And you love her, yes. But not too much.”
“Why do you say that?”
“Because you are not mad, or wild, or grieving! You are not roaring out to choke her with your own bare hands! Which means your soul is not too mixed up with hers. And that is good. Here is my experience. Stay away from the ones you love too much. Those are the ones who will kill you. What you want to live and be happy in the world is a woman who has her own life and lets you have yours.
“Kitaplar, manevi birer hazinedir. Eskiden bana önerilen kitapları bir kenara not eder, hafızamda tutmaya çalışırdım. Bugün liste öylesine uzun ki, artık kayıt tutmuyorum. Dostlarım bana öneride bulundukları zaman gülümsüyorum. Bu gülümse ağırlıklı olarak mutlu; zira her paylaşım kitaplarla, edebiyatla bağımızın güçlendiğini hissettiriyor. Gülümsememin buruk tarafı ise, zaman sorunu… Hangi yazara, hangi kitaba öncelik vermeli? Raflarda kitapları inceledikçe, gelecek adına söz vermekten başka yol yok gibi…”
(David Ojalvo)
Don Kişot mahzun rüyasından bir türlü uyanamıyordu. Her gün onun bir parça daha mezara yaklaştığı ve talihine boyun eğdiği görülüyordu.
'' Sevgili Dostlarım, yüce Tanrı bana akıl ve mantığımı yeniden bağışladı. Bana geçmiş olsun demekte gecikmeyin. Ben artık Don Kişot de la Mancha değilim.
Şövalye hikayelerine inanmıyorum. Hiç şüphe yok ki onları yazanlar az çok gönüllerini eğlendirmişlerdir; okuyanlar da öyle. Fakat onları gerçek sananlar delidirler. Bu hayalden doğma kahramanların hepsi hoştur, cana yakındır, bunu kabul ederim. Onların kabahatleri yalnız masal ve roman kahramanları olmaktan ibarettir.''
...bir çift abanoz zarı ona verdi. Gazanfer diyar diyar dolaşıp dünyadaki en talihsiz adamı bulacak ve kendisine verilen zarları bu zavallıya tam 66 kez attırıp sayıları dikkatle bir kâğıda not edecekti. Bu sayıların ebceddeki karşılığı olan harfleri bulup okuduğunda, kapalı kısmetinin nasıl açılacağını öğrenecekti.
Bütün hayatımı birilerinin yanında durarak geçirmiştim.Birilerinin bana açtığı boşluklara sığmış,taşmamış,yükselmemiş bile ama kurumamış da,orada eski bir göl gibi durup beklemiştim.