Bal ile Kaymak, Mefisto'nun Öpücüğü'ü inceledi.
Dün 00:13 · Kitabı okudu · 94 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitabın sonunu tahmin etmeme rağmen yüreğim ağzımda okudum. Özellikle son sayfaları ilk kitap olan mefistodan daha başarılı olmuş sanki bir de siz bakın derim ben çok zevk aldım

+Türkiye Diyanet Vakfı'nın hazırlattığı İslam Ansiklopedisi, son dönemlerde Türkiye'de başarılmış en büyük telif çalışmalarından birisidir; belki de en önde gelenidir, çok kıymetli bir eserdir.
İslam Ansiklopedisi'nin tamamına şu linkten erişebilirsiniz: http://www.islamansiklopedisi.info

Duke Üniversitesi Kütüphanesi'ndeki Osmanlıca 216 kitabı online okumak/incelemek ve indirmek mümkün:
https://archive.org/...downloads&page=3

Kebikeç dergisinin yaklaşık 20 yıldır yayınlanmış bütün nüshaları ücretsiz online erişime açıldı:
http://kebikecdergi.org


Amsterdam'daki Van Gogh Müzesi Van Gogh'un resim ve çizimlerini yüksek çözünürlüklü olarak sitesine yüklemiş:
https://www.vangoghmuseum.nl/...n?Q=Vincent+van+gogh … …
Van Gogh resimleri, resimlerden detaylar ve Van Gogh ile ilgili başka şeyler olmak üzere şu an sitede 3523 görsel yüklenmiş gözüküyor.


1930'larda Yakup Kadri ve arkadaşlarının çıkardığı Kadro dergisinin bütün sayıları taranmış olarak şu linkte:
http://digitale-sammlungen.ulb.uni-bonn.de/...al/structure/3137049 … …
"Kadro" dergisi, Kemalizm'in sol yorumu açısından önemli bir ekoldü.
Yakınlarda tıpkı basımı da yapıldı:
http://www.kitapyurdu.com/...lt-takim/310366.html

Martin Luther Üniversitesi (Almanya) kütüphanesinden dijital erişime açık olan Türkiye'yle ilgili kitaplar şu linkte:
http://menadoc.bibliothek.uni-halle.de/landau/nav/index/all

Princeton İlahiyat Kütüphanesi:
Epey kitap ve dokümana ücretsiz erişim mümkün:
https://archive.org/details/Princeton

Hemen her konuda tarama yapabileceğiniz, her dilden binlerce yayının yer aldığı online kütüphane:
http://gen.lib.rus.ec


İspanya Milli Kütüphanesi dijital koleksiyonunda 350 kadar Türkçe/Farsça/Arapça yazma varmış.
Kitaplar şu linkte:
http://manuscripta.bibliotecas.csic.es/buscar

Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul şubesinin dijital arşivi:
http://arachne.uni-koeln.de/drupal/
Düşük çözünürlüklü belgeler ücretsiz indirilebiliyor

Osmanlı tarihi hakkında kıymetli bir eser (İngilizce):
Encyclopedia of the Ottoman Empire (ed: G. Ágoston & B. Masters)
PDF linki:
http://psi424.cankaya.edu.tr/...f%20Ott%20Empire.PDF

Marmara Üniversitesi Nadir Eserler Kolleksiyonu da online kullanıma/erişime açık.
Kütüphaneden istifade edebilmek için siteye üye olmak gerekiyor:
http://katalog.marmara.edu.tr


Osmanlı'dan bu yana Ankara gazeteleri arşivi
Ankara Üniversitesi internet sitesinde:
http://gazeteler.ankara.edu.tr

Tebriz'den (İran) Hasan Bey Hadi'nin Turuz sitesinde taranmış halde binlerce kitap var.
Özellikle dil ve etimoloji alanında kolleksiyon çok zengin.
Sitede İran'da basılmış Türkçe kitaplar da yer alıyor.
Dil/etimoloji meraklıları için özellikle tavsiye: http://www.turuz.org

Dünyanın en büyük harita kolleksiyonu:
Modern dönem haritalarına ilaveten; son 5 asra ait 67.000 civarında tarihî harita şu linkte:
http://www.davidrumsey.com

Osmanlı devleti Brüksel elçiliği evrakı (1849-1914 dönemi).
Yaklaşık 5000 belge taranmış, online erişime açık:
http://dighum.uantwerpen.be/ottomandiplomats/


Münih'teki Bayerische StaatsBibliothek adlı çok büyük kütüphane taranmış binlerce eseri online paylaşıma açmış.
19. asır öncesinde basılmış Türkiye/Osmanlı ile ilgili kitapların çoğu bu kütüphanede var, erişim şu linkte:
https://www.bsb-muenchen.de/en/
Konulara göre tarama imkânı mevcut

Kebikeç dergisinin yaklaşık 20 yıldır yayınlanmış bütün nüshaları ücretsiz online erişime açıldı:
http://kebikecdergi.org

Project Gutenberg, dünyadaki en büyük ücretsiz online-kütüphanelerden biri:
http://www.gutenberg.org
Sol taraftaki menüden konulara ve yazarlara göre tarama yapılabiliyor.
Bu site üzerinden şu an itibariyle taranmış 54.000 civarında kitaba bedelsiz erişim mümkün.

Türkiye'nin en büyük online fotoğraf arşivlerinden birisi, 15 Temmuz darbe gecesi şehit olan merhum Mustafa Cambaz'a aitti.
Şehidimizin sitesinde kendisinin çektiği toplam 30.902 fotoğraf var:
http://www.mustafacambaz.com
Allah rahmet eylesin, makamı cennet olsun...

