Yahudi, insanlığın ve Müslümanların başına bela lanetli kavim!
1 - Radyo, televizyon, gazeteler, sinema, mecmualar ve kitaplar üzerindeki büyük kontrolümüzü genişletiniz. 2 - Hukuk, Tıp, Kimya ve buna benzer bütün tahsillerden, Yahudi olmayanları uzaklaştırınız ve Yahudileri bilhassa bu şubelerde tahsile ve okumağa teşvik ediniz. 3 - Gayri Yahudilerin mektep ve kolejlerini birer içtimaî merkez haline getiriniz. 4- Gayri Yahudi peygamberleri gülünç şekle sokup, onları rezil rüsva edecek mevzuları icat ve aynı zamanda Yahudi olmayanlar arasında tefrik ve nifak çıkarınız. Din müesseselerini zayıflatmalı, fakat bizlere karşı da kendilerine kardeşlik hisleri telkin ediniz. 5 - Bizden olmayanların kadın ve çocuklarının ahlâklarını ifsad ediniz (bozunuz). 6 - Kanunları ve anayasaları yanlış şekillerde tefsir ederek, mahkemelerini dahi iğfal edip, her yerde şüphe ilka ediniz. 7 - Devlet adamlarını eliniz altında tutmağa calışınız. 8 - Her vasıtaya müracaat ederek para üzerindeki diktatörlüğümüzü takviye ediniz. 9 - Hükümetin, ordunun ve bahriyenin en can noktalarına Yahudileri yerleştiriniz. 10 - Türlü hile ve desise kullanarak işcileri elde tutunuz. Mitingler tertip ediniz. Grev'ler yaptırınız ve bu mevzuda hiç bir fedakârlıktan çekinmeyiniz. İşbu program ve talimatın, gayri Yahudilerin eline geçmesinin bizim için asıl bir facia olacağını ayrıca ilâveye lüzum yoktur.
Sayfa 236 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor
Alıntı
Bidat sahiplerine uymak!
Seyit Kutub İslama dönüş yaparken Ehl-i Sünnet âlimlerini değil bidat sahiplerini kendisine mehaz kabul etmiştir. Kur'an-ı kerim ve hadis-i şerifleri hep kendi aklı ile çözmeye ve değerlendirmeye yeltenmiştir. İşte bu hâl onu çoğu yerde yanlış anlamalara yöneltmiştir.
Sayfa 119·Kitabı okuyor
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Düşünebilecek Kadar Bir Ömür
Cehennem'e düşenler dehşet verici bir feryad ile şöyle derler: "-Ya Rabbi, bizi bu azaptan kurtarıp dünyaya tekrar gönder de şimdiye kadar yaptığımız yanlış hareketlerimizi terk edip hep Sen'in istediğin salih amelleri işleyelim!" Ancak Cenâb-ı Hak onlara şu cevabı verir: "Biz size, düşünüp ibret alacak ve hakikati görecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size peygamber de gelip îkâz etti. Öyleyse tadın azabı! Zâlimlerin hiçbir yardımcısı yoktur!" (Fåtır, 37)
Sayfa 49 - Erkam Yayınları, İstanbul 1434 / 2012·Kitabı okuyor
Friedrich Nietzsche
Bedenin kanıtı.— “Ruhun” filozoflar tarafından doğru bir şekilde sadece gönülsüz olarak vazgeçtikleri çekici ve gizemli bir fikir olduğunu varsayalım—ki filozoflar belki de bunun yerine koymayı öğrendikleri şey belki daha çekici, belki de daha gizemlidir. Tüm organik gelişimlerin en uzak ve en yakın geçmişinin tekrar canlandığı ve cismani hale geldiği ve içinde ve üstünden ve ötesinden duyulamayan olağanüstü bir akım geçiyormuş gibi görünen insan bedeni: Beden, eski “ruh” fikrinden çok daha hayret verici bir fikirdir. Tüm çağlarda bedende, en kişisel mülkümüz, en belirli varlığımız, kısacası egomuz olarak tinde (ya da “ruhta” veya bugün ruhun yerine okul dilinde kullanıldığı üzere, öznede) bulunandan çok daha fazla inanç bulunmuştur. Hiç kimse midesini asla yabancı, daha doğrusu Tanrısal bir mide olarak görmemiştir: Ne var ki fikirlerini “ilham verici”, değerlendirmelerini “Tanrı tarafından gönderilmiş”, içgüdülerini de yarı ışıkta bir faaliyet olarak tasarlamak—insanın bu eğilimi ve tadı için, insanlığın tüm çağlarından gelen tanıklar vardır. Bugün bile sanatçılar arasında, en iyi eserlerine erişmek için kullandıkları araçlar ve yaratıcı fikirlerin hangi dünyadan geldiği sorusuyla karşı karşıya kaldıklarında, bir nevi hayret ve yargının saygılı bir şekilde askıya alınmasına dair bol bol kanıt vardır. Bu soruyu sorduklarında masumiyet ve çocuksu bir utanç gibi bir şey sergilemektedirler; “benden geldi, zarları atan benim elimdi” demekten çekiniyorlar. Buna karşın, bedenlerini bir aldatmaca kabul etmek (ve aslında bir aldatmaca olarak üstesinden gelmek ve baş etmek) için mantıkları ve dindarlıkları açısından en zorlayıcı nedenlere sahip olan filozoflar ve din öğretmenleri bile, bedenin çekip gitmediğine dair aptalca gerçeği kabul etmeye yardım edemediler; bunun en
Felsefe
Öğretme ve öğrenme ortamındaki sevgi dinamiği olmaksızın küçük çocuk dini içten benimseyip ona bağımlı olacağı yerde, dine karşı antipatisi olacak şekilde yetiştirilebilir. Hatta daha ileri boyutta sevgiden yoksun bir din eğitimi çocukların sadece dinden soğumasına ya da dine karşı ilgisiz kalmasına değil dini tamamen reddetmesine ve ona karşı gelmesine bile neden olabilir. Kısacası tüm dini bilgiler, doğru ve yanlış kavramları ve diğer ahlaki erdemler, zihinsel ve entelektüel boyutuyla birlikte sevgi esasına dayandırılarak öğretilmeye çalışılmalıdır.
Çocuk
Dinin Adına Din Üretmek?
Din konusunda insanların zihninde ve toplumsal hayatta eksik kalan çok şeyler olduğuna dair kuşkuları her geçen gün daha da kuvvetleniyordu. Muhtemelen de özellikle eksik bırakılmıştı bunlar. Sonra da eksik bırakılan veya tahrif edilip bozulan asılların yerleri yanlış ve yapay başka bir takım şeylerle doldurulmuştu. Hem de tüm bunlar sistematik olarak yapılmaktaydı.
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Din