Puan vermedi·60 syf.··
Beğendi
·
2023 88. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2023 03:21
Merhaba. Ayın bir diğer okuduğum kitabı Dün Gece Şehri Ben Kapattım oldu. Sena Karaca vesilesiyle yazar Bahadır Çetin imzasıyla birlikte kitaplığıma ekledim. Tekrar teşekkür ederim. Çoğu şiirler duygu yüklü, samimi bir üslupla kaleme alınmış. Yer yer hüzünlü şiirlerle yer yer de anlamlı bulduğum şiirlerle karşılaşacaksınız. En beğendiğim şiirleri aşağıya bırakıyorum. Henüz yazarın kalemiyle tanışmamış olanlara tavsiye ediyorum. #kitapalıntıları : ~Gülümse bana, ölme çocuk Salıncaklar sensiz sallanmaz Tabiat ana sensiz çiçek açmaz Gülümse bana çocuk, Uçaklardan yağan bombalar Üniformalı katillerin doğrulttuğu namlular Değildir senin hakkın Gülümse bana, ölme çocuk Sen olma Irak'ta, kaç Filistin'den At boncuklu tabancanı çöpe Dola en güzel kardeşlik türküsünü diline Düş yollara, insanlığın kalbine dokun Gülümse bana çocuk, Sakın ölme! Aylan Ceketini alan eyvallah dedi, yürüdü Bizim ceketimiz askıda, umutlarımız mezarlarda kaldı Neyi yanlış yaptık, kimi eksik bıraktık Kimin gülüşlerini darağaçlarında sallandırdık Biz değil miydik her mutluluğa bir kılıf olan
Şiir
Dün Gece Şehri Ben KapattımBahadır Çetin · Parga Yayıncılık · 20237 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2023 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2023 20:49
O kadar hızla okudum ki.. merak içinde, bir çırpıda bitti. Benim gibi geçmişi öğrenmek isteyip de size anlatabilecek herkesi çok erken kaybettiyseniz hele.. nasıl bir hasretle okunuyor. Bir yandan aslınızı tanıyor, bir yandan şimdiki halinize acıyorsunuz..okurken kulaklarımda Cem Karaca'nın 'Kavga' sı; ''Üç kardeş emaneti aldılar bir dereden İlyas, Temel, Süreyya, kürekler siya siya...'' Öykünün yaşanmışlığı öyle sarıyor ki sizi, Bengü gözlerinizin önünde canlanıyor, kıyıda köşede bir ağaç, bir kuş oluveriyorsunuz..insana dair ne varsa şahit oluyorsunuz.. onuruna, şerefine, kahramanlığına, sadakatine... etnik karakterlere, çekilen çilelere...ihanetlere... işbirlikçiliklere...fedakârlıklara... yoksulluklara.... Sonra da diyorsunuz ki; unutulduk ey halkım! Bir serinin ilk kitabı bu...mutlaka okunmalı..hele de kendinizi tanimak istiyorsanız..
Irmağın Kıyısındaki Köy BengüOrhan Baylan · Pelikan Yayıncılık · 201414 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yarala`Sar
10/10
·448 syf.··
2021 136. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2021 16:29
"Bizler unutulduk. Herkes tarafından unutulduk. Bazen Tanrı tarafından bile unutulduğumuzu düşünüyorum." Okur okumaz beni kendine çeken ve kurgusuyla kendine aşık eden serinin 2. kitabının incelemesiyle geldim. İçimde buruk bir sevinç var. Yarın serinin son kitabı ön siparişe açılıyor ve onlara veda etmeyi asla istemiyorum. Ama bir yandan da serinin tüm kitapları tamamlanmışken okumaya başladığım için mutluyum. İlk kitabın incelemesinde konudan bahsetmiştim. O yüzden burada konuya değinmeyeceğim. Bu kitapta Sedef av olmakla beraber avcı da oluyor. Oturup ölümü beklemektense kalkıp damgacıyı bulmak için çaba harcıyor. Ajan olmakla uğraşmasının yanısıra annesinin ve babasının de ortaya çıkmasıyla kendini yoğun bir temponun içinde bulur. Ayrıca Yarasalar'a verilmiş bir görev yüzünden okula da gitmektedir. Her şey yolunda giderken, damgacının ortaya çıkmasıyla dengeler altüst olur. Sedef şimdi kendini ve arkadaşlarını korumak zorundadır. Beni sonuyla aşırı delirten bir kitap olmasıyla birlikte Alaz'a ve hareketlerine düştüğüm bir kitap oldu. Alaz Altuğ Sipahi cidden en sevdiğim kitap karakteri oldu. Kitabın akıcılığı ve sürükleyiciliği hiçbir şey kaybetmemişti bu da beni mutlu eden başka bir detay. Serinin 4. ve son kitabı da yarın ön siparişe açılırken seriyi almak için daha uygun bir zaman var mı bilmiyorum.. kitaplığınız da kesinlikle olması gereken bir kitap.
Edebiyat
Yaralasar - 2Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202111,4bin okunma
Oğuz Atay güzergahına giden ilk vagon.. Korkuyu Beklerken.
