1000Kitap Logosu

Okuduğum Kitaplar

Dildar
Yaşamak'ı inceledi.
210 syf.
·
3 günde
·
Puan vermedi
Yaşamak #kitapyorumu Çin Edebiyatı'ndan okuduğum ilk kitap ve sanırım son zamanlarda okuma grubumuzla en sevdiğimiz kitaplar arasına girdi kendisi. Çok yalın bir anlatımı var kitabın, vuruculuğu dilinde değil de daha çok hikayede. Fugui'nin genç bir gezgine hayat hikayesini anlatmasıyla başlıyor kitap. Gençliğinden yaşlılığına doğru, yaşamındaki önemli olayları ve gelişmeleri anlatıyor. Çin Komünü'nün başladığı dönemlerdeki köy hayatına bakıyoruz ve oluşturulmak istenen sistemin eleştirildiğini görüyoruz. Ki kitap bu nedenle Çin'de bir süre yasaklanmış. Hani insanın başına bu kadarı da gelmez, yok yani bu da olmuş olamaz dediğim ne varsa oldu kitapta, sürekli duygu değişimleri yaşattı bana bu hikaye. Farklı kültürler, farklı insanlar ama ortak birçok duygu ve yaşanmışlık.... Uzun zaman etkisinden çıkabileceğimi sanmıyorum. Aynı zamanda kitap Çin Devrimi konusunda da araştırma yapmaya itiyor. İç savaşlar, Japon istilası, işin içine Amerika ve Rusya'nın girmesi gibi birçok sıkıntılı şeyler yaşanmış. Tabi tüm bu olaylar yaşanırken olan her zaman küçük insana oluyor, yiyecek bir lokma yok, açlık son raddede, bomba yapılmak için evlerdeki tencereler toplanıyor... Savaş ve devrim dönemleri gerçekten yüzbinlerce insanın hayatını değiştiriyor ve bu değişime hem siyasal hem toplumsal hem de bireysel bir bakış sağlıyor Yaşamak kitabı. Tabi kitap sadece Çin Komünü eleştirisi içermiyor, kişinin bireysel hataları ve haksızlıkları, yanlış tercihler yapması ve bunun kuşaktan kuşağa etkilerini görüyoruz. Kitapta unutamadığım bir nokta var ki o da şu; Fugui gençliğinde kumar oynayarak babasından kalan arsaları kaybediyor ve ailesini yoksul bir yaşama sürüklüyor. Kumarda bu arsaları ve onların konağını elde eden kişi ise daha sonra devrim adamları tarafından ilk indirilen kişi oluyor. Fugui'nin burada düşündüğü şey 'Evet yoksulum ama yaşıyorum eğer eski zengin hayatımda olsaydım şu an ölen kişi ben olacaktım, sade bir yaşam en iyisi.' Bu beni epey düşündürttü. Açsın, her gün saatlerce çalışmak zorundasın ve çalıştığının karşılığında sadece karnın doyuyor, o da her zaman değil ama sen yine de zenginliğini kaybedip ölmediğin için şükredebiliyorsun. Bu o an bana çok garip geldi, o kadar zor yaşam şartlarına rağmen hayata karşı her zaman umutlu kalabilmesi, yaşam tutkusu... Kısa ama etkisi uzun soluklu olan bir kitaptı, Jaguar Yayıncılık'ın kitapları son zamanlarda oldukça ilgi görüyor, diğer bastığı kitaplara da göz atacağım kaliteli eserler bastıklarını okuyorum yorumlarda.
Yaşamak
8.8/10
· 10,8bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
8
İsmail Ay
Başlangıç'ı inceledi.
536 syf.
