• uzun bir sessizliğin çiğnediği anlam; mânâ arama, mânâ ol. sevdanın uçurumunda korkudan düşen bir çiçek ol; sev, ol!

    Payanda
  • - Boşuna iddia ve inad etme. Hakîkati ara ve sev. Hakîkat sevgisi, insan için sevgilerin en büyüğüdür.
    Ali  Fuad Başgil
    Sayfa 60 - Kubbealtı Neşriyatı - 70. Baskı
  • Silvan heja mêr, :)

    " Yürüdükçe ölümler takılıyor ayaklarımıza,
    Genç ölümler
    Zamansız ölümler
    Direnen ve ölümsüzleşen ölümler"(syf54)

    Adnan Yücel'in ölümü de genç ölümlerden, 49 yaşında kansere yenik düşmüş. Zamansız yakalamış ölüm onu. Ne yazık ki bu topraklar, sen canım insan, oradaki, buradaki,ben, herkes ve her şey, tanımamışken henüz onu ölmüş o. Ama ben inanıyorum Mehmet Kervancı gibiler çoğaldıkça, okudukça ve okuttukça, -öldükten sonra da olsa- tanıyacağız, anlayacağız Mezopotamya' nın doğurduğu bu kadim evlatları. Onlarla birlikte Mezopotamya'yı, bizi biz yapan birliğimizi...

    "Kimler basıyor bu dev yüreğe
    Basıp da devleşiyor kimler" (syf13)

    Ben inanıyorum...
    Basıp devleşenleri büyük görmekten vazgeçeciğiz. Dev yürekler "kutsal" olacak.

    "Saraylar saltanatlar çöker
    Kan susar bir gün
    Menekşeler de açar üstümüzde " (syf64)

    Ben inanıyorum...
    Kan susacak, toprağın her karışı menekşe tarlası olacak. Kediler basacak sokakları, herkesin dikili bir yeşili olacak. Ben inanıyorum herkes "canım insan" olacak... Çocuklar, büyükler, kimse unutmayacak gülmeyi :))

    "Sen ki bilirsin kır çiçeklerini
    Hangi rüzgar dağıtırsa dağıtsın
    Düştükleri yerde yeniden çoğalırlar" (syf29)

    Ben inanıyorum...
    Hepimiz birer kır çiçeğiyiz, ve hepimiz kırıldığı yerden, kırıldığımız yerin inadına yeşereceğiz.
    Hep,en,çok yeşil :))

    "Boşuna değil bu telaşlı sessizlik
    Bu gök çatlaması gece vakti
    Ve haykırışlarımız" (syf14)

    Haykırmaya devam edeceğiz, ve duyulacak sesimiz. Cağrımız duyulacak,inanıyorum. "Seveceğiz ve seve seve direneceğiz"

    "Şiirlerde türkülerde tanımıştım" (syf12)

    Şiirlerle, türkülerle, ezgilerle tanıyacağız birbirimizi. Ben inanıyorum, kafesimiz olan bedenimiz "kimliğimiz" olmaktan çıkacak.


    Ben inanıyorum;
    YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLACAK :")

    İyi ol, iyi kal canım insan :)) Adnan Yücel oku, anla, anlat..yak önyargılarını..sev, inan ve gülümse :"))
  • "Mühim bir sual: Diyorsunuz ki: Muhabbet ihtiyarî değil. Hem, ihtiyac-ı fıtrîye binaen, leziz taamları ve meyveleri severim. Peder ve valide ve evlâtlarımı severim. Refika-i hayatımı severim. Dost ve ahbaplarımı severim. Enbiya ve evliyayı severim. Hayatımı, gençliğimi severim. Baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfât ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?"

    "BİRİNCİ NÜKTE"

    "Muhabbet çendan ihtiyarî değil. Fakat, ihtiyar ile muhabbetin yüzü bir mahbuptan diğer bir mahbuba dönebilir. Meselâ, bir mahbubun çirkinliğini göstermekle, veyahut asıl lâyık-ı muhabbet olan diğer bir mahbuba perde veya ayna olduğunu göstermekle, muhabbetin yüzü mecazî mahbuptan hakikî mahbuba çevrilebilir."

    "İKİNCİ NÜKTE"

    "Tâdât ettiğin sevdiklerini sevme demiyoruz. Belki onları Cenâb-ı Hakkın hesabına ve Onun muhabbeti namına sev deriz.(...)"

    "Hem refika-i hayatını, rahmet-i İlâhiyenin mûnis, lâtif bir hediyesi olduğu cihetiyle sev ve muhabbet et. Fakat çabuk bozulan hüsn-ü suretine muhabbetini bağlama. Belki kadının en cazibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezaket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddî, samimî, nuranî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyadeleşir. Ve o zaife, lâtife mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhafaza edilir. Yoksa, hüsn-ü suretin zevâliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda biçare hakkını kaybeder.(...)"

