Doğu Perinçek

Doğu Perinçek

Yazar
5.2/10
86 Kişi
·
179
Okunma
·
20
Beğeni
·
1.948
Gösterim
Adı:
Doğu Perinçek
Unvan:
Türk Gazeteci, Siyasetçi, Yazar
Doğum:
Gaziantep, Türkiye, 17 Haziran 1942
17 Haziran 1942 tarihinde Gaziantep'te doğdu. Sadık ve Lebibe Perinçek'in oğlu. Erzincan'ın Kemaliye ilçesi Abçağa köyünden PTT Memuru Cemal Perinçek ile Rahime Perinçek'in ve Malatya'nın Gerimteri köyünden öğretmen İbrahim Olcaytu ile Tunceli Pertek'li Firuze Olcaytu'nun torunları.

İlk çocukluk yıllarını babasının yedeksubaylık ve yargıçlık görevleri nedeniyle Gaziantep, Antakya ve Diyarbakır'da geçirdi. Beş yaşından sonra Ankara'da büyüdü.

Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Bahçelievler Deneme Lisesi'nde ilk ve orta öğrenim gördü.Üniversite yıllarında, 1962 ve 1963'te toplam 10 ay Almanya'da işçilik yaptı ve Almanca öğrendi.Haziran 1964 : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi ve Kamu Hukuku (Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri) kürsüsüne asistan olarak girdi.

Mart 1968 : Hukuk doktoru. Doktora tezinin konusu ve ilk kitabı, Türkiye'de Siyasi Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi'dir.
1964 yılında dünya görüşü olarak sosyalizimi benimsedi.

1967 yılında Dönüşüm dergisi Yazı Kurulu Üyesi ve Başyazarı. Almanya'da Türk Toplumcular Ocağı kurucusu ve ilk Genel Başkanı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi ve Bilim Kurulu Üyesi, Güvenlik Komitesi Başkanı, TİP içindeki Devrimci Muhalefet hareketinin önderlerindendir.

Mart 1968 : Fikir Kulüpleri Federasyonu (Dev-Genç Genel Başkanı). 1968 yılında Türkiye tarihinin en kitlesel ve güçlü gençlik hareketleri sırasında, 29 Nisan 1968 hareketinde, Haziran üniversite işgallerinde gençlik hareketinin "resmi” ve "fiili” önderidir.

Kasım 1968 : Arkadaşlarıyla birlikte Aydınlık dergisini kurdu ve yayınlamaya başladı.
Temmuz 1969 : 50 bin baskı ve satışlı İşçi-Köylü gazetesinin kurucusu ve başyazarı oldu.
21 Mayıs 1969 : Arkadaşlarıyla birlikte yasadışı Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'ni (TİİKP) kurdu. 12 Mart 1971 asker” darbesinden sonra arandı. Şehirlerde ve Söke yakınlarında Beşparmak dağlarında mücadeleye devam eti. Mayıs 1972'de Ankara'da yakalandı. TCK 141. maddeden iki ayrı davada, Hapisanede isyana önderlik iddiasıyla ve mahkemeye hakaretten dört ayrı davada yargılandı. 20 yıl hapis cezasına hükmedildi. 1974 Temmuzunda genel afla serbest oldu.

1975 başında sıkıyönetime karşı çıktığı için yeniden arandı. Üç yıl mücadelesini yeraltında sürdürdü. Haftalık Aydınlık ve Halkın Sesi'nde, aylık Aydınlık'ta başyazıları yayınlandı.
28 Ocak1978 : Aydınlık davasının aklanmayla sonuçlanması üzerine Türkiye İşçi Köylü Partisi'nin yasal kuruluşuna önderlik etti ve ilk Genel Başkanı oldu.

20 Mart 1978 : Günlük Aydınlık gazetesinin kuruluşuna ve yayınına önderlik etti, başyazar oldu.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra tutuklandı, önce 12 yıla, sonra 8 yıla mahkum edildi. 1985 Martında serbest kaldı.

