Sevmek bir karşıya uzanmaksa
Başkasına uyanmaksa uykusunu
Yalın yalın anlamaksa
Demirin pas noktasını
Ki yaşamaktır bu
Tomurcuğun sesini
Susularla bağırmasını
Duymaktır
Yorgunluk bekliyor, pas gibi. En sağlam iradeleri bile kemiriyor, en güçlü umutları bile kızıl toza dönüştürüyor, enerjimizi emiyor. Yorgunluk o sonsuz ertelemelere son veriyor. Sonunda kısa cevabı seçiyor. Dahası yorgunluk sükûneti seçiyor, ölümün sükûneti olmasına çok da aldırmadan.
Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim
yeryüzü gibidir toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin, güneş gibisin bazen.
Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
Onlar ki konuklarımızdı
Adları Keremdi, Yusuftu, Kaystı
Hepsi de ezelden tanıdıktı dosttu.
Asla! Hayır! onların kazandıkları, kalpleri üzerinde pas tutmuştur. Hayır! Gerçekten onlar, Rablerinden perdelenerek yoksun tutulmuşlardır. Sonra onlar, kuşkusuz cehenneme yollanacaklardır. Sonra onlara: 'İşte sizin yalanladığınız (şey) budur' denir." (Mutaffifîn, 14-17) Vallahi... Vallâhi... Vallâhi... Cennette Rahmân ve Rahîm'i görmekten daha memnun edici, daha güzel, daha büyük bir nimet yoktur... Vallâhi... Vallâhi... Vallâhi... Ateşte Allah'ın kerîm olan vechini görmekten mahrum kalmaktan daha şiddetli ve daha büyük bir azap yoktur...