8/10
·84 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 13:21
Salih Bora'nın kitabın başında yazmış olduğu "Sunuş" kısmı çok güzeldi. Bu kısmı okuduktan sonra eseri seveceğimi anlamıştım ve yanılmadım. İçindeki hikâyeler gerçekten çok güzeldi ve Samipaşazade Sezai'nin dili oldukça sadeydi. Kitap akıp gitti. Yazarımız çoğu yerde bize sorular soruyor ve genelde sorularına yanıt verirken buluyoruz kendimizi. Çok üzüntülü bir olayı karakterin hissettiği şeyleri kaleme almadan tek bir kelimeyle bile hissettirebiliyor. Karakterin nasıl bir hayal kırıklığı yaşadığını, nasıl bir üzüntü duyduğunu yazmasa da okuruna hissettirebiliyor. Bu çok büyük bir başarıydı benim için. İlk hikâye, "Bu Büyük Adam Kimdir?" idi. Hikâyenin son cümlesinde yüzümde büyük bir tebessümün belirmesine sebep oldu. Ters köşe gibiydi, aslında tam olarak ters köşe de denemez başlarında seziyorduk ama bu şekilde fark edilmesi güzeldi. Ayrıca, aralara kendisinin pek sevdiği Sadi'nin Gülistan adlı eserinden, tam olarak yaşanılan anları anlatan Farsça şiir parçaları eklenmişti. Yazarımız tam yerine 'cuk' diye oturtmuş. Çok hoşuma gitti. :) Sonra bir baktım, diğer hikâyelerinde de hatırına geldikçe Sadi'den alıntılar yapmış. Yerine çok uygun kullandığı için hiç sırıtmadılar ama. 2.hikâye olan "Hiç" te her bir cümlesine bayıldım. Karakterin tasviri o kadar güzeldi ki her cümleyi alıntılama isteğiyle dolup taştım. Aslında bu, karakterde kendimi bulabildiğimden dolayıydı. Yazarın arada bizlere yönelik sorduğu sorular da canımı yakmadı değil. Mesela: "Yirmi yaşındayken yaratılışın bir mucizesi olan böyle bir tebessümün karşısında hiç bulunmadınız mı?" Ah neredeeee? :D Ve sonra hikâye bitti. Bittiği yerde, son cümlelerde yine derinden etkilendim: "Hayaller çağı olan yirmi yaşının en dehşetli darbesi... Meğer aklını başından alan bu tebessüm, kızın o küçük, o güzel ağzının bütün üst
1000Kitap
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
Küçük Şeyler!
Puan vermedi·84 syf.··
2025 57. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2025 12:49
Samipaşazade Sezai, Türk edebiyatına modern anlamda ilk hikaye örneklerini kazandırmıştır. Bu eseriyle neyin anlatıldığından ziyade nasıl anlatıldığına odaklandığını görmekteyiz. Hikayenin gücünün ayrıntıda ve güzel yazıldığı sürece basit olsa dahi önem kazanacağına vurgu yapmıştır. Bu kitapta da bizleri etkileyenlerin aslında yaşadığımız büyük olaylar değil de küçük olanların olduğunu fark ediyoruz. Çünkü büyük olayları bir şekilde hayatımızın merkezinde tutuyor onlara odaklanıyoruz. Böylece hayatımızda küçük, önemsiz olduğunu düşündüğümüz olayları rafa kaldırıyoruz. Halbuki bizi içten içe etkileyen onlar değil midir? Kitap sekiz kısa öyküden oluşmaktadır. Her öykü kendi içerisinde çeşitli mesajları taşıyor. Dış görünüşün yanıltıcılığı, hayal kırıklığı, hayatın acımasız gerçekleri, insanın hayatını maddi değere indirgemesi vb. Hem toplumsal hem de bireysel durumlara eleştiriler görüyoruz. Kitapta en çok etkilendiğim son öykü olan "Pandomima" oldu. Dışarıda insanları güldüren, eğlendiren ama kendi içinde anlaşılmayan, yalnız olan bir pandomima oyuncusu Paskal'ın hikayesi. İsmi de hikayeyi daha kıymetlendiriyor. Sessizce gösterini sergilerken herkesi güldürürsün ama içten içe harap olduğunu kimse bilmez. Dış görünüşün aldatıcılığı. Ayrıca evi ile ana karakterin benzerlik göstermesi de hoştu. Alıntılar: "Şu gerçeği itiraf etmeliyiz ki bizler çoğunlukla en uzak bir yerde bulunan bir ailenin özel hayatını bildiğimiz halde oturduğumuz yerin bir saat ötesini bilmeyiz (syf, 25)." "Ah kadınlar! Anlaşılmaz bir muamma... Bazen vahşet ve şiddeti, zayıf okşayışlara, küçük iyiliklere tercih ederler (syf, 42)." "Ah ne alçak gönüllerimiz var! Nefrete neden olması gereken olayların sevgiyi öldürememesi ne acıdır (syf, 63)!" "Ömründe bir kadının okşayıcı bakışlarına hiç kimsenin
