Ara ara bebekler ağlıyordu. Benim odamda beşik yoktu ama ben de doğurmuştum. Yan koğuştaki kadınlardan farklı hissetmiyordum kendimi. Hatta bu yokluk yüzünden onlardan daha çok şey biliyormuşum gibi geliyordu. Üniversite yurdunun tuvaletinde, aynı anda hem bir hayat hem de bir ölüm doğurmuştum. İlk defa kendimi nesillerin içinden geçtiği bir kadınlar zincirinin parçası olarak hissettim. Kasvetli kış günleriydi. Dünyanın ortasında ışık içinde yüzüyordum.