I, Kafamız Karışıyor
Joseph Rouletabille'in olağanüstü serüvenlerini burada anlatmaya başlarken oldukça heyecanlandığımı söylemeliyim. Bu adam, bugüne kadar öyle açıkça karşı çıktı ki bana, son on beş yılın en acayip polisiye öyküsünü bir gün yayımlayabilme umudumu neredeyse kaybetmiştim. Eğer ünlü Stangerson'un kısa bir süre önce Legion d'honneur Büyük Haç nişanına aday gösterilmesi üzerine bir akşam gazetesinde çıkan cehalet ya da cüretkâr bir ihanet örneği olan o sefil makale, Joseph Rouletabille'in bana söylediğine göre ebediyen unutulmasını istediği o korkunç serüveni yeniden canlandırmasaydı, halk "Sarı Oda" olarak bilinen; bunca gizemli, gaddar ve sansasyonel dramın kaynağını oluşturan, dostumun da çok yakından karışmış olduğu olağanüstü olay hakkındaki tüm hakikati hiçbir zaman öğrenememiş olacaktı diye düşünüyorum. "Sarı Oda!" On beş yıl önce, üzerinde bu kadar çok yazılıp çizilen bu olayı kim hatırlar ki şimdi? Paris'te olaylar çok çabuk unutulur...
Sayfa 1 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 7.Basım, Eylül 2025·Kitabı okudu
Faysal'ın Arap ordusu muhteşem bir gerilla savaşı çıkardı ancak Bedeviler Osmanlı ordusuna karşı neredeyse dört yüzyıldır yaptıkları klasik vurkaç taktikleriyle savaşıyorlardı. Hâlâ Faysal'ın kuvvetlerinin Arabistan dışındaki Arap eyaletlerindeki Osmanlı idaresini kendi başlarına sona erdirip erdiremeyecekleri tartışmaya açıktır. Bir yüzyıl önce, Vehhabi savaşçıları Arabistan'ı ele geçirdi ama Şam'ı işgal edememişlerdi. Ancak Faysal'ın güçlü müttefikleri vardı. 1917 yılı Avrupa'daki Batı Cephesi'nde korkunç bir çıkmaza girmişti ama, İngilizler Osmanlı İmparatorluğu'nu savaşta mağlup etmek çabasında büyük başarılar imza attı. Hindistan'dan Basra'ya takvije kuvvetleri gönderildi ve İngiliz-Hindistan birlikleri 11 Mart 1917'de Bağdat'a girdi. Batı'ya doğru, General Edmund Allenby kumandası altındaki İngiliz ve İngiliz İmparatorluğu güçleri, o yılın sonbaharında Sina'da Osmanlı direnişini ezebildi. İngiliz kuvvetleri 16 Kasım 1917'de Yafa'yı işgal edip 11 Aralık'ta Kudüs'e girdi. Arap topraklarındaki savaş, yaklaşık bir yıl kadar sürecekti ama İngilizlerin 1917'deki zaferlerinin ardından sonuç kesinleşti. 1 Ekim 1918'de Şam'a giren Faysal'ın ordusuna daha fazla Bedevi kabilesi katıldı. Havran'da İngiliz kuvvetleri karşısında büyük bir yenilgi alan Osmanlı kuvvetleri ise zaten şehirden çekilmişti. Şehre ilk girenin İngiliz komutasındaki birlikler olup olmadığı hâlâ araştırmacılar arasında tartışmalı bir konudur. İngilizler Faysal'a ordusunun kurtardığı bölgelerin gelecekteki Arap Krallığı'nda yer alacağı sözünü vermiş olduğu için bu soru önemsiz bir mesele değildir. Hangi ordu ilk olarak Şam'a ulaşmış olursa olsun, 1516 yılında Selim'in zaferinde olduğu gibi, şehir bir tek silah patlamadan düştü. Faysal şehre girişini müteakip ilk cumada, bilerek ya da bilmeyerek Selim'in
Sayfa 238·Kitabı okudu
Reklam
Mesud Barzani ve Celal Talabani ile bizzat ilişki kurması, onları Ankara'ya çağırarak konuşması, Cengiz Çandar gibi gazetecileri Kürt sorununda aktif bir şekilde değerlendirmesi, Ortadoğu'nun bugünkü siyasi durumunu yirmi yıl önceden görmesi, özellikle hayatının son döneminde 'Kürt sorununu mutlaka çözeceğim' iradesini ortaya koyması onu tarihimizin misyon sahibi liderleri arasına sokmuştur. Turgut Özal'ın 1987 şartlarında çok cesur ve ani bir kararla Mardin' den aday göstererek milletvekili seçilmesini sağladığı Nurettin Yılmaz bu konuda şunları anlatmaktadır: "Celal Talabani, sürekl i Ankara'ya gel iyordu. Haberim olduğunda milletvekili olarak onu karşıl ıyor ve ilgileniyordum. Kürt l iderlere kırm ızı pasaport alınması nda Özal'a tel kinlerim oluyordu. Bir gün bana, 'Nurettin, lrak'taki Kürtlerin bir federasyon şekl inde Türkiye'ye bağlanması iyi olur, değil m i?' demişti. Özal, Irak Kürtlerinin Türkiye'ye bir federasyonla bağlanmasının, hem Türkiye'nin Ortadoğu'daki stratejik konumunu güçlendireceğini hem de Kürtler ile Türkmenlerin dayanışmasını pekiştireceğini düşünüyordu. Aynı zamanda 'Irak Kürtleri, Saddam'ın katliamından kurtulur ve Türkiye'nin gücünü arkasında görürse, korkusuzca yaşar bölgesinde' dem işti. Ben de gülerek, Tabii, Kürt ve Kerkük petrol üne Türkiye'nin hakim olma pol itikası da yatıyor bunun arkasında, değil mi?' esprisini yapı nca tebessümle 'O kadar da olur elbet. Şunu bil ki her uzlaşma ve antlaşmada, tarafların çıkarları kaçı nılmazdır' dem işti bana, ileriyi görebilen Özal. Talaban i'ye, Özal',ın federasyonla ilgili duygularını anlattığımda, 'Bana da açıkladı bu öneriyi dedi. .. Özal çok zekidir.
Tarih
Sonunda amaca ulaşılmış, savaş kazanılmıştı; bu elit kişilerle başa çıkmak, onları egzersizlerle yormak, gözü yukarıda olanları dizginlemek, kararsızları kendi safına çekmek, büyüklük taslayanlara gücünü benimsetmek az buz çaba gerektirmemişti; ama iş başarılmış, oyuncu köyündeki aday öğrenciler magisterlerini benimseyip ona boyun eğmişler, sanki işin sırrı eklenecek son bir damla yağdaymış gibi bir anda her şey kolaylaşmıştı.
Sayfa 209·Kitabı okudu
Alıntı
Taşlanmak, dişlanmakz yalnız kalmak, çocuklara, meczuplara havale edilmek dava adamları için asla son değildir. Hüküm Allah'ındır. Taif, Zeyd'iyle çıktığı yolculuğunda taşlanmaya mahkûm edilmiş bir peygamberin hayatındaki olaylar zincirinden bir halkadır. O zincire bizde tutunduğumuza göre Taif her yer, taşlanmaya aday her mümindir."
Din
Yeryüzündeki 148 büyük yabani otobur memeli kara hayvanının -evcilleştirilmeye aday türlerin yalnızca 14 tanesi sınavı geçebildi. Neden geri kalan 134 tür bunu başaramadı? Francis Galton "son- suza kadar yabani kalmaya mahkûm olmuş" türler derken hangi koşullardan söz ediyordu?
Reklam
Reklam