• Ay ışığında oturduk 

    Bileğinden öptüm seni

    Sonra ayakta öptüm

    Dudağından öptüm seni

    Kapı aralığında öptüm

    Soluğundan öptüm seni

    Bahçede çocuklar vardı

    Çocuğundan öptüm seni

    Evime götürdüm yatağımda

    Kasığından öptüm seni

    Başka evlerde karşılaştık

    İliğinden öptüm seni

    En sonunda caddelere çıkardım

    Kaynağından öptüm seni
  • Sevgililer Günü'nde; günümüz sevgilerinin çok ötesinde yaşanmış, edebiyat dünyasına nam salmış şairlerin ve o muhteşem aşklarının dünyasına yolculuk yapalım istedim. Aşkı derinden hisseden, yüreğindeki coşkuyu, alevi, yalvarışı, yakarışı, adeta mısralara döken her biri eşsiz şairimizin aşk şiirleri ile buluşalım. Şiir aşktır, tutkudur kimi gönüllerde... Hep derim beni bu şiirler mahvetti diye. Tarihteki aşklara, okuduğumuz dizelerde bile olsa tanıklık edebilmek, çok ama çok güzel bir duygu. Her bir dizenin muhteşem sözlerinde yitip gitmek, o eşsiz hissiyatı yakalayabilmek bambaşka bir his.
    Adına şiirler yazılan özel bir kadın olabilmek de harika bir his olsa gerek. Eminim sizlerde okudukça bir parçanızı bulabileceksiniz mazinin gizeminde. Aşkla, sevgiyle kalınız. http://melisababy.blogspot.com.tr

    ~Nazım Hikmet~ sevdiği kadın Şükûfe Nihal'e, küçük bir kağıda “Ben sizin için çıldırıyorum, siz bana aldırış bile etmiyorsunuz.”diye yazmış. Daha sonra, Nazım arkadaşlarına Bir Ayrılış Hikayesi’ni Şükûfe Nihal’e yazdığını söylemiş.
    Erkek kadına dedi ki:
    -Seni seviyorum, ama nasıl,
    avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
    parmaklarımı kanatarak
    kırasıya, çıldırasıya…

    ~Cemal Süreya~ sevgilisi Tomris Uyar'a ithafen...
    Ay ışığında oturduk
    Bileğinden öptüm seni
    Sonra ayakta öptüm
    Dudağından öptüm seni
    Kapı aralığında öptüm
    Soluğundan öptüm seni...

    ~Bedri Rahmi Eyüboğlu~ yasak aşkı Mari Gerekmezyan'a Karadutum şiiriyle seslenmiş.
    Gökte ararken yerde bulduğum
    Karadutum, çatal karam, çingenem
    Daha nem olacaktın bir tanem
    Gülen ayvam, ağlayan narımsın
    Kadınım, kısrağım, karımsın...

    ~Attila İlhan~ aşkı Maria Missakian'a ithafen...
    Maria Missakian adında biri
    gelse göğsüne kapansam
    gece gölgesine sokulsam
    gökyüzünde bulutlar büyüseler
    yağmuru dinlesem anlatsam
    şimşekler kırılıp dökülseler...

    ~Orhan Veli Kanık~ aşkına ithafen; "Bütün yokluğuna rağmen hayatımdaki tek kadın sensin.” demiş. Orhan Veli’nin sevgilisi Nahit Hanım’a yazdığı bir mektupta geçen bu cümle, bir aşkın ve bir kitabın özeti olmuş. Şairin, Nahit Gelenbevi’ye yazdığı mektuplardan oluşan “Yalnız Seni Arıyorum" "Orhan Veli’den Nahit Hanım’a Mektuplar” adlı kitapta yer alıyor.
    Canım Nahitim, (artık sana bu kelimelerle hitap etmekten de çekiniyorum) beni bir parçacık olsun anlamaya çalış. Beni sev demek istemiyorum, sadece inan. Ömrümüzün sonuna kadar bana inanacağını düşünebilsem bundan duyacağım saadet bugüne kadar duyduklarımın en büyüğü olur.
    Bütün bu satırlar sana olan hasretimi, sana olan muhabbetimi, sensiz yaşamaktan duyduğum sonsuz ıstırabı anlatmıyor mu? Nahit, ölüyorum. Senden ayrı yaşamak beni mahvediyor. Ne olursun üzme artık beni.

