Li gor mîta Pepûk, keçikek dora heft salî, birayekî wê tenê heye û diya wan miriye, kecik bi nezanî birê xwe dikuje. Ev cinayet dibe felaketa wê, li ser birê xwe digiri, meytê wî diso û wî dixe bînê erdê. Ji Xweda re dibêje, "Xwedê min bike çûkek da ku ez karibim heta hetayê ji bo birayê xwe bigirîm." Dibêjin ji wê rojê pê ve dibe çûk û her hema dibêje: Pepû Kekû Kam kerd Min kerd Kam kişt Min kişt Kam şut Min şut Wisan çûka pepûk hatiye afirandin. Loma kengî felaketek bi serê jinekê de were, dibêjin, "pepûkë” an "pepû" û xwe dixin konteksta keça ji kerban metamorfoz derbas kiriye. Ji ber ku pepûk her tim jinek e, ev peyv bi qertafa nêr, yanî wek "pepûko" pir kêm tê bikaranîn. Heta gotineke pêşiyan heye dibêje: “bûme bûk, bûme pepûk."
Sayfa 47
Kurdî
İnsanların yüzde doksan dokuzu gaflettedir
Eğer bir kişi: Mademki biz kendimiz fiili işleyen değiliz, o halde o amelden, o işten doğan sevabı biz nasıl umut ederiz? Hiç kuşku yoktur ki, bize verilen sevap, şu işlediğimiz işlerden ötürüdür. Bu da kendi irade ve isteğimizle, kendi seçmemizle olmuştur! dese ona şu karşılığı veririz: — Gerçekten sen Hak Teâlâ’nın kudretinin yolusun. Sen hiç bir şey değilsin. Nitekim Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Sen o işi işlemedin, belki Allahü Teâlâ işledi.” (Enfal Sûresi: 17) Lâkin Cenab-ı Hak hareketi, ilimden, kudretten ve iradeden sonra yarattı, ama sen öyle sanırsın ki, senden dolayı doğan hareketi sen yarattın! Bunun sırrı çok incedir. Sen bunu idrâk edemezsin, anlayamazsın.Ama şimdiki halde sen kendini anlayışın yolunda müsamaha edilmiş tut. Şöyle farzet ki, amel senin kudretin ve ilminle mümkün değildir. Amelin anahtarı bu üçüdür. Üçü de Hak Teâlâ’nın armağanı, hediyesidir. Diyelim ki, sapasağlam bir hazine olsa, onun içinde birçok nîmet bulunsa, sen o zenginliği elde etmekten âciz olsan, o hâzineyi açmaya anahtarın olmasa, ama hazinedar sana onun anahtarını verse, oradan elini uzatıp ne dilersen alsan, bu ihsana mâlik olmayı haznedara mı yorarsın, yoksa elini uzatıp aldığına mı? Şunu bilirsin ki, anahtar vermenin yanında el uzatmanın o kadar kadri ve kıymeti yoktur. Belki kudret, sana anahtarı verendedir. Çünkü nîmet senin eline o anahtarla geçmiştir. Demek ki, senin kudretine sebep olan şeyler de ki bunlar amellerin vekilidir. Hak Teâlâ’nın vergisi, hediyesidir. Şaşılacak şey, Hak Teâlâ’nın fazlındadır. Çünkü sana tâat, ibâdet hâzinesinin anahtarını vermiştir. O kilidi açma yolunu bütün fâsıklara yasakladı. Ve günahkârlık anahtarını onlara verdi. İbâdet hâzinesinin kapısını onların üzerine bağladı. Onlardan bir cinayet ortaya konulmakla değil, kendi adaleti bunu böyle
Din
....... OLMAZ İMİŞ
1 Düşicek derd ü gama dilde sürûr olmaz imiş Elem ü mihnet ile şevk ü hubûr olmaz imiş 2 Leblerün şevkına nûş eylemiyen sâkî şarâb Gamdan âzâd oluben ehl-i sürûr olmaz imiş 3 Ser-i kûyunda görüp yüzüni iden inkâr Benzer ana ki diye Ka'be’de nûr olmaz imiş 4 Bu cihân tobtoludur mihnet ile gussa çeküp Bî-huzûr olma yüri bunda huzûr olmaz imiş 5 İtleriyle olalı kûyına irdüm yârun Kim yakîn olur ise hıdmete dûr olmaz imiş 6 Devlet-i 'âleme meyl eylemedük gayret idüp Ey gönül sencileyin kimse ğayûr olmaz imiş 7 Sebziyâ hâk olıgör kendüne mağrûr olma Meskenet ehli olanlar da gurûr olmaz imiş
......... İSTEMEZ, DAHA DA İSTEMEZ :)
1 Her ne cân kim bu cihân içinde cânân istemez Benzer ol huffâşa kim hurşîd-i rahşân istemez 2 Haste olan hâr gamından bir yüzi gül dilberün 'Âfiyetden el çeker seyr-i gülistân istemez 3 Salsa pertev nûr-ı Hakk merd-i Hudâ’nun üstine Hücre-i târîkine şem'-i şebistân istemez 4 Fikr iden zîr-i zemînde 'âkıbet hâk olduğın Kasr-ı bî-bünyâdı anmaz tâk-ı eyvân istemez 5 Kankı 'âşık kim sürer yâr ile kûyında safâ Cennet ü firdevs ile hûrî vü gılmân istemez 6 Sabr tablını çalup iden kanâ'atden 'alem Hây u hû-yı şâh ile kûs-ı gırîvân istemez 7 Câm-ı la'lüni Hızır Bâlî’nün emmiş dün gice 'Ömri olduğınca Sebzî âb-ı hayvân istemez
Bunun üzerine Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurdu: "Ey Ebû Eyyûb! Böyle yapma. Ben sana bazı kelimeler öğreteyim; sen de bu kelimeleri sabah on, akşam da on defa söylersin. Eğer bunu söylemeye devam edersen, sana on sevap verilir, on günahın silinir ve Allah katında merteben on derece yükseltilir, ayrıca bu kelimeler için kıyamet günü on köleyi hürriyetine kavuşturmuş gibi mükâfat görürsün" dedi ve şu duayı okumamızı buyurdu. لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ لَا شَرِيكَ لَهُ "Lâ ilahe illallahu, lehül-mülkü ve lehül-hamdü lâ şerîke leh." Taberânî, el-Mu'cemül-Kebîr, nr. 3986; Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummâl, nr. 3959.
Din
Resûl-i Ekrem [sallallahu aleyhi vesellem] onların böyle yapmalarına kızmamıştı, ancak şöyle buyurdu: "Kim, Allah ve Resûlü'nün kendisini sevmesini istiyorsa doğru konuşsun, kendisine verilen emaneti korusun ve komşusuna eziyet vermesin.” Abdürrezzák, el-Musannef, nr. 19748; Ali el-Müttakî, Kenzül-Ummâl, nr. 43360, 44293,
Din