Kimsesiz köşecik, selam sana,
Dinginliğin sığınağı, çalışmanın ve esinin,
Günlerim burada fark etmeksizin
Akıyor mutluluk ve unutuşun koynunda!
Seninim ben: Kirke’nin* utançlı konağını
Tantanalı şölenleri, eğlenceleri, yoldan çıkmaları
Değiştirdim meşelerin barışçıl hışırtısıyla, tarlaların sessizliğiyle
Ve özgür başıboşlukla, düşünmenin yoldaşı.
Seninim ben: Bu karanlık bahçeyi seviyorum
Serinliğiyle, çiçekleriyle,
Bu çayırlığı, kokulu tınazlarla kaplı.
Burada berrak derecikler fundalıklarda şırıldar,
Nereye baksan devingen tablolar:
Şurada iki gölün mavi düzlükleri,
Beyaz balıkçı yelkenlisinin görünüp yittiği,
Onların ardında tepe dizileri, tarla çizgileri,
Uzakta serpiştirilmiş köy evleri.
Nemli kıyılarda yayılan sürüler,
Dumanlı ambarlar, yel değirmenleri;
Her yerde mutluluk ve emek izleri…
Buradayım, boş kaygıların prangasından kurtularak,
Mutluluğu gerçekte bulmayı öğrenmiş olarak,
Yasaya bağımsız bir ruhla tapınmayı,
Eğitimsiz kalabalığın mırıltısına kulak asmamayı,
Yürekten katılmayı utangaç duya
Ve imrenmemeyi yazgısına
Adil olmayan bir yükseklikteki kötünün ya da aptalın.