Ocak 1987 : Haftalık 2000'e Doğru dergisinin yayınlanmasına önderlik etti. Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı oldu.

10 Nisan 1990 : "Sansür Sürgün Kararnamesi"nin çıkarılmasıyla hakkında tutuklama kararı verildi. Temmuz'da teslim oldu, Diyarbakır Cezaevi'nde üç ay tutuklu kaldı.

1991 yılında TCK 141. maddesinin kaldırılmasıyla siyasal haklarına kavuştu ve Temmuz ayında Sosyalist Parti 2. Büyük Kongresi'nde Genel Başkanlığına seçildi.

Temmuz 1992'de Sosyalist Parti'nin Anayasa Mahkemesince kapatılması üzerine kurulan İşçi Partisi'ne Genel Başkan seçildi.

1998 yılı Eylül ayının 24. günü, gözaltına alındı. “PKK’ye silah ve para yardımı yapmakla” suçlandı. Ancak Perinçek hakkında 1991 seçimlerinde TRT’de yapılan Liderler Açık Oturumu’nda yaptığı konuşma nedeniyle Terörle Mücadele Yasası 8. maddeye dayanılarak verilen 14 ay hapis cezası infaz edildi. Perinçek, 8 Ağustos 1999’a kadar 10 ay 10 gün Haymana Cezaevi’nde kaldı.

Daha sonra çıkan basın suçlarını erteleyen yasayla yeniden siyasi haklarına kavuştu ve 19 Ekim 1999 günü toplanan İşçi Partisi Olağanüstü Kongresi’nde genel başkan seçildi.

Doğu Perinçek, iyi almanca ve orta derecede İngilizce biliyor.

Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, gazeteci Şule Perinçek ile evli. Dört çocuğu var: Zeynep Perinçek (ODTÜ Endüstri Tasarım mezunu, 1970 doğumlu), Kiraz Perinçek (Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu, 1976 doğumlu), Mehmet Perinçek (Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, 1978 doğumlu), Sadık Can Perinçek (1994 doğumlu).

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. 10 Mart 2014 tarihinde serbest bırakıldı.
ÖCALAN: Türkiye, Irak'la daha iyi anlaşıyor ama, İran'la ilişkileri pek iyi değildir. Çünkü İran'ın antiemperyalist konumu vardır.
Doğu Perinçek
Sayfa 125 - Kaynak Yayınları, 8. basım
Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sanıyorlar. Asıl küfür onların bu sanısıdır. Bu yanlış yorumu yapanların amacı, İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın; hoca olmak sarıkla değil, beyinledir.
Aydınlara, ideoloji kuyumcuları da denebilir. Zihinsel ve sanatsal çabalarıyla belli bir sınıfın ideolojisini işler ve politikasını yürütürler. Teori, doktrin, program, politika, roman, resim, heykel, beste, her tür düşün ve sanat eseri, bu ideoloji kuyumculuğunun somut ürünleridir. Bu ürünleri, belli bir sınıf adına, o sınıfın dünya görüşünü bütün topluma mal etmek için, o sınıfın değerlerini bütün toplumun değerleri haline getirmek için üretirler. Teori için teori veya sanat için sanat yapılmaz. Teori de sanat da, toplumun dünyasını, herhangi bir sınıfın dünyasına eklemlemek, bağımlı kılmak için yapılır.
Bizim dinimiz en akla uygun ve en tabiî bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki, son din olmuştur. Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, bilime ve mantığa uyması gerekir. Bizim inimiz, bunlara bütünüyle uygundur.
Bu birleştirici kurtuluş toplantımız sona ererken, istekleri gerçekleştren Allah Hazretlerinden doğru yolu göstermesini ve şanlı peygamberimizin, ruhunun bütün üstünlüklerinden, bereketinden bağışlaması dileğiyle , vatan ve milletimize ve sonsuz devletimize mutlu gelecekler dilerim.

7 Ağustos 1919
Gazi Mustafa Kemal Paşa- Hükümet dinsizdir demek, halk topluluğuna hükümete hücum edin demektir.
Müştak Bey- Dinsiz demiş Hüseyin Cahit Bey mektubunda bun da çizmiş...
Gazi Mustafa Kemal Paşa- Maddî demeli, cismani demeli ve bu kelimeler varken dinsiz dememeli.
Muhterem sanatkârlar, aziz arkadaşlar; bizi yanlış yola yönelten kötüler, bilirsiniz ki, çoğunlukla din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz... Görürünüz ki, milleti mahveden, esir eden, yıkıma uğratan kötülükler, hep din kisvesi altındaki küfür ve lanetlenmişlikten gelmiştir. Onlar her türlü hareketi dinle karıştırırlar.
Aydının dünya görüşünü, bilgiyi ve sanat eserini nasıl algıladığı belirler. Bilgi özel midir, yoksa toplumun malı mıdır? Kimi aydın, bilgiyi satılan özel bir mal gibi görür.
Atatürk'ün bilime verdiği önemi ve pozitivist olduğunu hepimiz biliyoruz fakat Atatürk'ün evrim teorisi hakkında dahi fikirleri olduğunu ben bu kitapta öğrendim. Örneğin "İnsanlar, sürfeler gibi sulardan çıktılar ilk önce... İlk ceddimiz balıktır. İşler daha ilerledikçe o insanlar, primat zümresinden türediler. Biz maymunlarız; düşüncelerimiz insandır." bu söz Atatürk'e aittir. Kitapta belgeleri ve kaynakları bulabilirsiniz.
Can Dündar, Mustafa filmini yaptığı sırada verdiği röportajda Atatürk konusunda gizlenen belgelerden bahsetmişti ve devamında da bu belgelere ulaşma konusunda da Doğu Perinçek'in hakkını teslim etmek gerekir demişti. Bahsettiği kitaplardan biri bu olmalı. Tonlarca belge var kitapta, çoğu el yazması. Okudukça görüyorsunuz ki adam dinsiz yani çok net ve bu özel hayata ilişkin bir şey değil. Adam bunun kitabını yazmış, paylaşmış fakat sonrasında çevresindeki fareler bunları sansürlemiş. Halbuki Atatürk'ün adı anılacaksa en başta feodaliteye karşı verdiği burjuva devrim mücadelesiyle anılacak. Feodalitenin kendini dayandırdığı en büyük güç de din. Bu ortaçağ kurumuna kalbinden bir saldırı bence her türlü savaş zaferinden değerli. Atatürk'ü salt bir savaş kahramanına, bir gaziye indirgemek adama haksızlık ve bunu kendisini sevdiğini iddia eden insanlar yapıyor. İşte sevgi anlayışları bu. Kendince deforme edip, ehlileştirip güya, sonra da o yarattıkları şeye tapmak! Buna sevgi denebilir mi? Benim bunu anlayabilmem mümkün değil. Benim sevgi anlayışım olduğu gibi kabul etmek üzerine kurulu. Kendin gibi sıradanlaştırdıktan sonra ne anlamı kaldı?
Bugün yaşadığımız çağda geçmişte yaratılmış hurafeler bu denli yaşamımızı etkiliyor ve onu boğucu hale getiriyorsa, bu kitapta işaret ettiği gibi kendi devrimini satanların bunda payı oldukça fazla. İşte burjuvaziye bir kin daha.
Deniz Gezmiş idam edildiği sırada babası çekimser oy veren, Deniz Gezmiş'in idamına yönelik oy veren faşist milletvekiline partisinde görev veren Doğu Perinçek'in samimiyetsiz kitabıdır. Deniz Gezmiş ve yoldaşlarını önce Filistin macerasına sürükleyip, ardından da Deniz Gezmiş ve yoldaşlarını silahlı propaganda konusunda eleştirmek çelişkisine sahip Doğu Perinçek'in, Deniz Gezmiş konusunda söyleyecek en ufak bir sözü yoktur.
Kurtuluş Savaşında genel olarak Türklerin ve Kürtlerin tutumları hakkında kapsamlı bilgiler sunan bir eserdi. Diğer etnik grupların da savaş ve cumhuriyetin ilanına değin bu süreçteki etkileri kitapta işleniyor. Cemiyetler bazında faaliyetler ve Amasya-Erzurum-Sivas Kongleri hakkında kapsamlı bilgiler kitap içerisinde mevcut, kitap genel olarak kurtuluş savaşının kazanılmasında Kürtlerin rolü üzerinde duruyor ve dolayısıyla yazar bu çıkarımlardan hareketle Kürtlerin ve Türklerin ülkenin asli kurucuları olduğu sonucuna varıyor.
Kitap doğuda yaşanan sorunların hangi koşullar altında ve neden oluştuğunu, nasıl filizlendiğini, neden önünün alınamadığını, süreç içerisinde yapılan hataları, bazen bölge üzerindeki çalışma ve raporlara bazen de bu rapolardan çıkan öznel sonuçlarla göre kronolojik olarak izah ediyor. Son kısımda Perinçek"in 40 maddelik tavsiye listesi de bulunmakta. Konuya bakışı çeşitlendirebilmek adına okunabilecek ve kolay anlaşılır bir eser.
Dikkat spoiler içerir.
Vatan Partisi genel başkanı olan yazarın AKP hükümeti ve devletin başı olan başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında yazdığı, onun Yüce Divan'da yargılanması gerektiğini belirttiği ve bunun sebeplerini açıkladığı bir araştırma eseri. ABD kaynaklı isimlerin daha 28 Şubat bile olmadan Erdoğan'ın ülkenin başına geleceğini söylemesi, 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra daha milletvekili ve başbakan olmadan önce Yunan başbakanı ile gizli görüşmeler yapması, ABD Dışişleri Bakanına kendisini başbakan yapmalarını istemesi, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün Colin Powell ile 9 maddelik bir gizli mutabakat imzalaması, bu sebeple bir an evvel Irak tezkeresinin çıkarılmaya çalışılması, Kıbrıs konusunda Rauf Denktaş'ın kandırılması ve Annan Planının uygulanmaya çalışılması, TÜPRAŞ gibi firmaların değerinin çok altında özelleştirilmesi ve rüşvet iddiaları, Kürt sorunu ile ilgili olarak BOP merkezinin Diyarbakır olacağının açıklanması, PKK terör örgütünün sanki bir tarafmış gibi silah bırakmasının istenmesi, çeşitli dönemlerde AKP'li yetkililerin yaptığı irticai ve Cumhuriyet düşmanı açıklamalar, AB uyum süreci kapsamında yasalar üzerinde yapılan ciddi değişiklikler, Anayasa değişikliği talebi ile hükümranlık haklarımızda ciddi kesintilerin bizzat bizim meclis tarafından talep edilmesi, devlet içerisindeki tarikat ve cemaat yapılanmaları, özellikle Danıştay saldırısı ve Hrant Dink cinayetindeki Fetullahçı izleri gibi pek çok konu anlatılıyor. Sonrasında Erdoğan'ın İBB başkanlığından itibaren yaptığı gaf denilebilecek açıklamaları ve o zamanki adı ile İşçi Partisinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı suç duyurusu metni de yer alıyor. Özellikle AKP'nin ilk dönem icraatlarını hatırlamayanların mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Orta Asya Uygarlığıyla ve dolayısıyla bu uygarlığın önde gelen unsurlarından Türklerle ilgili güzel bir kitap. Ön-Türk tarihi ve akraba toplulukların kökeni hakkında güzel tespitler var. Kitap Türk isminin tarihin çok eski zamanlarından beri etnik bir tabir olarak değil, daha çok aynı devlet çatısı altında toplanmış, aynı hakana ya da yöneticiye bağlı, aynı dili konuşan fakat farklı unsurlardan oluşan toplulukların ortak ismi olarak kullanıldığı çıkarımdan hareketle ilerliyor ve Orta Asya uygarlığını da bu bağlamda değerlendiriyor. Dili oldukça sade, kısa bir kitap olmasına karşın bilgiler doyurucu. Etimoloji ile ilgilenenlerin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
Herkesin kendine özgü bir kahramanlık hikayesi vardır ve tüm denizler ölümsüzdür buda benim denizimdir 🤫Herkesin taraflı veya tarafsız okumasını isterim
Pkk'yi kuruluşundan gelişimine detaylariyla anlatan bir kitap. Örgüt kurulurken ülkemiz tarafından yapılan ihmaller, örgütün palazlanmasi sürecinde ileriye dönük tehtidininn görmezden gelinmesi gibi daha pek çok noktaya değinilmiş. Bununla birlikte kitapta örgütün yıllar itibariyle izlemiş olduğu politikalar da dönem dönem incelenmiş. Türkiye Solunun Pkk'ye yönelik tutumları yazar tarafından gerekçeleri gösterilerek bol bol eleştirilmiş. Kitabın sonuna doğru Kürt sorununun nasil çözüleceğine dair yazarın çıkarımları bulunmakta.
Cumhuriyet Devrimi ideolojisinin doğal olarak Atatürk'ün din ve Allah olgularına bakışının belgelerle anlatıldığı bir kitap. Belge arası not okudum diyebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Doğu Perinçek
Unvan:
Türk Gazeteci, Siyasetçi, Yazar
Doğum:
Gaziantep, Türkiye, 17 Haziran 1942
17 Haziran 1942 tarihinde Gaziantep'te doğdu. Sadık ve Lebibe Perinçek'in oğlu. Erzincan'ın Kemaliye ilçesi Abçağa köyünden PTT Memuru Cemal Perinçek ile Rahime Perinçek'in ve Malatya'nın Gerimteri köyünden öğretmen İbrahim Olcaytu ile Tunceli Pertek'li Firuze Olcaytu'nun torunları.

