerinin birer buluşçusu olarak bizler bunu şuan ceplerimizde dahi taşıyabiliyoruz. 30 yıl önce buna sadece ışık tutulabilirken şimdi gerçek olanı -bende dahil- göremiyor, idrak edemiyoruz.
Evrenin Einstein için önemi ve Einstein’in evren için önemini anlatan çok değerli bir eser olduğunu düşünüyorum. Kendisinden ve diğer -önemli- fizikçilerden oldukça bahsedilmiş.
Öğrendiğimiz bir diğer önemli nokta da yıldızlar ve yıldızların nokta kadar görünmesi ama nasıl oluyor da farklı biçimlendirilip isimlendikleri listeleniyor bunu açıklıyor ve akla gelmeyecek bir sistem aslında. Yani daha çok fark edilemeyecek. Nasıl mı ? Yaydıkları ışığın rengiyle. Oldukça etkileyici ve dönemine göre de şaşırtıcı. Daha da şaşırtıcı bir noktaya değinirsek yıldızların atmosferinin hangi elementlerden oluştuğunu bulabiliyoruz. Gerçekten mükemmel.
Şimdi bir de benim ilk basımlardan Milliyet yayınlarından okuduğumu ve bu nedenle biraz daha avantajlı olduğumu düşünüyorum. Mesela bunun en temel örneklerinden biri de sonraki basımlarda ilk basımlara göre bazı yerlerin bilerek çıkartılması bazılarınınsa yazar tarafından yeniden düzenlenerek çıkarılması diyebiliriz. Örnek derken de şunu aktaracağım ki bence mühimdir. Profesör Steinhardt bizzat Hawking’i arayarak kitapta bahsettiği Linde’nin çalışmasının yer almadığını söylediğinde burası kitaptan çıkartılıyor ama yazarımız ilk basımında bundan bahsetme lütfunu göstermiş. O sebepledir ki ilk basımlar oldukça önemlidir.
Kitabımızın bir de Sonuç bölümü sonrası Einstein, Newton ve Galilei’den bahsettiğini eklemem gerek. Kısa yaşam öyküleri adında bahsetmiş ve genel itibariyle de oldukça başarılı buldum. Bu tarzı sevenler okusunlar derim. Bilim Şart..

Aleyna Paylan, bir alıntı ekledi.
23 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Uzayın eğri olabileceğini bir kez kavradığımız zaman, ortaya şaşırtıcı yepyeni bir resim çıkar. Bir yatağın üzerine ağır bir taş konmuş olduğunu düşünün. Şimdi, yatağın üzerinde minik bir bilye yuvarlayın. Bilye düz bir çizgi üzerinde değil, taşın etrafında eğri bir çizgi boyunca hareket eder. Bu etkiyi incelemek için iki yol bulunmaktadır. Uzaktan seyreden bir Newton'cu, taştan çıkarak bilyeyi etkileyen gizemli bir ''kuvvet'' var olduğunu, bu kuvvetin bilyeyi yol değiştirmeye zorladığını söyleyebilir. Bu kuvvet, görünmez olmakla beraber, uzanmakta ve bilyeyi çekmektedir. Buna karşın, bir görelilikçi, tümüyle farklı bir manzara görebilir. Yatağa yakından bakan görelilikçi için bilyeyi çeken herhangi bir kuvvet bulunmamaktadır. Yalnızca yatakta bir çöküntü vardır, bu da bilyenin hareketini belirlemektedir. Bilye hareket ettikçe yatağın yüzeyi bilyeyi dairesel bir hareketle yol alacak şekilde ''itmektedir''.
Şimdi taşın yerinde Güneş'i, bilyenin yerinde Dünya'yı ve yatağın yerinde de uzay ve zamanı düşünün. Newton olsaydı, adına ''çekim'' denilen görünmez bir kuvvetin Dünya'yı çekerek Güneş'in etrafında tuttuğunu söylerdi. Einstein ise ortada hiçbir çekim kuvvetinin olmadığını söyleyerek buna yanıt verirdi. Dünya Güneş'in etrafında dönmektedir, çünkü uzayın kendisinin eğriliği Dünya'yı Güneş'e doğru itmektedir. Bir bakıma, Güneş çekmez, fakat uzay iter.
Einstein, bu resimde Güneş'te olan herhangi bir olayın Dünya'ya ulaşmasının neden sekiz dakika süreceğini açıklayabilirdi. Örneğin, eğer taşı birdenbire yerinden kaldıracak olursak, yatak normal şekline döner, yatağın yüzeyi boyunca belli bir hızla yol alan dalgalanmalar meydana getirir. Aynı şekilde, eğer Güneş ortadan kalkacak olursa, ışık hızında yol alacak bir çarpık uzay şok dalgası çıkar. Bu resim öylesine basit ve şıktı ki, Einstein kendisine neden bu kadar ünlü olduğunu soran ikinci oğlu Eduard'a temel fikri anlatabilmişti. Einstein, şöyle yanıtlamıştı: ''Kör bir böcek eğri bir dal üzerinde yürürken, gittiği yolun eğri olduğunun farkına varmaz. Ben, böceğin fark etmediği şeyi şans eseri fark ettim.''