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
Düşüncelerim,düşüncelerim
10/10
·416 syf.··
2025 3. kitabı
Merhaba, uzun bir aradan sonra yine buradayım. Az önce inanılmaz sevdiğim bu kitabı bitirdim. Bu kadar uzun zamanda okumakla haksızlık etmişim ancak zaten kitabın önemli kısmı daha doğrusu beni içine en çok çeken kısmı ilk yarıdan sonra yani Nietzsche ve Breur' un görüşmelerinin başladığı kısımdı. İki birbirinden zeki insanın bu denli zorluklar yaşaması ve anlam arayışları beni derinden etkiledi. Breur dışardan bir gözle baktığımız zaman imrenilecek bir hayata sahipti ancak kendisi bu hayatın içinde hapsolduğunu düşünüyordu. Ne zaman ki özgürlüğü tatmaya kalktı işte o zaman hayatının farkına vardı ve iyileştiğini gördü. Saplantının hayatımızdaki var olabilecek etkisini görmek çok ilgi çekiciydi. Başından beri Breur'u çok samimi oldum zorlansa da en azından dile getirebildi üstüne gitmeye çalıştı ama bu süreçte Nietzsche de benzer sorunlarına sahipken atıp tutmakta çok başarılıydı. Aslında kendisinin söylediğine göre bunu yapmaktaki amacı Breur' u korumaktı. İkisinin arasındaki konuşmalar çok etkileyiciydi ve kitabı gerçekten çok sevdim. Breur Bertha'ya olan saplantısının arkasında anlam arayışı olduğunu Nietzsche sayesinde anladı ve kendi gözleriyle görünce fark etti. Sonra aynı şekilde Nietzsche' ye yardım ederek onun saplantısından kurtulmasına yardımcı oldu aslında amaçladığı tedaviyi kendinin de tedavi edilmesine izin vererek ulaştı. Nietzsche beni son sayfalarda çok üzdü gerçekten de ağladı aslında o atıp tutmalarının büyük ve keskin konuşmalarının ardında hiç sevilmemesinden kaynaklı bir yalnızlık varmış. Umarım bundan kurtulabilmiştir. Ayrıca kitapta hoşuma giden şeylerden birisi de insanın inanca her zaman ihtiyaç duymasının üzerinde durulmasıydı bu illa bir ilah kavramıyla olmak zorunda değildi. İnsan her zaman kendine tapma seviyesinde inanabileceği şeyler
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202470,1bin okunma
Puan vermedi
Nonteist Argümanlar 1 de tanrıya dair felsefi önermeleri tartışmıştım. Şimdi daha pratik, teistlerin üzerinde çok fazla durdukları argümanları konu edineceğim. Daha önce karmaşık olan, anlaşılması görece güç olan tartışmaları, daha basit ve bilinen argümanlar üzerinden sizlere sunmaya çalışacağım. Aşina olduğumuz tanrı tanımlamalarına değinecek bu tanımlardaki çelişkileri gözler önüne sermeyi deneyeceğim. Bu yazım, argümanlara ilişkin fikirler bakımından daha çok okuduğum kitaba dayanmaktadır. Teistlerin inanışına göre tanrının herşeye gücü yeter. Tanrı birçok sıfatının yanısıra kadri mutlaktır. Bu inanışı, çokça bilinen şu paradoks üzerinden ele alacağım. Kısaca paradosumuz şu şekildedir: “ Tanrı kaldıramayacağı taşı ya yaratabilir ya yaratamaz. Eğer tanrı kaldıramayacağı taşı yaratabilirse, o zaman o mutlak kudretli değildir. Eğer tanrı kaldıramayacağı bir taşı yaratamazsa, o zaman o mutlak kudretli değildir. O halde tanrı mutlak kudretli değildir.” Bu pradoksa teistler iki farklı yanıt verirler. Birincisi tanrı mantığın yaratıcısıdır ve mantık kurallarıyla sınırlandırılamaz. O yüzden hem kaldıramayacağı bir taşı yaratıp hem de kaldırabilir. Diğeri ise “kare bir cember” gibi bir şey kavramsal açıdan bir çelişki üretmesinden dolayı imkansızdır. İmkansız bir şeyin yapılmasıda olası değildir. Mantıken imkansız bir şeyin tanrı tarafından yapılması söz konusu olamaz. Bunun yapılamaması tanrının kudretinden bir şey kaybettirmez. Bu durum tanrının güçsüzlüğünü değil kavramın tutarsızlığını kanıtlar. Birinci görüşe bakacak olursak tanrıyı mantık kurallarının dışında düşünmemiz gerekir. Bu durumda tanrı mantık kuralarına uymadığı surette “hem görünür hem de görünmez” olabilir. “Hem iyi hem kötü. Hem ahlaklı hem de ahlaksız” olabilir. Böyle tutarsızlıklar içinde bir