İlk çocukluk yıllarını babasının yedeksubaylık ve yargıçlık görevleri nedeniyle Gaziantep, Antakya ve Diyarbakır'da geçirdi. Beş yaşından sonra Ankara'da büyüdü.

Ankara Sarar İlkokulu, Atatürk Lisesi ve Bahçelievler Deneme Lisesi'nde ilk ve orta öğrenim gördü.Üniversite yıllarında, 1962 ve 1963'te toplam 10 ay Almanya'da işçilik yaptı ve Almanca öğrendi.Haziran 1964 : Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi ve Kamu Hukuku (Devlet Teorisi ve Kamu Hürriyetleri) kürsüsüne asistan olarak girdi.

Mart 1968 : Hukuk doktoru. Doktora tezinin konusu ve ilk kitabı, Türkiye'de Siyasi Partilerin İç Düzeni ve Yasaklanması Rejimi'dir.
1964 yılında dünya görüşü olarak sosyalizimi benimsedi.

1967 yılında Dönüşüm dergisi Yazı Kurulu Üyesi ve Başyazarı. Almanya'da Türk Toplumcular Ocağı kurucusu ve ilk Genel Başkanı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi ve Bilim Kurulu Üyesi, Güvenlik Komitesi Başkanı, TİP içindeki Devrimci Muhalefet hareketinin önderlerindendir.

Mart 1968 : Fikir Kulüpleri Federasyonu (Dev-Genç Genel Başkanı). 1968 yılında Türkiye tarihinin en kitlesel ve güçlü gençlik hareketleri sırasında, 29 Nisan 1968 hareketinde, Haziran üniversite işgallerinde gençlik hareketinin "resmi” ve "fiili” önderidir.