    ~Yahya Kemal Beyatlı~ aşkı Celile Hanım
    Nazım’ın şiir yeteneğini farkeden annesi okuldaki hocası Yahya Kemal’den özel ders vermesini istemiş o yıllarda. Ders için gelen Yahya Kemal ile Celile Hanım arasında kısa sürede aşk doğmuş.
    Yollarda kalan gözlerimin nûrunu yordum,
    Kimdir o, nasıldır diye rüzgârlara sordum,
    Hulyâmı tutan bir büyü var onda diyordum,
    Gördüm: Dişi bir parsın elâ gözleri vardı.

    ~Cahit Sıtkı Tarancı~ kara sevdaya tutulduğu aşkı Mihrimah Hanım'a bir türlü açamamış yüreğini.
    Dünya bir yana, o hayal bir yana;
    Bir meşaledir pervaneyim ona.
    Altında bir ömür döne dolana
    Ağladığım yer penceresi midir?

    ~Sezai Karakoç~ Mülkiye’de ögrenciyken aynı okulda okuyan Muazzez Akkaya’ya duyduğu aşkı 14 kıtalık şiirde anlatmış.
    Açma pencereni perdeleri çek
    Mona Roza seni görmemeliyim
    Bir bakışın ölmem için yetecek
    Anla Mona Roza, ben bir deliyim...

    ~Ahmed Arif~ Leyla Erbil'e, büyük bir aşkla bağlıymış. Ancak Erbil’de bu aşkın karşılığı yalnızca dostlukmuş. O, ne olursa olsun Leyla Erbil'i hayatında tutma derdindeymiş. Aslında Ahmed Arif'in bu konuda da sessiz bir kabullenişi var. Leylim Leylim adlı kitaptaki mektuplarda seslenmiş her defasında. Ne yazık ki her ikisi de kitabı göremeden vefat etmişler. Ah! Leylim ah! Bende çok derin izler bırakan bu kitabı, o muhteşem sözleri, şiirleri adeta hançer gibi saplandı yüreğime. En çok etkilendiğim aşk Arif'in aşkıydı. Adam gibi adam, koca yürekli Ahmed Arif. Mektuplarında “İlk sen mağlup ettin beni.” der. Diğer taraftan “Sen ister dostum ol ister sevgilim. Yeter ki hayatımda ol. Sen bana geldikçe sana ihtiyacım olacak. Senden başka hiç bir isteğim yok.” der. Ay Karanlık şiirini de Leyla Erbil’e yazmış.
    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
    Yitirmiş öpücükleri,
    Payı yok, apansız inen akşamlardan,
    Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
    Seni anlatabilsem seni…
    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
    Üşüyorum, kapama gözlerini…

    "Gözlerinden, burnunun üst dudağına düşen fark edilmez incecik gölgesinden öperim canım. Öperim ömrüm. Yaşşa! "

    ~Özdemir Asaf~ aşık olmuş Mevhibe Hanım’a ama karşılıksız bir aşkmış.
    O muhteşem Lavinia şiirini Mevhibe Bayat için kaleme dökmüş şairimiz.
    Sana gitme demeyeceğim
    Üşüyorsun ceketimi al
    Günün en güzel saatleri bunlar
    Yanımda kal

    Sana gitme demeyeceğim
    Gene de sen bilirsin
    Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim
    İncinirsin

    Sana gitme demeyeceğim
    Ama gitme Lavinia
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme Lavinia.