• 360 syf.
    ·8 günde·Beğendi·10/10
    Diyebilirsin ki, bir insanı fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın... Belki de çok az o zaman şöyle demeliyim:Seni az tanıyorum...az...
    Sencde farkettin mi? Az dediğin, küçük bir kelime. Sadece A ve Z sadece iki harf.Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında. Biri başlangıç diğeri son... Ama sanki birbiri için yaratılmışlar yanyana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her bir harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler...
    Senin ve benim gibi...

    Kinyas ve kayradan sonra bu kitapta beni çok etkiledi Hakan Günday gerçekten insan piskolojisinden çok iyi anlayan bir yazar...
    Okurken hiç sıkılmadan okunacak bir kitap.
    Ve şunu da eklemek isterim ikinci derda da Oğuz Atay'dan o kadar bahsetmiş ki gerçekten çok merak ettim ve ilk işim Oğuz Atayı okuyup tanımak olucak...
  • 724 syf.
    ·61 günde·Beğendi·10/10
    En uzun sürede okuduğum, fakat en çok sevdiğim kitap oldu. Bundan sonra diğer kitapları Tutunamayanlar ile kıyaslayıp, ona göre değerlendirmekten kendimi alamayacağım biliyorum. Çünkü sadece bir kitap değil, başyapıt yazmışsın Oğuzcuğum Atay!

    Zaman zaman kendimi düşünüyorum, acaba çok mu alınganım diyorum, karşımdakinin şaka yollu en ufak bir sözü bile beni kırıyor. İnsanlar diyorum, nasıl bu kadar düşüncesiz olabiliyor. Ya da bir cümleyi başkasına söylemeden bir değil bin defa düşünüyorum, acaba bana söylense yanlış anlar mıydım diyorum, cümleyi farklı kalıplara sokuyorum, değiştirip mi söylesem diyorum. En sonunda da "boş ver!" deyip söylemekten vazgeçiyorum. İşte bunun gibi bir sürü örnek.. Anladım ki Selim Işık benmişim meğer..

    Bu kitap satır arası detaylarında kendini bulanların çok sevdiği, çok sevdiğim bir kitap.
    Neyse, bu inceleme çok normal olmadı, herkesinkine benzemedi yani. Fakat benzemesin, değil mi Selim? Herkesleşmeyelim, normalleşmeyelim :)
  • 724 syf.
    ·30 günde·Beğendi·10/10
    Üstad Oğuz Atay'ın usta kalemiyle yazılmış tutunamayanlar adlı eseri biraz uzun olmakla birlikte bitirmiş bulunmaktayım.

    Kitabın konusu ve kitaptaki karakterlerin ilişkisi bana çokça hüzün kattı. Sessiz sessiz ağladığım yerler oldu.

    Kitapta geçen tüm anlatılanları o kadar çok derinlemesine yaşadım ki ruhunuza her kelime işliyor.
    Bir yazar bir duyguyu okuruna böylesine güzel işleyebiliyor olması o kadar çok kıymetli ki.
    Çokça içimden hep ah keşke şimdi üstad Oğuz Atay olsaydı da hayatta olsaydı da yanına gidip bir çay koyup beraber bu kitap hakkında konuşmak isterdim ki . Ama maalesef böyle birşey olmayacak lakin üzülmüyorum ben onunla canlı canlı bir anımız belki olmayacak ama o kitapla ben öylesine onunlaydım ki bu bana yetti.

    Kaleminde ki o kıvrak alayı eleştiriyi yaşamak ustaca bir eylem.

    Tutunamayanlar bir başkaldırı

    Çoğu yerde Bat dünya bat diyişi başkaldırısının bir önsözü gibi bence

    Sonra tutunamayanlar ansiklopedisi o kadar güzeldi ki.

    Selim'in kendisini anlatırken kullandığı ifadeler beni çokça yaraladı ve kendimi gördüm kendimi buldum o sayfalarda o siyah mürekkepin içinde dağıldım. Bir ara gerçekten dış dünyaya kapattım kendimi. üzüle üzüle okuyarak devam ettim emanetime. Çoğu yerde ah ben şimdi yanlarında olsaydım dediğim oldu yardımcı olmak geldi içimden ama olamadım onlar sonun nasıl olacağına önceden karar vermişlerdi.
    Düşüncelerini mantığım uyuyor artık.
    Sevgiyi o karakterin gözüyle gördüm.

    Çaresizliği onunla nasıl olduğunu daha farklı bir bakış ile gördüm.

    Yalnızlığı hissettimm

    Yaşayamamı hissettim.

    Kimi yerde kitabı yastık yaptım kafama, koydum kafamı uyudum biraz sertti ama uyudum.

    Bir ev gibiydi evime giremiyordum ama o kitap benim evim oldu hep oraya gider oldum sayfalar evimin katlarıydı.

    Bir Turgut Özbene gittim bir Selime bir de olrice.

    Selim demişken Günseliyi unutmak mümkün değil hele o Günseli bahsinin geçtiği sayfalar beni öylesine parçaladı ki öyle içlendim ki gözyaşlarımı durduramadım.

    Turgutu izlerken yav ne olur bende yanına geleyim bana da bir fırsat verin de yardım edeyim dedim.
    Onu okurken onu öylesine net gördüm ki.

    Kayboluşuna tanık oldum.
    Kitabı bitirdiğimde içimde çok büyük bir burukluk oluştu. Çok üzgünüm hâlâ da üzgünüm. Belki sıra bende .
    Sonuçta Tutunamayanların sonu olmaz
    Tutunamayanların dönüşü olur mu dersiniz yada kayboluşu.