Tanrının Alfabesi 2Mehmet Mirioğlu · Kaynak Yayınları · 201624 okunma
Samipaşazade Sezai ve Küçük Şeyler'e Dair
7/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
Küçük Şeyler Hepimiz Samipaşazade Sezai’nin (1860-1936) namını duymuşuzdur. İstanbullu edebiyatçı ders kitaplarında sıkça boy gösterir. Babası Abdurrahman Sami Paşa’nın konağında iyi bir tahsil gören sanatkâr Tanzimat’ın ikinci yarısının genç ve kabiliyetli azalarındandır. Realizmin etkisinde olmasına rağmen eserlerinde tesadüfî unsurlar da bulunmaktadır. Yeni yeni Batı Edebiyatıyla tanışan bir milletin ferdi olarak bu konuda muasırlarını geçmiş olmasına rağmen realizmi tam olarak sindirememiştir. Sergüzeşt isimli romanı romantizmden realizme geçişte bir köprü vazifesi görmüştür. Şîr, Rumuz’ul-Edeb, İclâl gibi eserleri olan sanatçının en ehemiyetli eserlerinden biri batılı manadaki ilk hikâyelerden olan ‘Küçük Şeyler’ isimli kitabıdır. Nispeten ince olan bu eserde ismi gibi güzel 6 hikâye yer alır. İlk hikâye ‘ Bu Büyük Adam Kimdir’ son hikâye ise ‘Pandomima’dır. Edebi manada en değerli olanlar ise ‘ Pandomima’ ve ‘ Düğün’ isimli eserlerdir. Özellikle ‘Düğün’ iki bölümden oluşması ile dikkatleri celb eder. Kitaptaki en önemli karakterler Paskal, Eftalya ve Dilistan isimli karakterlerdir. Kahramanların bazıları tip bazıları ise karakter özelliği gösterir. Hikâyelerin en önemli özelliklerinden biri de halkın içinden insanları anlatmasıdır. Kahramanların başından geçen günlük hadiseler dikkat çekici (bazen espirili) bir dille anlatılmıştır. Bunun yanında kahramanların bazıları yerli bazıları yabancıdır. Hadiselerin çoğunluğu trajikomik vakalardır. Asârın bazıları durum bazıları vaka hikâyesi özelliği gösterir. Dikkat çeken başka bir husus da ruh çözümlemelerinin ve betimlemelerin iyi bir şekilde aktarılmasıdır. Umumi olarak konuşmalar diğer kısımlara nazaran daha sadedir. Gerek kahramanların özellikleri, gerek vakaların muhtevası tam manasıyla dönemin doğu-batı ikilemi
1000Kitap
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Akvaryum Yayınları · 201318,3bin okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2025 93. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 02:12
Əsərdəki hekayələr qısa olmağına baxmayaraq, insan üzərində təsiri böyük olan hekayələrdir. “Pişiklər” hekayəsində 33 illik evli olmalarına baxmayaraq, yoldaşının “Pişiklər, yoxsa, mən?” sualına “Pişiklər!” cavabını verən, qadın ilə kişinin həyatından bəhs edir.“Arlezyalı” hekayəsində isə, gənc bir oğlan bir qıza aşiq olur. Lakin nişanlanacaqları zaman, qızın başqa biri ilə münasibəti olduğunu öyrənirlər. Və bu hadisədən sonra oğlanın halı getdikcə pisləşir. O səviyyəyə gəlir ki, ailəsi “Sen istəsən o qızı sənə alarıq” deyir. Lakin oğlan qəbul etmir. Ailəsi üzülməsin deyə yaxşı imiş kimi görünür. Amma hekayənin sonunda ihtihar edir.“Pandomima” hekayəsi, hər kəsi güldürən məşhur Paskalın bir qıza aşiq olmasından bəhs edir. Lakin qız onu sevmirdi. O, daima qızın xəyalı ilə yaşayırdı. Hisslərini nəinki qıza, heç kəsə aça bilmirdi. Və onun aşiq olduğu qız Eftelya günlərin bir günü evlənir. Hətta, Paskalı izləmək üçün oraya gəlir. Elə Paskal həmin səhnədən sonra otağına gedərək orada özünü asır və ölür. Lakin onu görənlər onun ölü halına hələ gülürlər. Hekayə bu cümlə ilə bitir:“Həyatında hər kəsi güldürdüyü kimi ölümündə də heç kəsi ağlatmayan yazıq Paskal'ın bu dəfəki halı təqlid deyil,ölüm qədər həqiqət idi.”
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma