• 82 syf.
    ·1 günde·8/10
    Kitap, bir-iki saatte bitirilebilecek (82) sayfa sayısında. Uzun zamandır okumayı düşünüyordum. Bugün 2 dolmuş, 2 metro yolculuğunda bitirebileceğim bu baskıyı seçtim ama daha geniş bir zamanda tam metin olduğunu (ya da en azından daha doyurucu olacağını) düşündüğüm İş Bankası kültür yayınlarında yer alan diğer baskısını okumayı düşünüyorum. Bu baskıda, özellikle ilk bölümde kullanılan ve yoğunluğunu aşırı bulduğum felsefi terimler -ki bunların yerine daha uygun ve anlaşılır sözcükler kullanılabilirdi- okumayı biraz güçleştiriyor. Ancak ilerleyen bölümlerde, Sokratesin savunmasının yer aldığı kısımlarda bu sorun ortadan kalkıyor.
    Sokrates, dinsiz olduğu, gençleri yoldan çıkardığı, devlet yönetimindeki insanlara hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemede ölüme mahkum ediliyor ama yaptığı olağanüstü savunma tarih önünde kendisini ölümsüzleştiriyor.
    Savunmasını ölümden korktuğu için değil, haksızlığa engel olmak için yaptığını söyleyen Sokrates; neden siyaset kurumunda yer almadığı, bilgi ve erdemin ne olduğu, iyi ve doğru bir insanın nasıl olması gerektiği, ölüme bakış açısının ne olması gerektiği gibi konularda kâh tebessüm ettiren, kâh düşündüren, kâh hüzünleniren çarpıcı ipuçları veriyor, savlar ortaya koyuyor.

    Bu baskıyı ya fikir sahibi olmak, ya da tam metin için ön okuma yapmak maksadıyla okuyabilirsiniz. Bence, her iki durumda da okumaya değer.

    Keyifli okumalar dilerim...
  • 200 syf.
    İ D D İ A N A M E
    ATİNA AĞIR CEZA MAHKEMESİ

    DAVACI : K.H.
    ŞÜPHELİ : SOKRATES
    SUÇ : 1) Dinsizlik
    2) Gençleri Yoldan Çıkarmak
    S. TARİHİ : M.Ö. 399
    SUÇ YERİ : ATİNA

    DELİLLER : Meletos, Anytos ve Lycon’un Sokrates Hakkındaki Düşünceleri ve İfadeleri...



    HATİP POLYKRATES
    ATİNA SAVCISI


    Evet evet, Sokrates hakkında açılan davanın iddianamesi böyledir. Meletos, Anytos ve Lycon olacak bu üç kişi büyük bilgeye iftira atmıştı. Sokrates’in tanrıları inkar ettiğini ve gençleri yoldan çıkardığı beyanında bulunmuşlardı. Elbette bu doğru değildi. Sokrates daima sorgulayıp daha iyiyi ve yahut doğruyu bulmaya çalışan aydın bir kimse idi. Hakkında suçlamalarda bulunan kişilerin ve Atina yönetiminin menfaatine zarar vermiş olacak ki bu da açılan bir dava ile kendisinin baldıran zehri içip ölümüne sebep olur. Ve Sokrates öğrencilerinin gözü önünde hayata veda ettiğinde 70 yaşındaydı. O öyle bir miras bırakmıştı ki arkasından onu takip edecek aydın öğrencileri vardı. İşte Platon bunlardan biri idi.

    Platon, hocası öldüğünde 28 yaşında bir delikanlı idi. Onun ölümünden sonra Atina’dan ayrılıp uzun bir seyahate çıktığı rivayet edilir. Tam 12 yıl sonra Atina’ya döndüğünde 40 yaşındadır. Ayağının tozuyla Atina’da bir felsefe okulu diyebileceğimiz Akademi’yi kurar. Öğrencilerine burada ders vermeye başlar. İşte Platon, “Sokrates’in Savunması” adlı eserini bu tarihlerde ele alır.

    Sözü daha fazla uzatmadan Platon’un eseri hakkında birkaç şey söyleyip çoğu size bırakıyorum. Ee... Ee... Ne söyleyeceğim şimdi bilemedim. Esasen böyle kitaplar hakkında inceleme yazısı yazmaya kalkışmamalıydım ama olan oldu. Efendim Platon, hocası Sokrates’in öğrencileri ile olan diyaloglarını, suçlamalara karşı olan savunmalarını bir kitap haline getirip önümüze koymuş. İçerisinde bayağı bayağı derin mevzular var. Özellikle bu büyük bilgenin ruh ve ölüm hakkındaki düşünce dünyası hakikaten muazzam. Okudukça Sokrates’e hayran olmamak elde değil. Başka ne diyebilirim ki! En iyisi mi siz bu kitabı çok ama çok okuyun.

