Klasik çağın verdiği cezaların içinde ölüm kararlarının oranı bugün bize kuşkusuz büyük olarak gözükmektedir: Châtelet’nin 1755-1785 dönemindeki kararlarının %9-10’u idam cezası içermektedir —tekerlek, darağacı veya odun yığını—2; Flandre Parlamentosu 1721-1730 arasında verdiği 260 karardan 39’unda idama mahkûm etmiştir (ve 1781-1790 arasında 500 karardan 26’sı)3. Fakat mahkemelerin ya çok ağır bir şekilde cezalandırılan yasa ihlallerini takip etmeyi reddederek ya da suçun nitelenmesini değiştirerek, yasalarca öngörülen sertlikleri azaltmak için birçok yol buldukları; bazen de bizzat krallık iktidarının çok katı bir kararnamenin uygulanmamasını bildirdiğini unutmamak gerekir4. 2 Krş. P. Petrovitch’in makalesi, Crime et criminalité en France XVIIe-XVIIIe siècles, 1971, s. 226 vd. 3 P. Dautricourt, La criminalité et la répression au parlement de Flandre, 1721-1790, 1912. 4 Choiseul’ün serserilere ilişkin 3 Ağustos 1764 bildirgesine dair olarak işaret ettiği buydu (Mémoire expositif, B.N., Ms. 8129, fol. 128-129).
Felsefe
Ulemanın Islahata Karşı Gelmesi: ''Bu davranış kendini koruma içgüdüsünün tabii bir sonucuydu. Her Islahat, özellikle Avrupa da ki yenillikler, İmparatorluğun teokratik kuruluşunu tehlikeye atıyordu. Devleti ve kanunları laikleştirmek, yabancı kanunları kabul etmek, laik mahkemeler ortaya koymak, ulemanın imtiyaz ve ödevlerini yok etmekten ve böylece onların sınırsız gücünü yıkmaktan başka bir anlam taşımıyordu. Ulemanın durumu eski devirde Fransa'daki parlement ve korporasyon üyelerinin durumuna benziyordu.''
Sayfa 18·Kitabı okudu
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hiçbir sistem Allahın kurduğuyla kıyaslanamaz!
İslâmi bakış açısı içinde Allah'ın egemenliğinden başka egemenliğin olmaması, siyasette de, ekonomi ve hukukta gördüklerimize benzer sonuçlara götürür. Allahü Ekber (Allah büyüktür) ifadesi, her türlü serveti, her türlü zenginliği izafileştirdiği gibi, her türlü iktidarı da izafileştirdiği için, İslam prensibine sadık bir ekonomik sistem, kapitalizmle de komünizmle de özleştirilemeyeceği gibi, aynı şekilde İslam ilkesine bağlı siyasi bir sistem de ne teokrasiyle, ne Batı'ın (o eski) ilahi hak iddialı monarşileriyle ne de parlement demokrasilerle aynileştirilebilir.
Sayfa 100 - Timaş yayınları
From the beginning, Hôpital Général set itself the task of preventing “mendicancy and idleness as the source of all disorders.” In fact, this was the last of the great measures that had been taken since the Renaissance to put an end to unemployment or at least to begging. In 1532, the Parlement of Paris decided to arrest beggars and force them to work in the sewers of the city, chained in pairs. The situation soon reached critical proportions: on March 23, 1534, the order was given “to poor scholars and indigents” to leave the city.
PARLAMENTO (PARLEMENT): Bugün demokrasiyle yönetilen ülkelerdeki "Millet Mecli­si" anlamındaki "parlamento" dan tamamıyla farklıdır. Fransa monarşisinde "Parlement" kralların, önemli siya­sal konuları tartışmaları için topladıkları kuruluşlardı. Bun­larda çağrılı olan yüksek konumlu papazlarla, aristokratlar yer alırdı. XIII. yüzyılda kurulan bu kurum, sonraları yüksek yargıç­lar kuruluna dönüştü.
Sayfa 9