Einstein'ın Evreni, Michio Kaku (Sayfa 68 - ODTÜ yayıncılık)Einstein'ın Evreni, Michio Kaku (Sayfa 68 - ODTÜ yayıncılık)
Coşkun Deniz, Kozmos - Evrenin ve Yaşamın Sırları'ı inceledi.
 12 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 31 günde · Beğendi · 8/10 puan

Ünlü Astrobiyolog, gökbilimci ve popüler bilim yazarı olan Dr. Carl Sagan’ın Kozmos kitabı, ABD’ de 1980 yılında basılmış olup, 1998 yılında Türkçe’ ye çevrilmiştir. Kitap, Altın Kitaplar yayınevi tarafından günümüze kadar 14 baskı yaparak oldukça ilgi görmüştür. Yayımlandığı dönemde de çok satanlar listesine girmeyi başarmıştır. Kozmos evrenin ve yaşamın sırlarına olan merakımızı büyük ölçüde gidermekte, okuyucunun astronomiye olan ilgisini arttırmaktadır. Dr. Carl Sagan hayatı boyunca insanların evreni keşfetme ve öğrenme meraklarını giderme misyonunu üstlenmiş, bu çalışmalarından ötürü Olağanüstü Bilimsel Başarı ve Bilimi Halka Ulaştırma ödülüne layık görülmüştür. Kitap, Carl Sagan’ ın Kozmos Belgeseli’nin kitabıdır, belgeselin amacına ulaşması için tamamlayıcı bir rol üstlenmiştir. Belgesel on üç bölümden, kitapta buna paralel olarak on üç bölümden oluşuyor. Bitirdiğim her bölümden sonra, belgeselden karşılık gelen bölümü izlemem, hem okuduklarımı daha iyi kavramamı, hem de kitaptan daha fazla keyif almamı sağladı. Kitap belirli bir düzende konuları ele almıyor. Sagan kendini okuyucunun yerine koyarak, yaratıcı ve keyifli anlatımıyla benim ve birçok okuyucunun zihnini meşgul eden soruların bir çoğunu kitabında işlemiş. Bilimsel bir kitap olması nedeni ile kitapta verilen bazı bilgiler, bilimin devamlı ilerlemesinden ötürü, günümüz şartlarında geçerliliğini yitirmiştir. Örnek vermem gerekirse kitapta Voyager 2 uzay aracının Satürn gezegenine yeni ulaştığına değiniliyor, günümüzde Voyager 2 sırasıyla Uranüs, Neptün ve Plüton gezegenlerine ulaşmış, yeni bilgi ve resimleri bize iletmiş ve yolculuğuna derin uzay’ da devam etmektedir.

Sagan kitabının Birinci bölümünde: Kozmos’ un sonsuzluğundan, verdiği örnekler ile dünyada kullandığımız uzunluk ölçülerinin Kozmos’ ta ne kadar anlamsız kalmasından bahsederek kitaba giriş yapıyor.

İkinci bölümde: Gezegenimizde yaşamın başlangıcından, karmaşık organizmalara evrilmesi ve günümüze gelişinden. Darwin, Evrim teorisi, doğal seçilim ve mutasyondan. Bu teoriyi destekleyen kanıtlardan. Laboratuvar ortamında karmaşık organik molekül elde edilmesi deneyinden.

Üçüncü bölümde: İnsanların ilk kez dünyayı, uzayı ve yıldızları anlama çabalarından. Astronomi ve Astroloji arasındaki farktan. Kopernik, Newton ve Kepler’in keşif ve yasalarından.

Dördüncü bölümde: Kuyruklu yıldızlar, yörüngeleri, kuyrukluyıldız ve meteorların, geçmiş ve günümüzde dünya ve güneş sistemi üzerinde ki etkilerinden. Dış Güneş Sistemi Kuyrukluyıldız bölgesinden. Ayrıca Güneş sistemimizde ki gezegenlerden.

Beşinci bölümde: Dünya dışında hayatın, Mars gezegeninden başlayarak keşfine dair çalışmalardan. Mars’ a gönderilen uzay araçları ve Mars gezegeninin detaylı incelemesinden. Mars’ta yapılan deneylerden.