    Ayrıca şuraya Fransız ressam Jacques-Louis David’in 1787 yılında yaptığı “Sokrates’in Ölümü” adlı yağlı boya tablosunu bırakıyorum, doyasıya bakarsınız. (:

    https://i.hizliresim.com/Rr3p7a.jpg
  • Sokrates’in tutumuna özenir gibiyim, ne ki o da İsa gibi ölümü göze almış, bir büyük yürek.
  • Atinalılar tarafından verilen idam kararından önce Sokrates’in verdiği son savunmasından bir bölüm de:
    “Ama biri çıkıp da ,peki Sokrates bugün seni ölüm tehlikesiyle karşı karşıya getiren bir yaşam biçimini seçtiğin için utanç duymuyor musun? derse, yanıtım şu olur “Dostum yanılgı içindesin, az çok değerli bir adamın ölme yada yaşama olasılıklarının hesabını tutması gerektiğini düşünüyorsan eğer! Ne yaparsa yapsın tek şeye bakmalıdır insan, doğru mu yanlış mı yaptığına, yürekli bir adam gibi mi , korkak gibi mi davrandığına.İşte Atinalılar doğru davranış kuralı budur, bir karar veren herhangi biri, tehlikesi ne olursa olsun o kararın arkasında durmalı, ölümü yada başka bir yıkımı düşünmemeli, her şeyden önce ONURUNU gözetmeli “ demiş.
    Ölmeden önce son sözlerinde ise;
    “Pişman değilim, böyle yaşayıp kendimi bu şekilde savunup ölmeyi ,ONURSUZ bir şekilde yaşamaya yeğ tutarım “ demiştir.
    Demek ki insan onuru, şeref, haysiyet, gibi evrensel değerler 2500 yıl önce nasıl değerlendirilmişse bugün de paragrafta Nuri Pakdil’in vurguladığı gibi aynı şekilde görülmektedir...Aslında kim olursa olsun, hangi mevkide bulunursa bulunsun, her insan içgüdüsel olarak, hatta bilinçsizce bir onuru olduğunun unutulmamasını ister.Ama bilinçsizce bunu isteyen insan bilinçli bir şekilde onurunu yitirebiliyor... Halbuki bilinçli olmak insanı diğer varlıklardan daha üstün kılan bir özellik olması gerekirken yapmış olduğu tercihler daha aşağılık bir konuma getiriyor.Çünkü onur sonradan kazanılmaz, mesele onu yitirmemekte... Ve kimse onurunu bir başkası yüzünden kaybetmez.Unutmayın herhangi birinin onurunu bir başkası ancak kırar yada zedeler, onurunu kaybetmek yalnızca kişinin kendi kendini getirebileceği bir noktadır.
    Şükrü Erbaş bir şiirinde:
    “Anılar acı vermiyor artık,
    Bizi biz eden değerler yıkıntısında onursuz oturuyoruz” derken bunu dile getirmiştir.İnsan evsiz barksız,parasız pulsuz,anasız babasız,karısız kocasız hatta evlatsız yaşayabilir ama onursuz yaşayamaz.
    ”İnsan onuru için yaşar” derken Dostoyevski’nin şu cümlesi geliyor akla “Yalnız yaşamak değil baylar, ölüm bile onurlu olmalı”...
  • 106 syf.
    ·4 günde
    Öğrencisi platon tarafından kaleme alınmış sokratesin mahkemedeki savunmasıdır. Özellikle gençleri yoldan çıkardığı öne sürülmüştür. Her ne kadar sokratesin araştırmacı ve sorgulayıcı kimliği yanlış anlaşılmış olsada sokrates yaptıklarının arkasındaydı. Ölümü bile göze almıştı.
  • 200 syf.
    ·10/10
    M.Ö 469-399 yılları arasında yaşamış bir bilgenin suçlanması üzerine hem yaptığı savunma hem de bu dünya ve ahiret dediğimiz diğer dünya hakkında görüşlerini belirttiği bir kitap. O yılarda ruha inanmak toplum dışında bir şeye inanmak bunu sorgulamak her bilgenin işi değildir. Ve bu kitabı okurken ben Sokratesin bir peygamber olabileceğini bile düşündüm. Kitabın içeri olarak bir şey söyleyemeyeceğimden kendi düşüncelerimi size sunuyorum. Öyle bir bilgedir ki Sokrates, ölen tek şey bedenimdir der, ölceğimi bilsem de önümde yanlış savunulursa ben ona karşı çıkacağım der ve der ki biz filozoflar ölümden korkmayız. Ve bu sözler bana Mevlanayı hatırlatır ölümü kavuşmak gbi görmesini hatırlatır ve ben bu duyguları Sokrateste görürüm.
  • Özel yaşamları hakkında sorular soran Sokrates, belli ki bir çok Atinalıyı rahatsız ediyordu. Günün birinde gene özel yaşamlarıyla ilgili sorular sorduğunda, adamın biri yanıt vermek yerine Sokrates’in kıçına tekme attı. Ama Sokrates buna aldırmadı ve yoluna devam etti.
    Bu duruma alınan öğrencilerinden birisi, kendisini tekmeleyenlere karşı niye dava açmadığını sordu. “Niye dava açayım ki? ” dedi Sokrates, “varsayalım beni bir eşek tekmeledi, eşeği mahkeme önüne mi çıkarayım? ”