Kasım 1968 : Arkadaşlarıyla birlikte Aydınlık dergisini kurdu ve yayınlamaya başladı.
Temmuz 1969 : 50 bin baskı ve satışlı İşçi-Köylü gazetesinin kurucusu ve başyazarı oldu.
21 Mayıs 1969 : Arkadaşlarıyla birlikte yasadışı Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi'ni (TİİKP) kurdu. 12 Mart 1971 asker” darbesinden sonra arandı. Şehirlerde ve Söke yakınlarında Beşparmak dağlarında mücadeleye devam eti. Mayıs 1972'de Ankara'da yakalandı. TCK 141. maddeden iki ayrı davada, Hapisanede isyana önderlik iddiasıyla ve mahkemeye hakaretten dört ayrı davada yargılandı. 20 yıl hapis cezasına hükmedildi. 1974 Temmuzunda genel afla serbest oldu.

1975 başında sıkıyönetime karşı çıktığı için yeniden arandı. Üç yıl mücadelesini yeraltında sürdürdü. Haftalık Aydınlık ve Halkın Sesi'nde, aylık Aydınlık'ta başyazıları yayınlandı.
28 Ocak1978 : Aydınlık davasının aklanmayla sonuçlanması üzerine Türkiye İşçi Köylü Partisi'nin yasal kuruluşuna önderlik etti ve ilk Genel Başkanı oldu.

20 Mart 1978 : Günlük Aydınlık gazetesinin kuruluşuna ve yayınına önderlik etti, başyazar oldu.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra tutuklandı, önce 12 yıla, sonra 8 yıla mahkum edildi. 1985 Martında serbest kaldı.

Ocak 1987 : Haftalık 2000'e Doğru dergisinin yayınlanmasına önderlik etti. Genel Yayın Yönetmeni ve Başyazarı oldu.

10 Nisan 1990 : "Sansür Sürgün Kararnamesi"nin çıkarılmasıyla hakkında tutuklama kararı verildi. Temmuz'da teslim oldu, Diyarbakır Cezaevi'nde üç ay tutuklu kaldı.

1991 yılında TCK 141. maddesinin kaldırılmasıyla siyasal haklarına kavuştu ve Temmuz ayında Sosyalist Parti 2. Büyük Kongresi'nde Genel Başkanlığına seçildi.

Temmuz 1992'de Sosyalist Parti'nin Anayasa Mahkemesince kapatılması üzerine kurulan İşçi Partisi'ne Genel Başkan seçildi.

1998 yılı Eylül ayının 24. günü, gözaltına alındı. “PKK’ye silah ve para yardımı yapmakla” suçlandı. Ancak Perinçek hakkında 1991 seçimlerinde TRT’de yapılan Liderler Açık Oturumu’nda yaptığı konuşma nedeniyle Terörle Mücadele Yasası 8. maddeye dayanılarak verilen 14 ay hapis cezası infaz edildi. Perinçek, 8 Ağustos 1999’a kadar 10 ay 10 gün Haymana Cezaevi’nde kaldı.

Daha sonra çıkan basın suçlarını erteleyen yasayla yeniden siyasi haklarına kavuştu ve 19 Ekim 1999 günü toplanan İşçi Partisi Olağanüstü Kongresi’nde genel başkan seçildi.

Doğu Perinçek, iyi almanca ve orta derecede İngilizce biliyor.

Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu, gazeteci Şule Perinçek ile evli. Dört çocuğu var: Zeynep Perinçek (ODTÜ Endüstri Tasarım mezunu, 1970 doğumlu), Kiraz Perinçek (Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu, 1976 doğumlu), Mehmet Perinçek (Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi, 1978 doğumlu), Sadık Can Perinçek (1994 doğumlu).

Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alındı. 10 Mart 2014 tarihinde serbest bırakıldı.

Yazar istatistikleri

  • 20 okur beğendi.
  • 179 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 209 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.