Altıncı bölümde: Astronomi alanındaki keşif ve icatlardan, bu keşiflerin, kaşifler ve içinde bulundukları toplumların üzerindeki etkilerinden. Voyager uzay araçlarından edindiğimiz bilimsel bulgular ve keşiflerden. Voyager 2’ nin günümüze kadar uğradığı gezegenlerden elde edilen yeni bilgilerden.

Yedinci bölümde: Antik dönem bilim insanlarının, astronomi çalışmalarından ve inanç ekseninde bakış açılarından. Antik Yunan Bilimi ve Astronomisinin bilime katkılarından. Hipokrat, Demokritos, Pythagoras, Thales ve Aristarkhos gibi Antik Yunan bilim insanlarının keşifleri ve keşiflerinin günümüze olan etkilerinden.

Sekizinci bölümde: Yakın geçmişimizde yaşamış Einstein gibi bilim adamlarından. Einstein’ın görelilik kuramı detaylıca ve örnekler ile işlenmiş. Milyonlarca yıl ile ölçülen yıldızların ömrü karşısında, on yıllarla ölçülen insan ömrünün azlığına dikkat çekerek zaman ve mekan kavramlarından.

Dokuzuncu bölümde: Yıldızların oluşumu, yaşam süreleri ve zamanla kademeli olarak kırmızı dev, beyaz cüce, nova, süpernova, nötron yıldızı veya kara deliğe dönüşmelerinden. Atomun kimyasal özellikleri, iç ve dış bölümleri. Elementler ve evrenin %99 oranında hidrojen ve helyum elementinden oluşmasından.

Onuncu bölümde: Evrenin sonsuzluğunun aslında bir sonu var mı?” Sorusuna cevap aramış ve evrenin başlangıcı, büyük patlama, evrenin genişlemesi gibi konuları işlemiş.

On birinci bölümde: İnsan’ı konu olarak işlemiş. Beyin, DNA’nın yapısı, virüsler, bakteriler son olarak bilgi ve bilginin gelecek nesillere aktarımından bahsetmiş.

On ikinci bölümde: Dünya dışı akıllı yaşam konusu detaylıca işlemiş. Frank Drake tarafından ortaya atılan Drake denklemiyle Samanyolu Galaksisi’nde akıllı yaşam bulunan gezegenlerin olasılığını bizlere sunmuştur. Elimizde bulunan teknoloji ile Radyo mesajları ileterek, ışık hızında Samanyolu Galaksisi’nde akıllı yaşam aramalarımızın önemine değinmiştir.

On üçüncü ve son bölümde: Savaş, nükleer savaş, atom bombasının insanlar ve doğa üzerindeki etkileri. Devletlerin silahlanma yarışı ve bu iş için yapılan harcamalara değinip kitap son buluyor.

Sagan kitabını şu güzel sözleri ile sonlandırıyor. “Biz yerküremiz adına konuşuyoruz. Varlığımızı sürdürme yükümlülüğümüzse, yalnızca kendimize karşı değil, aynı zamanda Kozmos’a karşıdır da. Yaşam kaynağımız o eski ve engin Kozmos’a.”

back to the roots, bir alıntı ekledi.
30 Tem 2017 · Kitabı okuyor

...
laboratuvarlardaki insanların da mitleri vardır. En ünlü mitleri, Bilgi Ağacı ve Cennet Bahçesi efsanelerinden, üstelik utanmadan izinsiz alıntılar yaparak,
...
Bu mite göre Isaac Newton bir gün bir elma ağacının altında otururken kafasına olgun bir elma düşer. Newton neden elmanın dümdüz yere düştüğünü merak eder, neden yana ya da yukarı değil? Bu merakı onu Newton mekaniğinin kanunlarını ve yerçekimini keşfetmeye götürecektir.
Newton’ın hikayesi Bilgi Ağacı mitini tersine çevirir. Cennet Bahçesi’ndeki yılan insanları günaha teşvik ederek tanrının gazabını üzerine çeker.
...
Hikaye Newton’ın kafasına bir elmanın düşmesiyle başlıyor olsa da sonuçta elma kendi isteğiyle düşmüyor.
Cennetin Bahçesi mitinde insanlar merak ettikleri için cezalandırılır. Tanrı onları Cennet’ten kovar. Woolsthorpe Bahçesi mitindeyse bırakın cezalandırılmayı, insanlık merak sayesinde evreni daha iyi kavrayıp daha da güçlenerek teknolojik cennete bir adım daha yaklaşır. Dünyanın her köşesinde sayısız öğretmen, Newton mitini merak uyandırmak için anlatır; yeterince bilgilenirsek, burada, dünyada bir cennet yaratabileceğimizi anlatmaya çalışırlar.
Öyle ki tanrı da Newton mitindeki yerini alır: Tanrı Newton’ın ta kendisidir.

Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah HarariHomo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah Harari