Geri Bildirim
Cassandra Clare

Cassandra Clare

8.6/10
1.094 Kişi
·
2.742
Okunma
·
149
Beğeni
·
6.018
Gösterim
Adı:
Cassandra Clare
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Tahran, İran, 27 Temmuz 1973
Cassandra Clare, ilgisini romanlara yöneltmeden önce uzun yıllarca Hollywood Reporter’da gazeteci olarak çalıştı. “Ölümcül Oyuncaklar” üçlemesi birçok çoksatar listesinde yer aldı. 2009’un yıldızlarından birine dönüştü. Cassandra, Brooklyn’de yaşıyor.
''Kitaplar söz konusu olduğunda, insan her zaman temkinli davranmalı,'' dedi Tessa. ''Ve bütün kitaplar tehlikelidir, çünkü kelimeler bizi değiştirme gücüne sahiptir.''
Sonuçta seni rahatlatacak kimse yokken ağlamanın ne anlamı vardı ki? Daha kötüsü kendini teselli edemezken...
"Ne yazık ki bir zamanlar çok değer verdiğin birinden en az aynı ölçüde nefret edersin."
Yaptığın şeyle ilgili nelerin çirkin olduğunu inkar etmeyi sürdürürsen hatalarından asla ders alamazsın.
"Kahramanlar her zaman kazanan kişiler olmak zorunda değildirler. Bazen kaybedenlerdir de. Ama savaşmaya devam ederler, geri dönerler. Pes etmezler. Onları kahraman yapanda budur işte. "
Gerçekten olağan üstü olaylar bu kadar mı gerçekçi anlatılır.kesinlikle mükemmel insanı kendine bağlayan , sürükleyen bir kitap dır. Gerçek hayattan uyarlanmiscasina özgün ve değerli bi eserdir
Bu kitap ilk iki kitaba kıyasla çok daha sürükleyiciydi ilk üç kitabın hatta tahminim o ki serinin nirvanasıydı. Seriyi okuduğuma pişman olmadığıma emin olacak kadar zevk aldım kitaptan. İlk kitapları eleştirirken birçok şeyi tahmin edilebilir bulduğumu söyleyerek bu yönüyle eleştirmiştim kitabı ama bu kitapta bazı yeni gelişmelerle bu olumsuzluk kırılmış oldu. Her kitapta gelişen karakter kadrosu kitaba ayrı bir renk katıyordu. Clary’nin olayları anlamlandırmaya çalışan pısırık ve korunması gereken kız çizgisinden sıyrılarak güçlü ve savaşçı kız haline geçişi bir yandan hoşuma gitti ama bunda da klişeler bulmak canımı sıktı. Jace’in dışarıdan özgüvenli tavırlarının arkasındaki kendini ezen, yaralı çocuk oluşu biraz sinirimi bozmadı değil. Ben onun egoist bir hergele gibi hareket edişine vurulmuştum bu yüzden bu kitapta beni biraz üzdü kendileri ama yine de Jace, Jace işte. :)
Kitapta eleştirdiğim bir nokta ise yazarın bazen aksiyonu ve olayları anlatmaya aşırı yoğunlaşmaktan o olayların karakterler üzerindeki etkilerini anlatmayı es geçmesiydi. Bunu en çok bu kitapta hissettim. Özellikle Clary’nin kitabın sonlarına doğru yaşadığı bir olay aslında onun felaketi gibi olması gerekirken Clary’nin duygularına neredeyse hiç değinilmeden olay bir anda seyrini değiştirdi. Ortaya çıkan bazı sırlara verilmesi gereken tepkiler son derece sönük kaldı fikrimce.
Kitabı bitirdikten sonra ilk düşündüğüm “Vay be!” den de önce “Serinin hala devam ettiğine inanamıyorum!” oldu çünkü gerçekten bu kitapta ilk iki kitapta gizemli kalan her şey çözümlenmiş, soru işaretleri giderilmiş ve birçok sorun da çözülmüştü. Hatta öyle ki kitaplar incelenip ilerleyişe ve olay örgüsüne bakılırsa yazarın seriyi üç kitaptan oluşturmak için tasarladığı gibi bir izlenim edinmiyor değilim. . Kitapta hiç durulmayan bir hareketlilik, bir canlılık vardı. Sayfalar elimden kayıp gitti. Kalın bir kitap olmasına rağmen akıcı olduğundan hemen bitirdim ve gerçekten macera filmi izler gibi oldum çoğu zaman. Serinin diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum, yazarın olayları nasıl devam ettireceğini merak ediyorum. Umarım yazar seriyi devam ettirebilmek uğruna serinin kalitesini düşürmemiştir. Güzel bir genç-yetişkin okumak isteyenlere gönül rahatlığıyla tavsiyem. Detaylı yorumlar için:
http://yorumatolyesi.blogspot.com.tr/2016/07/camlarsehri.html
Ölümcül Oyuncaklar serisinin ilk kitabı Kemikler Şehri'nde ilk kitaplarda benim olağan bulduğum durgunluk en aza indirilmişti. Özellikle böyle uzun serilerin başlangıç kitaplarında okuyucuyu konuya alıştırmak için yapılan uzun betimlemeler, tanıtımlar çok yoktu. Yazar bunun yerine olaylar ilerledikçe, sıkmadan bahsetmiş bu tanıtımlardan; bu benim için ilk kitaplarda olan en büyük artılardandır. Çok fazla yaratık var kitapta: iblisler, gölge avcıları, vampirler, kurt adamlar, periler, cinler... Böyle kalabalık kadroyla uğraşmak zordur bir yazar için ama bu seride kurgu çok sağlam oturtulmuş bana göre o yüzden kalabalık yaratıklar hiç sorun çıkarmamış. Son zamanlarda alıştığımız birincil anlatım yoktu, bu da beni çok sevindirdi. Böylece kahramanımızın ne düşündüğünü direkt söylemesi yerine biz çıkarımlarda bulunduk onların davranışlarından, bu da yazarın inceliklerindendi. Ne yazık ki böyle olmasaydı, burası olmamış dediğim yerler de yok değil tabi. Sonu çok fena ters köşe!!!