    TÜM TUTUNAMAYANLARA SAYGILARIMLA

    HA EN SON ŞUNU DA EKLEMEK İSTERİM
    KİTABIN EN SONUNA YAZAR ÖYLE BİR KELİME BIRAKIYOR Kİ KİTABI GERÇEKTEN İÇTEN OKUYAN BİRİSİ

    O SON KELİMEYİ OKUDUĞUNDA İCİNDE HIÇKIRA HIÇKIRA AĞLAMASI GELİYOR VE ÇOK ÇOK ÇOK ÜZÜCÜ BİR HALDE KİTABIN KAPAĞINİ KAPATMIŞ OLUYORSUN.
    VE BENDE ÖYLE YAPIP BİTİYORUM.

    TUTUNAMAYANLARA
  • 724 syf.
    ·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Aylardır belki de tek okumak istediğim bir kitaptı.
    Neden bu kadar merak ettiğimi bilmemekle birlikte okumak için can atıyordum ve sonunda okudum.
    Yeri geldi Tutunamayanlardan Selim oldum, bazense Turgut. Peki biz Tutunamayanlar listesine girebilir miyiz acaba.
    Turgut Özben'in, Selim Işık'ı bir türlü aklından çıkaramaması..
    Kitapları okurken başka kitapların isimlerinin geçmesi beni söylenen kitaba itiyor. Bu kitapta da Oblomov'u duydum. Galiba okunacaklar listesine aldım bile.
    Tutunamayalar muhteşem bir kitaptı gerçekten okuma listenizin başına alın diye rahatlıkla söyleyebilirim. Okuyanlar iyi ki okumuş okumayanlar da hemen okumalı. Oğuz Atay'ın mizah gücü ve kullandığı teknik incelikler, Tutunamayanlar'ı büyük bir yeteneğin ürünü yapmış..
    Keyifli Okumalar.

    Bazılarımız şiirlere, şarkılara, filmlere, kitaplara tutunuyor..
    Sanırım artık insan, tutunamıyor insana.
  • 724 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Bu bir inceleme değildir. Bir düşüncedir. İncelemeye kalksam yıllarımı alır fakat bu kitap hakkında düşünmek şuanlık sadece 6 yılımı aldı. Ben ne Turgutlar gördüm ne Selimler gördüm hiç biri bu kadar yorgun bu kadar acı çekmiş bu kadar düşünen insanlar değildi. Ser verip sır vermeyen hayatlar var bu sayfalarda. Arkadaşlık ve dostluğun ayrımı yapılmış. Resmen kırık hayatlar yahu. Her karakterin hayatı birbirinden daha acıklı daha yoğun duygulu. Okumasını bilene anlaması çok basit. Ama dediğim gibi okumasını bileceksiniz. Okumak için okumayacaksınız. Olric kimmiş diye merak edip okumayacaksınız. Oğuz Atay kimmiş diye okuyacaksınız. Sorduğun soru doğru ise cevabı basit aslında. Bence bu kitabı herkes okumamalı. İntihar edersiniz. Psikiyatrlık olursunuz. Çok ağır, duygu bakımından. Tutunamayanlar Oğuz Atay
  • 160 syf.
    ·4 günde·Beğendi·9/10
    Kitabın yarısında ancak 6 veririm dediğim kitabı sonunda 10 versem mi diye bitirdim.. Kitabın yarısında anayurt kitabına elime sürmem diyordum, sonunda biran önce onu da okumam lazım diye bitirdim..Kitabın yarısında yapacağım olumsuz yorumu düşünürken, sonunda işte bunları yazıyorum:)
    Başlarda, diyalogların iç içe olması, anlatıcı mı konuşuyor, karakter mi konuşuyor, iç ses mi konuşuyor, yoksa benim ruh-i haliyetim mi müsait değil bunları anlamaya derken, kitabın yarısında ancak binebildim trene, hiç inmek istemezcesine...
    Yine bütün normları hiçe sayan, tekdüzelikten, bayağılıktan, sahtelikten bıkmış bir adamın hikayesi... Toplumun dışladığı ittiği bir adamın değil, tek başına toplumu kendi dışına iten bir adamın, ismi bile olmayan Bay C'nin bir yıllık zaman dilimi ve varoluşsal sancılarının, arayışlarının hikayesi...
    Albert Camus'un Yabancısını, Oğuz Atay'ın Selim'ini, Orhan Pamuk'un Galip'ini bir de Raskalnikov'u alıcan yanına, olum diycen sizin sorununuz ne!!Gidin kahvede okey leyim bişeyler oynayın, bıkmadınız şu hayatı sorgulamaktan:)) Neyse devreleri yakmaya devam Fernando Pessoa-Huzursuzluğun Kitabında görüşmek üzere
  • 160 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Okuduğum kitaplar arasında İran kültürünü  tanımak için tek önerebileceğim kitap.
    Kitap aynı köyde oturan, aynı kahramanların farklı maceralarını anlatan 8 ayrı hikaye gibi ama hepsinin bütünü romanı oluşturmuş. Bu anlamda okuduğum en enteresan kitaptı. Hem hüzünlü, hem absürt öğelerin olduğu kitapta büyülü gerçekçilik havası var.



    Kitabın önsözü bence müthişti ve çevirinin de müthiş olduğunu, çok emek harcandığını düşünüyorum.  Yazar Gulam Hüseyin Tebriz doğumlu ama Türk kökenli...  Oğuz Atay sevenlerin de bu kitabı seveceğini tahmin ediyorum, çünkü önsözde benzetme var.