Bağışlamak, bütün vazgeçme, kaçınma ve unutmaların toplamıdır. İnsanın korunmaktan değil, soğukluktan vazgeçmesi demektir. Bağışlamanın derin bir biçimi de, ötekini dışlamayı bırakmaktır, böylece burnu büyük olmaktan, görmezden gelmekten ya da soğuk bir şekilde davranmaktan vazgeçip, ne himayecilikte ne de yapmacıklıkta ısrarcı oluruz. Ruhsal psişenin, zoraki katlandığınız insanlarla birlikteyken zamanı ve hazır cevaplığı sıkıca denetlemesi, duygusuz bir manken gibi davranmanızdan evladır.
Bağışlama bir yaratma eylemidir. Bunu yapmak için zamanla değerini kanıtlamış birçok yoldan birini seçebilirsiniz. Şimdilik bağışlayabilirsiniz, o zamana kadar bağışlayabilirsiniz, gelecek sefere kadar bağışlayabilirsiniz , bağışlayıp başka şans vermeyebilirsiniz; eğer bir iki vaka daha yaşanırsa, bu tümüyle yeni bir oyundur. Bir şans daha verebilirsiniz, birkaç şans daha verebilirsiniz, birçok şans verebilirsiniz, koşullu şans verebilirsiniz. Bir kabahatin bir kısmını, tamamını ya da yarısını bağışlayabilirsiniz. Örtülü bir af tasarlayabilirsiniz, karar sizin.
İnsan bir gün bağışlayıp bağışlamadığını nasıl bilir? Olay karşısında öfke duymak yerine kederlenmek, o kişiye kızmak yerine onun için üzülmek eyleminde olursunuz. Tüm bunlara ilişkin herhangi bir şey anımsamama eğiliminde olursunuz. İşin başında bu kırgınlığa yol açan ızdırabı anlarsınız. Ortamın dışında kalmayı yeğlersiniz. Bir şey beklemezsiniz. Bir şey istemezsiniz. Bileğinize dolanıp size oradan oraya sürükleyen bir kement yoktur. Gitmekten özgürsünüzdür. "Bundan böyle hep böyle mutlu yaşadılar " ile sonlanmasa da , bugünden itibaren size illaki bekleyen taptaze " bir varmış bir yokmuş" duygusuna kapılırsınız.
Bu dünya uyumlu olmak için zor bir yer… Yeni doğmuş bebeklere üzülüyorum… Ve doğmaya devam ediyorlar… Tam şu an bir yerlerde bir çocuğun doğduğunun farkında mısın? BOL ŞANS, ÇOCUK, HER NEREDEYSEN!
Çileler ve felâketler tanrısı, bütün
gam ve gussalarını Anadolu’nun ve Türk milletinin üstüne yağdırıyordu
ama, onun ardında son şans meleği, kanatlarım Mustafa Kemal’in
üstüne germişti..
Hayatın her dönemine bir felsefe tekabül eder. Çocuk gerçekçidir, çünkü armutların ve elmaların varlığından öylesine emindir ki. İçinde ihtiras fırtınaları kopan genç, kendisinin farkına varmalı ve kendini yoklamalıdır: o idealiste dönüşür. Yetişkin bir adam ise şüpheci olmak için elzem tüm gerekçelere sahiptir. Hedef için seçmiş olduğu aracın doğru olup olmadığı konusunda şüphe etmekte haklıdır ki, sonradan yanlış bir seçim yüzünden pişman olmasın. İhtiyar ise daima mistisizme yönelecektir. Birçok şeyin tesadüfe bağlıymış gibi göründüğünü görür: akılsız olan gerçekleşir, akıllı olan hedefe ulaşmaz, şans ve şanssızlık beklenmedik bir biçimde eşitlenir. Bu böyledir ve böyleydi. İleri yaştaki daima orada olan, geçmişte var olmuş olan ve gelecekte olacak olanla avunur.