    "Elhasıl: Dünyayı ve ondaki mahlûkatı mânâ-yı harfiyle sev; mânâ-yı ismiyle sevme. 'Ne kadar güzel yapılmış.' de. 'Ne kadar güzeldir.' deme. Ve kalbin bâtınına, başka muhabbetlerin girmesine meydan verme. Çünkü, bâtın-ı kalb âyine-i Sameddir ve Ona mahsustur."

    اَللّٰهُمَّ ارْزُقْنَا حُبَّكَ وَحُبَّ مَا يُقَرِّبُنَاۤ اِلَيْكَ de.İşte, bütün tâdât ettiğimiz muhabbetler, eğer bu suretle olsa, hem elemsiz bir lezzet verir, hem bir cihette zevalsiz bir visaldir. Hem muhabbet-i İlâhiyeyi ziyadeleştirir. Hem meşru bir muhabbettir. Hem ayn-ı lezzet bir şükürdür. Hem ayn-ı muhabbet bir fikirdir."(1)
    "Aşk, şiddetli bir muhabbettir. Fâni mahbuplara müteveccih olduğu vakit, ya o aşk kendi sahibini daimî bir azap ve elemde bırakır. Veyahut o mecazî mahbup, o şiddetli muhabbetin fiyatına değmediği için, bâki bir mahbubu arattırır; aşk-ı mecazî, aşk-ı hakikîye inkılâp eder."

    "İşte, insanda binlerle hissiyat var. Her birisinin, aşk gibi, iki mertebesi var: biri mecazî, biri hakikî."(2)
    "Güzel değil batmakla kaybolan bir mahbup. Çünkü zevâle mahkûm, hakikî güzel olamaz. Aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli."(3)
    Üstat, yukarıda insanların nasıl bir muhabbet ve aşk içinde olması gerektiğine işaret ediyor. Allah için ve Allah hesabına olmayan muhabbet ve aşkların, yanlış ve boş olduğuna, hatta sahibine azap ve acı vermekten başka hiçbir faydası olmadığına işaret ediyor.
    Allah, insana kalp ve muhabbet hissini, kendi isim ve sıfatlarını sevdirmek için vermiştir. Hatta insandaki kalp ve muhabbete öyle bir genişlik ve keskinlik vermiş ki; ancak ezeli ve ebedi olan Allah’ın cemal ve kemali ile tatmin olabilir bir vasıftadır. Öyle ise insanın bu muhabbet ve kalbî kabiliyetlerini, mecazi ve fani mahlukatta kullanması meşru ve helal değildir. Mahlukatı ise ancak Allah’ın bir san'atı, Allah’ın cemal ve kemaline bir ayna olması noktasından ancak Allah namına sevebilir. Bunun nasıl olacağını Üstat yukarıda geniş örnekler ile izah ediyor.
    Dipnotlar:

    (1) bk. Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf.
    (2) bk. Mektubat, Dokuzuncu Mektup.
    (3) bk. Sözler, On Yedinci Söz, İkinci Makam.
  • Dünyada herkesten çok kendini sev , çünkü dünyada her şey kişisel çıkara dayalıdır ,eğer bir tek kendini seversen ,işini gerektiğince yaparsın ,kafanda bölünmeden ,bütünüyle senin üzerinde kalır
  • Her şey çok güzel..
    Sensizim
    Bensizsin
    Biz değiliz hiç olamadık ki zaten
    İyi ki itiraf etmedin
    Benim sana olan aşkım çok fazlaydı
    Senin ki gelirse kaldıramazdık ikimizde
    Daha sevgili olamadan yapamadık...
    Çok fazla bu kadar sevgi
    Gerek yok
    Hiç gerek yok
    Yalnızlığını hep sev
    Ben de eskisi gibi hep öyle yapıcam
    Bir başkası almayacak yerini
    Ona da yeminliyim çünkü
    Ama sen artık dualarımdasın
    Öyle birini seveceksin ki
    Benim gibş değil asla
    Terbiyeli şehvet düşkünü olmaz inşallah
    Dinli imanlı pamuk kalpli inşallah
    Dualarım da hep senindir

    Hoşçakal
    Olacaklar hep sensiz artık
    Üzgünüm
    İstesem de dönemem kollarına
    İki dünya bşr araya gelse gelemem
    Dönemem
    Yapamam
    Afffet
    Son kez affet
    Bir zamanlar delice çılgınca sevdiğim adam
    Artık aşkın kalmadı
    Bittin gözümde
    Bittim gözünde
    Bittik bittik bittik
    Elveda