Newyork Public Library'nin (Halk Kütüphanesi) internet sitesinden 200 bin civarı görsele ücretsiz erişim imkânı var:
http://digitalcollections.nypl.org/collections#/?scroll=2


Hemen her konuda tarama yapabileceğiniz, her dilden binlerce yayının yer aldığı online kütüphane:
http://gen.lib.rus.ec

İSAM dijital veri tabanındaki akademik makaleler herkesin erişimine açılmış. Güzel bir imkan:
http://www.isam.org.tr/...id=1179&cat_id=5

Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin yayınlarının bir kısmını PDF formatında şu linkten indirmek mümkün:
http://www.devletarsivleri.gov.tr/...askanligi-yayinlari/

Şu linkte Türk modernleşmesi ve yakın dönem tarihiyle ilgili epey kitap/makale mevcut.
PDF olarak indirilebiliyor:
http://psi424.cankaya.edu.tr/course.php?page=12

Eski Harflerle Basılmış Türkçe Eserler Katalogu”nun yazarı Seyfettin Özege vefatından önce (1981) kitaplarını Erzurum Atatürk Üniversitesi’ne bağışlamıştı. Bu kitapların taranmış haline (üye olarak) şu linkten ulaşabilirsiniz:
http://kutuphane.atauni.edu.tr
Çok esaslı bir kolleksiyon

Azerbaycan'da "Açık Kitap" isimli bir site var.
Bu site üzerinden kitap okumak ve indirmek mümkün.
Özellikle Azerbaycan'da basılmış kitaplar için güzel bir imkân.
Sitenin linki: http://www.achiqkitab.az

DergiPark internet sitesi üzerinden (bugün itibariyle) 1.528 akademik dergi ve 260.800 makaleye erişmek mümkün.
Siteden yararlanabilmek için üye olmak gerekiyor.
Site linki: http://dergipark.gov.tr

Kültür Bakanlığı'nın internet sitesinin genel erişime açık e-kitap bölümü var.
Bu siteden değişik konularda epey bir kitabı indirebilmek mümkün.
Sayfanın sol tarafındaki menü üzerinden konulara göre tarama/seçim yapmak mümkün olabiliyor:
http://ekitap.kulturturizm.gov.t

Milli Kütüphane'deki kitaplardan taranmış olanlarına internetten erişim mümkün.
Bunun için şahsen müracaatla üye olmak gerekiyor.
Üye olunduğunda 27.464 el yazması kitap, eski yazı olanlar da dahil bir ton süreli yayın ve sair neşriyat bilgisayarınızda:
http://www.mkutup.gov.tr/...jital-Kutuphane.aspx

@Caner Bey'in http://www.istanbulium.net sitesini daha önce bu flood kapsamında paylaşmıştım.
Belki gözden kaçmış olabilir, aynı sitenin bir alt başlığında 10.000 kadar yüksek çözünürlüklü eski İstanbul fotoğrafının yer aldığı harika bir arşiv var:

World Digital Library sitesi üzerinden 17.235 yayına (yayınlar 193 ülkeden) ücretsiz erişim imkanı var:
https://www.wdl.org/en/

Asya tarih ve kültürleri (ağırlıklı olarak Hindistan ve Çin) ile ilgili epey bir kitabın indirilebileceği bir liste.
Arada başka konular da yok değil.
Eski Yunan, eski Mısır vs. gibi konularla ilgili kitaplar da var:
https://sanskritdocuments.org/...ooks/asiallpdfs.html

Trinity College (Cambridge, İngiltere) kütüphanesinin dijital kolleksiyonu üzerinden çok ilginç kitaplara ve el yazmalarına erişim mümkün:
https://www.trin.cam.ac.uk/...ren-digital-library/
Mesela, Newton'un şahsi not defteri veya Principa Mathematica'sının şahsi nüshası gibi ilginç eserler bu linkte

Dünyanın en büyük dijital kütüphanelerinden birisi:
eGranary Digital Library
Şu an itibariyle 32 milyondan fazla dokümana erişim imkânı var.
Hepsi indekslenmiş ve konulara/başlıklara göre arama/tarama yapabilmek mümkün:
http://www.widernet.org/eGranary

İsrail Milli Kütüphanesi'nin dijital kolleksiyon bölümünden bir sürü kaynağa erişim ve kitapları indirme imkanı var.
Kütüphanede Türkçe kaynaklar da mevcut --hem Latin harfleriyle, hem eski yazı, hem de el yazmaları.
http://dlib.nli.org.il/...HM-00018?func=search
Konu/başlıklara göre arama imkanı var

Almanya'daki Martin Luther Üniversitesi'nin (Halle-Wittenberg) Türkiye Çalışmaları Araştırma Kütüphanesi dijitize edilmiş; listelenmiş kitaplara online erişim ve kitapları indirmek mümkün:
http://menadoc.bibliothek.uni-halle.de/landau/nav/index/all

Çok güzel bir çalışma:
İstanbul'daki Osmanlı Kitabeleri Projesi.
Muhtelif yerlerdeki kitabeleri fotoğraflayıp yazı çevrimleriyle yayınlıyorlar.
Şu an sistemde 1853 kitabe kaydedilmiş durumda:
http://www.ottomaninscriptions.com/top.aspx
Site anasayfası:
http://info.ottomaninscriptions.com

İstanbul Kadı Sicilleri online arşivi:
Diyanet Vakfı'na bağlı İSAM (İslam Araştırmaları Merkezi) 16. ve 17. yüzyıllara ait kadı sicillerinden 40 defteri yayınlamış; ayrıca online erişime de açmış.
Konulara ve tarihlere göre tarama yapma imkanı da mevcut:
http://www.kadisicilleri.org

Kütüphanenin internet sitesindeki açıklamada Dede Korkut yazmasının eksiksiz tek nüsha olduğu iddia edilmiş.
Doğru mudur bilmiyorum; ama başka nüshası olsa da olmasa da Dede Korkut'un Almanya'daki eksiksiz nüshasını online okuyabilmek yeterince ilginç:http://digital.slub-dresden.de/werkansicht/dlf/10013/8/


Türkiye'de yer adları habire değişip duruyor.
Bu konuda süreklilik yok; tarihî kaynaklarda geçen yerleri tespit etmek bazen çok zor.
Şu eser bu konuda çok faydalı (Osmanlı arşivleri yayını):
http://www.os-ar.com/osmanli_yer_isimleri.pdf
Yer adları eski yazıyla da listelenmiş, o da ciddi bir avantaj

Bu blog üzerinden eski yazı (Osmanlıca) bir sürü kitabı online okumak ve kitapları PDF formatında indirmek mümkün:
http://eski-arsiv.blogspot.com.tr/?m=1
Internet ortamında değişik kaynaklar üzerinden erişilebilir olan eserleri tek bir blogda toplamaya çalışmışlar.Keşke arama özelliği olsaydı

Katar hükümeti çok para ve emek harcayarak muazzam bir dijital kütüphane oluşturmuş:
https://www.qdl.qa/en
Şu linkte Osmanlılarla ilgili kayıtlar yer alıyor (şu an itibariyle toplam kayıt: 11.953):
https://www.qdl.qa/...ite/Ottoman%20Empire
Sitede konu ve başlıklara göre arama imkanı var.

Almanya'da Berlin Eyalet Kütüphanesi'nin internet sitesi üzerinden onbinlerce kitap ve görsele erişim imkanı var:
http://digital.staatsbibliothek-berlin.de/...;sort_direction=desc
Sitenin dili yalnızca Almanca; yine de üstteki linkten istediğiniz konu başlığı, kitap veya yazar adı ile arama yapabilirsiniz.

Oxford Üniversitesi'nin dijital kütüphanesi:
http://www.odl.ox.ac.uk/...gelibrary/index.html
Çok geniş bir yelpazede onbinlerce kitap, yazma, harita, çizim, görsel vs'ye internet sitesi üzerinden erişmek mümkün.
Başlıklara göre ayrı ayrı kolleksiyonlar var.
Meraklıları sayfayı didik didik etse yeridir.

Şu linkte de, yine Makedonya dijital kütüphanesinden tarihî Balkan haritaları var:
http://www.dlib.mk/handle/68275/12
Haritaların sayısı çok değil; ama konunun meraklıları için arşiv arşivdir.

Dünyanın en büyük online kütüphanelerinden birisi: "Library Genesis" veya kısaca LibGen.
Bu sitede her dilden milyonlarca kitaba online erişim imkânı var.
Telif hakkı falan gözetmeden bütün kitaplara erişim imkânı sağlıyor bu site:
http://libgen.io
http://gen.lib.rus.ec

Şu katalog sitesi üzerinden; anahtar kelimeleriniz hakkında arama yapma ve ilgili kaynaklara hangi üniversitelerin dijital kütüphanesinden erişebileceğinizi öğrenme imkânı var:
http://www.toplukatalog.gov.tr

Çok önemli bir fotoğraf arşivi:
http://images.doaks.org/artamonoff/
Fotoğrafları çeken Nicholas Artomonoff Bolşevik ihtilali sonrasında Türkiye'ye gelen bir Beyaz Rus ailenin oğlu. Robert Kolej'de okumuş. 1930-47 yılları arasında özellikle İstanbul'da çektiği 1000den fazla ftoğrf bu linkte

1982-1998 yıllarında profesyonel tanıtım fotoğrafçısı olarak çalışan M. Erem Çalıkoğlu’nun yaklaşık 20 bin diadan oluşan arşivindeki Adana, Adıyaman, Antalya, Balıkesir ve Bursa fotoğrafları online erişime açıldı. http://bit.ly/2ki94kV

Pakistan Milli Kütüphanesi 75.000 civarında kitap/makaleyi tarayarak online erişime açmış:
http://www.digitallibrary.edu.pk
Konulara, başlıklara ve yazarlara göre arama yapma imkânı mevcut:
http://hecpk.summon.serialssolutions.com/#!/advanced
Özellikle İngilizce kaynaklar açısından epey iyi bir kütüphane!

Bir kütüphane değil, üyelerin paylaşım platformu ve ortak havuzda şu an 320 milyona yakın kitap/eser/kaynak var:
https://www.pdfdrive.net
Muayyen bir kaynağı/dokümanı indirebilmek için, o kaynağı paylaşan üyenin de online olması şart. Biraz zahmetli ama kayıtlarınızda bulunsun.

Open Library (Açık Kütüphane) üzerinden 20 milyon kadar kitabın kaydına/künyesine ve 1,7 milyon taranmış kitaba erişim sağlanıyor.
Kitaplar konulara göre ayrı ayrı tasnif edilmiş olup linkler mevcut.
Konu ve başlıklara göre detaylı arama yapma imkânı var:
https://openlibrary.org

İspanya Eğitim Bakanlığı'nın online kütüphanesinde (şu an itibariyle) online erişime açık olan kaynaklar:
23.000 eski tarihli kitap
2.500 yazma eser
5.131 harita/atlas
85.500 görsel
212 ses kaydı
Detaylı arama yapılabiliyor:
http://bvpb.mcu.es/en/consulta/busqueda.cmd

Utah Üniversitesi'nin (ABD) dijital kütüphanesi o kadar geniş ki kolleksiyon başlıklarını gözden geçirmek bile epey zaman alıyor:
https://collections.lib.utah.edu
Dijital kaynaklar online erişime açık.
Konu ve başlıklara göre detaylı arama yapılabiliyor.

New York Üniversitesi kütüphanesi binlerce kitaptan oluşan Arapça Kolleksiyonu'nu taramış; online erişime açmış:
http://dlib.nyu.edu/aco/
Kitapları online okumak, ayrıca indirmek mümkün.
Ortadoğu ve Arap dünyası çalışan araştırmacılara faydalı olabilir (Türkiye'de çok yok)

Boğaziçi Üniversitesi bünyesindeki kıymetli bazı kolleksiyonlar taranarak online erişime açık hale getirilmiş. Epey fotoğraf da var. Detaylar ve kolleksiyonlar şu linkte:
http://digitalarchive.boun.edu.tr

İsrail Milli Kütüphanesi'nde yer alan 30 el yazması Kur'an'a kütüphanenin internet sitesi üzerinden tam erişim imkânı var:
http://web.nli.org.il/.../30-Quran-books.aspx
Kur'anlar: Osmanlı, İran, Java/Endonezya, Memluk, Babür/Hint, Timbuktu/Mali, Kuzey Afrika, İlhanlı, 13. yy Anadolu, Abbasi dönemi vs

[Sayın İzzet Akyol’un (@izakyol) Twitter’da yapmış olduğu paylaşımdan alıntıdır. Daha fazla detay için https://twitter.com/...s/937217427242438656 ]

Hakan Özer, Azizler ve Alimler'i inceledi.
 09 Şub 22:29 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

“Romana gelince, yazmamam için iki temel sebep var. Birincisi, pek beceremiyorum. Bir roman yazarken birilerine belli fikirler söyletebiliyorum ama pencereden kapıya doğru gitmelerini sağlayamıyorum. Maddi ayrıntılar konusunda roman yazarlarının sahip olması gereken sabra sahip değilim.” diyor bir söyleşisinde (Birikim, 02.04.2007) Terry Eagleton ne yazık ki… Oysa Azizler ve Âlimler’de birilerine belli fikirler söyletmesi kadar ustalıkla pencereden kapıya doğru gitmelerini de sağlıyor bence, keşke bu eşsiz romanına başkaları da eşlik etseymiş…

“Bu roman bütünüyle fantezi ürünü değildir. Ünlü Rus eleştirmen Mihail Bahtin'in ağabeyi Nikolay Bahtin, gerçekten de İngiliz dil felsefesi geleneğinin en önde gelen filozofu Ludwig Wittgenstein’in yakın bir arkadaşıydı. Wittgenstein gerçekten de, bu metinde varsayılandan daha genç bir zamanda olmakta birlikte, bir süre İrlanda'nın batı kıyısındaki bir kır evinde yaşamıştı. Diğer bölümlerin çoğu uydurmadır. (T.E.)”

Bu açıklamayla başlıyor, sonra da alıp götürüyor o yıllara, oralara… St. Petersburg, Viyana, hiçliğin başkenti Dublin; barlar, manastırlar, sokaklar, elbette insanlar, o dönemlerin… Sadece ana karakterlerde değil, yazar da dâhil, hepsi de ana karakterimsi olan bütün “yan” tiplerde; hâsılı, romanda, hiç eksilmeyen mizâhî üslûp, öte taraftan içinizi acıtan ince sızıya refâkat ediyor…

"King's Parade'de genç bir adamın bu işareti yaptığını gördüm. Caddede koşarak karşıya geçerken bir bisiklete çarptı. Ansızın geriye dönen bisikletliye bu işareti yaptı, öbürü de içgüdüsel sözleşme diyebileceğim bir şekilde ona aynı işaretle karşılık verdi. O zaman kendi kendime düşündüm: İşte, dil bu." Dalgın dalgın sandalyesine gitti; parmağını, nerede olduğunu unutmuş gibi hâlâ yukarı tutuyordu. Ani bir şaşkınlıkla sol kolunun ucuna bakarken ekledi: “Bu yüzden orada ve o anda kendimi öldürmeye karar verdim."

Russell, birkaç akşam önce Ottoline Morrell'in evinde tanıştığı genç kadının olağanüstü dik göğüslerini düşünüyordu. Belki de uzaktan akrabasıydı; Ottoline'in evinde tanıştığı insanların çoğu, bir şekilde birbirleriyle akraba çıkmaktaydı. Gece yarısı evin önündeki çimenlikte müziksiz dans etmişler, ama sonra yeşil türbanıyla Ottoline, edebiyat dehâsı diye yutturmaya çalıştığı, ama kendisini kömür işçisi diye tanıtan uzun bacaklı, veremliye benzeyen Midlands'lı bir öğretmenle çıkagelmişti. Daha sonra da kız uzun bacaklı dehâyla birlikte kuzu kuzu çalılığa doğru gitmişti. Adam belki de tam şu anda kızı becermekle meşguldü.

Yine V işareti yapan Wittgenstein, "Bu, bütün dillerin içsel biçimini ortaya koyuyor," dedi. "Bu hareket neyi yansıtıyor, Russell? Hiçbir şeyi. Bunun arkasında başka şey yok, yalnızca neyse o. Bunun anlamını, son kertede, onu yaparak kavrıyorum." Ve yine yaptı. Sonra, sesini sır veriyormuşçasına alçaltarak, meslektaşına doğru eğildi. "Bundaki dayanılmaz gizi görüyor musun? Her şey tam da olduğu gibidir: Her şey olduğu gibidir, başka biçimde değildir."

Russell kendini zorlayarak, düşüncelerini dik göğüslü genç kadından uzaklaştırdı. "Senin derdin, Wittgenstein," diye mırıldandı bezgin bezgin, "felsefenin günlük hayatla ilgisi olduğu yanılsamasından kendini kurtarmayı bir türlü becerememen." (s. 19, 20)
...
Wittgenstein, sonraları Cambridge'de, "Benim yapıtlarım, biri yazılı olmayan iki bölümden oluşur. Önemli olan da yazılı olmayan bölümdür," demişti. (s. 43)
...
Nerden bakarsanız bakın, derme çatma bir devrimdi bu. İrlandalı gönüllüler, uğruna dövüştükleri yurttaşlarının sövgüleri ve ıslıkları eşliğinde hapishaneye götürülürlerken, şehirde bin üç yüzü aşkın ölü ya da ağır yaralı vardı. (s. 109)

Başka bir Terry Eagleton söyleşisinden:

- Tek romanınız “Azizler ve Âlimler” 1970 yılında yayımlandıktan sonra Türkçede ilgi görmüş ve baskısı tükenmişti. Romanın birkaç yıl önce yapılan yeni basımı da Türkiye’de okurdan da ilgi gördü. Biraz bu roman üzerine konuşalım… Sizi bu romanı yazmaya iten, mizahî bir oyun güdüsü müydü yoksa ‘bir yerden’ romana başlamak isteği mi?

- Öncelikle, “Azizler ve Âlimler” daha çok İrlanda için kullanılan bir terim. İrlanda’nın azizlerin ve âlimlerin ülkesi olduğu söylenir. Benim bu romanı yazma sebeplerimden biri de İrlanda ile tekrar buluşmaktı. Benim asıl kültürüm İrlanda kültürü; ama İngiliz eğitim sisteminde yetiştim. İrlanda ile tekrar buluşmak istediğim için bu kitabı yazdım. Bir bakıma İngiliz kültürünü, İngiliz eğitim sistemi ile İrlanda’yı bir araya getiriyor bu kitap. Ama ondan sonra roman yazmaya devam etmedim. Çünkü bir akademisyen olarak roman yazmaya devam etseydim hep evin içine hapsolup kalacaktım. Bu yüzden, yalnız bir yazar olmak yerine tiyatro oyunları yazmayı seçtim. Daha çok dışarıya çıkabilme imkânı buldum. Tiyatro oyunu yazmanın güzelliği, farklı şeylerle iç içe olmak.

- Mizah, romanınız boyunca kendini içten içe hissettiriyor. Mizahı, düşünceyi besleyen bir etken olarak mı görüyorsunuz? Mizah, kimilerince ‘hafiflik’ de sayılabiliyor…

- İngiltere’de büyük bir mizah, ironi geleneği var. Bu yaptığımız her şeyde ortaya çıkabiliyor. Özellikle de politik konularda… Aynı zamanda İrlandalılarda bir hazırcevaplılık, bir mizahî yön vardır. Biraz karanlıktır o, baskılar yüzünden. Ama anlık olarak gerçekten korkunç olan dünyanın içinden çıkmayı sağlayan bir mizahî yön vardır. Bunu kendimde de keşfettim. Mizahı eserlerime katarken bilinçli bir şekilde yapmıyordum. Kesinlikle öyle bir çabam yoktu. Ama yazarken kendimi öyle buluyorum, bir bakmışım öyle yazıyorum. Karar vererek yapmaya çalışsam zaten komik olmaz.

...

- Roman kahramanlarınız Wittgenstein ve Bakhtin’di. Özellikle ‘Wittgenstein’ ismi Türk okur-yazarlarından epey saygı görüyor. Sizi Wittgenstein ile Bakhtin’i roman kahramanı yapmaya iten neydi?

- Kitabı yazmadan önce kurmaca bir şey keşfetmiş gibi, Wittgenstein ile Bakhtin’in arkadaş olduklarını, birbirlerini tanıdıklarını hayal ettim. Kitabı yazdığım sırada birçok insan bunu bilmiyordu. Bunun benim kurgum olduğunu zannettiler. Ama gerçekte Wittgenstein ile Bakhtin birbirlerini tanıyorlar. Wittgenstein hayatımda beni çok kovalayan bir isim oldu. Cambridge’te Trinity Koleji’nde çalışırken benim hocam Wittgenstein’ın bir arkadaşıydı. Wittgenstein sürekli olarak Cambridge’ten kaçmaya çalışırmış. Ama Cambridge onu sürekli yakalayıp üniversiteye çekiyormuş. Aynı zamanda hocam ile Derek Jarman, birlikte Wittgenstein hakkında bir film yapmışlar. Senaryosunu hocam kendisi yazmış. Çok sorunlu bir süreç olmuş. Çünkü yönetmen Derek Jarman görselliği çok iyi bilse de dil hakkında hiçbir şey bilmiyormuş. Senaryo yeniden yazılmış. Çok zorlu ama keyifli bir süreç olmuş bu, hocam için. Wittgenstein, Cambridge’ten birçok kez kaçtı, ayrıldı, geri döndü. Bir keresinde de Batı İrlanda’ya gitmiş –ki benim yazdığım hikâye de orada geçiyor– oradaki ufak bir kulübede kalmış. O kulübeye ufak bir tabela yerleştirdim. Wittgenstein’ın orada kaldığını belirten bir seremoni yapıldı. İrlanda devlet başkanının da bulunduğu seremonide bir konuşma yaptım. İrlandalı filozoflar ve balıkçılar o kulübenin içinde bir aradaydılar. Aynı konuşmada Wittgenstein’ın bu kulübede yaşarken “hizmetçi”liğini yapan biri de vardı. Bu kişi, Wittgenstein’ın biyografisinde de yer alıyordu. Wittgenstein kendi elyazmalarını hizmetçisine verip “Al bunları yak!” diyormuş, hizmetçisi de yakıyormuş. Paha biçilemez şeyleri hiç bilmeden yakıyormuş. Ben hizmetçi ile ilk tanıştığımda kendisine bu biyografiyi gösterdim. Bak burada sen de varsın, dedim. Hizmetçi baktı ve hiç umursamadı bile.
(kronos.news, 05.02.2017)

“… Ama bunu anlamazlar, çünkü bu ülkede meydana gelen hiçbir şeyi ciddiye almıyorlar aslında. Bana postanede, İngiliz başbakanının ayaklanmamızın haberini aldığı zaman, 'Yaa, bak sen şunlara,' deyip yatmaya gittiğini anlattılar. İngilizler, İrlanda'nın gerçek olduğuna inanmıyorlar; burada sadece fantezilerini uyguluyorlar."(James Connoly, s. 152)

İhtimal ezelden İrlanda kültürüne yakınlık duymam da eseri çok beğenmemde etken. Kitabın, okumadan önce ya da sonra, İrlanda-İngiltere tarihini baştan sona öğrenme ya da hatırlama arzusu uyandırması da başka bir güzellik; bir romanın peşine takılıp tarih ve felsefe deryâsına iskele almak, dilinde Câhit S. Tarancı’nın dizeleri, kulağına küpe:

"Gitmekle bitmiyor umman / Sular azgın, tekne delik"

Ebru Ince, Samuel Beckett'i inceledi.
 29 Oca 23:25 · Kitabı okudu · 8 günde · 8/10 puan

ciddi #SPOİLER# içerir !

''Godot yu beklerken ....''

Aslında ....otobüs bekliyorum ..karanlık ..eve gitmek.... temizlenmek,beslenmek.....insan olmak arzusundayım...
seyyarda yeni kapaklar var kırmızılar..beyazlar...siyah üstüne altın yaldızlı isimler...en siyah olanını alıyorum......ardında bu kadar karanlık bir ömür ..böyle buzlu kelimeler olduğunun farkına varmadan...

sekiz gündür '' Samuel Beckett'' ile dolaşıyorum ..kah koltuğumun üzerinden çökmüş avurtlarıyla bana bakıyor ..kah koltuğumun altında İstanbul'u arşınlıyor ...yeni tanışmamıza rağmen ...birbirimizden hoşlanmış olabiliriz :)) gerçi o ..hiç gülmüyor ...dünya derdinden muzdarip.

bir Otobiyografik inceleme diyebiliriz adına çunkü hem Beckett in hayatını hemde yazarın fikirlerini aynı potada eritiyoruz.. 189 sayfa güle oynaya biter dediğimiz kitap bir tavşan ebatında ...ama tavşan ''dag doğuruyor'' bilin diye söylüyorum...

daha 16. sayfada kalbim çarpıyor...kitap benimle konuşuyor ..diyor ki '' beni bilindik yerlerde arama ..çünkü ben oralarda bulunmam''...

Kökü Dublin ..kalbi Fransa da bir adam..
1920 Portora kraliyet okulu...21 KASIM '' Kanlı pazar' Belfastta katliamlar vardı İngiltere -irlanda savaşı kapıdaydı..

1923-1926 Trinity College ..''.BECKED EDEBİYAT FAKÜLTESİNDEN MEZUN OLMAK İSTİYORDU '' İrlanda iç savaşa giriyordu..

ve Fransız Ekolü nedir öğrendiğimiz :)) ECOLE NORMALE SUPERİEURE ..
işte bu okul bir buz dağı arkadaşlar :) lütfen incelemeden geçmeyin

(bkz: Ecole Normale)

burada adı geçen ve ekleyemediğim bir çok yazar ..düşünür..felsefeci nin listeme eklenen kitapları 10 larca ..:)) binleri bulan kitap listelerimize 10 / 20 itap daha eklemişiz çok mu ..:))

1936-1937 -1938 endişe yıllarıydı ...Almanya kaynıyor Beckett kaygılarıyla boğuluyor ..bedeni bu kadar kötülüğe tepki veriyordu

...(bkz: "Metaforik ")


Beckett in o yıllarda yazdığı ''Alman günlükleri'' nin herhangi bir baskısına rastlamadım ..ki çok merak ediyorum ...

joyce un henüz deviremediğim '' ULYSSES''kitabındaki Stephen Dadalus karekterine şaşırıtrıcı benzerlikleri var denilerek anlatılan ...bir adam Samuel Beckett

belki bu yıl olmasada bir sonraki yıl oyunlarını ..kitaplarını listelerime dahil ettiğim bir karanlik adam...kitap uzerine yazılacak daha yüzlerce not var..hemen hemen her sayfasını çizerek ..katlederek okudum...sizinde okumanızı dilerim

sevgiyle kalın ...

not : bunu Hakan S. hocama etiketlemiştim
belki fark etmedi ... belki de sevmedi :) bilmiyorum ''

BECKETT i tanımak adına ...


https://youtu.be/oSWRHQWzeXY

''Ve arada ağzımızda bir ömür dolandırıp durduğumuz onca laf, kağıtlara döktüğümüz onca kelime sadece bir tür duygu kalabalığıdır."



.

Ebru Ince, bir alıntı ekledi.
28 Oca 15:35 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Trinity college /Fransızca öğretmenliği
"Kendi bilmediğim şeyi başkalarına öğretmeye katlanamam "
-Beckett

Samuel Beckett, Andrew Gibson (Sayfa 61 - Yapı kredi yayınları..)Samuel Beckett, Andrew Gibson (Sayfa 61 - Yapı kredi yayınları..)
galaxias, bir alıntı ekledi.
25 Oca 14:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Sedgwich'in meşhur bir 19. yüzyıl Trinity özdeyişi vardır: "Bu dünyada koca popolu olmayan hiç kimse başarılı olamamıştır."

Bir Matematikçinin Savunması, Godfrey Harold HardyBir Matematikçinin Savunması, Godfrey Harold Hardy
Ali Emrah, bir alıntı ekledi.
25 Kas 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

"Artık dünyanın aynı olmayacağını biliyorduk. Bazılarımız güldü, bazılarımız ağladı, çoğumuz sessiz kaldı. O an bir Hindu destanı olan Bhagavad Gita'dan bir satır aklıma geldi: Şimdi ölüm oldum, dünyaların yok edicisi oldum, sanırım bir şekilde hepimiz aynı düşündük."

- J. Robbert Opphenheimer

(Fred Freed'in tarihin ilk atom bombası testi Trinity ile ilgili Opphenheimer ile yaptığı röportajdan.)

Hesaplaşma, Atakan Büyükdağ (Sayfa 317)Hesaplaşma, Atakan Büyükdağ (Sayfa 317)
Akın Ölmez, bir alıntı ekledi.
18 Kas 2017 · İnceledi

Stratford’taki Holy Trinity Kilisesi’nin tapınağında bir anıtınız var. Üzerindeki Latince satırlarda sizin “öğüt vermede bir Nestor, akılda bir Sokrates ve sanatta bir Vergilius” olduğunuz yazılı. Siz nasıl hatırlanmak ister­diniz?

...Gerçi Nestor biraz belirsiz bir övgü olmuş. ...Alakasız veya münasebetsiz diye algılana­bilecek tavsiyeler vermek konusunda hep dikkatli olma­ma rağmen, insanlar her tür konuda lafıma güvenirler, en çok da cinsellik konusunda. İnsanlar bu konuyla epey alakadarlar.
Sokrates’e gelecek olursak... Bu daha çok benim diyaloglardaki düşüncelerin ve kelimelerin dün­yayı şekillendirip değiştirme gücüne inancımla ilgili ol­malı.
Vergilius? Tanrı bilir! Sıradanın olağanüstü olabil­me ihtimalinden büyülenmişimdir hep...

Hayali Söyleşiler 3, Donald Michael Thomas (Kolektif)Hayali Söyleşiler 3, Donald Michael Thomas (Kolektif)

Turing & Enigma
Alan Turing
Matematikle savaş kazanan adam
Alan Turing, II. Dünya Savaşı'nda Almanlar'ın "çözülemez" dediği şifrelerini çözen çok zeki bir matematikçi, bir kahraman ve intihara sürüklenmiş bir dahiydi.

Bayan Clayton, 1954'ün haziran ayında, akşamüstü eve yaklaşırken bir şeylerin yanlış gittiğini biliyordu. Her gün ev sahibine yemek yapmaya giderdi, ama o gün süt hâlâ kapının önünde, gazete ise posta kutusundaydı. İçeri girdi, yatak odasına çıktı ve kapıyı çaldı. Yanıt alamayınca odaya girdi. Ve Dr. Alan Turing'in yatağın üstünde duran cansız bedeniyle karşılaştı.

Yapılan inceleme sonucunda, 20. yüzyılın en parlak zekâlarından biri olan Alan Turing'in, önceki gece, yani 7 Haziranda, siyanür alarak intihar ettiği anlaşılmıştı.Matematik dalında kendini geliştiren Alan Turing, bilgisayar biliminin temellerini attı. Yapay zekâdan biyolojiye kadar birçok araştırmaya öncülük etti ve Naziler'in gizli şifrelerini çözerek, İngiltere'nin II. Dünya Savaşı'ndan kayıpsız çıkmasını sağladı.
Ama aynı toplum, Turing'e sırtını döndü ve onun yaşam tarzını kabul etmedi. Turing'in intihara sürüklenmesinin nedeni de, büyük olasılıkla buydu. Turing'in yaşamı, bir dehanın hayret veren yaratıcılığının, dönemin önemsiz ve tutucu bürokratları tarafından nasıl yok edildiğini anlatan bir trajedi.

Alan Mathison Turing, 1912 yılında orta sınıftan memur bir babanın ikinci çocuğu olarak doğdu. Çocukluğunun büyük bir kısmını, babasının işi dolayısıyla Hindistan'da, gardiyanların arasında geçirdi. Hayalci ve toplumdan uzak bir genç olarak amatör fen projelerine ilgi duydu. Derin araştırmalar yapar, mıknatısla metal arar ya da arıları yuvalarına geri dönene kadar izlerdi.
10 yaşına geldiğinde "Natural Wonders Every Child Should Know" (Her Çocuğun Bilmesi Gereken Doğa Mucizeleri) adlı kitabı okudu ve bu, yaşamının dönüm noktası oldu. Bu kitap sayesinde, doğada çözüm bekleyen gizemleri keşfetti. Örneğin, canlıların tek bir hücreden oluşması gibi. Ayrıca, kitaptan öğrendiği çok önemli bir nokta da, bu gizlerin bilim yoluyla incelenebilmesiydi.

Turing, o andan itibaren, sorularını yanıtlayamayacak konularla ilgilenmenin zaman kaybı olacağını düşündü. Devlet okulu Sherborne'da sorunlar yaşaması kaçınılmazdı. Çünkü, yaşıtlarına göre çok ileri bir düzeydeydi. Matematik ve fen, arkadaşlarının korkulu rüyasıyken, Turing bu derslere büyük bir ilgi duyuyordu. 17 yaşında, kuramsal bilimin merkezi Cambridge Üniversitesi'ne, matematik okumak üzere başvurmaya karar verdi. Trinity Koleji tarafından iki kez reddedildi; ancak, King Koleji tarafından kabul edildi ve öğretmenlerini, yaratıcılığıyla derinden etkiledi.

1934'te, sınıfını birincilikle bitirerek mezun oldu. Bu başarısı, bilimsel araştırmalar yapmak üzere Cambridge Üniversitesi'nden burs kazanmasına yol açmış ve ömür boyu araştırma yapma fırsatı doğurmuştu. Ancak o yaz, Turing'in Grantchester çayırında otururken ansızın yaşadığı beyin fırtınası, yaşamını ve 20. yüzyılı değiştirecekti.

Dünyanın en iyi matematikçilerini zorlayan bir problemi rasgele bulmuştu. Bulduğu çözüm, programlanabilir bilgisayar fikrinin doğmasına da yol açacaktı. Sorun, matematiğin herhangi bir matematiksel varsayımın doğruluğunu ispat edip edemeyeceğiydi. 2 2'nin 4 ettiği sonucunun doğruluğundan; 11, 13 ,17, 19, 29 ve 31 gibi sonsuz sayıdaki asal sayıların var olup olmadığı örneklerine kadar, eski gizlerden yola çıkarak, matematik problemlerini çözebilecek bir yöntem aradı.

Turing, "Decidability Problem" denen bu problemi, Cambridge matematikçilerinden Max Newman'ın derslerinde duymuştu. Max Newman, mekanik yöntemin (mechanical process) işe yarayıp yaramayacağını merak ediyordu.Matematikçiler için mekanik yöntem zahmetli bir yol. Örneğin, çocuklar bu yöntemi uzun işlemleri yaparken "elde var 2, ekle 1" şeklinde kullanı-yorlar. Ama 23 yaşındaki Turing, bu yöntemi daha da geliştirmeye karar verdi. Hayalinde, her türlü matematik problemini inceleyebilen ve doğru olup olmadığını kontrol edebilen bir cihaz düşledi.

Turing'e göre cihazın yapısı basit olmalıydı. Sonlu satır üstündeki simgeleri okuyarak, yazarak ya da silerek, tek bir simgeyle matematiğin özünü yakalayabilmeliydi. Turing, "Decidability Problem"ın çözümünün, veriler ne olursa olsun, bu makinenin bir sonuca varmasında yattığını gördü. Dolayısıyla makine, varsayımın doğru ya da yanlış olduğuna karar vermeli, sonunda da işlemi durdurmalıydı. Makine, hangi yöntemle yaklaşılırsa yaklaşılsın, çözülemeyecek bir paradoksa "bu varsayım yanlış" sonucunu verme-liydi. Şaşırtıcı bir şekilde Turing, bilimin çözemeyeceği problemlerin olduğunu gösterdi. Hâlâ, 20'li yaşlarındaki bu düşünceleriyle, dünya çapında bir matematikçi olarak kabul ediliyor.
Makineler insanlar gibi düşünebilecek mi?
50 yılı aşkın bir süre önce, Alan Turing, çağımızda da zihni kurcalayan bir soruya takıldı: "Bilgisayarlar bizim gibi düşünebilir mi?"
Çoğu insan, bu düşüncenin gülünç olduğuna inanıyor. Asıl sorun, "düşünmek" kelimesiyle kastedilenin ne olduğu. Turing, ötekilerden farklı olarak, karışıklığa "Turing Test" fikriyle son verdi. Buna göre, eğer çalıştığınız bilgisayarın yanıtları bir insandan beklenebilecek yanıtlarsa, o zaman makinenin düşündüğü söylenebilir.
1990'da Amerikalı bilim adamı Dr. Hugh Loebner, ilk düşünen bilgisayarı yapacak kişiye 100.000 dolar ödül koydu. 1990'dan beri her yıl, dünyanın en iyi bilim adamlarının icatları 10 jüri üyesi önünde deneniyor. Jüri üyeleri, 5 dakika içinde yanıtların bilgisayardan mı, insandan mı geldiğine karar vermek zorundalar. Loebner Ödülü'ne başvuranların bir kısmı, jüri üyelerinin yüzde 50'sini aldatmayı başardı. Ama, şu ana kadar hiçbiri bütün jüriyi ikna edemedi.
Turing'in zekâsı, kısa zamanda çok daha acil ve tehlikeli bir amaç için kullanıldı: İngiltere'nin savaşta yenilmesini engellemek için... 1938 yılında, II. Dünya Savaşı'na bir yıl kala Turing, Bletchley Parkı'na gizli bir göreve katılması için davet edildi. Görevi, Nazi askeri şifrelerini çözmekti.

Almanya'nın, Enigma diye adlandırdığı bu şifre makinesi oldukça karışıktı. Alet, mesajları, rotor ve elektrik akımları yardımıyla milyonlarca farklı şekle dönüştürüyordu. Turing'in görevi, makinenin yolladığı karmaşık mesajları açıklığa kavuşturmaktı. Polonyalı şifre uzmanları, gelişmiş matematik yöntemleriyle Enigma'nın eksikliklerini belirlemiş, hatta Naziler'in birtakım gizli mesajlarını çözmeyi başarmışlardı. Ama, savaş yaklaştıkça Enigma gelişti ve Polonya daha ileri gidemedi. Mesajlar çok hızlı bir şekilde çözülmeliydi; çünkü içerdikleri bilgiler sürekli değişiyordu. Bu, çok hız gerektiren ve oldukça zor bir görevdi.

Turing'in kıvrak zekâsı bir kez daha çözümü buldu. Enigma'nın, olası bir çözümlemeye önlem bağlamında, çok büyük sayılardan oluştuğunu fark etti. Sözgelimi, "A" harfi "G", "G" de "A" şeklinde çözülüyordu. Turing'in, bir mesajdaki kelimelerin trilyonlarca olası çözümlemelerini çıkarıp, sadece işe yarayacakları ayırabilen bir makineye ihtiyacı vardı.

Bu harika bir adımdı ve Turing'in bu fikrinden hareketle İngiltere, Alman denizaltısı "U-Boat"ların mesajlarını bir saatlik bir aktarım süresinde çözebildi. Ama Almanlar, 1942'de Enigma'yı yenilediler ve geliştirdiler. Daha da kötüsü, şifre çözücüler, Hitler ile generallerinin daha kapsamlı "Geheimschreiber" adlı bir şifre makinesi kullandıklarını saptadı. Henüz 29 yaşındaki Turing ile meslektaşları, bu gelişmelere ayak uydurmak zorundalardı ve yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan "elektronik" teknolojisini denemeye karar verdiler.

Sonuç, "Clossus" adlı bir makineydi. Bir oda büyüklüğündeki cihaz, belirlediği şifredeki 25.000 karakteri, bir saniyede tarayan 1.500 radyo lambasından oluşuyordu. Bugüne kadar Colossus'un nasıl çalıştığı gizli tutuldu. Colossus, Müttefikler'in Hitler'in en gizli şifrelerine girmelerini sağlamış ve bu da Hitler'in mağlubiyetiyle sonuçlanmıştı.

Tarihçiler, Colossus'un Avrupa'daki savaşı iki yıl kısalttığını ve buna bağlı olarak sayısız yaşam kurtardığını belirtiyorlar. Ayrıca cihaz, Turing'in 10 yıldan daha az bir süre önce hayalini kurduğu modern bilgisayarın öncüsü sayılıyor.

Hitler'in yenilmesinden sonra, Turing, dünyanın ilk elektronik beynini yaratmaya karar verdi. Teddington'daki Ulusal Fizik Laboratuvarı'nda çalıştı ve ufak değişikliklerle denklemleri çözebilen, maaş ayarları yapabilen ya da satranç oynayan "Automatic Computing Engine" (otomatik hesaplama cihazı) projesini geliştirdi. Hatta Turing, ilk dil programını tasarladı. Bürokratik çekişmeler nedeniyle projesini durdurmak zorunda kaldı. Ancak, 1948'de, basitçe tasarlanmış Mark-1 adındaki bilgisayarın geliştirilmesi çalışmalarına katılmak üzere Manchester Üniversitesi'e gitti. Mark-1'e önemli ekler yaptı.Günümüzde Mark-1'e ek gerçek bilgisayar olarak kabul ediliyor. Ama Turing'in zekâsı, onu yine başka yönlere itiyordu. Yapay zekâyla ilgilenmeye başlamış ve 1950'de, günümüzün gündeminden düşmeyen "makineler düşünebilir mi?" sorusunun yanıtını bulmak için testler yapmıştı.

Turing daha sonraları, İlk kez 10 yaşında okuduğu "Natural Wonders Every Child Should Know" kitabına geri döndü. Kitapta, bir tek hücrenin trilyonlarca parçaya bölünerek canlıları nasıl oluşturduğu ve her bir hücrenin ne yapması gerektiğini bildiği anlatılıyordu. Ama, kitaba göre, hücrelerin bunu nasıl gerçekleştirdiği biraz gizemliydi. Turing, yanıtı buldu ve kimyasal maddelerin etkileşimlerini içeren karışık denklemleri bir yana bıraktı.

1952 yılında Turing bir felaketle karşılaştı. Manchester polisi tarafından tutuklandı ve genç bir erkekle yakalandığı gerekçesiyle mahkemeye çıkarıldı. Toplumsal ahlakı bozmaya yönelik davranışları düzenleyen yasa kapsamında yargı-lanacaktı. O zamanlar homoseksüellik suçtu, Turing ise bunu gülünç buluyordu. Suçunu kabul etti, önünde iki seçeneği vardı: hapis ya da hormon tedavisi.

Turing, hormon tedavisini seçti. Hatta, biyoloji ve fizik çalışmalarını bile sürdürdü. Ancak, bu suçlama ve verilen ceza, birçok şeyden mahrum kalmasına yol açtı. Güvenlik belgeleri elinden alındığından, şifre çözme merkezi GCHQ'a yürüttüğü danışmanlığına son verildi. Ayrıca, bildiği devlet sırlarını açıklaması olasılığına karşı gözetim altında tutuldu.

Turing'i en çok korkutan, suçunun zeki makineler projesini de rafa kaldırma ihtimaliydi. Haziran ayının o soğuk ve yağışlı pazartesi gününde, bu kaygılar içinde salınan Turing'in aklından geçenleri tam olarak bilemiyoruz, hiçbir zaman da bilemeyeceğiz. Aslında, nasıl öldüğü de çok açık değil. Bilinen, siyanür şırınga edilmiş bir elma yediği. Emin olduğumuz tek şey ise, başarılı düşünürlerin çoğunun yaşamının erken sona erdiği. Turing öldüğünde sadece 42 yaşındaydı.