Bendir
Oturmadan önce kaldırımın iki yanına göz atıp tanıdık birinin gelip gelmediğine bakıyor. Ben tanıdığım. Görünmemek için otobüs durağındaki kalabalığa dalıyorum.
Sayfa 50
Yayın dünyası demek haftalarca hiç haber gelmemesi, derken bir gün bir Starbucks kuyruğunda ya da otobüs durağında beklerken telefonunuzun hayatınızı değiştirecek e-postayla ötmesi demek.
Reklam
Artık ne fark eder, o otobüs gelse de olur gelmese de
Bir minderden diğerine, bir evden öbürüne gidişler. Toplanan bavullar, vedalaşılan arkadaşlar, geride kalan şehirler, tren kompartmanları, otobüs koltukları, koridor boşlukları, pencere kenarları, camdaki buğula yazılan isimler, süzülen yağmur damlaları, gece karanlığında parlayan uzun yol ışıkları, gidişler, gidişler, gidişler. Koparak, sancıyarak, her defasında bir parçayı daha geride bırakarak gidişler ve her varılan yeri yuva bellemek için ısrarlı direnişler.
Sayfa 68 - Everest Yayınları·Kitabı okuyor
Altıncı Gün - Akşam Weymouth
Derken Bayan Kenton yolun ilerisinde görünen otobüs durağını işaret etti. Yaklaşırken "Benimle birlikte bekler misiniz, Bay Stevens?" diye sordu. "Otobüs birkaç dakika içinde gelir." Arabadan inip durağa koştuk, yağmur durmaksızın yağıyordu. Durak, üstü kiremitten bir çatıyla kapatılmış taş bir yapıydı, sapasağlam görünüyordu; öyle olması da gerekiyordu, zira bomboş tarlaların ortasında her türlü dış etkene açık bir yerdeydi. İç duvarların boyaları dökülüyordu, ama yeterince temizdi her yer. Bayan Kenton banka oturdu, ben de otobüsün geldiğini görebileyim diye uygun bir yerde ayakta durdum. Yolun öte yanında tek görebildiğim, uzanıp giden tarlalardı; bakışlarım, sıra sıra telgraf direklerini izleyerek tarlaların üzerinden ta uzaklara kaydı.
Sayfa 199 - YKY·Kitabı okudu
Bu eski otobüs şimdi uzaklarda ama o asık suratlı, o insanı rahatsız eden hali bir türlü gözlerimin önünden gitmiyor. Bizleri mesleğimizin kolay ulaşılamayan sevinçlerine hazırlayan bir simgeydi o.
Alıntı
Reklam
Reklam