·
5/10 puan
Bir Dan Brown Masalı
Dan Brown.. İngiliz popüler edebiyatı deyince akla gelen ilk isim.. Yazdığı her kitap daha yazım aşamasındayken iyi bir PR çalışması ile sürekli gündemde tutulan, " Bu kitabını almasanız, okumasanız çok şey kaybedersiniz." düşüncesi sürekli olarak beynimize pompalanan yazar.. kitapları orijinal dilinden başka dillere çevirilirken, çevirenleri resmen dış dünya ile ilişkisinin kesildiği bir ortamda çalışmaya zorlayan yazar.. bunda tabii ki yayınevinin de büyük payı var. Bunu ticari kaygılara bağlayıp anlayışla karşılıyorum. Dan Brown deyince pek tabii olarak hepimizin aklına polisiye-gerilim geliyor. Ama benim aklıma bunların dışında da bir kaç şey geliyor. Elimden geldiğince açıklamaya çalışayım. Okuduğum tüm kitaplarında İyi kurgulanmış cinayet(ler), bütün şüphelerin bilerek üstüne yoğunlaştırıldığı demode ama yeraltı dünyasında hâlâ etkin olan bazı eski oluşumlar ve bir kaç ilginç hristiyanlık bilgileri ile hep aynı konu etrafında dönüp dolaşıp hiçbir yere varmayan kitaplar.. Dan Brown, özellikle tarihi nüanslar da taşıyan kitaplarında hep aynı yolu izliyor; ezber bozan bir bilim adamı ya da olağanüstü zengin ve bir o kadar da zeki bir bilim adamının dünya ile ilgili "şok" edici fikirleri. Bu fikirleri de yazarken her kitabın ilk sayfasına "Bu kitapta bahsi geçen tüm kurum ve kuruluşlar gerçektir." ifadesini de eklemeyi unutmuyor ki okuyucu üstünde oluşturmayı düşündüğü etkiyi tam olarak yapabilsin. Çünkü eğer kurum gerçekse o zaman bahsi geçen deneyler ve buluşlar da gerçektir, fikri hemen kafamızda beliriyor. Bu konuda hakkını vermek gerek ama bu iddialı giriş Dan Brown’un ayrıca en büyük handikapı.. Ama onun öncesinde konuya devam edelim: Buraya kadar her şey tamam.. yukarıda bahsettiğim tüm iddiaları gerçek olabilir.. çizgi dışı düşünen bu yüzden de bağnaz gruplar tarafından hedef olarak seçilmiş ve ortadan kaldırılması gerektiği düşünülen bir bilim adamı ya da dünyada tersine giden ne varsa elindeki para ile, zekası ile tekrar yoluna koyacağını düşünen ve kurduğu laboratuvarda çok iyi bilim adamları ile çalışan bunun sonucunda da "insanlığın kaderini tamamiyle değiştirecek" buluşun arifesinde olan bir züppe zengin de olabilir gerçek hayatta. Bunu ben bilemem.. Benim eleştirim bundan sonrası için.. Dan Brown, okuduğum her kitabında, yukarıda bahsettiğim karakterler üzerinden hep aynı şeyi vurguluyor: insanlık büyük bir değişimin arifesinde.. insanlık şimdiye kadar doğru bildiği her şeyi tersine çevirecek şoke edici bir buluşla yüz yüze gelmeye çok yakın, bildiğiniz tüm gerçekler yalan olmak üzere vb şeyler. Dünyada her şeyin göz açıp kapayıncaya kadar hızlı değişebileceği, teknolojinin artık takip edilemez şekilde ilerlediği bir zaman diliminde yaşayan biz faniler için "Bu kadarı da olamaz." deme gibi bi lüks maalesef yok. Bunu çok iyi bilen Dan Brown tarzı yazarlar, üstün hayal gücü yetenekleri ile de bu boşluğu iyi dolduruyorlar. Bugüne kadar olmaz dediğimiz her şeyin bir bir gerçekleştiği bu dönemde Dan Brown da kitaplarında sürekli olarak farazi bir buluş üzerinden tüm kurguyu oluşturuyor. Oluşturduğu bu kurgunun da tam merkezinde gerçekten var olan bir laboratuvar ya da enstitü olunca her kitapta bu sefer kesin buluşu açıklayacak biz de öğreneceğiz beklentisi ile okudum. Ama her seferinde ya bu buluşu yapan karakter tam açıklayacakken öldürüldü veyahut keşif bir şekilde kayboldu ve ben de bu olağanüstü ve çağ atlatacak buluşun ne olduğunu bir türlü öğrenemedim. Handikap derken tam olarak da bunu kastettim. Eğer olayın kurgusunu gerçek bir mekan üzerinden yürütüyorsanız okuyucuyu "karakter öldü, buluş açıklanamadı" kurnazlığı ile kandıramazsınız. Zaten her yeni çıkan kitabının daha az ses getirmesi ve daha az okunması da bu tezi destekliyor. Dan Brown ilk kitaplarında elde ettiği ünü, iyi bir PR çalışması ve sağlam bir medya desteği ile yürütmeye devam ediyor ama şahsi kanaatim bunun da uzun sürmeyeceği yönünde. Okuduğunuz için teşekkür ederim.
Başlangıç
8.7/10
· 15,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
1
Erdi Çetin
Gece Yarısı Kütüphanesi'ni inceledi.
296 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
2020 Goodreads Yılın En İyi Romani Hayat boyu karar vermediğimiz her seçim hakkında "acaba ona karar verseydim, şunu seçseydim şimdi nasıl olurdu?" Dediğimiz anlar olmuştur. Şimdi bir bilge ile karşılaşsan ve sana dese ki; hayatında seçmediğin ne kadar seçim varsa hepsini hatırla. Sana böyle bir şans veriyorum. Lineer zamanı unut. Zaman kavramını unut. Sana milyonlarca hayat yaşayabileceğini, yani paralel evrenlerini yaşayabileceğini söylüyorum. Hangisinden başlayalım? Sen bir heyecanlanıyorsun. Geçmişe gidip tüm o yaşadığın pişmanlıkları telafi edebileceğini, seçmediğin hayatlarda neler yaşayabileceğini görmek için can atıyorsun. Ve binlerce kez o paralel evrenler arasında seyahat edebiliyor ve tüm hayatlarını görebiliyorsun. Sence ne olurdu? Bunun mümkün olduğunu düşünün. Hani bazı kitaplar vardır ya okuyunca hayat değiştiren, size farklı bakış açıları kazandırıp hayata daha olumlu bakmanızı sağlayan.. işte bu tam da öyle bir kitaptı. Okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Öncellikle konusundan bahsedeyim biraz. Yukarda da okuduğunuz üzere Nora bitik bir halde. Hayatında hiçbir şey istediğini gibi gitmiyor ve daha fazla dayanamayıp hayatına son vermeye kalkışıyor. Bu olay üzerine kendini gece yarısı kütüphasinde buluyor ve böylelikle kendine ait başka hayatları deneme macerası başlıyor. Hayatında yapmadığı ya da yaptığı birçok pişmanlıklarını telafi etme şansı buluyor ama istediği mükemmel hayatı bulmak o kadar da kolay olmuyor maalesef. Bu maceranın sonunda Nora artık doğru yolu seçiyor ve bizlere bu yol büyük bir ders oluyor. Okumadan önce kitaba karşı beklentim yüksekti ama okudukça beklentilerimin çok çok üstünde bir kitap olduğu anladım. Hem sürükleyici hem de ders verici, gelişim kitabı kesinlikle okumanız gereken harikaa bir kişisel Keyifli okumalar
Gece Yarısı Kütüphanesi
Okuyacaklarıma Ekle
4
Şengül Gedik
Kuklacı'ı inceledi.
400 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kuklacı - 400 sayfa Günay Gafur Simonize Rexton, tanımadığı bir evde kendisini kelepçeler içinde bulur. Oraya nasıl geldiğini bilmemektedir. Peojeksiyondan tavana yansıyan görüntülerde vahşice öldürülmüş insanlar görüntülenmektedir. Duyduğu ses o insanları Rexton'un öldürdüğünü söylemektedir. Eylül Belen'de kendini Trabzon'da bir evde bulmuştur. Trabzon onun yaşadığı şehir değildir. Eylül Belen kelepçeli değildir. Ona bırakılan fotoğraflarda çeşitli erkeklerle eşini aldatmış görünmektedir. Ama doğru değildir. Ona söylenen talimatları yaparsa eşi bu fotoğrafları görmeyecek ve annesi hastalığı için tedavi edilecektir. Aynı olay Dr. Gregory'nin başına gelmiş ve kendini Türkiye'de bulmuştur. Bu üç kişi de kendilerine siyah zarflar içinde verilen talimatları yapmak veya suçlanmak tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Talimatları yapmaya karar verdiklerinde başlarına neler geleceğinden habersizdirler. Dedektif Kenway, Vincent, Bay Wesley'in de işin içine girmesiyle olaylar farklı bir boyut alacaktır. Bu üç kişiye talimatları verip zor duruma sokan, kukla gibi kullanan Kuklacı kimdir? Neden bu kişileri seçmiştir? Merakla okumaya hazır olun. Trabzon - San Franscisco - New York arasında gerilmeye hazır olun. Kuklacı, Günay Gafur'dan okuduğum ilk kitaptı.Gördüğüm kadarıyla yazarın da yayınlanmış ilk kitabı. Günay Gafur'un yayınlanmış üç eseri olsa da Türk Polisiyesi adına önemli bir isim. Benim de okumaya devam etmek istediğim bir yazar oldu. Polisiye severler okuyup tanışmalıdır. Dipnot: Aralık ayı benim için çoğunlukla polisiye kitaplar okuyacağım bir ay olacak. Polisiye severler takipte kalın.
Kuklacı
9.0/10
· 213 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
3