Önce bütün şairlere selam
Sonra şunu söylemek isterim
Ölüm hiçte güzel değil
Ne sabah var ne akşam
Sokakların ellerinden öperim
Bana yaşamasını öğretmişlerdi
Dost olsun düşman olsun
İnsanlara iyi günler dilerim
Söyle sarı saçlı daktiloya
Ben yokum artık
Vefasız dostlara hatırlat
Kimseye kalmaz o dünya
Nasıl unuturum güzeldi yaşamak
Fakat hakkı varmış Oktay'ın
"Hatıralar da dal istiyor
Kuşlar gibi konacak"
Bazı insanlar yara olur etrafına. Kırar, döker, kanatır. Bazı insanlarsa şifadır. Yalnız sevdiklerine değil; ayak bastığı toprağa, selam verdiği komşuya, hatta üzerinden uçan kuşlara bile..
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yeraltı nehr çağlıyordu
Gözlerim yollarda bekler dururum
Nerde kardeşlerin diyordu bir ses
İlk Kıblesi benim ulu Nebi'nin
Unuttu mu bunu acaba herkes
Burak dolanırdı yörelerimde
Miraca yol veren hız üssü idim
Kutsallığım belli şehir ismimden
Her yana nur saçan bir kürsü idim
Hani o günler ki binlerce mü'min
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebi'ler hâtırı için
Cevaba erişen dualar vardı
Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Mü'minden yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgârlar silemez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım
Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde
Götür müslümâna selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu
"Sen namaza durduğunda bil ki, hem Allah Teâlâ ile hem de Peygamberimiz aleyhisselâm ile konuşmaktasın! (Öyle ya, sen namaza sübhâneke/Seni tenzih ederim diye Allah ile konuşmaya başlıyor), tahiyyât'ta da 'Ey Peygamber! Allah'ın selam, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun!' diyorsun. Çünkü Arapça'da 'Ey!' diye başlayan hitap, karşında hazır bulunan kimse için söylenir.
Geceleyin kalkıp kılınan iki rekat namaz, gündüz kılınan bin rekattan daha faziletlidir. Çünkü sen o iki rekatı mahşer günündeki terazinde görmek için kılarsın değil mi?
Bir hizmetçi iş yaptırmaktan başka bir şey için tutulur mu?
Sen hiç yesin, yatsın diye tutulan bir hizmetçi gördün mü?
Sen de para verilip tutulmuş bir hizmetçiden başka bir şey değilsin.
Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:
Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler. (Tevbe, 9/111)
Nefsini dizginlemeyen, nefsi tarafından dizginlenir.
Nefsinden hiçbir talepte bulunmayan, nefsi tarafından cezaya çarptırılır.
Eğer sen nefsine ibadet yükünü yüklesen, o senden itaatsizlik etmeni ve günah işlemeni isteyemez, zaten buna fırsat ve zaman da bulamaz."
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
Varıp eşiğine alnımı koydum
Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu
Gözlerim yollarda bekler dururum
Nerde kardeşlerim diyordu bir ses
İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin
Unuttu mu bunu acaba herkes
Burak dolanırdı yörelerimde
Mi’raca yol veren hız üssü idim
Bellidir kutsallığım şehir ismimden
Her yana nur saçan bir kürsü idim
Hani o günler ki binlerce mü’min
Tek yürek halinde bana koşardı
Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine
Cevaba erişen dualar vardı
Şimdi kimsecikler varmaz yanıma
Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım
Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım
Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde
Götür müslümana selam diyordu
Dayanamıyorum bu ayrılığa
Kucaklasın beni İslâm diyordu