9/10
·202 syf.··
Beğendi
·
2021 107. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2021 01:42
Postmodern bir kabusun içindeydiler. Yalnızdılar, kendi kuyruklarını yakalamaya çalışıyorlardı, çaresizce dönüp duruyor, düşmemek için tutunacak bir yer arıyorlardı. Tutunamıyorlardı. Toplumun içinde öylesine yaşayıp gidemiyorlardı işte. Oğuz Atay, aldı onları, giydirdi kuşandırdı, 8 öykünün içinde saldı üstümüze. Biri “Kalabalık bir topluluk içindeydi. Başarısızdı” . Beyaz bir mantoya sarılıp görünür olmak istedi belki, belki sadece her şeyin üstünü bembeyaz bir mantoyla örtüp saklanmak istedi, kimbilir. Kimse bilmez, demedi bir şey, sustu, nasıl olsa anlamayacaklardı. Biri korkuyordu. Hayatı yaşamayı başaramamıştı, yaşamaktan duyduğu korkuyu bastıramamıştı, kırılma noktasındaydı hatta çoktan kırılmıştı. Yalnızlığın ta dibine kadar batmıştı. Öyle ki duvarlara karşı bağıra bağıra konuşurken buldu kendini, sanki hala konuşabildiğini, bir sesinin olduğunu ispatlamak ister gibiydi. Sonra duvarlarını yıktılar, sesi de kalmadı. Biri tavan arasında sevgilisinin ölüsünü unutmuştu. Unutmuş muydu, yoksa hafızasının köşesinde sarıp sarmalamış mıydı, bilinmez. Yüreğimizin üstünden ezerek geçti, bildiğimiz bu. Biri savaşın bile uğramadığı ıssız bir istasyondaki hikaye anlatıcısıydı. Anlattıklarını kimsenin anlamadığı. “Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?” diye sordu sonsöz. Buradayız Oğuzcum Atay. Beyaz mantolu adamın çaresizliğindeyiz, tavan arasında unutulduk, toz pas içindeyiz, insanlardan kaçıyoruz, yalnızız, kendimizi arıyoruz, bulamıyoruz, korkuyoruz, korkuyu bekliyoruz. Bağırasımız var: "Dağılın! kukla oynatmıyoruz burada. Acı çekiyoruz." diye. Oğuz Atay Korkuyu Beklerken
Öykü
Korkuyu BeklerkenOğuz Atay · İletişim Yayıncılık · 202233,4bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2019 74. kitabı
·
130 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2019 17:44
Stefan Zweıg'in dediği şekliyle: "Sanki bir ateşin içine düşmüştüm." Bu kitabı okumaya başladığımda bana hissettirdiği duyguyu yine yazarın kendisi tarif etmiş. Bir solukta okudum diyemeyeceğim. Fakat bu olumsuzluk anlamında değil. Bilakis bilinmediğini ısrarla ifade eden kadını bilerek ve tanıyarak okumak isteyişimden... Herkes hatırlanmayı hak eder! Hikayedeki gelgeç sevdalara yelken açmış R. karakteri istemeyerek bir öfke doğuruyor insanda. Hatta hikayenin içine girip, onca kendinden, sevgisinden, zamanından, duygularından fedakarlık yapan kadına karşı kayıtsız olan adama haddini bildirmek istiyor insan. Küçük bir kızın kendinden farklı gördüğü, kendi serkeş ve varoş yaşayışıyla kıyasladığı bir yazara hayranlığıyla başlıyor aslında herşey. O'nun eşyaları farklı, hatta kitaplarının cildi farklı. Hizmetçisi var. Onda olmayan herşeyin R. denen adamda devleşmesi... Belki adı aşk, belki de sadece bir tutkudan ibaret. Veyahut ulaşamamanın verdiği duyguyla saplantı da denilebilecek cinsten anlatılanlar. Adını okuyunca siz koyun. İnanıyorum ki; bir çok okur bu, kısa ve özlü hikayeden kendine düşen payı alacaktır. Belki bizim de sıradan gördüğümüz insanlar var hayatımızda? Bir çok cümle insanın yüzüne tokat gibi iniyor adeta. Ya hatırlanmayışlarımızın sayısını unutuşumuz?  Kimbilir kaç defa unutulduk kimler kimler tarafından. Sonra, Yazar yalnızlık hissine de şiddetle vurgu yapmış. Ve kişinin stayüsüyle özgüven duygusunun arasındaki ilişkiyi de gözler önüne sermiş. Okuduğum her cümlede yüreğimin matkapla delindiğini söylesem abartmış olmayacağım. Eğer sizin de geçmişte hata yapıp pişmanlık duymadığınız bir anınız varsa, ya da size karşı yapılmış haksızlıklar olduğunu düşünüyorsanız bu kitap tam da size göre. Yüzleşmek için iyi bir fırsat. Yine uyanış için bir ışık
İlişkiler
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
Kırmızı Beyaz Yeşil Siyah
9/10
·127 syf.··
2018 1. kitabı
Hak ehlinin mirasıdır bize, ölmeden önce ölmek. Ölebilmek. Hakikat ehlinin. Ehl-i hikmetin. Kendi ellerimizle, kendi irade ve ihtiyarımızla ölümü seçmekle emrolunduk. Hz. İnsan hâline gelebilmek için ve dahî mânânın ışıltısıyla yanmak uğruna maddenin çamurunu gönül aynasının üzerinden silmekle görevlendirildik. Sonra unuttuk. Unuttukça ve unuttuğumuz için unutulduk. Terkedildik. Ölmeden önce ölmeyi bilmediğimiz için. Ölemediğimiz için. Uyanamadığımız için. Ölümün renkleriyle boyanmadığımız, ve dahî boyanmak gerektiğini bilmediğimiz için.
Felsefe
Ölümün Dört RengiDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 20101,311 okunma