Kitabı kitaplığımda her gördüğümde aklıma sadece bir Juliet repliği derlemesi geliyor; "Ah Will, Will sen neden Will'sin?"
Gölge avcısı dünyasıyla karşılaştığım ilk kitap ve beni bu dünyaya bağlayan karakterler; Tessa, Will, Jem ve olmazsa olmazımız Magnus Bane :).
Cassandra'nın hayal gücüne hayran değil, aşık olacaksınız.
Bittigine cok ama cok üzülmüstum cidden. Kitap okurken seni icinde yasatiyorsa kitaptir yorumunu bu seriye yapmak istiyorum gercek disi seyler olsada bu dunyada varmislarcasina okudum. Bu seri yuzunden 2 dersten kaldim lisedeyken. Annem zorla 2 lokma yedirirdi. Ben sansliydim ki ben seriyi kesfettigimde butun kitaplari basilmisti. Beklemek zorunda kalmadim. Kac kere okudum. Yine mi baslasam anilarim depresti.
Serinin ikinci kitabı tam istediğim kıvamdaydı ve nedense üçüncü kitaptan daha umutluydum ama ilk 250 sayfasını falan okumak çok zor geldi bana. Nedendir bilinmez bir sıkıldım,istediğim tempoda başlamadı ne yazık ki. İlk canımı sıkan şey şu karışık ilişkiler meselesiydi. Yani kitap boyunca inanılmaz bir ilişki karmaşası yaşandı. Kim kimden hoşlanıyor şaşırdım. Clary'nin gelgitleri ise üstüne cabasıydı. Bir dakika önce Jace'e,ondan uzak durmasını söylerken,bir dakika sonra yine Jace'in peşinde koşmasını istiyordu. Zaten ilk kitaptan beri ikisinin arasında yaşanan bu kararsızlık çok sıkıcıydı. Ayrıca Clary'nin karakterinin hala değişmemesi sinir bozucuydu. Bir türlü öğrenemedi nerede nasıl hareket edeceğini. Hep sonuçlarınu düşünmeden hareket etti. Simon ve Clary'nin artık karmaşaya son verip aralarındaki şeyin adını koymaları tam isabet oldu. Biraz daha uzasaydı çok gereksiz olurdu. Alec hala soğuk bir karakterdi. Bence yazar onun gerçek benliğini üzerinde fazla durmamış. Ama her şeye rağmen Magnus'la mükemmel bir çift olup çıktılar! Clary ve Jace'in ilişkisine odaklanmak yerine o ikisini tercih ederim. Zaten Jace'in kendini beğenmiş tavırları ve gereksiz özgüveni yine fazlasıyla ön plandaydı. Ha bide kitaptaki akrabalık bağları olayı var. Belkide en karmaşık şey oydu. Her an bir köşeden birinin kardeşi,annesi falan çıkabiliyor ve ileriki kitaplarda bunun daha da karışacağına eminim. Ve sonunda bir şekilde Clary'nin de kendini bir Gölge Avcısı olarak herkese kanıtlaması güzeldi.Kitap benim için son kısıma kadar vasattı diyebilirim. İstediğim şeyi tam olarak alamamıştım ama son 200 sayfa oldukça hareketli ve heyecanlıydı. Merak edilen bazı soruların cevapları ortaya çıktı ki artık çıkması da gerekiyordu. Her ne kadar bir çok soru cevaplanmış olsa da yine bazı sorular ortaya çıktı. Umarım serinin geri kalanında bunlarda mantıklı bir şekilde açığa kavuşur.
Seriye başlarken fazla umutluydum ama bence ölümcül oyuncaklar kadar iyi değil. Kitap sonunda beni çok şaşırttı, ters köşe yaptı. Ama gölge avcısı dünyasını seviyorsanız eğer kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap tabi ölümcül oyuncaklardan sonra. Genede ikinci kitabını okur muyum bilmiyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cassandra Clare
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
Tahran, İran, 27 Temmuz 1973
Cassandra Clare, ilgisini romanlara yöneltmeden önce uzun yıllarca Hollywood Reporter’da gazeteci olarak çalıştı. “Ölümcül Oyuncaklar” üçlemesi birçok çoksatar listesinde yer aldı. 2009’un yıldızlarından birine dönüştü. Cassandra, Brooklyn’de yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 149 okur beğendi.
  • 2.742 okur okudu.
  • 64 okur okuyor.
  • 1.345 okur okuyacak.
  • 23 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları