"İmama göre, Ramazan’da oruç tutarsam Allah sadece günahlarımı bağışlamakla kalmayacak dualarımı da kabul edecekti."
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Alıntı
Allah bile zorlamıyor! Demek ki çocukların eylemine değil niyetlerine çalışmalı Çocukların bedenlerini değil, kalplerini ısındırmalı. nefessiz bırakırdı. Allah (cc) isteseydi, ezan okununca namaza durmayanı Allah (cc) isteseydi, Ramazanda yemek borumuzu tıkardı Allah (cc) isteseydi, Hac'ca gitmeyenin ayaklarını felo ederdi. Allah (cc) isteseydi, Zekat vermeyenin parasını yok ederdi. Ancak Allah (cc), bunları yapmamız konusunda bizi ikna edip, iştahlandırmaya çalışır. Allah (cc) emreder ancak zorlamaz. Allah (cc) tavsiye eder. Allah (cc) "severim!" diyerek teşvik eder. Allah (cc) "yakarım!" diyerek tehdit eder. eder. Allah (cc) "itaat edin, cennetime girin!" diyerek motive Allah (cc) "kılmazsanız hem dünyanız hem ahretiniz berbat olur!" diye uyarır.
Reklam
Güzel bir kitabı ilk kez okumak Ramazan’da oruç açarken portakal suyundan aldığın ilk yudum kadar harikadır.
Sayfa 118·Kitabı okudu
Tarih kaynaklarımızda devir devir büyük veba salgınları kayıtlıdır; bunların en müthişi 1812'de (Hicri 1227) olmuştur. Hastalık büyük şehirde o kadar korkunç bir hal almıştı ki, padişahın emriyle sur kapılarına konulan gizli memurlar, bir günde, her kapıdan 50-60 ile 300 arasında cenaze çıktığını tespit etmişlerdi, şehir içinde gömülenler hariçti. Zamanın gümrük emini tarafından tanzim edilen bir ilmühabere göre, bir buçuk ay içinde İstanbul'da her gün 850-900 kişi ölmüş, ramazanda ise ölü sayısı 1.200'e kadar çıkmıştı. Hastalığın en şiddetli hüküm sürdüğü semtler, bilhassa ayaktakımının, bekâr taifesinin kalabalık olduğu Tahtakale, Yemiş'ten Bahçekapı'ya kadar olan sahil parçası, Galata ve Üsküdar'dı, buralardaki bekâr odaları birer veba yuvası halindeydi..
Sayfa 22 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Tarih
150 yıldır tiryaki babaların Ramazanda aynı halleri
elleri koltukları yeşil salata soğan ve yağlı ve susamlı simit hevenkleri, ramazan pidesi çıkınlarıyla dolu olduğu halde baklava börek tahayyülatı ve kahve tütün tahassüratıyla bisabr u âram kalan ve iftar dakikasına yetişmek için saatin saniyelerini adımlarıyla saymak itiyadında bulunan şikemperverlerle tiryaki babaların o sökülmez geçilmez izdihamın içinde bunalıp hesaplarını şaşırdıkça lahavleguyan baş sallayışları şayan-ı dikkat temaşalardandı.
Afyonu Patlamak (ben şok)
Eski tiryakiler, ramazanda afyonu macun haline getirir ve mercimek büyüklüğünde toplar yapıp her sahurda iki üç tane yutarlarmış. Ancak her bir macunu sırasıyla bir, iki, üç kat kâğıtlara sarmayı da ihmal etmezlermiş. Böylece kâğıt, mide öz suyunda eriyince macun midede dağılır ve birkaç saatliğine keyif devam edermiş. Tabiî iki kat kâğıda sarılan macun, birkaç saat sonra, üç kat kâğıda sarılı macun da onu takiben kana karışınca tiryaki iftara kadar rahat etmiş oluverir. Ancak bu planın yolunda gitmediği, afyonun kâğıdının zor parelendiği yahut kana karışması geciktiği durumlarda tiryaki krizlere girer ve dış dünyadan âdeta kopar. Afyonu patlayıp kana karışasıya kadar farklı tepkiler verir. Konuşulan veya yapılan şeye uygun karşılık verilmeyen, anlama ve algılamada geciken durumlarda "Daha afyonu patlamadı galiba!" gibi cümleler söylenmesi bundandır.
Sayfa 6 - Kapı Yayınları 280. Basım·Kitabı okudu
Reklam
Reklam