David Hume
Doğanın bir durumunun bir savaş hali olarak yapılandırılması genelde düşünüldüğü gibi ilk olarak Mr. Hobbes tarafından belirtilmedi. Platon, buna çok benzer bir varsayımı Devlet'in ikinci, üçüncü ve dördüncü kitaplarında çürütmeye çalışmıştır. Bunun aksine, Cicero, Pro Sestio 42. Bölümde (metindeki dipnot kayması düzeltilerek) bu durumu kesin ve evrensel olarak kabul edilmiş varsaymaktadır. «Quis enim vestrum, judices, ignorat, ita naturam rerum tulisse, ut quadam tempore homines, nondum neque naturali neque civili jure descripto, fusi per agros ac dispersi vagarentur tantumque haberent quantum manu ac viribus, per caedem ac vulnera, aut eripere aut retinere potuissent? Qui igitur primi virtute & consilio praestanti extiterunt, i perspecto genere humanae docilitatis atque ingenii, dissipatos unum in locum congregarunt, eosque ex feritate illa ad justitiam ac mansuetudinem transduxerunt. Tum res ad communem utilitatem, quas publicas appellamus, tum conventicula hominum, quae postea civitates nominatae sunt, tum domicilia conjuncta, quas urbes dicamus, invento & divino & humano jure moenibus sepserunt. Atque inter hanc vitam, perpolitam humanitate, & illam immanem, nihil tam interest quam JUS atque VIS. Horum utro uti nolimus, altero est utendum. Vim volumus extingui. Jus valeat necesse est, id est, Judicia, quibus omne Jus continetur. Judicia displicent, aut nulla sunt. Vis dominetur necesse est. Haec vident omnes.» (Beyler hangimiz insanlık tarihinin doğal akışını bilmiyoruz —bir zamanlar ne doğal ne de medeni hukuk oluşturulmadan önce, insanlar etrafa savrulmuş ve dağılmışken, güç ve şiddet kullanarak ya da öldürerek ve kan akıtarak gasp ettikleri dışında mülkü olmadığında durumun nasıl olduğunu bilmiyoruz? O halde, ilk olarak kendisini değer ve bilgelik açısından
Felsefe-Düşünce
Akla karşı tezler 2
bilmem ki Tesalya'daki Termofil bir yiğitlik anısı bir hayınlık anıtı mı olsa yine bilmem quantum kuramını öğrenen insan haklı mıdır kendini ardıçkuşu sanmakta
Şiir
Reklam
Dünyaca tanınan George Soros’un Quantum fonu ve Julian Robertson’ın Tiger fonlarının Hong Kong borsasında yüklü miktarda hisseyi açığa satmaya başlaması operasyonun ilk adımını oluşturmuştur. Açığa satış işlemi yatırımcıların sahibi olmadıkları hisseleri sahiplerinden kiralayarak satmaları anlamına gelir. Burada amaç açığa satılan hisselerin olası bir düşüşte ucuza geri alınıp sahiplerine iade edilmek suretiyle para kazanılmasıdır. Hong Kong’da yaşananlara geri dönersek, fonlar açığa satışlarla hem borsayı düşürmüş hem de sattıkları hisselerin karşılığında aldıkları Hong Kong dolarlarını yükseldiğinde satıp dolar talebi yaratarak sistemi sarsmaya başlamışlardır. Bir yandan da medya güçlerini kullanarak çevre ülkelerde olduğu gibi Hong Kong’ta da devalüasyon olacağı ve yerel paranın değer kaybedeceği söylentilerini yayarak aldıkları pozisyon doğrultusunda Hong Kong Merkez Bankası’nı devalüasyona ya da faizleri artırmaya zorlamışlardır.
Beden dili insanın iradesi dışında belirir. İç dünyalarıyla temas sağlayabilen insanlar, kendilerini beden dilleriyle de ifade etmekte olduklarını fark edebilirler, ama her zaman değil. Şartlanmalarımız böyle bir hafifliği sürekli yaşamamıza izin vermez. Bu sözüme mistisizme gönül vermiş bazı okuyucularım itiraz edebilirler. Ama ben de onlara mistik bağlarının ne kadarının gönülden, ne kadarının düşünce düzeyinden kaynaklandığından nasıl emin olabildiklerini sorarak karşılık vermek isterim. Mistisizme giden yolun kolay bulunabileceğine inanmıyorum, insanın bunu kendine ısmarlayabileceğine de. Evrenin sınırsızlığıyla bütünleşmemizin yoluna çıkan şartlanmalarımız, bir yaşam süresinde tümüyle arınamayacağımız kadar genetik kodlarımıza işlenmemiş olsaydı, mistik bağlar kurabildiğine inanan bazı insanlar sürekli mistik jargondan söz edip dururlar mıydı? Az önce söylediklerimin, mistisizmi bir kenara itiverme anlamına gelmediğinin anlaşılmış olduğunu umuyorum. İtirazım bunun ısmarlanmaya çalışılmasına ve bir araç olarak kullanılmak istenmesine. Psikiyatriyle ilgili dört kitabın ardından yazdığım ve roman türünde sayılabilecek kitaplarımı okuyan bazı dostlarım yazdıklarımda mistisizm izleri bulduklarını söylemişlerdi. Aslında, içinde bulunduğumuz çağın getirdiği yaşantıları alışagelinmiş kavramlarla dile getirmemin zorluğundan ötürü roman yazmaya yönelmiş olduğumu düşünüyorum. Bazı fizikçilerin de yaptığı gibi Psikiyatriye bile Quantum Mekaniği açısından bakmaya başlamışken bunun romanlarıma yansıması doğaldı, hatta ikinci romanımda anlatmak istediğim de zaten buydu: İçinde yaşadığım kentte sürüp giden ve atom-altı parçacıklarının sürekli yok olup yenilerinin varedilişini andıran başdöndürücü dans. Bu aynı zamanda kozmos bütününün dansı olduğundan, fiziğe aşina olmayan
tutku
Actus appetitus sensitivi in quantum habent transmutationem corporalem ancem, passiones dicuntur, non autem actus voluntatis.
Sayfa 389 - (Lat.) İstek uyandıran duyusal davranışlara bedensel değişiklikler eklendiği zaman tutku denir; bunlar isteme bağlı davranışlar değildir. (Ç.N.)·Kitabı okudu
Alıntı
"Her şey, var olma gücü kadar (quantum in se est) varlığında sürüp gitmeye çabalar."
Reklam
Reklam