Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Mutlu Hurdacı
"Vefa bizde üzüm bağı gibidir, sizce bir kadeh şarap sanılırken"
"Vefa bizde üzüm bağı gibidir, sizce bir kadeh şarap sanılırken"
Sayfa 45 - Kırmızı Kedi YayıneviKitabı okudu
Reklam
"Üzüm tabakta geldiği zaman bağı sorulmaz. Fakat bağda iken, onu koparmak için, bağa girmek, bağa girmek için de bir şeyler bilmek lazım.."
"Vefa bizde üzüm bağı gibidir, sizce bir kadeh şarap sanılırken."
Sayfa 47 - Gürkan DoğanKitabı okuyor
Arif Amca bizde pulluk olduğunu söyledi. Var mı? — Var ya, çırpıların durduğu sayada. — İyi; bi de araba yaptıralım. — Her şeyimiz olucek demek. — Elbet olucek. Çiftçinin, bağcının düzeni tam olmalı. Bu yıl bu bağı adam edeyim, gelecek gözün bi yığın üzüm parası alırız. — Ya dolu ne yağarsa? — Hiçbişey olmaz, bunca patırtıda canımı almayan Tanrı bizi kayırır. Korkma.
Yapı Kredi Kültür Sanat YayıncılıkKitabı okudu
Kıyamam :D
O zamanlar İstanbul'da bağ bahçe çoktu. Sarhoş olmak için rakıya, gönül açıcı rayihalar için parfüme gerek olmadığı zamanlar. O günlerde Bakırköy'deki hastanenin yanında bir üzüm bağı vardı, tahrik edici. Bir grup arkadaş sonunda dayanamayıp içine dalmaya karar verdik. Düşünemediğimiz şey üzerimizdeki beyaz doktor gömlekleriyle fena halde görünür olacağımızdı. Nitekim biz daha tek salkım bile koparamadan bağ sahibi bağrış çağrış görünüverdi. "Hırsız doktorlar!" diye bağırıyordu. Hırsız ve doktor sözcüklerinin birlikte kullanılmasından utanç duyduğumu hatırlıyorum. Utanç duygusunun hâlâ tedavülde olduğu günlerdi.
Sayfa 60 - MetisKitabı okudu
Reklam
DUDAKLA BARDAK ARASI Eski Sisam krallarından Ancee adında bir müstebit (baskıcı, zorba), yeni açtırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktirirken, işleri bir an önce bitirmek için, kölelerini hiç dinlenmeden çalışmak zorunda bırakırmış. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin halde geldiği için dayanamamış, zalim Krala şöyle hitap etmiş: Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak içeceği hiçbir zaman içemeyeceksiniz! Nihayet kütükler dikilip üzümler yetiştikten sonra, kral bunların hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da onlardan yapılmış yeni içecekten bir bardak getirtip çok bilmişlik yapan köleyi huzuruna çağırtmış ve bardağı göstererek: -Nasıl, benim bundan hiçbir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin, diye sormuş, Köle de şöyle cevap vermiş: -İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudakla bardak arasındaki mesafe çok uzun olduğu için, o sırada başınıza bir felâket gelmesi ihtimali de yok değildir. Köle bu sözünü bitirir bitirmez, içeri bir adam girip krala bir yaban hınzırının bağı bozmakta olduğunu söylemiş, kral Ancee önündeki içecekten tek bir yudum bile içmeden hemen fırlamış. Hınzırın olduğu yere koşmuş, ikisi birbirine girmiş ve nihayet yaban hınzırı, Sisam kralının karnını patlatıp ölümüne sebep olduğu için, kölenin sözü darb-ı mesel olmuş.
Sizi bilmem ama, ben dünyayı seviyorum, toprağına yüz sürüyor, suyuna hürmet ediyorum. Kıyılardan uzaklaşıp içerilere girmek istiyorum Yerkürenin gizli köşelerine hayran hayran bakmaya Irmak boylarındaki ödagaçlarına dokunmaya, sarp kayalıklarda dolaşan dağ keçileriyle kaya tuzu yalamaya, çeltik tarlalarının çamuruna bulanmaya, dağ köylerindeki kayısı bahcelerine dadanmaya Sonra belki toprağa kök salarım, bir üzüm bağı kurarım, bağ bozumunda eşi dostu toplayıp şölen yaparım Önümde kalan günleri Tanrı dan armağan sayarım....
Sayfa 156 - Yapı Kredi YayınlarıKitabı okudu
Vefa bizde üzüm bağı gibidir, sizce bir kadeh şarap sanılırken..
“Duvarsız bir bahçe ,bekçisiz bir üzüm bağı ve kapısı herkese açık olan bir hazine odası olmaktır’var olmak’.
Reklam
- Aşkın şiir beklediği iflah olmaz bir şair kuruntusu, aşka ne şiirden, "Vefa bizde üzüm bağı gibidir, sizce bir kadeh şarap sanılırken"
- Dinle öyleyse dostum. Üzüm tabakta geldiği zaman bağı sorulmaz. Fakat bağda iken, onu koparmak için, bağa girmek, bağa girmek için de bir şeyler bilmek lâzım. (...)
Sayfa 71 - Örtüken, 9. baskı
Tartışmalardan sonra yapıcı olun, sakince çözüm üretin, kendinizi ifade ederek aranızdaki bağı güçlendirmeye odaklanın. Kısaca derdiniz bağcıyı dövmek değil üzüm yemek olsun.
Hal böyleyken vicdan ne işe yarayabilirdi sanki? Bazı kelimelerin anlamları değişmişti. Güç, dostları ezip iyiliği yerle bir etmek; iyilik, kötü işler yaparken giyilen bir maske; kadın, zina aracı, çocuk sahibi olmak ve fahişelik;millet, yalan ekilip zenginlik biçilen yer; üzüm bağı ve toprak, başkalarının emeğine çökmenin vasıtası; mal, çıkarların hizmetine koşulan bir silah; köy, yaşam ve dünya, kendilerine Allah'a taptırırcasına taptırdıkları, kinin alabildiğine yayıldığı alan demekti artık.
Sayfa 218 - Salt okurKitabı okudu
Serin avlular.. Parmaklıklarla korunmuş bahçeler.. Heves edilip dikilmiş, yetiştirilmiş bir küçük üzüm bağı. Biraz daha yukarıda büyük dayımın rüzgârlı evi. Az ilerde, büyük ninenin oturduğu haremlikli selâmlıklı Divanlıoğlu konağı. Konak dört bölmeliydi. Bahçeler içinde. Yaşları yüzü geçtiği söylenen, beyaz giysili başka nineler de vardı. Ucundan kıyısından biz çocukların da bulunduğu sohbetler öyle canlı, öyle tatlı olurdu ki, sabahladıkları söylenirdi..
Sayfa 14
298 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.